GeriHande Can Soğuk havalarda şık olmak mümkün mü?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Soğuk havalarda şık olmak mümkün mü?

Çok ama çok üşüyen bir insan olarak kabus dolu günlerim başladı. Havaların soğumasıyla birlikte kıyafet seçimlerimde ilk önce sıcak tutup tutmadığına bakıyorum.

Hele sokakta o soğukta kısa üstler giyip hiç üşümeden dolaşanlara ciddi anlamda hayranlığım söz konusu, benim için imkansız bir durum çünkü.
Neredeyse içime şimdiden yün atlet giyeceğim, o derece. Ama soğukla birlikte şıklığı elden bırakmalı mı?
Zor olsa da cevabım kesinlikle “hayır”.
Bu hususta dikkat edilmesi gereken birkaç tane püf nokta var.
Mesela kaban seçimi. Evet, kabanlar içimize giydiğiniz her şeyi kamufle ediyor.
O yüzden işimiz daha zorlaşıyor.
Klasik bir model yerine kışın kasvetli günlerinde, bu sezonun trendlerinden olan canlı renkteki suni kürkler, pelerinler ve kabanlar kadar sıcak tutan kalın, uzun ve salaş yün hırkalar da doğru başlangıç olacaktır.
Dış giyim ürünleri diğerlerine göre daha maliyetlidir ama bu aylarda yapılan büyük indirimlerden bir şeyler yakalarsanız değmeyin keyfinize.
KOMBİNİ AKSESUVARLA TAMAMLAYIN
Dış giyimin en büyük aksesuvarı kemerlerdir. Üzerimize giydiklerimiz çok kalın olacağı için erkek reyonundaki kemerlere göz atmanızı tavsiye ederim.
Özellikle düz siyah, kalın, klasik erkek kemeri manto üzerine takılabilecek en güzel modellerden.
Diğer önemli detay ise sizi sıcak tutmaya devam edecek, kıyafetleri tamamlayacak ama mantonuzu çıkarttığınızda da zevkinizi ortaya koyacak aksesuvar seçimleri...
Genelde kışın düz renkli, dik veya bisiklet yakalı kalın kazakları tercih ediyoruz.
Baktığınızda hiçbir özelliği yok ama burada devreye sezonun da en trend parçası olan büyük takılar devreye giriyor. Kocaman gösterişli bir küpe veya fütüristik formlarda, altın rengi kalın bir kolye kuşkusuz sizi daha şık ve kendinden emin gösterecektir.
Şıklığı bir üst seviyeye taşıyacak detaylardan bir diğeri ise şapkalar ve eldivenler. Bu sayede tüm bakışları üzerinize çekebilirsiniz. Mesela bu sezon Zara’da çok güzel kışlık fötr şapkalar var. Muhakkak bir tane edinin derim.
Dümdüz siyah bir manto giyseniz bile belinize taktığınız kemer ve siyah bir şapka ile tüm gözleri üzerinize çekebilirsiniz. Kısacası az efor sarf edip, indirimi güzel değerlendirip, kışın şık olmak mümkün.

İndirim döneminde alınabilecek kıyafetler:
◊ Klasik uzun bir manto
◊ Canlı renkte suni kürk
◊ Siyah ve taba çizme veya bot
◊ Kemer
◊ Yüksek belli jean
◊ Hoodie
◊ Oversize kazaklar

X

Siz hâlâ etiket okumayanlardan mısınız?

Günümüz şartlarında organik beslenmek veya doğal ürünlerle kişisel hijyenimizi gerçekleştirmek nerdeyse hayal oldu. Elimizi attığımız her ürünün içeriğinde vücuda zararlı bileşenler var. Birçok ülke hayvan, bitki ve besin zincirine zarar veren içerikli ürünleri yasaklamaya başladı, ülkemizde ise hâlâ kendimizi ve doğayı korumak adına atılan bir adım yok.

Yapabileceklerimiz bireysel olarak sınırlı. Ama artan iyi yaşam bilinci ve bireysel aydınlanma, reklam kampanyalarının dilini değiştirmeye başladı. Bu değişimi de küçük bir başlangıç olarak yorumlayabiliriz.
Hepimiz güzelleşmek, gençleşmek istiyoruz kabul ama bunu elde etmek için sağlığımızı riske atmaya değer mi? Mesela günde iki kere fırçaladığınız dişleriniz için kullandığınız florür içeren macunun zeka geriliği, erken ergenlik, tiroid ve kemik problemi olarak size geri döndüğünü kanıtlayan birçok araştırma mevcut.
Bunu bile bile florürlü diş macunu kullanıp vücuda kimyasal sokmak ne kadar mantıklı?
Temiz içerikli ürün seçerken, muhakkak etiket okumak gerekiyor ama içerikte neyi aramamız gerekli, hangi bileşenlerin olduğu ürünlerden kaçmak gerekiyor, bilinçli tercih yapmak için genel kavramların ne anlama geldiğini bilmek çok önemli.
Mesela yıllarca üç beyazdan uzak dur dediler. Artık o ne diye sormuyoruz, üç beyaz denildiğinde “un, tuz, şeker”den bahsedildiğini biliyoruz. Ama bu üç beyazdan daha tehlikeli, gördüğümüz an kaçarak uzaklaşmamız gereken başka bir üçlü daha var. “Paraben, florür ve SLS” ailesi.
Kozmetik sekörünün “koruyucu” diye lanse ettiği ama en toksik cilt bakım bileşeninden biri olan parabenler egzama, cilt ve deri hastalıklarının en büyük sebeplerinin başında geliyor. Ayrıca cilt tarafından emildiği için sadece yüzeyde kalmıyor, vücudu içten içe etkiliyor. Tüm dokulara, idrara ve hatta kana dahi karışabiliyor.
2004 yılında yayınlanan bilimsel bir makalede, meme kanseri olan kişilerin kanserli dokularında paraben tespit edildiği belirtildiğinde, endişelerin boyutu daha da artmıştı.

