GeriHande Can İnsan detoksu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İnsan detoksu

Bu yaz sokağa çıkabilecek miyiz?


Hadi çıktık diyelim sahil kıyısında, deniz sonrası arkadaşlarla toplaşıp uzun uzun oturduğumuz yemeklere gidebilecek miyiz?
Hadi gittik diyelim her canımız nefes almak istediğinde, yurtdışını geçtim Çeşme veya Bodrum’a gidebilecek miyiz?
Her şey düzeldi ve hepsine “evet” dedik diyelim.
Şimdi asıl soruyu soruyorum.
Bunları ekonomik olarak yapabilecek güce sahip olabilecek miyiz?
Bir sürü kriz atlattık ama hiç böyle bir krizle karşı karşıya kalmamıştık.
Dünya pandemiyi sağ salim atlatma peşinde ama yaralarını sarma kısmında nelerle karşı karşıya kalacağız orası henüz bilinmiyor.
Evlerimizde kaldığımız sırada bahar geldi.
Havalar ısındıkça algımız vaka sayılarından, sahil kesimlerine kaydı ama bu bahar havasıyla küçülmemiz gereken bir döneme girdiğimizi gözden kaçırıyoruz.
Durduğumuz ve kayıp yaşadığımız ciddi bir dönem var.
Bunu telafi etmek için çok çaba sarf etmemiz gerekecek.
O yüzden şimdiden plan yapmaya, yeni iş planı oluşturmaya başlamanın tam zamanı.
Bunu kötü bir şeymiş gibi algılamayın.
Aksine, hayatınızı küçülttükçe huzurunuz daha çok artıyor.
Omzunuzdaki yüklerden arındıkça hayat kaliteniz farklılaşıyor.
Mesela küçülmeye ilk olarak sosyal çevrenizden başlayın.
Sizi suiistimal eden, negatif enerji saçan, çıkarları doğrultusunda sizinle görüşen herkesi korkmadan çıkartın hayatınızdan.
İnsan detoksu yapın.
Sosyal medya detoksu yapın.
Gardırop detoksu yapın.
Sektörel detoks yapın.
Küçülebildiğiniz kadar küçülün. Az ama öz bir hayata geçiş yapın. Özellikle tüketim konusunda küçülün.

Birkaç öneri

◊ Gardırop detoksunun tam sırası.
2 sezon boyunca giymediğiniz kıyafetlerinizi bir daha giymeyeceğiniz için dolabınızdan çıkartabilirsiniz.
Gerçekten giyeceğiniz kıyafetlerinizi tutun, görmekten hoşlandığınız kıyafetlerinizi değil. Yeni bir kıyafet alacaksanız hemen gardırobunuzdaki mevcut kıyafetlerinizle 6 farklı kombin çıkartıp çıkartamayacağınızı düşünün. Çıkartamıyorsanız kesinlikle almayın.
◊ Vücut şeklinizi iyi analiz edin. Teninize yakışan ve yakışmayan renkleri öğrenin. Gereksiz, abartılı, trend ürünlerin büyüsüne kapılmadan klasik olacak parçaları almaya ve giymeye özen gösterin. Bunun dışında kalan her şeyi gardırobunuzdan çıkartın ama çıkarttığınız kıyafetleri ihtiyaç sahiplerine vermeyi unutmayın.
◊ Arkadaşlarınızı eleyin. Zaten enerjiler değiştiğinden beri son iki sene içinde ister istemez eleme yapmak zorunda bırakıldık.
Bir geriye dönüp bakın, kimler kimler kendiliğinden gitmiş oldu değil mi? Şimdi kalanlar için de aynı şeyi yapın. Sizi yoran, üzen herkesle vedalaşın. Korkmayın 1 dost, gereksiz
10 arkadaştan
daha iyidir.
◊ Sosyal medyada size katkı sağlamayan, sırf kırılır veya ayıp olur diye zoraki tuttuğunuz tüm hesapları takipten çıkartın. Artık kimse için değil sadece kendiniz için bir şeyler yapın.
◊ Yüzünüze gülüp arkanızdan konuşan, size kötülük yapan, sizi aşağı çeken tüm sosyal çevrenizi eleyin. Yalnız kalmaktan korkmayın. Parazitlerinizden kurtulup küçüldükçe zenginliğinizde, iç huzurunuzda artacak.

X

Partiye hazır olun muhteşem bir koleksiyon geliyor

Sürdürülebilirlik ve eğlencenin bir araya geldiği, cesur kadınların tercih edeceği son teknoloji geri dönüştürülmüş ve geri dönüştürebilir materyal kullanılarak tasarlanmış Innovation Circular Design Story koleksiyonu, H&M Innovation Stories’in en güçlüsü.

