GeriHande Can Dünyayı kadınlar değiştirecek
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dünyayı kadınlar değiştirecek

Her gün bir yerlerde kadınlar, dünyayı değiştirmek için harekete geçiyor ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için canla başla çalışıyor.

Hiç duydunuz mu bilmiyorum ama Yves Rocher Vakfı dünyayı değiştirmek için harekete geçen kadınların çevre mücadelesine ışık tutarak, Birleşmiş Milletlerin kalkınma hedeflerinden biri olan kadın özgürlüğü ve eşitliğini desteklemek amacıyla her sene ‘Toprağın Kadınları’nı ödüllendiriyor.
2001 yılından bugüne kadar 50’den fazla ülkede 450’den fazla kadın ödüllendirildi.
Toplamda 2 milyon Euro ödül verildi. Toplum veya çevre yararına ticari faaliyetler yürüten, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş bünyesinde yer alan ve çevre yararına bireysel projeler yürüten her yetişkin kadın bu ödüle layık gösteriliyor.
Gezegene pozitif bir iz bırakmak isteyen Türk kadınları size sesleniyorum.
Çevre için mücadeleye destek olmak istiyorsanız, 15 Ekim’e kadar 100 bin TL ödüllü Yves Rocher Vakfı Toprağın Kadınları Ödülü’ne www.yvesrocher.com.tr adresinden başvurabilirsiniz.
Doğa ile bağını güçlendirmek isteyen, cinsiyet eşitliğine katkıda bulunmak isteyen, güçlü ve toprağına sahip çıkmak isteyen tüm kadınlar, bence bu fırsatı kaçırmayın.

Artık Yeniköy’de

Kumaşlarla farklı hikayeler yaratan, Paris, Brüksel ve İstanbul arasında mekik dokuyan Mirela Cerica, uzun zamandır beklediğim showroom’unu Yeniköy’de açtı.
Sürdürülebilir, feminen ve konforlu lüks olarak tanımlayabileceğim tasarımların ön planda olduğu, koleksiyondaki her parçanın kendine has detaylarıyla anında göze çarptığı Mirela, bence kısa süre içinde birçok gardırobun vazgeçilmez markalarından olacak.
Farklı olmak isteyen tüm kadınlara en kısa sürede burayı keşfetmelerini tavsiye ediyorum.
Hep seyahatlerde geçen bir hayatı olduğu için, bu seyahatlerinden biriktirdiği #selectedbymirelacerica seçkisi ise inanılmaz.
Özellikle Japonya’dan getirdiği gerçek el yapımı, saf ipek kimonolara aşık olacaksınız.

Muhteşem ikili

Markaların 2021 İlkbahar-Yaz koleksiyonlarının sergilendiği moda haftaları tam hız devam ederken, gelecek sezonun trendleri yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Bazı markaların yaptığı kreatif direktör değişiklikleri DNA’larına uymazken, bazı markalar yeni ortalıklarıyla küllerinden yeniden doğdu.
Bunların sonuncusu Miuccia Prada ile co-kreatif direktörlük yapacağı duyurulan Raf Simons ortaklığı oldu.
Geçen şubatta duyurulduğundan beri moda dünyasında şok etki yaratan bu birlikteliğin ortak koleksiyonu, Milano Moda Haftası kapsamında beğeniye sunuldu.
Prada ile başka hiçbir tasarımcının DNA’sı bu kadar güzel bir birliktelik ortaya çıkartamaz bence. Muhteşem bir ikili olmuşlar, tek kelimeyle bayıldım.

X

Apple teknoloji ile sanatı buluşturmuş

Sanat ve moda birlikteliği her geçen gün bizlerin odak noktası haline gelse de sanat ve teknoloji birlikteliğinden çıkan yenilikler ağzımızı açık bırakmaya devam ediyor.

