Artık izole olma kapasitem doldu

Yasaklar sebebiyle oturacak, nefes alacak ve toplantı yapacak yer kalmayınca parklar kurtarıcımız oldu.

Kahvesini, sandalyesini alan kendini sahile atıyor.

Mesela benim yeni toplantı lokasyonum Bebek Parkı.

Artık dijital toplantılar ve webinar’lardan kafamı kaldırıp dışarıya adapte olmak istiyorum.

Çünkü izole olma kapasitem fazlasıyla dolmuş durumda.

2 sandalye ve 2 sıcak içecek eşliğinde çıkan fikir alışverişlerinden çok mutluyum ama hava oturamayacak kadar soğuk olduğunda devrelerim yanmaya başlıyor.

Oturup toplantı yapacak bir yer olmaması, kafa kafaya verip proje üreteceğimiz uzun toplantı mekanlarının kapalı olması, bir tatlı ve kahve eşliğinde sohbet edilecek yerin bulunamaması sinirlerimi altüst etmiş durumda.

Eve sığamıyorum, dışarıda oturamıyorum...

Sonra kafamı dağıtmak için başlıyorum rapor okumaya.

Mesela en son Bof ve McKinsey & Company tarafında bu yıl 4’üncüsü düzenlenen    “Modanın Durumu” raporunda, koronavirüsün etkisiyle dramatik bir değişime uğrayan moda sistemi ve sektöründeki        yenilikler paylaşıldı.

Raporda çok ilginç veriler var.

Mesela geleneksel sosyal medya etkileşim biçimleri artık çalışmıyor.

Firmaların sosyal medyadan fayda sağlayabilmesi için stratejilerini yeni düzene adapte            etmeleri gerekli.

Bu düzende “dikkat çalan” içerikler, hızlı alışveriş ve her ürün için ayrışan doğru sosyal medya mecrası önem                 taşıyacak.

Sektör her ne kadar sürdürülebilirlikten bahsetse de sürdürülebilir bir moda döngüsü için gerekli adımlar tam olarak atılmış değil.

Ancak tüketicinin baskısı ve doğaya verilen zararda gelinen durum sebebiyle firmalar yaklaşımlarını değiştirmek zorunda kalacak.

Dijitalleşme hep konuşuluyordu ama hiçbir zaman böylesine önem taşımamıştı.

Yatırımcılar yeni dijitali bir fırsat olarak görüyor.

Alışverişte kazanılan hız, tüketicinin ürünü satın aldığı süreci fazlasıyla değiştirdi.

Artık en küçük bir zaman kaybı tüketiciyi o alışverişten vazgeçirebiliyor.

Kişiye özel deneyim de artık yeterli değil.

Özel hissettiren alışveriş deneyiminin tüketiciye mesafe olarak çok yakın ve hızlı olması gerekiyor.

Teknolojinin ve Instagram’ın insanlar üzerindeki etkisi, reklam sektörü, yazılı basın ve marka planlamaları dahil tüm dengeleri altüst etmiş durumda.

2021 birçok yeniliğe gebe olacak gibi gözüküyor.

Bakalım kimler buna ayak uydurup, kimler yok olmaya mahkum olacak...

Hep birlikte izleyip göreceğiz.

X

Kabarık etekler geri döndü

En sevdiğimiz pijamalarımız ve eşofmanlarımızdan vazgeçtiğimiz noktada içinde en rahat hissedeceğimiz kıyafet hangisi olacak düşündünüz mü?

Ya da şöyle sorayım...

Bahar ayına yavaş yavaş yaklaşırken üzerinize yapışmış eşofmanlardan sizi ne vazgeçirecek?

Hemen söyleyeyim:

Kabarık etekler.

1947’de, savaş sonrası Christian Dior’un kum saati elbiseleri ve dar belli kabarık etekleri geri geldi, hem de hiç olmadığı kadar modernize edilmiş bir şekide.

Dior’un ikonik bar kostümünün modern yorumlarını Prada’dan Miu Miu’ya, Fendi’den Chloe’ye kadar birçok markanın defilesinde gördük.

Bu sezon kabarık etekler, basic tişörtler, ipek bluzlar, rahat trikolar, hatta biker ceketlerle kombinlenecek.