Koleksiyon, modayı, süslenmeyi, kombin yapmayı, aynanın karşısında poz vermeyi, dans etmeyi ve özgür olanların hazırlanma hissini ana tema olarak alıyor.
Ayrıca pozitif değişime kendini adamış stil sahibi kadınların da tercihi olacak.
H&M Innovation Stories sürdürülebilir materyal, teknoloji ve üretim süreçlerini teşvik etmeye adanmış koleksiyon zincirlerinden oluşuyor.
İlki “Science Story” koleksiyonuydu ve son teknoloji sürdürülebilir materyalleri savunmuştu. Bunu “Colour Story” izledi ve renkle çalışmanın daha sürdürülebilir yöntemlerine öncülük verdi.
Üçüncüsü hayvan dostu modaya ve hayvan bazlı tekstillerin alternatiflerine odaklanan “Co-Exist Story”ydi.
Dördüncü ve en sonuncusu ise 9 Aralık’ta satışa sunulacak, döngüsel tasarım stratejilerine ve kumaşlarına odaklanan “Circular Design Story”.
Burada modanın neşe kaynağı olmasının bir kutlaması ile birlikte sürdürülebilir modanın görsel klişelerine meydan okuma söz konusu.

Yazının Devamını Oku

İrade nerede başlar nerede biter?

Her pazartesi başlayıp, salı öğleden sonra biten diyetler, “asla almayacağım” dedikten hemen sonra limiti biten kredi kartları, “tatlıyı kesiyorum” dedikten sonra dolap köşesinden itinayla çıkartılan çikolatalar, “asla barışmayacağım” sözünün üzerinden geçen yarım saatin ardından açılan telefonlar...


İrade kolaymış gibi geliyor değil mi? Ama insanın kendisiyle en büyük savaşı aslında.
Aralık ayı geldi çattı. Black friday, cyber monday, kermesler, yılbaşı öncesi ve yılbaşı sonrası indirimleri gibi iradeyi zorlayacak, tüketime odaklı koskoca bir ay.
“Kartlarım dolu, tek bir parça bile ürün almamam” lazım dedikten 10 dakika sonra “yine de bir bakayım, belki uygun fiyata bir şey bulurum” diye internet sitelerinde alışveriş odaklı dolaşmaya başlandı.
Şimdi size tüketimi minimuma indirmek adına birkaç ipucu vereceğim.
İndirim batağında boğulmamak için bunları başucu kitabı gibi aklınızın köşesinde tutun ki, zamanı geldiğinde alarm çanları gibi uyarı niteliğinde kulağınızda çınlasın.
Şunu kabul edelim, biz kadınların alışveriş konusunda irademiz zayıf.

Yazının Devamını Oku

Yeni trend alarmı: Sağlıklı bedenler

Uzun zamandır lüks markaların en son trend tasarımlarını giyen kadınlar yerine makyajsız, pırıl pırıl saçlı, sımsıkı cilde sahip, fit ve sağlıklı görünen kadınları daha güzel bulmaya başladım.

Kendine dönen kadının enerjisi ile materyalist dünyada kısılı kalmış kadın arasında o kadar gözle görülür bir fark var ki...
Sistemsel olarak çok fazla tüketime teşvik ediliyoruz ama buna bir ‘dur’ deyip kendimize zaman ayırma zamanımız gelmedi mi?
Vücut dediğimiz mekanik sistemin arabamız bozulunca servise götürdüğümüz gibi hasarlarını onarması için pit stop’a ihtiyacı var.
Bu pit stop’un adı ise Alpler’in ortasında, enfes Altaussee gölünün yamacında kurulmuş sağlıklı yaşam kliniği olan Vivamayr olabilir. Sağlıklı yaşam gurusu Gwyneth Paltrow, Nicole Kidman, Kate Moss, Elizabeth Hurley, Rebel Wilson gibi dünyaca ünlü starların müdavimi olduğu klinikte yaşadığınız tüm deneyimler, sonraki yaşamınızı değiştirecek bir aydınlanma üzerine kurulu.
Klinikte kürler en az 7 gün kalacak şekilde programlanmış ama genelde 3 hafta kalmanızı tavsiye ediyorlar.
Eğer kalma şansınız yoksa döndükten sonraki 2 hafta boyunca aynı beslenme programına devam etmenizi şiddetle tavsiye ediyorlar.
Peki nedir bu Mayr kürü?

Yazının Devamını Oku

Atatürk’ün moda anlayışı

Atatürk’ün insanlık tarihinin dört büyük strateji dehasından biri olduğuna değinmeme gerek yok. Bunu bizim kadar tüm dünya da biliyor zaten.