Fark ettiyseniz gelişen teknoloji ve değişen yaşam şartları sanatta değişimi başlattı. Özellikle artırılmış gerçeklik olan AR teknolojinin ortaya çıkması, sanatçılara yeni ifade biçimleri ve farklı mecra ortaklıkları doğurdu.
Yıllar önce sanat, festivaller, müzeler ve sergilerde deneyimlenirken günümüzde bambaşka tecrübelerle karşımıza çıkıyor.
Bağdat Caddesi’nin üzerinde açılan, Türkiye’nin üçüncü ve bence Kaliforniya’daki Apple Center’a benzerliğinden dolayı da en iyi Apple mağazası, kültür ve teknolojiyi bir araya getirerek 20 yerel sanatçımıza ev sahipliği yapıyor.
İstanbul’a saygı duruşu niteliğindeki 6 hafta sürecek olan “Perspektif İstanbul” adı altında geleneksel minyatür çizimi ve illüstrasyonundan fotoğrafçılığa kadar birçok farklı atölye çalışmaları ile katılımcılara farklı deneyimler sunacaklar.
Mağaza aynı zamanda AR sergisine ev sahipliği yapıyor.
Perspektif İstanbul’a katılan birçok farklı sanatçının eserlerini, Lidar tarayıcına sahip Ipad Pro’lar ile görebileceğiniz inanılmaz büyüklükteki dijital enstalasyon, katılımcıları teknoloji ve sanal dünya arasında farklı bir yolculuğa çıkartıyor.
Mesela yaratıcı teknoloji uzmanı Tin Nguyen ve Ed Cutting ile Türk ses tasarımcısı Oğuz Öner tarafından özel olarak hazırlanmış artırılmış gerçeklik sergisini deneyimleminizi tavsiye ederim.

Yazının Devamını Oku

Fashion Week İstanbul ve moda filmleri

New York ile başlayıp Paris ile son bulan moda haftaları geleneksel hale dönmeye başlamışken, Fashion Week İstanbul üçüncü kez dijital olarak gerçekleşti.Bu sezon tasarımcılar koleksiyonlarını moda filmleri aracılığı ile sergiledi.


Geleneksel defilelere hasret kalmış olmamıza rağmen ortaya çıkan moda filmleri son derece güzel, kendine hayran bırakan kalitedeydi.
İşinin ehli kreatif direktörler, stilistler ve sanat yönetmenleriyle birlikte her tasarımcı harika filmlere imza atmış.
Koleksiyonlarını izleyicilerle podyum eşliğinde sunmaya hasret tasarımcıların bu filmlerle nasıl özlem gidermeye çalıştığını, her şeye rağmen arkada nasıl bir emek olduğunu ve sıkıntılı geçen sezonlara inat, tasarım aşklarının ne kadar güçlü olduğunu görüyorsunuz. Tüm tasarımcı arkadaşlarımın ellerine sağlık. Bol satışlarınız olsun.

YABANCI BİR GÖZDEN İSTANBUL

Yazının Devamını Oku

Dijital detoks

New York, Milano, Paris moda haftaları çok uzun bir aradan sonra tüm şaşaaları ile geleneksel halde geri döndü.


Dünya çapında sosyal medya influencer’ları ve ünlüleri, sokak modasıyla herkesi meşgul ediyorken, son derece radikal bir karar aldım.
Moda haftalarından uzak bir lokasyona gidip, havaalanına girdiğim andan itibaren sosyal medya detoksuna soktum kendimi. Uzun zamandır moda haftalarının geri dönmesini beklerken böyle bir hamle düşündürücü.
Bir yandan küresel iklim krizi ve moda sektörünün buna olan etkisinin büyüklüğü, sosyal medyanın aşırı görgüsüzlük içeren içerikleri, düşüncesizce paylaşılan fotoğrafların gereksizliği ve elimdeki ekrana bağımlı olmamın farkındalığıyla “hayatı kaçırıyor muyum” sorusu hep aklımda çünkü. Artık buna bir “dur” deme zamanımın geldiği bir noktaydı belki de.
İlk gün kolay değil, insanın eli ayağı titriyor, sanki eksik bir şeyler var hissi doğuyor. Bir yerlerde önemli bir şeyini unutmuşsun gibi ama sonra anlıyorsunuz ne kadar uzun zamandır detayları görmezden geldiğinizi. Sadece kültür, sanat ve vizyonumu besleyen Instagram’sız koca bir hafta bile “biz hangi ara bu kadar bağımlı olduk” dedirmeye yetti.
Düşünsenize, interneti ilk defa 1993 yılında kullanmaya başladık. Daha o zaman Google bile yoktu hayatımızda. Google 1998 yılında, Instagram ise 2010 yılında var olmaya başladı. Toplamda 10-11 senelik aydınlanmanın hayatımızdan götürdüklerine bakınca ciddi tehlike çanları ile baş başa olduğumuzu düşünüyorum.
Çok yakında sosyal medyada her adımını, her alışverişini, her aldığını koyan yani aşırı aktif kullanan kişilerin psikolojik terimlerle adlandırılacağını duyuyorum.

Yazının Devamını Oku

Giyilebilir teknoloji ile şık olunur mu?