Yazının Devamını Oku

Modanın durumu 2022

Uzun zamandır bekle-diğim, bu yıl altıncısı gerçekleşen McKinsey & Company ile The Business of Fashion’ın ortak olarak hazırladığı “Modanın durumu 2022” raporu açıklandı.


Hazır giyim sektörünün geleceğini şekillendiren temel trendleri ortaya koyan rapor, moda endüstrisini nasıl bir geleceğin beklediğini gözler önüne seriyor.
Küresel moda endüstrisinin önde gelen yöneticileri ve birçok uzmanın analizleri ve anket sonuçları doğrultusunda hazırlanan raporda, Türkiye moda endüstrisinin en umut veren tedarik noktaları arasında gösterildi.
Bilindiği üzere tedarik sorunu kapımıza dayanan en büyük kriz. Her geçen gün daha fazla işletme, yeni ürünlerin geç gelmesi, çeşitliliğin tüketiciler nezdinde yankı uyandırmaması ve stok fazlası üzerindeki indirimlerin artması gibi nedenlerle gelirlerinin düştüğünü bildiriyor.
McKinsey uzmanları, ankete katılanların neredeyse dörtte üçünün coğrafi açıdan yakın ülkelerden ürün tedarik etmeyi planladıklarını söylüyorlar.
Türkiye’nin bu nedenlerle özellikle Avrupa pazarı için oldukça cazip hale geldiğini belirtiyorlar. Örneğin, Almanya için bir ürünü Güneydoğu Asya’dan tedarik etmek 30 gün sürerken, ürünün Türkiye’den lojistiği 3 ila 6 gün arasında tamamlanıyor.
McKinsey & Company ortağı İlke Bigan, “Rekabetçi kalabilmek için hızlı yanıt süreleri ve tedarik zinciri esnekliği günümüzün moda şirketleri için her zaman olduğundan daha da önemli hale geldi. Bu durum, coğrafi konumu nedeniyle Türkiye’ye belirli avantajlar sağlıyor. Önümüzdeki dönemde bu avantajı daha etkili şekilde değerlendirebilmeleri için moda sektöründeki iş liderlerine, dijitalleşmeyi hızlandırmalarını öneriyoruz” diyor.

Yazının Devamını Oku

2022 trendleri neler olacak?

...

Vintage ve ikinci el pazarlar

Sürdürülebilir alışveriş alışkanlığını değiştirmek, moda döngüsüne katkıda bulunabilmek ve markaların tüketim odaklı ortaya çıkardığı zararı bir nebze olsa hafifletebilmek uğruna ikinci el ve vintage markalara olan talebin artışını gözlemleyebiliyoruz.

Vintage ve ikinci el fikri moda markalarını da cezbetmiş durumda. Ayrıca dünya genelinde kiralama ve yeniden satma platformlarında yukarıya doğru ivmelenme var. İngiltere’nin en büyük kiralama ve ikinci el satış sitesi olan My Wardrobe HQ Valentino ve Oscar de la Renta’dan sonra Burberry ile de işbirliğine başladı.

Çantalardan ikonik trençkotlara kadar markaların dikkat çeken ürünleri internet sitesinde satışa sunulduğu gibi dört, yedi veya on dört günlük sürelerle kiralama da yapılabiliyor. Kullanıcılar aynı zamanda beğendikleri vintage veya ikinci el kıyafetleri direkt olarak satın alabiliyor.

Ama en güzeli, müşterilerin bağışladığı Burberry parçaların satışlarından elde edilecek gelirin büyük bir kısmının, iş arayan kadınlara danışmanlık veren vakfa bağışlanacak olması.

Bu fikri çok sevdim. Bize de ilham olması gereken bir iş planı bence.

Dark AcademIa Trendi

Renkli giyinmekten hoşlanmayanların çok seveceği, 19. yüzyıl kostümlerini beğenenler için ortaya çıkan bir trend.