Çok şık, zarif ve elegan giyiminden de bahsetmeyeceğim ama bu giyimin altında yatan, ağzımı açık bırakan vizyonerliğinden bahsetmeden geçmem mümkün değil.
Moda ile ne kadar ilgili olduğunu, giydiği kıyafetlerin kalıpları ve seçtiği kumaşların renginden çok iyi görebiliyoruz.
Geçen günlerde arşivleri karıştırırken Vural Gökçaylı röportajına rastladım ve daha önce hiç bilmediğim bir bilgi ile karşılaştım.
Böylece benim hep dikkatimi çeken Atatürk’lü 1930’larda çekilen, şıklık yarışı içinde olan balo fotoğraflarının taşları yerine oturmuş oldu.
Atatürk’ün moda ve Avrupa sosyetesi ile olan yakınlığı, 1930’larda hızla yayılan moda anlayışı ve dünyayı yavaş yavaş saran tasarımsal ünü sayesinde Coco Chanel’i radarına almasına neden olmuş.
Daha Chanel, Chanel değilken o müthiş vizyonu sayesinde devletin silahlı gücünün estetik açıdan ne kadar önemli bir duruş sergilediğinin farkına varıp, Coco Chanel’in kendisinden Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üniformalarını tasarlamasını rica etmiş.
1930’lardaki askeri üniformaları gösteren görseller yok denecek kadar az ama askerlerimiz 1945’e kadar Chanel tasarımı olan kıyafetleri giymiş.

Yazının Devamını Oku

PETA onaylı koleksiyon

H&M’in 2021 yılı başlarında başlattığı, sürdürülebilir malzemeler ve tasarımlar sergilemeyi amaçlayan Innovation Stories girişiminin üçüncü bölümü olan Co-Exist Story koleksiyonu uzun bir aradan sonra uluslararası ortamda, fiziksel lansman eşliğinde Paris’te tanıtıldı.

Fast fashion yani hızlı moda dünyasının öncü isimlerinden olan H&M, markanın çevreye duyarlı olabileceğini her geçen gün farklı projeler eşliğinde kanıtlıyor.
Hayvan hakları kuruluşu PETA tarafından onaylanan Co-Exist Story koleksiyonu ile hayvan dostu modanın var olabileceğini hep birlikte görmüş olduk.
Koleksiyonun önemli özelliği son teknoloji içermesi yani koleksiyondaki tasarımların tamamı yenilikçi ve sürdürülebilir kaynaklardan elden edilen, hayvansal materyallere alternatif olarak tasarlanan malzemelerle hayata geçirilmiş olması.
Mesela dış giyim ürünlerinin tümü kaz tüyüne alternatif olarak, yerel çayırlarda yetiştirilen ve elle toplanan kır çiçeklerinden yapılmış, böcek ilacı ve yapay sulama içermeyen FLWRDWN teknolojisi ile üretilmiş.
Benim en çok dikkatimi çeken ise deriye alternatif olarak çıkartıkları, şarap yapımı sırasında atılan üzüm kabukları, sapları ve tohumlarından elde edilen vegan malzeme olan VEGEA...
Bu teknolojinin tüm markalara yayıldığını düşünsenize... Sektörün kanayan yarası olan hayvan kaynaklı malzemelerin kullanımına son verilmesi demek olabilir.
Koleksiyonda balık ağları, kumaş artıkları veya yüne alternatif olarak yeniden canlandırılmış, herhangi bir fosil kaynak barındırmayan ECONYL adını verdikleri endüstriyel kumaşlar da mevcut.

Yazının Devamını Oku

Sanat ve modanın NFT hali

Eşsiz sanat eserleri olarak lugatımıza giren “non-fungible token” (Dönüştürelemez jeton) anlamına gelen NFT’ler, her ne kadar kripto paralardan farklı olsa da sanatın dijitalleşmesi olarak popülerliğini her geçen gün artırıyor.


Değeri milyon dolarları bulan sanal eserler lüks tüketici sınıfı için yeni bir gösteriş aracı olmaya başladı.
NFT’ler, markalara, kitleleriyle konuşabilmeleri için yenilikçi bir etkileşim alanı yaratıyor. Önümüzdeki dönemde, Hermes’in ürettiği ilk Birkin çanta gibi, koleksiyonerlerin peşinde koştuğu, sınırlı sayıda üretilen NFT’ler hayatımızın parçası olacak.
Ama asıl soru şu?
Görmediğimiz, dokunamadığımız dijital eserler, tasarımlar ve videolar bizim gibi geleneksel kafalar tarafından benimsenebilecek mi?
Dijital ve fiziksel dünyanın iç içe geçtiği, sonu gözükmeyen teknoloji girdabı içinde oyunun kuralları yeniden yazılırken burada en avantajlı kişilerin teknoloji içine doğan Z kuşağı olduğunu düşünüyorum.
Çünkü “üzerime giyemediğim bir elbiseyi neden couture fiyatına alayım” sorusunun yanıtını bulamıyorum.