Havaların soğuması ve outdoor aktivitelerin popülaritesinin artmaya başladığı şu dönemde bunca marka ve ekipman arasında “nerede ne ve nasıl giyinilmeli?” sorusuyla çok karşılaşıyorum.


Outdoor denilince bu kıyafetlerin sadece doğada giyilmesi gerektiğini düşünüyorsanız çok yanılıyorsunuz.
Özellikle son iki yıldır gerek zorunluktan, gerek yaşam şeklini değiştirip daha doğayla iç içe olmaya karar vermemizden dolayı outdoor konusunda çok ciddi aydınlanmalar yaşanmaya başlandı.
Bu aydınlanmayla birlikte “urban outdoor” yani “şehirli outdoor” terimi hayatımızın merkezine doğru hızlı adımlarla oturmaya başladı.
Bunu sakın pandemi ile gardırobumuzun merkezi haline gelen eşofman ve spor ayakkabı odaklı “athleisure” modası gibi gelip geçici bir trend olarak algılamayın.
Trendler gelip geçici moda akımını belirler. Ama bir kere insanlar aydınlanma yaşadı mı tekrar eskiye dönmesi imkansızdır.
Nasıl sağlıklı beslenme konusunda aydınlama yaşayıp bir daha eski, sağlıksız ve bize zarar veren yeme alışkanlıklarımıza geri dönemiyorsak, teknolojik, giyilebilir ve şık ekipmanların dünyasına adım attıktan ve bunları şehirde kendi kıyafetlerimizle stilize etmenin tadına vardıktan sonra, sadece trend diye ürün tercih etmemiz de mümkün olmayacak.

Yazının Devamını Oku

Ömür boyu aşkın sırrı açıklandı

Dünyaca ünlü ilişki ve evlilik uzmanı Dr. Julie-John Gottman çifti katıldıkları The Mindbodygreen podcast’inde ömür boyu sürecek ilişkinin formülünü verdiler.Bir ilişki ne zaman bitmeli?


Özellikle günümüz şartlarında her şeyden çabuk sıkılan, boşanma rekorları kıran ve hiçbir şeye konsantrasyon sağlayamayan yeni kuşak olarak bizlerin, hayatımızın sonuna kadar sürecek eski usul ilişki yürütebilmemiz mümkün mü?
Bir ilişkinin ömrü neye göre belli oluyor?
Tüm bu konuların konuşulduğu podcast’te Gottman çifti, bizlere ömür boyu aşkın mimarisini çizdiler.
Mesela, “pozitif/negatif oranı” bir ilişkinin sürüp sürmeyeceği konusunda çok yakın tahminlerde bulunabildiğini gösteriyormuş.
Çiftin yıllarca süren araştırmalarının sonucuna göre, tartışmalı bir dönemde çift, her 1 negatif etkileşime karşın 5 pozitif tonda sohbete giriyor. Bu oran çiftin sorunsuz bir döneminde her 1 negatif etkileşime karşın 20 pozitif iletişime çıkıyor.
Yani çok sık kavga eden bir çift hâlâ pozitif iletişimlerini koruyabiliyorlarsa sağlıklı, hiç kavga etmeyen bir çift ise sağlıksız bir ilişkiye sahip olabiliyor.

Yazının Devamını Oku

Louis Vuitton mağazasında bir Türk sanatçı

1854 yılından bu yana her zaman yüksek kaliteyi amaçlayan ve inovasyonu stil ile buluşturan Louis Vuitton’un, İstinye Park’taki yeni mağazası çağdaş Türk sanatçı Seçkin Pirim tarafından düşünüldü ve yeniden tasarlandı.


Dünya çapındaki özel koleksiyonlarda yeri olan Seçkin Pirim, mağazanın cephesini Louis Vuitton’un ikonik “damier” deseninden ilham alarak, heykel niteliğinde bir yapıt haline dönüştürmüş.
Tasarımın tamamında kullandığı Türk limra taşını amorf ve kıvrımlı bir form haline getirerek ortaya çıkarttığı cephe görenleri kendine hayran bırakıyor.
Birçok ödülün sahibi olan Pirim’in, dünyanın en geleneksel ve köklü markasını bir Türk olarak kendine hayran bırakması, projeyi tamamen kendi fikirleri doğrultusunda hayata geçirmesi ve özellikle bunu Fransız bir markaya kabul ettirmesi hiç kolay olmasa gerek.
Ortaya çıkan sonuç o kadar güzel ki, gelecek Louis Vuitton kitaplarının birinde Seçkin Pirim tarafından ortaya çıkan bu sanatı tüm detaylarıyla okuyacağımızdan hiç şüphem yok.
Marka her yeni ikonik mağazasının kapılarını “mirasına duyduğu saygıyla” açmaya devam ediyor.
Tamamen kadın giyim dünyasına ayrılmış mağazada dünyadaki tüm Louis Vuitton mağazaları ile aynı anda koleksiyona ulaşma imkanına sahip olacaksınız.