Yazının Devamını Oku

Dikkat neredeyse enerji oraya akar

Daha önce “manifestation” kelimesini duymuş muydunuz? Duymayanlar için söyleyeyim, aslında basit bir temelden ortaya çıkmış ve özü zihnin yaratabilme gücüne tüm içtenlikle inanmak.

“Hayal edilenler sanki gerçekmiş gibi yüksek enerjiyle ve pozitif titreşimler yayarak hissedilirse, fiziksel dünyada da gerçekleşir” denir ki ben de buna çok inanıyorum. Hatta imgeleyerek yani canlandırarak olmasını istediğim birçok şeyi gerçekleştiririm.
Bazıları buna “çok isteyince olur” diyebilir. Ama olmasının sebebi çok istemekten ziyade pozitif titreşimler yaymaktır. Hayallerinizi hayatınıza çekmek için bir yol daha var, yazmak. Bu eyleme “manifestation journal” yani “manifestation günlüğü” deniyor.
Bu günlüğün amacı, sadece hayal edilenlere, gerçekleşmesini arzu ettiğiniz en derin, en limitsiz hayallerinize, yüksek enerjiyi hissetmeniz.
Yani zihninizi, yazıya döktüklerinizi gerçekten yaşanma ihtimaline inanmayı sağlamak diyebiliriz. Bu aynı dersi yazarak öğrenmek gibi. Yazarken zihin nasıl bilgiyi çabuk alıyorsa, manifestation günlüğünde de yazdıkça yaydığınız enerji gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaşiyor.
Burada asıl sır, yazarken hepsini gerçekmiş gibi hissetmekte. Bunu yapmakta zorlanıyorsanız, yazmadan önce hayalinizin gerçekleşmesi durumunda ne gibi hisler duyardınız, bunu düşünerek başlayabilirsiniz.
Çünkü yazarken hissettiğinizde enerji frekansı değişiyor, bu da size hayallerinizi gerçekleştirmeniz için ilham oluyor.
Bu arada manifestation enerjiyi şekillendiren şey detaylardır. Hayal ettiğiniz şey konusunda ne kadar detaylı olursanız, gerçekleşme imkanı o kadar yüksek olur.

Yazının Devamını Oku

Yaşama dost hijyen

Otoimmün sistemi hastalıklarının ve kilo verememenin sebeplerinden birinin cildiniz için kullandığınız kozmetik malzemelerden aldığınız toksinler olduğunu biliyor muydunuz?


Cildimizden emilerek vücudumuza giren toksinler uzun vadede hormonal sorunlara yol açıyor. Etiket okumanın önemini defalarca vurguluyorum. Yüzünüze sürdüğünüz her malzemenin içeriğine dikkat etmeniz çok önemli.
Ne olduklarını anlamanız için kimyager olmaya gerek yok. İçeriğinde ne kadar çok anlayamadığınız malzeme varsa, o kadar zararlı ürün kullanıyorsunuz demektir.
Diyorlar ki yiyemeyeceğiniz hiçbir malzemeyi yüzünüze sürmeyin.
Ama bu kadar doğal içeriklerin olduğu ürünleri bulmak da hiç kolay değil.
O yüzden eskilerin babaanne reçeteleri şu an için çok değerli. Mesela haftada iki kere yapılması tavsiye edilen ölü deriyi arındıran peeling için 1 yemek kaşığı saf zeytinyağını, 1 yemek kaşığı toz şekerle karıştırıp, dairesel hareketlerle masaj yaptıktan sonra ılık suyla yıkamak gibi...
İyi yaşam bütünüyle ele alınmalı.

Yazının Devamını Oku

Güzellik dünyası ve yeniden doldurulabilir ambalajları

Karbon ayak izinin yarattığı tahribat, tekstil sektörünün binlerce litre su tüketimi sonucunda ortaya çakan çevresel kirlenme ve gezegenin düşmanı ambalaj atıklar... Liste uzar gider.


Çevre sağlığı, iklim krizinin bireysel olarak üzerimize düşen sorumlulukları, devletlere ve markalara bireysel olarak farkındalık yaratmak adına yapmaya çalışılan yaptırımlar, Z kuşağının tavırları bu düzeni değiştirmeye yeterli değil. Ama tüm bu gelişmelerin sektörde değişiklik başlatması da bir o kadar sevindirici.
Mesela sektörün en büyük zararlarından biri ambalaj atıklar. Ürünler bittikten sonra çöpe atılan kutuların doğada çözülmesi binlerce yıl sürüyor.
Sektörün her yıl 142 milyar parça ambalaj ürettiğini düşünürsek ne kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzu ve biten ürünleri yeniden doldurulabilir ambalajlarla kullanmanın ‘oyunu’ nasıl değiştireceğini öngörmek mümkün. Küçük gibi gözüken adımların üretim hacmiyle karşılaştırıldığında ne kadar ileri bir değişikliğe yol açtığını görmek diğer markalar için de ciddi yaptırım sebebi.
Dünyanın en yenilikçi geri dönüşüm şirketi “TerraCycle” birçok farklı marka için yeniden doldurma hizmeti sunuyor.
“Eco-refill” olarak adlandırılan bu sistem lüks kozmetik markalarının koleksiyon hacminde çoğalarak devam ediyor.
Bunun en güzel örneklerinden biri Hermes’in rujları.