Yazının Devamını Oku

Apple teknoloji ile sanatı buluşturmuş

Sanat ve moda birlikteliği her geçen gün bizlerin odak noktası haline gelse de sanat ve teknoloji birlikteliğinden çıkan yenilikler ağzımızı açık bırakmaya devam ediyor.

Fark ettiyseniz gelişen teknoloji ve değişen yaşam şartları sanatta değişimi başlattı. Özellikle artırılmış gerçeklik olan AR teknolojinin ortaya çıkması, sanatçılara yeni ifade biçimleri ve farklı mecra ortaklıkları doğurdu.
Yıllar önce sanat, festivaller, müzeler ve sergilerde deneyimlenirken günümüzde bambaşka tecrübelerle karşımıza çıkıyor.
Bağdat Caddesi’nin üzerinde açılan, Türkiye’nin üçüncü ve bence Kaliforniya’daki Apple Center’a benzerliğinden dolayı da en iyi Apple mağazası, kültür ve teknolojiyi bir araya getirerek 20 yerel sanatçımıza ev sahipliği yapıyor.
İstanbul’a saygı duruşu niteliğindeki 6 hafta sürecek olan “Perspektif İstanbul” adı altında geleneksel minyatür çizimi ve illüstrasyonundan fotoğrafçılığa kadar birçok farklı atölye çalışmaları ile katılımcılara farklı deneyimler sunacaklar.
Mağaza aynı zamanda AR sergisine ev sahipliği yapıyor.
Perspektif İstanbul’a katılan birçok farklı sanatçının eserlerini, Lidar tarayıcına sahip Ipad Pro’lar ile görebileceğiniz inanılmaz büyüklükteki dijital enstalasyon, katılımcıları teknoloji ve sanal dünya arasında farklı bir yolculuğa çıkartıyor.
Mesela yaratıcı teknoloji uzmanı Tin Nguyen ve Ed Cutting ile Türk ses tasarımcısı Oğuz Öner tarafından özel olarak hazırlanmış artırılmış gerçeklik sergisini deneyimleminizi tavsiye ederim.

Yazının Devamını Oku

Fashion Week İstanbul ve moda filmleri

New York ile başlayıp Paris ile son bulan moda haftaları geleneksel hale dönmeye başlamışken, Fashion Week İstanbul üçüncü kez dijital olarak gerçekleşti.Bu sezon tasarımcılar koleksiyonlarını moda filmleri aracılığı ile sergiledi.


Geleneksel defilelere hasret kalmış olmamıza rağmen ortaya çıkan moda filmleri son derece güzel, kendine hayran bırakan kalitedeydi.
İşinin ehli kreatif direktörler, stilistler ve sanat yönetmenleriyle birlikte her tasarımcı harika filmlere imza atmış.
Koleksiyonlarını izleyicilerle podyum eşliğinde sunmaya hasret tasarımcıların bu filmlerle nasıl özlem gidermeye çalıştığını, her şeye rağmen arkada nasıl bir emek olduğunu ve sıkıntılı geçen sezonlara inat, tasarım aşklarının ne kadar güçlü olduğunu görüyorsunuz. Tüm tasarımcı arkadaşlarımın ellerine sağlık. Bol satışlarınız olsun.

YABANCI BİR GÖZDEN İSTANBUL

Yazının Devamını Oku

Dijital detoks

New York, Milano, Paris moda haftaları çok uzun bir aradan sonra tüm şaşaaları ile geleneksel halde geri döndü.