Yazının Devamını Oku

En iyi giyinen 50 kadından biriyle işbirliği

Yakın zamanda 100’üncü yaşını kutlamış olan, kendi kendini yetiştirmiş moda tasarımcısı, iç mimar ve stil ikonu Iris Apfel’i tanımayanız var mı?

Kendisi, “Stil, kendini ifade etme ve her şeyden önce tavır ile alakalıdır” diye ikonikleşmiş cümlenin sahibi. Meşhur “neden sıkıcı olalım?” tavrıyla parlak kıyafetleri, çok katmanlı eğlenceli aksesuvarları, kalın, yuvarlak ve büyük boy gözlükleri imzası haline getirmiş, sadece kendisi için süslenmenin simgesi, koca bir çağa ilham vermiş bir kadından bahsediyorum.
“Stil çok para harcamak değildir. Önemli olan ne ya da neler giydiğiniz değil, bir şey giyerken nasıl hissettiğinizdir. Stil, kendini ifade etme ve her şeyden önce tavırla ilgilidir” diyen, stilin fiyatı ne olursa olsun her yerden gelebileceği fikrini temsil eden Apfel, H&M ile işbirliğine imza attı.
Koleksiyonda Iris Apfel’in simgesi haline gelen eklektik giysiler ve şatafatlı aksesuvarlar her yaş ve bedene hitap edecek.
Canlı renkler, gösterişli kumaşlar ve eğlenceli elbiseleri abartılı mücevherlerle taçlandırarak klasikleşmiş gardırobunuza renkli bir dokunuş yapabilirsiniz.
Bunu nasıl yapacağınızı bilemiyorsanız gerçek bir ilham kaynağı olan Iris Apfel’i araştırıp, stilinden esinlenmenizi tavsiye ederim.
Koleksiyon 2022 başlarında satışta olacak. O zamana kadar hayat hikayesinden, nasıl dünyanın en iyi giyinen 50 kadınından biri olduğuna kadar okuyabileceğiniz birçok içerikle onun gözünden bakmayı başarabilirsiniz.
Kendisini tanıdıkça koleksiyonun değerini daha iyi anlayacaksınız.

Yazının Devamını Oku

Hollywood’da ilk Türk mücevher markası

Dünyanın ilk tılsım mücevher markası tasarımcısı kim biliyor musunuz? Bee Goddess markası ile Ece Şirin.


Anadolu’dan ilhamla başladığı ve tüm dünyayı aydınlatmayı hedeflediği yolculuğu gerçekleşmeye başlayalı çok oldu.
Madonna’dan Kate Winslet’e kadar birçok hayranlık duyduğumuz kadın Bee Goddess ile ışıldıyor artık.
Marka “Hayallerinin peşinden git” mesajını verdiği sembol koleksiyonu ve Bee Goddess & Amazon Prime Video işbirliği ile bu sene birçok ödül toplaması öngörülen “Cinderella” filminde ışıldıyor.
Burada asıl önemli olan bu projenin hikayesi. Emmy ödüllü kostüm tasarımcısı Ellen Mirojnick, Londra’da sokakta yürürken Bee Goddess vitrininin önünden geçiyor ve gördüğü tılsım mücevherlere hayran kalıyor.
Bunun üzerine marka ile irtibata geçen Sony Pictures ekibi ile uzun süren görüşmeler sonunda anlaşmaya varılıyor ve Ece Şirin tüm ana karakaterlere uygun, film için özel olarak tasarladığı koleksiyonunu Ellen Mirojnick’e sergiliyor. Bir filmde bırakın ana karakterleri, herhangi bir karakter üzerinde gözükmek için yüzbinlerce dolarlar ödemeniz gerekir.
Ekibin size özel olarak gelip, tasarım talebinde bulunmalarının gururunu düşünsenize.

Yazının Devamını Oku

Stil, sezon trendlerine karşı mı?

Zaman zaman stilinizde değişiklik yapmak için ihtiyaç duyduğunuz tek şey küçük ama etkili dokunuştur.