Yazının Devamını Oku

Partiye hazır olun muhteşem bir koleksiyon geliyor

Sürdürülebilirlik ve eğlencenin bir araya geldiği, cesur kadınların tercih edeceği son teknoloji geri dönüştürülmüş ve geri dönüştürebilir materyal kullanılarak tasarlanmış Innovation Circular Design Story koleksiyonu, H&M Innovation Stories’in en güçlüsü.

Koleksiyon, modayı, süslenmeyi, kombin yapmayı, aynanın karşısında poz vermeyi, dans etmeyi ve özgür olanların hazırlanma hissini ana tema olarak alıyor.
Ayrıca pozitif değişime kendini adamış stil sahibi kadınların da tercihi olacak.
H&M Innovation Stories sürdürülebilir materyal, teknoloji ve üretim süreçlerini teşvik etmeye adanmış koleksiyon zincirlerinden oluşuyor.
İlki “Science Story” koleksiyonuydu ve son teknoloji sürdürülebilir materyalleri savunmuştu. Bunu “Colour Story” izledi ve renkle çalışmanın daha sürdürülebilir yöntemlerine öncülük verdi.
Üçüncüsü hayvan dostu modaya ve hayvan bazlı tekstillerin alternatiflerine odaklanan “Co-Exist Story”ydi.
Dördüncü ve en sonuncusu ise 9 Aralık’ta satışa sunulacak, döngüsel tasarım stratejilerine ve kumaşlarına odaklanan “Circular Design Story”.
Burada modanın neşe kaynağı olmasının bir kutlaması ile birlikte sürdürülebilir modanın görsel klişelerine meydan okuma söz konusu.

Yazının Devamını Oku

İrade nerede başlar nerede biter?

Her pazartesi başlayıp, salı öğleden sonra biten diyetler, “asla almayacağım” dedikten hemen sonra limiti biten kredi kartları, “tatlıyı kesiyorum” dedikten sonra dolap köşesinden itinayla çıkartılan çikolatalar, “asla barışmayacağım” sözünün üzerinden geçen yarım saatin ardından açılan telefonlar...


İrade kolaymış gibi geliyor değil mi? Ama insanın kendisiyle en büyük savaşı aslında.
Aralık ayı geldi çattı. Black friday, cyber monday, kermesler, yılbaşı öncesi ve yılbaşı sonrası indirimleri gibi iradeyi zorlayacak, tüketime odaklı koskoca bir ay.
“Kartlarım dolu, tek bir parça bile ürün almamam” lazım dedikten 10 dakika sonra “yine de bir bakayım, belki uygun fiyata bir şey bulurum” diye internet sitelerinde alışveriş odaklı dolaşmaya başlandı.
Şimdi size tüketimi minimuma indirmek adına birkaç ipucu vereceğim.
İndirim batağında boğulmamak için bunları başucu kitabı gibi aklınızın köşesinde tutun ki, zamanı geldiğinde alarm çanları gibi uyarı niteliğinde kulağınızda çınlasın.
Şunu kabul edelim, biz kadınların alışveriş konusunda irademiz zayıf.

Yazının Devamını Oku

Yeni trend alarmı: Sağlıklı bedenler

Uzun zamandır lüks markaların en son trend tasarımlarını giyen kadınlar yerine makyajsız, pırıl pırıl saçlı, sımsıkı cilde sahip, fit ve sağlıklı görünen kadınları daha güzel bulmaya başladım.

Kendine dönen kadının enerjisi ile materyalist dünyada kısılı kalmış kadın arasında o kadar gözle görülür bir fark var ki...
Sistemsel olarak çok fazla tüketime teşvik ediliyoruz ama buna bir ‘dur’ deyip kendimize zaman ayırma zamanımız gelmedi mi?
Vücut dediğimiz mekanik sistemin arabamız bozulunca servise götürdüğümüz gibi hasarlarını onarması için pit stop’a ihtiyacı var.
Bu pit stop’un adı ise Alpler’in ortasında, enfes Altaussee gölünün yamacında kurulmuş sağlıklı yaşam kliniği olan Vivamayr olabilir. Sağlıklı yaşam gurusu Gwyneth Paltrow, Nicole Kidman, Kate Moss, Elizabeth Hurley, Rebel Wilson gibi dünyaca ünlü starların müdavimi olduğu klinikte yaşadığınız tüm deneyimler, sonraki yaşamınızı değiştirecek bir aydınlanma üzerine kurulu.
Klinikte kürler en az 7 gün kalacak şekilde programlanmış ama genelde 3 hafta kalmanızı tavsiye ediyorlar.
Eğer kalma şansınız yoksa döndükten sonraki 2 hafta boyunca aynı beslenme programına devam etmenizi şiddetle tavsiye ediyorlar.
Peki nedir bu Mayr kürü?

