Paylaş
Fotoğraf arşivinize girdiğinizde, çok eskilere gitmenize gerek yok, 1 sene öncesinde bile görünümünüzde kuvvetli farklılıklar görmeniz olası.
Çocukken annemiz oluruz.
O ne giydirirse, onun bizim adımıza karar verdiği karaktere bürünürüz.
Ergenlikle birlikte iş yavaş yavaş değişmeye başlar. Ama iyi ama kötü kendi stilimizi oluşturmaya başlamanın çatışmalarla dolu ayak sesleri duyulmaya başlar.
Şanslı olup vizyonlu bir ailede yetişenler için işler keyifli, fakat bu konuda en ufak bilgisi olmayan (ki olmak zorunda değil) bir ailede büyüyenler için durum daha meşakkatli. Çünkü stilini oturtmak için deneme-yanılma ile dolu geçecek upuzun yıllar kendisini hazır olda bekliyor demektir.
Stil her 10 senelik yaşamsal evrelerde kendini mutasyona sokmayı dener. Modanın hep 10 senede bir kendini yenilemesi gibi. 30’lara doğru yavaş yavaş oturmaya başlar.
“Bir kadının en güzel yaşları 40’larda başlar” diye boşuna dememişler.
Kendini, stilini, hayata karşı duruşunu bulmuş kadın, genellikle 40’lı yaşların başlangıcına denk geliyor.
Peki vizyon yoksa stil, gelişir mi?
İşte bunun cevabı maalesef hayır.
Vizyon dediğiniz şey doğuştan geliyor.
Eğer vizyonlu bir ailede yetişmişseniz yaşınızla, gittiğiniz gördüğünüz yerlerle, çevrenizle, okuduğunuz okulla, arkadaş seçimlerinizle, yaşadığınız sürece katlanarak evrilmeye devam eder.
Stilin parayla geldiğini savunanlar var. Bu fikri son derece yersiz buluyorum, hatta stilin sadece vizyonla bir tutulması gerektiğini düşünüyorum.
Tabloya bir de ekonomik özgürlük dahil olabiliyorsa, ortaya çıkan sonuç dillere destan oluyor.
Stil sadece giydiğiniz kıyafet değildir. En önemli göstergesi yaşam alanıdır.
Ben hiç tanımadığım bir insanın tarzını, evinin dekorasyonu ve kıyafetinde stiline dahil ettiği ince detaylardan anlamaya çalışırım. Çünkü vizyonlu kişiyi bunlar belirler. Giyinmek kolay, asıl zor olan ona kendi stilinizi ekleyebilmek.
“O kadar para bende olsa, ben de yaparım”cılar için hep aklımdan geçen “Keşke olsa da görsek” olur.
Para sizi elegan yapmaz, eğer bu içinizde yoksa. Çünkü hepsi bir bütündür.
O yüzden “sonradan görme” deyimi türemiştir.
Vizyonlu ve stil sahibi olan kişiler sessiz lüksü, klasik parçaları tercih eder. Stili olan ama vizyonu olmayanlar ise tek bir dokunuşla bile üzerindeki her parçayı yerle bir etmeyi başarır, sessiz lüksü uyarlamaya çalışır ama kullandığı çanta veya göstermek istediği fazla aksesuvarıyla bir türlü o istediği kadın “gömleğini” üzerinde taşıyamaz.
Trendler geçici, stil kalıcıdır ve evet, vizyonu olmayan kişi stil sahibi olamaz.
O yüzden vitrini giymeye çalışmak yerine, vizyonunu geliştirmeye çalışmak bir kadının kendine yapacağı en büyük yatırımdır.
Modadan son dakika
Balmain’de 14 yıllık devir kapandı. 14 yıldır kreatif direktör koltuğunda oturan Olivier Rousteing, markadan ayrıldığını açıkladı.
Yıllardır trend yaratamadığı, ekstrem keskin ve büyük vatkalarından hepimize gına getirdiği için bence çok yerinde bir karar olmuş.
Tüm markaların yeni bir kan arayışına girip dengeleri değiştirmeye çalıştığı bir zaman diliminde Balmain’in bu kararı almak için geç bile kalmıştı.
Bakalım yerine kim gelecek?
Çünkü modaevi olarak köprüden önce son çıkışa girmiş durumda.
Paylaş