Dünya çapında sosyal medya influencer’ları ve ünlüleri, sokak modasıyla herkesi meşgul ediyorken, son derece radikal bir karar aldım.
Moda haftalarından uzak bir lokasyona gidip, havaalanına girdiğim andan itibaren sosyal medya detoksuna soktum kendimi. Uzun zamandır moda haftalarının geri dönmesini beklerken böyle bir hamle düşündürücü.
Bir yandan küresel iklim krizi ve moda sektörünün buna olan etkisinin büyüklüğü, sosyal medyanın aşırı görgüsüzlük içeren içerikleri, düşüncesizce paylaşılan fotoğrafların gereksizliği ve elimdeki ekrana bağımlı olmamın farkındalığıyla “hayatı kaçırıyor muyum” sorusu hep aklımda çünkü. Artık buna bir “dur” deme zamanımın geldiği bir noktaydı belki de.
İlk gün kolay değil, insanın eli ayağı titriyor, sanki eksik bir şeyler var hissi doğuyor. Bir yerlerde önemli bir şeyini unutmuşsun gibi ama sonra anlıyorsunuz ne kadar uzun zamandır detayları görmezden geldiğinizi. Sadece kültür, sanat ve vizyonumu besleyen Instagram’sız koca bir hafta bile “biz hangi ara bu kadar bağımlı olduk” dedirmeye yetti.
Düşünsenize, interneti ilk defa 1993 yılında kullanmaya başladık. Daha o zaman Google bile yoktu hayatımızda. Google 1998 yılında, Instagram ise 2010 yılında var olmaya başladı. Toplamda 10-11 senelik aydınlanmanın hayatımızdan götürdüklerine bakınca ciddi tehlike çanları ile baş başa olduğumuzu düşünüyorum.
Çok yakında sosyal medyada her adımını, her alışverişini, her aldığını koyan yani aşırı aktif kullanan kişilerin psikolojik terimlerle adlandırılacağını duyuyorum.

Yazının Devamını Oku

Giyilebilir teknoloji ile şık olunur mu?

Havaların soğuması ve outdoor aktivitelerin popülaritesinin artmaya başladığı şu dönemde bunca marka ve ekipman arasında “nerede ne ve nasıl giyinilmeli?” sorusuyla çok karşılaşıyorum.


Outdoor denilince bu kıyafetlerin sadece doğada giyilmesi gerektiğini düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz.
Özellikle son iki yıldır gerek zorunluktan, gerek yaşam şeklini değiştirip daha doğayla iç içe olmaya karar vermemizden dolayı outdoor konusunda çok ciddi aydınlanmalar yaşanmaya başlandı.
Bu aydınlanmayla birlikte “urban outdoor” yani “şehirli outdoor” terimi hayatımızın merkezine doğru hızlı adımlarla oturmaya başladı.
Bunu sakın pandemi ile gardırobumuzun merkezi haline gelen eşofman ve spor ayakkabı odaklı “athleisure” modası gibi gelip geçici bir trend olarak algılamayın.
Trendler gelip geçici moda akımını belirler. Ama bir kere insanlar aydınlanma yaşadı mı tekrar eskiye dönmesi imkansızdır.
Nasıl sağlıklı beslenme konusunda aydınlama yaşayıp bir daha eski, sağlıksız ve bize zarar veren yeme alışkanlıklarımıza geri dönemiyorsak, teknolojik, giyilebilir ve şık ekipmanların dünyasına adım attıktan ve bunları şehirde kendi kıyafetlerimizle stilize etmenin tadına vardıktan sonra, sadece trend diye ürün tercih etmemiz de mümkün olmayacak.

Yazının Devamını Oku

Ömür boyu aşkın sırrı açıklandı

Dünyaca ünlü ilişki ve evlilik uzmanı Dr. Julie-John Gottman çifti katıldıkları The Mindbodygreen podcast’inde ömür boyu sürecek ilişkinin formülünü verdiler.Bir ilişki ne zaman bitmeli?


Özellikle günümüz şartlarında her şeyden çabuk sıkılan, boşanma rekorları kıran ve hiçbir şeye konsantrasyon sağlayamayan yeni kuşak olarak bizlerin, hayatımızın sonuna kadar sürecek eski usul ilişki yürütebilmemiz mümkün mü?
Bir ilişkinin ömrü neye göre belli oluyor?
Tüm bu konuların konuşulduğu podcast’te Gottman çifti, bizlere ömür boyu aşkın mimarisini çizdiler.
Mesela, “pozitif/negatif oranı” bir ilişkinin sürüp sürmeyeceği konusunda çok yakın tahminlerde bulunabildiğini gösteriyormuş.
Çiftin yıllarca süren araştırmalarının sonucuna göre, tartışmalı bir dönemde çift, her 1 negatif etkileşime karşın 5 pozitif tonda sohbete giriyor. Bu oran çiftin sorunsuz bir döneminde her 1 negatif etkileşime karşın 20 pozitif iletişime çıkıyor.
Yani çok sık kavga eden bir çift hâlâ pozitif iletişimlerini koruyabiliyorlarsa sağlıklı, hiç kavga etmeyen bir çift ise sağlıksız bir ilişkiye sahip olabiliyor.

Yazının Devamını Oku

Louis Vuitton mağazasında bir Türk sanatçı

1854 yılından bu yana her zaman yüksek kaliteyi amaçlayan ve inovasyonu stil ile buluşturan Louis Vuitton’un, İstinye Park’taki yeni mağazası çağdaş Türk sanatçı Seçkin Pirim tarafından düşünüldü ve yeniden tasarlandı.