Yazının Devamını Oku

Atatürk’ün moda anlayışı

Atatürk’ün insanlık tarihinin dört büyük strateji dehasından biri olduğuna değinmeme gerek yok. Bunu bizim kadar tüm dünya da biliyor zaten.

Çok şık, zarif ve elegan giyiminden de bahsetmeyeceğim ama bu giyimin altında yatan, ağzımı açık bırakan vizyonerliğinden bahsetmeden geçmem mümkün değil.
Moda ile ne kadar ilgili olduğunu, giydiği kıyafetlerin kalıpları ve seçtiği kumaşların renginden çok iyi görebiliyoruz.
Geçen günlerde arşivleri karıştırırken Vural Gökçaylı röportajına rastladım ve daha önce hiç bilmediğim bir bilgi ile karşılaştım.
Böylece benim hep dikkatimi çeken Atatürk’lü 1930’larda çekilen, şıklık yarışı içinde olan balo fotoğraflarının taşları yerine oturmuş oldu.
Atatürk’ün moda ve Avrupa sosyetesi ile olan yakınlığı, 1930’larda hızla yayılan moda anlayışı ve dünyayı yavaş yavaş saran tasarımsal ünü sayesinde Coco Chanel’i radarına almasına neden olmuş.
Daha Chanel, Chanel değilken o müthiş vizyonu sayesinde devletin silahlı gücünün estetik açıdan ne kadar önemli bir duruş sergilediğinin farkına varıp, Coco Chanel’in kendisinden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üniformalarını tasarlamasını rica etmiş.
1930’lardaki askeri üniformaları gösteren görseller yok denecek kadar az ama askerlerimiz 1945’e kadar Chanel tasarımı olan kıyafetleri giymiş.

Yazının Devamını Oku

PETA onaylı koleksiyon

H&M’in 2021 yılı başlarında başlattığı, sürdürülebilir malzemeler ve tasarımlar sergilemeyi amaçlayan Innovation Stories girişiminin üçüncü bölümü olan Co-Exist Story koleksiyonu uzun bir aradan sonra uluslararası ortamda, fiziksel lansman eşliğinde Paris’te tanıtıldı.

Fast fashion yani hızlı moda dünyasının öncü isimlerinden olan H&M, markanın çevreye duyarlı olabileceğini her geçen gün farklı projeler eşliğinde kanıtlıyor.
Hayvan hakları kuruluşu PETA tarafından onaylanan Co-Exist Story koleksiyonu ile hayvan dostu modanın var olabileceğini hep birlikte görmüş olduk.
Koleksiyonun önemli özelliği son teknoloji içermesi yani koleksiyondaki tasarımların tamamı yenilikçi ve sürdürülebilir kaynaklardan elden edilen, hayvansal materyallere alternatif olarak tasarlanan malzemelerle hayata geçirilmiş olması.
Mesela dış giyim ürünlerinin tümü kaz tüyüne alternatif olarak, yerel çayırlarda yetiştirilen ve elle toplanan kır çiçeklerinden yapılmış, böcek ilacı ve yapay sulama içermeyen FLWRDWN teknolojisi ile üretilmiş.
Benim en çok dikkatimi çeken ise deriye alternatif olarak çıkartıkları, şarap yapımı sırasında atılan üzüm kabukları, sapları ve tohumlarından elde edilen vegan malzeme olan VEGEA...
Bu teknolojinin tüm markalara yayıldığını düşünsenize... Sektörün kanayan yarası olan hayvan kaynaklı malzemelerin kullanımına son verilmesi demek olabilir.
Koleksiyonda balık ağları, kumaş artıkları veya yüne alternatif olarak yeniden canlandırılmış, herhangi bir fosil kaynak barındırmayan ECONYL adını verdikleri endüstriyel kumaşlar da mevcut.

Yazının Devamını Oku

Sanat ve modanın NFT hali

Eşsiz sanat eserleri olarak lugatımıza giren “non-fungible token” (Dönüştürelemez jeton) anlamına gelen NFT’ler, her ne kadar kripto paralardan farklı olsa da sanatın dijitalleşmesi olarak popülerliğini her geçen gün artırıyor.