O yüzden sezon trendleri hep dikkatinizi çeker.
Her mevsim geçişinde kendinizi sıfırdan gardırop yenileme hissiyle baş başa bulursunuz. Çünkü moda sektörü, sunduğu trend raporlarıyla, sezon açılmadan ürün gönderimi yaptığı influencer’lar ve seçkin kişiler aracılığıyla ortaya arzu nesneleri çıkarır. Bu sayede “giyecek hiçbir şeyim yok” veya “bu üründen kesinlikle bende de olmalı” düşüncesi içinde buluyoruz kendimizi.
Bu kısır döngü stiliniz oturuncaya kadar devam ediyor.
Mesela 2022 trend raporuna göz atalım.
Geçtiğimiz yılların acısını çıkartırcasına pullu payetli parti elbiseleri bu sezon ekstra gösterişli olacak. Ama bunun için gidip yeni bir elbise almanıza gerek yok.
Artık tüketim alışkanlığınızı minimalize etmenizin zamanı.
Herkesin evinde giymekten sıkıldığı, dolabın köşesine attığı payetli bir elbisesi vardır. Bunlara yeni gözle bakmaya başlamanın tam zamanı.

Yazının Devamını Oku

Modası Geçmez

Moda sektörünün doğaya verdiği zarara karşı farkındalık yaratmaya çalışmasıyla, tüketim çılgınlığını desteklemesi son derece ironik.


Buna rağmen karbon ayak izi pastasında büyük bir yüzdeye sahip olan bu dev sektörün bir yerlerden iklim krizine karşı dönüşüme başlaması, tünelin sonunda o ışığı görebilme ihtimalini doğuruyor.
Dünyanın bize elindeki tüm kaynaklarını sonsuz bir cömertlikle sunmasına karşılık, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana o kaynakları har vurup harman savuran bizler, bireysel ve toplumsal olarak “hemen bugün” değiştirmek zorundayız.
Bu değişim başlangıcının en güzel örneklerinden biri Zeynep Tosun ve Türkiye pazarında sürdürülebilir moda üzerinde çalışmalar yapan Perwoll’den geldi.
İki isim birlikte #ModasıGeçmez mottosu ile Anadolu’daki kadın emektarları da dahil ederek geri dönüştürülmüş tekstil ürünlerinden ortaya çıkan tasarımlarla modayı sürdürülebilir kılmayı amaçlıyorlar.
Kullanmadığınız kıyafetler ve her türlü tekstil ürünlerini modasıgecmez.net adresi ve İstanbul’un dört farklı noktasındaki giysi toplama kumbaralarına teslim ederek bu sosyal sorumluluk projesine katkıda bulunabiliriz.
Toplanan kıyafetler Zeynep Tosun ve Anadolu’nun eli öpülesi emektar kadınlarının öncülüğünde yöresel geri dönüşüm teknikleri kullanılarak yeniden tasarlanan bir koleksiyona dönüştürülecek.

Yazının Devamını Oku

İklim dostu yaşam rehberi

Dünyanın ortalama sıcaklığının 120 yıl öncesine göre 1.1 derece arttığı bilimsel bir gerçek. Bu farkın nelere yol açtığını yakından deneyimleyen ve maalesef bu artışın sebeplerinden biri olan bir nesil olarak iklim krizi ile mücadele etmek ve neslimizin hikayesini değiştirmek her toplum gibi bizim de görevimiz.

Aslında buna toplumsaldan çok bireysel alışkanlıklarımızı değiştirerek başlamak çok daha doğru olacak. Dünya, kaynakları tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.
Artık bireyselden kolektif bilince doğru harekete geçmenin zamanı.
Dünyanın sıcaklığı 1.5 derece arttığı an çevresel olarak geri dönüşü imkansıza yakın, yıkıcı etkiler ile baş başa kalacağız. Daha doğrusu çocuklarımızı bununla baş başa bırakacağız.
İklim krizi meteorolojik bir olgu olmaktan çıkalı çok oldu. Bunu da dünyanın birçok noktasında çıkan ekosistemi yerle bir eden yangınların ardından başka şehirlerin başına gelen seller ile rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz.
Ama burada sorulması gereken asıl soru şu: “Bu sorunla mücadele etmek için yeterli bilgiye ve çözüme sahip miyiz?”
Son dönemlerde yeni neslin bu konu üzerinde çok durduğunu, dünya çapında Greta Thunberg gibi aktivist gençlerin çoğaldığını gözlemliyorum ama çıkarttığı sesler hükümetlerin adım atmasına yetecek mi?
Gerçekten bu seslerin Paris İklim Anlaşması’nda radikal adımlar atılmasına etkisi olacak mı?