İlkbahar/yaz podyumlarına pandemi ile hayatımızın odak noktası haline gelen sayısız konfor trendleri devam etse de özlediğimiz zarif ve minimal en kadınsı parçalar mağazalarda yerlerini almaya başladı bile. Gerçi bunları giymek kolay, yeter ki gidebilecek yerimiz olsun...

Yazının Devamını Oku

18 Şubat’ı kaçırmayın

H&M’in senede iki defa sunulan Studio koleksiyonu,  “Sonsuz Hazine” temalı koleksiyonuyla karşımızda.

Günü yakala ruhuyla oluşturulan koleksiyon tuhaf ve umursamaz fantezi ve masallara saygı duruşunda bulunmuş.

Pandeminin etkisinden olsa gerek, bu saygı duruşunu son dönemlerde birçok markada hissediyoruz.

H&M’in Studio parçaları, değer verme mantığıyla tasarlandığı için yıllar geçtikçe daha da özel ve dikkat çeken parçalar haline geliyorlar.

Birkaç sezon sonra giydiğinizde bile “Üzerindekini nereden aldın?” sorusu ile karşı karşıya kalıyorsunuz.

Bu sene ilk defa Studio müşterileri, geçmiş koleksiyonlardan değerli parçaları keşfetmeye davet ediliyor.

Maalesef özel arşiv parçalarından oluşan seçki sadece Berlin’deki Mitte ve Stockholm’deki Sergels Torg’da satışa sunulacak.

Sürdürülebilir kaynaklı malzemelerden üretilen koleksiyonun kilit parçaları siyah saçaklı kadife elbise, vega derisi diz üstü siyah çizme ve pantolonlar.

Bej ve siyah ağırlıklı koleksiyon, mercan turuncusu ve neon sarılardan oluşan elektrikli renk paletleriyle dengelenmiş.

Yazının Devamını Oku

Sezonun trend kodu “athleisure”

Pandemi ile birlikte pik yapan ve günlük hayatımızın vazgeçilmezi olan eşofman takımlar, maske ile birlikte hayatımızın vazgeçilmezi oldular.

Spor yaptığımızda giydiğimiz kıyafetlerin gündelik hayatımıza sızmasını ifade eden “athleisure” akımının, özellikle yaşadığımız süreci ve kısıtlamalardan dolayı sokakla ev arasında mekik dokuduğumuzu da göz önünde bulundurursak yeniden popüler olması hiç şaşırtıcı değil.
Aslında bizi bu akımla ilk tanıştıran Lady Diana olmuştu.
Oversize sweatshirt’leri, renkli taytlar ve aksesuvarlarla birleştirerek kullanan Diana’nın favori görünümlerinden biri olan athleisure, modanın rahatlamasına en büyük etken.
Hollywood starlarından, influencer’lara, sokak modasından, moda çekimlerine kadar her yerde gördüğümüz bu akım, zahmetsiz, bol ve marshmallow tonlarında olduğu sürece 2021 yazının yükselen trendleri arasında olmaya devam edecek.
Farklı stillerde, farklı desen ve renklere ev sahipliği yaparak defilelerde kendini gösteren bu akıma karşılık moda tasarımcıları “İnsanlara eşofman takımlardan başka ne verebiliriz?” sorusu ile baş başa kalmış durumdalar.
Nefes alan kumaşlar, sürdürülebilir tasarımlar, bakımı hızlı ve kolay kullanılan parçalar derken athleisure’ın aslında gelip geçici bir akım olmadığı hatta ilerleyen zamanlarda pandemi akımı diye adlandırılacağı kesin.
Peki, topuklu giymeyi özlemediniz mi? Her ne kadar eşofmanları şıklaştırmaya devam etsek ve athleisure’a kolay kolay sırtımızı dönemeyecek olsak da benim eşofmana karşı olan toleransım bitmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

Kadın modası tamam da peki ya erkek modası?

Kadın modası deyince aksesuvar dahil yurtdışında kendini kanıtlamış birçok yerli markamızı sayabiliriz ama konu erkek modasına gelince globalde bizi temsil edebilecek marka bulmak oldukça güç.