Değeri milyon dolarları bulan sanal eserler lüks tüketici sınıfı için yeni bir gösteriş aracı olmaya başladı.
NFT’ler, markalara, kitleleriyle konuşabilmeleri için yenilikçi bir etkileşim alanı yaratıyor. Önümüzdeki dönemde, Hermes’in ürettiği ilk Birkin çanta gibi, koleksiyonerlerin peşinde koştuğu, sınırlı sayıda üretilen NFT’ler hayatımızın parçası olacak.
Ama asıl soru şu?
Görmediğimiz, dokunamadığımız dijital eserler, tasarımlar ve videolar bizim gibi geleneksel kafalar tarafından benimsenebilecek mi?
Dijital ve fiziksel dünyanın iç içe geçtiği, sonu gözükmeyen teknoloji girdabı içinde oyunun kuralları yeniden yazılırken burada en avantajlı kişilerin teknoloji içine doğan Z kuşağı olduğunu düşünüyorum.
Çünkü “üzerime giyemediğim bir elbiseyi neden couture fiyatına alayım” sorusunun yanıtını bulamıyorum.

Yazının Devamını Oku

Apple teknoloji ile sanatı buluşturmuş

Sanat ve moda birlikteliği her geçen gün bizlerin odak noktası haline gelse de sanat ve teknoloji birlikteliğinden çıkan yenilikler ağzımızı açık bırakmaya devam ediyor.

Fark ettiyseniz gelişen teknoloji ve değişen yaşam şartları sanatta değişimi başlattı. Özellikle artırılmış gerçeklik olan AR teknolojinin ortaya çıkması, sanatçılara yeni ifade biçimleri ve farklı mecra ortaklıkları doğurdu.
Yıllar önce sanat, festivaller, müzeler ve sergilerde deneyimlenirken günümüzde bambaşka tecrübelerle karşımıza çıkıyor.
Bağdat Caddesi’nin üzerinde açılan, Türkiye’nin üçüncü ve bence Kaliforniya’daki Apple Center’a benzerliğinden dolayı da en iyi Apple mağazası, kültür ve teknolojiyi bir araya getirerek 20 yerel sanatçımıza ev sahipliği yapıyor.
İstanbul’a saygı duruşu niteliğindeki 6 hafta sürecek olan “Perspektif İstanbul” adı altında geleneksel minyatür çizimi ve illüstrasyonundan fotoğrafçılığa kadar birçok farklı atölye çalışmaları ile katılımcılara farklı deneyimler sunacaklar.
Mağaza aynı zamanda AR sergisine ev sahipliği yapıyor.
Perspektif İstanbul’a katılan birçok farklı sanatçının eserlerini, Lidar tarayıcına sahip Ipad Pro’lar ile görebileceğiniz inanılmaz büyüklükteki dijital enstalasyon, katılımcıları teknoloji ve sanal dünya arasında farklı bir yolculuğa çıkartıyor.
Mesela yaratıcı teknoloji uzmanı Tin Nguyen ve Ed Cutting ile Türk ses tasarımcısı Oğuz Öner tarafından özel olarak hazırlanmış artırılmış gerçeklik sergisini deneyimleminizi tavsiye ederim.

Yazının Devamını Oku

Fashion Week İstanbul ve moda filmleri

New York ile başlayıp Paris ile son bulan moda haftaları geleneksel hale dönmeye başlamışken, Fashion Week İstanbul üçüncü kez dijital olarak gerçekleşti.Bu sezon tasarımcılar koleksiyonlarını moda filmleri aracılığı ile sergiledi.


Geleneksel defilelere hasret kalmış olmamıza rağmen ortaya çıkan moda filmleri son derece güzel, kendine hayran bırakan kalitedeydi.
İşinin ehli kreatif direktörler, stilistler ve sanat yönetmenleriyle birlikte her tasarımcı harika filmlere imza atmış.
Koleksiyonlarını izleyicilerle podyum eşliğinde sunmaya hasret tasarımcıların bu filmlerle nasıl özlem gidermeye çalıştığını, her şeye rağmen arkada nasıl bir emek olduğunu ve sıkıntılı geçen sezonlara inat, tasarım aşklarının ne kadar güçlü olduğunu görüyorsunuz. Tüm tasarımcı arkadaşlarımın ellerine sağlık. Bol satışlarınız olsun.

YABANCI BİR GÖZDEN İSTANBUL

Yazının Devamını Oku

Dijital detoks

New York, Milano, Paris moda haftaları çok uzun bir aradan sonra tüm şaşaaları ile geleneksel halde geri döndü.