Yazının Devamını Oku

Anka kuşu

2021 yazı tüm dünyada birçok iklim felaketi ile karşı karşıya kaldığımız bir yıl olarak tarihe geçiyor. Neredeyse güvenli bir yer yok, geleceğimiz için mücadele etmekten başka şansımız ise hiç yok.


Son 8 gündür ülkemizin en güzel, onbinlerce hektar ormanlık alanları yandı. Ekosistem yok oldu, yanarken çığlıklarını duyduğumuz binlerce can gözlerimizin önünde telef oldu. İçimiz yandı.
Kızgınız, hem de çok kızgınız.
Ama artık ağlamayı kesip, “Neden?” diye isyan etmek de yok.
O güzelim ormanlar anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğacak.
Avusturalya ormanlarının 1.5 sene sonra kendi ekosistemi içinde bulduğu hayat gibi bizim ormanlarımız da yeniden hayat bulacak.
Ama şu andan itibaren bize çok iş düşüyor.

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyanın yalan düzeni

20’nci yüzyılın sonlarına doğru daha önce tecrübe etmediğimiz bir yöne evrildi hayatlarımız.


Çünkü bir anda merkezimize teknoloji yerleşti. Tüm dünyanın düzenini farklılaştırmayı başardı.
Yeni eğlence hayatımız Commodore 64 ile başladı. Mobil araçların ve telefonların günlük düzenimize entegre olması sonrası sosyal medya denilen eğlence ağının tam ortasında bulduk kendimizi.
Zevklerimiz, karakterlerimiz, tepkilerimiz, bedenimiz sosyal medya ışığı altında şekillenmeye başladı. Kendimize, kendi bedenimiz altında olmak istediğimiz avatarlarımızı yarattık.
Ama zaman içinde mitomani (kendi yalanına inanma hastalığı) gibi kantarın topuzunun kaçtığını, psikolojik rahatsızlıklara gebe olduğunu göremedik.
Daha doğrusu göremeyen insanlar arasında sıkıştık kaldık.
Bütün amacı uygulama üzerinde daha uzun süre tutmak olan uygulamalar hayatımızdan, çocuklarımızdan hatta dostluklarımızdan çaldı.

Yazının Devamını Oku

Bu yazın en popüler plaj stilleri

Yaz aylarında hayat flip flop diye tabir edilen parmak arası terlikler ile mayo-bikini-pareo arasında geçip gidiyor.

Buna rağmen valizler o kadar kullanılmayacak kıyafetlerle dolup taşıyor ki 3-4 günlük seyahat için bile büyük boy valiz hazırlanıyor.

Bunu pratik haline getirmek, uzun hafta sonu tatillerini kabin içi valizle geçirmek mümkün.

İşin püf noktası, neyi nasıl giyeceğinizi ve valizi ne ile doldurmanız gerektiğini bilmekle başlıyor.

Gün sayısı kadar kombin ve her kombine uygun aynı sandaletle son derece pratik ve şık bir tatil valizi yapabilirsiniz. Ama burada asıl soru, bunları yaparken nelere dikkat etmeniz gerektiği...

Şimdi plajlarda ne giyilir, bu yazın en trend parçaları neler, valizlerin içinde neler olmalı, hepsini paylaşıyorum.

◊ Poplin veya keten oversize gömlekleri baş tacı etmenizin tam zamanı. Özellikle babanızın, eşinizin veya erkek arkadaşınızın beyaz keten gömlekleri bikini üzerine giyebileceğiniz en cool seçenek. En iyi seçenekleri Massimo Dutti veya Sorbe by Başak Barlas’ta bulabilirsiniz.

◊ Plajdan doğruca geceye devam edebileceğiniz kimonolar var. Bikini üzerine giyeceğiniz kimonoları gündüz plajda, plaj sonrası ise saçınızı toplayıp, belinize kemer takıp, rujunuzu sürüp yemekte kullanabilirsiniz. Maison La Plage veye Mirela Cerica kimonoları bunların en güzel örneklerinden.

◊ Bu yazın bir başka favori parçası ise

Yazının Devamını Oku

Ünlü markalar Bodrum’da

Bodrum global markaların merkezi haline geldi. Birbiri ardına açılan dünyaca ünlü markalara Louis Vuitton ve Prada da katıldı.