Dünya çapındaki özel koleksiyonlarda yeri olan Seçkin Pirim, mağazanın cephesini Louis Vuitton’un ikonik “damier” deseninden ilham alarak, heykel niteliğinde bir yapıt haline dönüştürmüş.
Tasarımın tamamında kullandığı Türk limra taşını amorf ve kıvrımlı bir form haline getirerek ortaya çıkarttığı cephe görenleri kendine hayran bırakıyor.
Birçok ödülün sahibi olan Pirim’in, dünyanın en geleneksel ve köklü markasını bir Türk olarak kendine hayran bırakması, projeyi tamamen kendi fikirleri doğrultusunda hayata geçirmesi ve özellikle bunu Fransız bir markaya kabul ettirmesi hiç kolay olmasa gerek.
Ortaya çıkan sonuç o kadar güzel ki, gelecek Louis Vuitton kitaplarının birinde Seçkin Pirim tarafından ortaya çıkan bu sanatı tüm detaylarıyla okuyacağımızdan hiç şüphem yok.
Marka her yeni ikonik mağazasının kapılarını “mirasına duyduğu saygıyla” açmaya devam ediyor.
Tamamen kadın giyim dünyasına ayrılmış mağazada dünyadaki tüm Louis Vuitton mağazaları ile aynı anda koleksiyona ulaşma imkanına sahip olacaksınız.

Yazının Devamını Oku

En iyi giyinen 50 kadından biriyle işbirliği

Yakın zamanda 100’üncü yaşını kutlamış olan, kendi kendini yetiştirmiş moda tasarımcısı, iç mimar ve stil ikonu Iris Apfel’i tanımayanız var mı?

Kendisi, “Stil, kendini ifade etme ve her şeyden önce tavır ile alakalıdır” diye ikonikleşmiş cümlenin sahibi. Meşhur “neden sıkıcı olalım?” tavrıyla parlak kıyafetleri, çok katmanlı eğlenceli aksesuvarları, kalın, yuvarlak ve büyük boy gözlükleri imzası haline getirmiş, sadece kendisi için süslenmenin simgesi, koca bir çağa ilham vermiş bir kadından bahsediyorum.
“Stil çok para harcamak değildir. Önemli olan ne ya da neler giydiğiniz değil, bir şey giyerken nasıl hissettiğinizdir. Stil, kendini ifade etme ve her şeyden önce tavırla ilgilidir” diyen, stilin fiyatı ne olursa olsun her yerden gelebileceği fikrini temsil eden Apfel, H&M ile işbirliğine imza attı.
Koleksiyonda Iris Apfel’in simgesi haline gelen eklektik giysiler ve şatafatlı aksesuvarlar her yaş ve bedene hitap edecek.
Canlı renkler, gösterişli kumaşlar ve eğlenceli elbiseleri abartılı mücevherlerle taçlandırarak klasikleşmiş gardırobunuza renkli bir dokunuş yapabilirsiniz.
Bunu nasıl yapacağınızı bilemiyorsanız gerçek bir ilham kaynağı olan Iris Apfel’i araştırıp, stilinden esinlenmenizi tavsiye ederim.
Koleksiyon 2022 başlarında satışta olacak. O zamana kadar hayat hikayesinden, nasıl dünyanın en iyi giyinen 50 kadınından biri olduğuna kadar okuyabileceğiniz birçok içerikle onun gözünden bakmayı başarabilirsiniz.
Kendisini tanıdıkça koleksiyonun değerini daha iyi anlayacaksınız.

Yazının Devamını Oku

Hollywood’da ilk Türk mücevher markası

Dünyanın ilk tılsım mücevher markası tasarımcısı kim biliyor musunuz? Bee Goddess markası ile Ece Şirin.


Anadolu’dan ilhamla başladığı ve tüm dünyayı aydınlatmayı hedeflediği yolculuğu gerçekleşmeye başlayalı çok oldu.
Madonna’dan Kate Winslet’e kadar birçok hayranlık duyduğumuz kadın Bee Goddess ile ışıldıyor artık.
Marka “Hayallerinin peşinden git” mesajını verdiği sembol koleksiyonu ve Bee Goddess & Amazon Prime Video işbirliği ile bu sene birçok ödül toplaması öngörülen “Cinderella” filminde ışıldıyor.
Burada asıl önemli olan bu projenin hikayesi. Emmy ödüllü kostüm tasarımcısı Ellen Mirojnick, Londra’da sokakta yürürken Bee Goddess vitrininin önünden geçiyor ve gördüğü tılsım mücevherlere hayran kalıyor.
Bunun üzerine marka ile irtibata geçen Sony Pictures ekibi ile uzun süren görüşmeler sonunda anlaşmaya varılıyor ve Ece Şirin tüm ana karakaterlere uygun, film için özel olarak tasarladığı koleksiyonunu Ellen Mirojnick’e sergiliyor. Bir filmde bırakın ana karakterleri, herhangi bir karakter üzerinde gözükmek için yüzbinlerce dolarlar ödemeniz gerekir.
Ekibin size özel olarak gelip, tasarım talebinde bulunmalarının gururunu düşünsenize.