Dünya çapında sosyal medya influencer’ları ve ünlüleri, sokak modasıyla herkesi meşgul ediyorken, son derece radikal bir karar aldım.
Moda haftalarından uzak bir lokasyona gidip, havaalanına girdiğim andan itibaren sosyal medya detoksuna soktum kendimi. Uzun zamandır moda haftalarının geri dönmesini beklerken böyle bir hamle düşündürücü.
Bir yandan küresel iklim krizi ve moda sektörünün buna olan etkisinin büyüklüğü, sosyal medyanın aşırı görgüsüzlük içeren içerikleri, düşüncesizce paylaşılan fotoğrafların gereksizliği ve elimdeki ekrana bağımlı olmamın farkındalığıyla “hayatı kaçırıyor muyum” sorusu hep aklımda çünkü. Artık buna bir “dur” deme zamanımın geldiği bir noktaydı belki de.
İlk gün kolay değil, insanın eli ayağı titriyor, sanki eksik bir şeyler var hissi doğuyor. Bir yerlerde önemli bir şeyini unutmuşsun gibi ama sonra anlıyorsunuz ne kadar uzun zamandır detayları görmezden geldiğinizi. Sadece kültür, sanat ve vizyonumu besleyen Instagram’sız koca bir hafta bile “biz hangi ara bu kadar bağımlı olduk” dedirmeye yetti.
Düşünsenize, interneti ilk defa 1993 yılında kullanmaya başladık. Daha o zaman Google bile yoktu hayatımızda. Google 1998 yılında, Instagram ise 2010 yılında var olmaya başladı. Toplamda 10-11 senelik aydınlanmanın hayatımızdan götürdüklerine bakınca ciddi tehlike çanları ile baş başa olduğumuzu düşünüyorum.
Çok yakında sosyal medyada her adımını, her alışverişini, her aldığını koyan yani aşırı aktif kullanan kişilerin psikolojik terimlerle adlandırılacağını duyuyorum.

Yazının Devamını Oku

Giyilebilir teknoloji ile şık olunur mu?

Havaların soğuması ve outdoor aktivitelerin popülaritesinin artmaya başladığı şu dönemde bunca marka ve ekipman arasında “nerede ne ve nasıl giyinilmeli?” sorusuyla çok karşılaşıyorum.


Outdoor denilince bu kıyafetlerin sadece doğada giyilmesi gerektiğini düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz.
Özellikle son iki yıldır gerek zorunluktan, gerek yaşam şeklini değiştirip daha doğayla iç içe olmaya karar vermemizden dolayı outdoor konusunda çok ciddi aydınlanmalar yaşanmaya başlandı.
Bu aydınlanmayla birlikte “urban outdoor” yani “şehirli outdoor” terimi hayatımızın merkezine doğru hızlı adımlarla oturmaya başladı.
Bunu sakın pandemi ile gardırobumuzun merkezi haline gelen eşofman ve spor ayakkabı odaklı “athleisure” modası gibi gelip geçici bir trend olarak algılamayın.
Trendler gelip geçici moda akımını belirler. Ama bir kere insanlar aydınlanma yaşadı mı tekrar eskiye dönmesi imkansızdır.
Nasıl sağlıklı beslenme konusunda aydınlama yaşayıp bir daha eski, sağlıksız ve bize zarar veren yeme alışkanlıklarımıza geri dönemiyorsak, teknolojik, giyilebilir ve şık ekipmanların dünyasına adım attıktan ve bunları şehirde kendi kıyafetlerimizle stilize etmenin tadına vardıktan sonra, sadece trend diye ürün tercih etmemiz de mümkün olmayacak.

Yazının Devamını Oku

Ömür boyu aşkın sırrı açıklandı

Dünyaca ünlü ilişki ve evlilik uzmanı Dr. Julie-John Gottman çifti katıldıkları The Mindbodygreen podcast’inde ömür boyu sürecek ilişkinin formülünü verdiler.Bir ilişki ne zaman bitmeli?


Özellikle günümüz şartlarında her şeyden çabuk sıkılan, boşanma rekorları kıran ve hiçbir şeye konsantrasyon sağlayamayan yeni kuşak olarak bizlerin, hayatımızın sonuna kadar sürecek eski usul ilişki yürütebilmemiz mümkün mü?
Bir ilişkinin ömrü neye göre belli oluyor?
Tüm bu konuların konuşulduğu podcast’te Gottman çifti, bizlere ömür boyu aşkın mimarisini çizdiler.
Mesela, “pozitif/negatif oranı” bir ilişkinin sürüp sürmeyeceği konusunda çok yakın tahminlerde bulunabildiğini gösteriyormuş.
Çiftin yıllarca süren araştırmalarının sonucuna göre, tartışmalı bir dönemde çift, her 1 negatif etkileşime karşın 5 pozitif tonda sohbete giriyor. Bu oran çiftin sorunsuz bir döneminde her 1 negatif etkileşime karşın 20 pozitif iletişime çıkıyor.
Yani çok sık kavga eden bir çift hâlâ pozitif iletişimlerini koruyabiliyorlarsa sağlıklı, hiç kavga etmeyen bir çift ise sağlıksız bir ilişkiye sahip olabiliyor.

Yazının Devamını Oku

Louis Vuitton mağazasında bir Türk sanatçı

1854 yılından bu yana her zaman yüksek kaliteyi amaçlayan ve inovasyonu stil ile buluşturan Louis Vuitton’un, İstinye Park’taki yeni mağazası çağdaş Türk sanatçı Seçkin Pirim tarafından düşünüldü ve yeniden tasarlandı.