Birçok ünlü markanın gözünü diktiği Yalıkavak Marina, alışveriş cenneti haline dönmüş durumda.
Mesela Prada Outdoor, dünyada sayılı moda başkentlerini gezen pop up store konseptine Bodrum’u da dahil etti.
Sahil, bahçe, dağ ve kar olmak üzere dört ayrı temadan esinlenerek hazırlanan koleksiyonlardan oluşan mağaza, 12 Eylül’e kadar açık kalacak. Özellikle plaj ve rafya çantaları harika.
Hazır gitmişken Dior ve Louis Vuitton mağazalarını da gezmenizi tavsiye ederim. Özellikle dekorasyon olarak hepsi birbirinden ilginç ambiyansa sahip.
Bu yaz birçok ünlü ismin marka işbirliklerini görüyoruz. Yaz sezonu olduğu için haliyle mayo bikini eşleşmesi yoğunlukta. Tüm işbirliklerini görmüş ve deneyimlemiş biri olarak Berrak Tüzünataç imzası ile ortaya çıkan Ayje x Berrocks Beachwear koleksiyonun kalite ve kalıp olarak ünlüler arasındaki en iyi işbirliği olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Tamamen Berrak’ın ruhunu yansıtan, özgün modelleriyle sadece denizde değil akşamları jean şortlarıyla da kıyafet tamamlayıcısı olarak kullanılabileceğiniz bikinilere ve renkli mayolara bayıldım.
Üzerinize bolca takıp gündüzden geceye devam edebilirsiniz. Yazın bundan daha güzel ve cool ne olabilir ki?

Ülkemizin değerini bilelim

Yazının Devamını Oku

Sanal dünya el emeği ile karşı karşıya

Teknoloji çağının hızına ayak uydurmaya başladığından beri eşsiz olanın peşinden gitmeye çalışan ve hiçbir şekilde doymayan insanoğlu hep olmayanı keşfetme eğiliminde.


Moda dünyasına baktığımız zaman da aynı şey geçerli. Fakat uzun zamandır yaşadığımız mecburi duraklama ve eve kapanmanın yan etkilerini yaşıyoruz. Hem içimiz kıpır kıpır hem de bitmeyen kapatılmalarının gölgesi ile sendelemeye devam ediyoruz.
Uzun zamandır insanları gözlemliyorum.
Herkes bir şikayet halinde. Tatilde aldığı hizmetten, giyinmeyi unutmaktan, giyinse bile gidecek yer bulamamaktan, yeni sezonun sıradanlığından...
Anlayacağınız liste uzar da gider.
Peki yaşadığımız boşlukta süzülmenin hissi bu evrensel krizle mi ortaya çıktı sizce?
Ben öyle olduğunu düşünmüyorum.

Yazının Devamını Oku

Valiz hazırlama sanatı

Kısıtlamalar kalktı, havalar ısındı, aşılar yapıldı; yani yeniden seyahat etmek için her şey hazır!


Peki siz, bir yere giderken küçük bir valiz hazırlamayı tercih edenlerden misiniz, yoksa valizi üzerine oturarak zorla kapatan ve tatilden hiç kullanılmamış kıyafetlerle dönenlerden mi?
Çoğunluk, valiz üzerine oturanlardan oluşuyor maalesef...
Bilinçsizce ele gelen her türlü kıyafeti valize koymanın sonucunda daha tatile gitmeden seyahat stresi baş gösteriyor.
Ekstra kıyafetlerin işe yaramadığı bir gerçek. Bu bilgiyi her tatil sonunda teyit etmemize rağmen, her defasında aynı şeyi tekrarlamaya devam ediyoruz.
Aslında yapılması gereken şey çok basit...
Tatilin kaç gün süreceğini belirlemek, hava durumunu öğrenmek, oradaki programı detaylandırmak ve tüm bu bilgilerle valiz hazırlamaya başlamak...

Yazının Devamını Oku

Tokyo 2020 Olimpiyatları’na Türk dokunuşu

Covid-19 sebebiyle ertelenen Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları, 23 Temmuz itibariyle başlıyor. Küçük bir kız çocuğuyken ekrana kitlenmiş bir halde olimpiyat meşalesinin yanmasını ve ülkelerin seremoni kıyafetleriyle resmi geçiş yapmalarını dört gözle beklerdim.