Yazının Devamını Oku

Stil, sezon trendlerine karşı mı?

Zaman zaman stilinizde değişiklik yapmak için ihtiyaç duyduğunuz tek şey küçük ama etkili dokunuştur.

O yüzden sezon trendleri hep dikkatinizi çeker.
Her mevsim geçişinde kendinizi sıfırdan gardırop yenileme hissiyle baş başa bulursunuz. Çünkü moda sektörü, sunduğu trend raporlarıyla, sezon açılmadan ürün gönderimi yaptığı influencer’lar ve seçkin kişiler aracılığıyla ortaya arzu nesneleri çıkarır. Bu sayede “giyecek hiçbir şeyim yok” veya “bu üründen kesinlikle bende de olmalı” düşüncesi içinde buluyoruz kendimizi.
Bu kısır döngü stiliniz oturuncaya kadar devam ediyor.
Mesela 2022 trend raporuna göz atalım.
Geçtiğimiz yılların acısını çıkartırcasına pullu payetli parti elbiseleri bu sezon ekstra gösterişli olacak. Ama bunun için gidip yeni bir elbise almanıza gerek yok.
Artık tüketim alışkanlığınızı minimalize etmenizin zamanı.
Herkesin evinde giymekten sıkıldığı, dolabın köşesine attığı payetli bir elbisesi vardır. Bunlara yeni gözle bakmaya başlamanın tam zamanı.

Yazının Devamını Oku

Modası Geçmez

Moda sektörünün doğaya verdiği zarara karşı farkındalık yaratmaya çalışmasıyla, tüketim çılgınlığını desteklemesi son derece ironik.


Buna rağmen karbon ayak izi pastasında büyük bir yüzdeye sahip olan bu dev sektörün bir yerlerden iklim krizine karşı dönüşüme başlaması, tünelin sonunda o ışığı görebilme ihtimalini doğuruyor.
Dünyanın bize elindeki tüm kaynaklarını sonsuz bir cömertlikle sunmasına karşılık, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana o kaynakları har vurup harman savuran bizler, bireysel ve toplumsal olarak “hemen bugün” değiştirmek zorundayız.
Bu değişim başlangıcının en güzel örneklerinden biri Zeynep Tosun ve Türkiye pazarında sürdürülebilir moda üzerinde çalışmalar yapan Perwoll’den geldi.
İki isim birlikte #ModasıGeçmez mottosu ile Anadolu’daki kadın emektarları da dahil ederek geri dönüştürülmüş tekstil ürünlerinden ortaya çıkan tasarımlarla modayı sürdürülebilir kılmayı amaçlıyorlar.
Kullanmadığınız kıyafetler ve her türlü tekstil ürünlerini modasıgecmez.net adresi ve İstanbul’un dört farklı noktasındaki giysi toplama kumbaralarına teslim ederek bu sosyal sorumluluk projesine katkıda bulunabiliriz.
Toplanan kıyafetler Zeynep Tosun ve Anadolu’nun eli öpülesi emektar kadınlarının öncülüğünde yöresel geri dönüşüm teknikleri kullanılarak yeniden tasarlanan bir koleksiyona dönüştürülecek.

Yazının Devamını Oku

İklim dostu yaşam rehberi

Dünyanın ortalama sıcaklığının 120 yıl öncesine göre 1.1 derece arttığı bilimsel bir gerçek. Bu farkın nelere yol açtığını yakından deneyimleyen ve maalesef bu artışın sebeplerinden biri olan bir nesil olarak iklim krizi ile mücadele etmek ve neslimizin hikayesini değiştirmek her toplum gibi bizim de görevimiz.

Aslında buna toplumsaldan çok bireysel alışkanlıklarımızı değiştirerek başlamak çok daha doğru olacak. Dünya, kaynakları tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.
Artık bireyselden kolektif bilince doğru harekete geçmenin zamanı.
Dünyanın sıcaklığı 1.5 derece arttığı an çevresel olarak geri dönüşü imkansıza yakın, yıkıcı etkiler ile baş başa kalacağız. Daha doğrusu çocuklarımızı bununla baş başa bırakacağız.
İklim krizi meteorolojik bir olgu olmaktan çıkalı çok oldu. Bunu da dünyanın birçok noktasında çıkan ekosistemi yerle bir eden yangınların ardından başka şehirlerin başına gelen seller ile rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz.
Ama burada sorulması gereken asıl soru şu: “Bu sorunla mücadele etmek için yeterli bilgiye ve çözüme sahip miyiz?”
Son dönemlerde yeni neslin bu konu üzerinde çok durduğunu, dünya çapında Greta Thunberg gibi aktivist gençlerin çoğaldığını gözlemliyorum ama çıkarttığı sesler hükümetlerin adım atmasına yetecek mi?
Gerçekten bu seslerin Paris İklim Anlaşması’nda radikal adımlar atılmasına etkisi olacak mı?