Dünya çapındaki özel koleksiyonlarda yeri olan Seçkin Pirim, mağazanın cephesini Louis Vuitton’un ikonik “damier” deseninden ilham alarak, heykel niteliğinde bir yapıt haline dönüştürmüş.
Tasarımın tamamında kullandığı Türk limra taşını amorf ve kıvrımlı bir form haline getirerek ortaya çıkarttığı cephe görenleri kendine hayran bırakıyor.
Birçok ödülün sahibi olan Pirim’in, dünyanın en geleneksel ve köklü markasını bir Türk olarak kendine hayran bırakması, projeyi tamamen kendi fikirleri doğrultusunda hayata geçirmesi ve özellikle bunu Fransız bir markaya kabul ettirmesi hiç kolay olmasa gerek.
Ortaya çıkan sonuç o kadar güzel ki, gelecek Louis Vuitton kitaplarının birinde Seçkin Pirim tarafından ortaya çıkan bu sanatı tüm detaylarıyla okuyacağımızdan hiç şüphem yok.
Marka her yeni ikonik mağazasının kapılarını “mirasına duyduğu saygıyla” açmaya devam ediyor.
Tamamen kadın giyim dünyasına ayrılmış mağazada dünyadaki tüm Louis Vuitton mağazaları ile aynı anda koleksiyona ulaşma imkanına sahip olacaksınız.

Yazının Devamını Oku

En iyi giyinen 50 kadından biriyle işbirliği

Yakın zamanda 100’üncü yaşını kutlamış olan, kendi kendini yetiştirmiş moda tasarımcısı, iç mimar ve stil ikonu Iris Apfel’i tanımayanız var mı?

Kendisi, “Stil, kendini ifade etme ve her şeyden önce tavır ile alakalıdır” diye ikonikleşmiş cümlenin sahibi. Meşhur “neden sıkıcı olalım?” tavrıyla parlak kıyafetleri, çok katmanlı eğlenceli aksesuvarları, kalın, yuvarlak ve büyük boy gözlükleri imzası haline getirmiş, sadece kendisi için süslenmenin simgesi, koca bir çağa ilham vermiş bir kadından bahsediyorum.
“Stil çok para harcamak değildir. Önemli olan ne ya da neler giydiğiniz değil, bir şey giyerken nasıl hissettiğinizdir. Stil, kendini ifade etme ve her şeyden önce tavırla ilgilidir” diyen, stilin fiyatı ne olursa olsun her yerden gelebileceği fikrini temsil eden Apfel, H&M ile işbirliğine imza attı.
Koleksiyonda Iris Apfel’in simgesi haline gelen eklektik giysiler ve şatafatlı aksesuvarlar her yaş ve bedene hitap edecek.
Canlı renkler, gösterişli kumaşlar ve eğlenceli elbiseleri abartılı mücevherlerle taçlandırarak klasikleşmiş gardırobunuza renkli bir dokunuş yapabilirsiniz.
Bunu nasıl yapacağınızı bilemiyorsanız gerçek bir ilham kaynağı olan Iris Apfel’i araştırıp, stilinden esinlenmenizi tavsiye ederim.
Koleksiyon 2022 başlarında satışta olacak. O zamana kadar hayat hikayesinden, nasıl dünyanın en iyi giyinen 50 kadınından biri olduğuna kadar okuyabileceğiniz birçok içerikle onun gözünden bakmayı başarabilirsiniz.
Kendisini tanıdıkça koleksiyonun değerini daha iyi anlayacaksınız.

Yazının Devamını Oku

Hollywood’da ilk Türk mücevher markası

Dünyanın ilk tılsım mücevher markası tasarımcısı kim biliyor musunuz? Bee Goddess markası ile Ece Şirin.


Anadolu’dan ilhamla başladığı ve tüm dünyayı aydınlatmayı hedeflediği yolculuğu gerçekleşmeye başlayalı çok oldu.
Madonna’dan Kate Winslet’e kadar birçok hayranlık duyduğumuz kadın Bee Goddess ile ışıldıyor artık.
Marka “Hayallerinin peşinden git” mesajını verdiği sembol koleksiyonu ve Bee Goddess & Amazon Prime Video işbirliği ile bu sene birçok ödül toplaması öngörülen “Cinderella” filminde ışıldıyor.
Burada asıl önemli olan bu projenin hikayesi. Emmy ödüllü kostüm tasarımcısı Ellen Mirojnick, Londra’da sokakta yürürken Bee Goddess vitrininin önünden geçiyor ve gördüğü tılsım mücevherlere hayran kalıyor.
Bunun üzerine marka ile irtibata geçen Sony Pictures ekibi ile uzun süren görüşmeler sonunda anlaşmaya varılıyor ve Ece Şirin tüm ana karakaterlere uygun, film için özel olarak tasarladığı koleksiyonunu Ellen Mirojnick’e sergiliyor. Bir filmde bırakın ana karakterleri, herhangi bir karakter üzerinde gözükmek için yüzbinlerce dolarlar ödemeniz gerekir.
Ekibin size özel olarak gelip, tasarım talebinde bulunmalarının gururunu düşünsenize.

Yazının Devamını Oku