Genellikle kıyafetleriyle ABD takımı, dikkatimi çekerdi. Yaşım ilerledikçe ve modaya hayranlığım arttıkça seremoni kıyafetlerinin tasarımcılar tarafından büyük bir özenle tasarlandığını öğrendim.
Amerikalıların kalabalık halde Ralph Lauren tasarımı kıyafetlerle yürümesini hep çok güçlü bulmuşumdur. İngiltere takımı da son iki seferdir Stella McCartney imzalı kıyafetlerle karşımıza çıktı. Uzun zamandır “Birçok tasarımcımız ve imkanımız varken neden hem seremoni hem de oyunlar için özel tasarım kıyafetlerimiz yok?” diye düşünüyorum.
Sevindirici haber sonunda geldi.
Olimpiyatların imzası haline gelen seremonideki kıyafetlerin tasarımlarını bu yıl Vakko ekibi üstlendi. Oyun formaları ise sokak modasının altın çocuğu Bünyamin Aydın ve Nike tarafından hayata geçirildi.
Vakko tasarım ekibi, özel bir hikaye çerçevesinde estetikle konforu bir araya getirdi. Seyahat ve seremoni olmak üzere iki farklı kategoride kullanılacak kıyafetlerin ana renklerini Türk bayrağımızın kırmızı ile beyazından seçti.
Bu renklere, ince çizgiler halinde Tokyo Olimpiyatları’nın ana rengi lacivert eklendi.

Yazının Devamını Oku

Birlikte çok iyiyiz

Marka olarak Türkiye’nin global temsilcilerinden biri olan Mavi’nin sahiplenici tarafını çok seviyorum.


İstediği her isimle çalışmak için her türlü potansiyel, vizyon ve güce sahip olduğu halde, sezonlardır Kıvanç Tatlıtuğ ve Serenay Sarıkaya ile yola devam etmeyi tercih etmesi marka yüzünden çok, takım arkadaşlığına benziyor.
Şimdi bu takım arkadaşlığına Juventus ve A Milli Futbol Takımı’nın yıldız oyuncusu Merih Demiral’ı da dahil ettiler.
“Birlikte çok iyiyiz” diyerek takım olmanın gücünü anlattıkları reklam filmini, filmin enerjisini çok sevdim. Bence Mavi’nin başarısı yol arkadaşlarını doğru seçip, onları sonuna kadar sahiplenmesinden geçiyor.

Bulgari’den ihtişama övgü

Pandemiden beri duran hayat yavaş yavaş normale dönmeye başlıyor. Pandemiden beri duran hayat yavaş yavaş normale dönmeye başlıyor. Çok uzun bir aradan beri ilk kez Bulgari, yüksek mücevher ve saat koleksiyonu “Magnifica”yı sunmak üzere İtalya’nın moda başkenti Milano’da hasretini çektiğimiz bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Bulgari’nin ilham perisi Roma olsa da, etkinlik Milano’da yapıldı. Milano’nun pandemiden sıyrılıp eski günlere dönmesini kutlamak amacıyla uluslararası ünlü isimler, basın ve müşteriler sayesinde dikkatler bu şehre çekildi.  Chiara Ferragni, Lily Aldridge, Ester Expósito gibi marka elçilerinin yanı sıra markanın ilk Türk marka elçisi olan Serenay Sarıkaya da ünlü yıldızlarla Milano’da davete katılanlar arasındaydı.Romalı mücevher evi Bulgari, 2 gün süren etkinlikler eşliğinde Milano Belediyesi’ne cömert bir bağışta da bulundu. Zor günleri geride bırakmaya çalışırken böylesine köklü marka ve ailelerin desteğine her şehrin ihtiyacı olacak bence. Darısı bizim belediyelerin başına. 

Toga Archives x H&M

H&M, yeni işbirliğini sonunda duyurdu.

Yazının Devamını Oku

Giyinme yetimizi kaybettik

Uzun süren evde kalma süreci sonunda hayatımıza giren “Athleisure” trendi hayatımızdan kolay kolay çıkacak mı zaman içinde göreceğiz.


Gardırobumuzun en ön sırasında bulunan eşofman, tişört ve sınırsız tayt skalası arasında boğulmuş durumdayız.
Beklediğimiz kısıtlı normalleşmeye geçiş sonunda başladı. Sosyalleşebileceğimiz, oturup yemek yiyebileceğimiz kafe ve restoranlara kavuşmanın mutluluğu, sudan çıkmış balık gibi ne yapacağımızı bilemez halimizin hissiyle gölgede kalmış durumda.
Fark ettim ki giyinme yetimizi kaybetmişiz.
Bir yemek uğruna saatlerce ayna karşısında kıyafet değişikliği yapıp sonunda sığınak olarak eşofmanlarımıza geri dönmek isteyen kaç kişiyiz?
Ruh halimiz değişti.
Kiminle konuşsam aynı dertten muzdarip.

Yazının Devamını Oku