Yazının Devamını Oku

Anka kuşu

2021 yazı tüm dünyada birçok iklim felaketi ile karşı karşıya kaldığımız bir yıl olarak tarihe geçiyor. Neredeyse güvenli bir yer yok, geleceğimiz için mücadele etmekten başka şansımız ise hiç yok.


Son 8 gündür ülkemizin en güzel, onbinlerce hektar ormanlık alanları yandı. Ekosistem yok oldu, yanarken çığlıklarını duyduğumuz binlerce can gözlerimizin önünde telef oldu. İçimiz yandı.
Kızgınız, hem de çok kızgınız.
Ama artık ağlamayı kesip, “Neden?” diye isyan etmek de yok.
O güzelim ormanlar anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğacak.
Avusturalya ormanlarının 1.5 sene sonra kendi ekosistemi içinde bulduğu hayat gibi bizim ormanlarımız da yeniden hayat bulacak.
Ama şu andan itibaren bize çok iş düşüyor.

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyanın yalan düzeni

20’nci yüzyılın sonlarına doğru daha önce tecrübe etmediğimiz bir yöne evrildi hayatlarımız.


Çünkü bir anda merkezimize teknoloji yerleşti. Tüm dünyanın düzenini farklılaştırmayı başardı.
Yeni eğlence hayatımız Commodore 64 ile başladı. Mobil araçların ve telefonların günlük düzenimize entegre olması sonrası sosyal medya denilen eğlence ağının tam ortasında bulduk kendimizi.
Zevklerimiz, karakterlerimiz, tepkilerimiz, bedenimiz sosyal medya ışığı altında şekillenmeye başladı. Kendimize, kendi bedenimiz altında olmak istediğimiz avatarlarımızı yarattık.
Ama zaman içinde mitomani (kendi yalanına inanma hastalığı) gibi kantarın topuzunun kaçtığını, psikolojik rahatsızlıklara gebe olduğunu göremedik.
Daha doğrusu göremeyen insanlar arasında sıkıştık kaldık.
Bütün amacı uygulama üzerinde daha uzun süre tutmak olan uygulamalar hayatımızdan, çocuklarımızdan hatta dostluklarımızdan çaldı.

Yazının Devamını Oku

Bu yazın en popüler plaj stilleri

Yaz aylarında hayat flip flop diye tabir edilen parmak arası terlikler ile mayo-bikini-pareo arasında geçip gidiyor.

Buna rağmen valizler o kadar kullanılmayacak kıyafetlerle dolup taşıyor ki 3-4 günlük seyahat için bile büyük boy valiz hazırlanıyor.

Bunu pratik haline getirmek, uzun hafta sonu tatillerini kabin içi valizle geçirmek mümkün.

İşin püf noktası, neyi nasıl giyeceğinizi ve valizi ne ile doldurmanız gerektiğini bilmekle başlıyor.

Gün sayısı kadar kombin ve her kombine uygun aynı sandaletle son derece pratik ve şık bir tatil valizi yapabilirsiniz. Ama burada asıl soru, bunları yaparken nelere dikkat etmeniz gerektiği...

Şimdi plajlarda ne giyilir, bu yazın en trend parçaları neler, valizlerin içinde neler olmalı, hepsini paylaşıyorum.

◊ Poplin veya keten oversize gömlekleri baş tacı etmenizin tam zamanı. Özellikle babanızın, eşinizin veya erkek arkadaşınızın beyaz keten gömlekleri bikini üzerine giyebileceğiniz en cool seçenek. En iyi seçenekleri Massimo Dutti veya Sorbe by Başak Barlas’ta bulabilirsiniz.

◊ Plajdan doğruca geceye devam edebileceğiniz kimonolar var. Bikini üzerine giyeceğiniz kimonoları gündüz plajda, plaj sonrası ise saçınızı toplayıp, belinize kemer takıp, rujunuzu sürüp yemekte kullanabilirsiniz. Maison La Plage veye Mirela Cerica kimonoları bunların en güzel örneklerinden.

◊ Bu yazın bir başka favori parçası ise

Yazının Devamını Oku