Paylaş
Şu an bu rakamlar 92 milyon tonun üzerinde ve bunların sadece yüzde 10’u geri dönüştürülebiliyor.
Avrupa Birliği bu yıl itibarıyla tekstil atıklarının ayrı toplanmasını zorunlu hale getirdi. Fakat saniyede bir kamyon dolusu tekstil atığının çöp olması karşısında hangi yaptırım verimli olabilir ki?
Hızlı modanın ortaya çıkardığı mikrotrendler ve bu trendleri arzu nesnesine dönüştürmek için görevlendirilmiş pazarlama ekipleri dünyanın düzenini yerle bir etti.
Tüketiciye “ihtiyacı olmadığı halde” alma ihtiyacı hissettirmeleri, sürekli tüketen bir toplumun oluşmasına zemin hazırladı.
Şu an dünyada bizden sonraki altı nesle yetecek kadar kıyafet bulunuyor.
İngiltere’de yapılan araştırmalar, bir kıyafetin en fazla yedi kere giyildiğini, sonrasında çöpe gönderildiğini tespit etmiş.
Ortalama gelire sahip her kişi, haftada en az bir ürün satın alıyor.
Dünya nüfusunun 8 milyar olduğunu düşünürsek ortaya çıkan tablo gerçekten korkunç.
Almaya devam ettikçe, giyme sayımız düşüyor.
“Sürdürülebilirliği destekliyoruz” deniliyor ama içinde bulunduğumuz tüketim sistemi dünyamız için hiç sürdürülebilir değil. Bunun üzerine konuşulanlar ise bir kulaktan girip, diğerinden çıkıyor.
Bilinçlenmek hem kendimize, hem geleceğimize hem de çocuklarımıza borcumuz.
Kapitalist sistemde tüketimin düşürülmesi imkânsız.
Bilinç düzeyi arttıkça, bireysel hareketlerle farkındalık yaratıldıkça ve bunun düzenli hale getirilmesi sağlandıkça küçük çapta bir şeyleri değiştirmemiz mümkün. Yoksa freni patlamış kamyon gibi yokuş aşağı gidiyoruz. Sonumuz ise hiç hayırlı değil.
Louis Vuitton’dan ultra zenginlere makyaj koleksiyonu
Geçtiğimiz aylarda Louis Vuitton’un dünyanın en ünlü makyaj sanatçısı Pat McGrath ile ortaklaşa tasarladığı makyaj koleksiyonunu lanse edeceğini yazmıştım.
Koleksiyonun ilk görselleri, ürün içeriği ve satış fiyatları açıklandı.
8’li göz farı 250 dolar, rujlar ise 160 dolardan satışa sunulacak.
Böylece Louis Vuitton, Hermes’i bile geride bırakarak en pahalı kozmetik koleksiyonunu sunan marka olarak ilk sıraya yerleşti.
Bu kadar tüketim çılgınlığından bahsederken, ultra zenginlere yönelik ürünler insanın ağzını açık bırakıyor.
Louis Vuitton’un ürünleri böyle yüksek fiyatlarla sunmasının arkasında geleneksel “güzellik sektöründe farklılığı temsil etmek” fikri yatıyor olsa da bence bunun kesinlikle haklı bir yönü yok.
Hermes ilk defa bir marka karşısında kelepir kalmanın moral bozukluğunu yaşıyor olabilir ama aklıselim birçok kişi bu rakamların çılgınlık olduğunda hemfikir.
Kimler alacak çok merak ediyorum, umarım tanıdığımız kimse almaz.
Paylaş