Büyük markalar ve zincir mağazalar haricinde erkeklerin kaliteli, sürdürülebilir kumaşlarla üretilen, tasarım odaklı, iddialı modellere sahip olması hiç kolay değil, özellikle Türkiye’de.

O yüzden ister algıda seçicilik deyin, ister mesleki deformasyon deyin erkeklerin ne giydiğine kadınlardan daha çok dikkat ediyorum.

Eğer güzel bir model görüyorsam da muhakkak nereden olduğunu soruyorum.

Son zamanlarda birkaç farklı ismin üzerinde çok güzel parçalar gördüm ve hepsi en beğendiğim kadın markalarından da biri olan Yasemin Özeri koleksiyonuna ait çıktı.

Vegan ve çevre dostu kumaşlardan oluşturduğu koleksiyonuyla benim favori markalarımdan birisidir aslında. Özellikle minimal, vücuda uyum gösteren, basit ve güçlü formları, kalitesi ve zamansız güzellik anlayışına hitap etmesi ile gardırobumun demirbaşlarındandır ama Museum by Yasemin Özeri adı altındaki erkek koleksiyonu inanın ayrı bir güzel.

Hele ki bazı parçalar var ki bizler için bile zamansız. Günümüzün hızlı tüketimi hedefleyen moda anlayışına karşı, yavaş ve etik bir moda anlayışını benimsemek istiyor ve cinsiyetsiz tasarımları beğeniyorsanız hem kadın, hem erkek koleksiyonundan çok özel parçaları gardırobunuza ekleyebilirsiniz. 

Ayrıca Yasemin’in çok yakın zamanda yurtdışında çok iyi yerlere geleceğine eminim. Hatta yabancı dergilerin radarına girmeyi başarmış bile.

Bir sonraki adım yurtdışı satış noktaları olsun da göğsümü kabartacak bir markanın daha haklı gururunu yaşayalım.

Yazının Devamını Oku

Hayaller Alpler gerçekler daha güzel

Pandemi sayesinde Türkiye’nin tadını çıkarmaya, hiç gitmediğimiz, görmediğimiz cennet köşelerini deneyimlemeye başladık.

Deneyimledikçe bir kez daha âşık olduğumuz Türkiye’ye sonunda kar yağdı ve hasretle beklediğimiz dağ sezonu açıldı.
Kapılar kapalı olduğu için yurtdışına gidemeyenler için söyleyebileceğim şey şu ki boşuna Alplerin hayalini kurmayın, burnumuzun dibinde Alpler gibi Eciyes var(mış).
Yıllardır kayak yapan biri olarak yurtiçi ve yurtdışında birçok yeri deneyimledim ama Türkiye’de Erciyes’in pistleri kadar güzelini görmedim.
Bir pistten diğer piste kayarak gitmenin keyfi maalesef çok az lokasyonda mevcut ama saatlerce kayma lüksü ülkemizde konum itibarıyla maalesef yok diye düşünürken, ne kadar yanıldığımı anladım.
Hep aynı yerlere gitmekten, her fırsatta başka ülkelerin imkanlarından yararlanmaktan dolayı ülkemden ne kadar uzak olduğumun farkına vardım.
Daha önce gitmediğim yerlere gittikçe yabancıların kendi topraklarımdan daha fazla bilgi sahibi olduğunu görmek kendimi kötü hissettirdi açıkçası.
Hep Erciyes’in methini duyduğum halde bir türlü önceliklerim arasına koymamıştım. Ta ki birkaç gün öncesine kadar.

Yazının Devamını Oku

Moda ve sanat aşkı hiç bitmesin

Moda, sanat ve müziğin iç içe geçerek ortaya çıkarılan işbirliklerine bayılıyorum.

Bunların en yenisi New York’ta bulunan Juilliard School öğrencilerinin yer aldığı caz performansıyla Fendi Renaissance–Anima Mundi projesi.

Fendi farklı bir yaklaşım ile genç caz müzisyenlerinin yeteneklerini göstermeyi ve sanatçılarla dünya arasındaki bağını vurgulamayı seçiyor.

Hatta onları desteklemek için öğrenci burslarını kapsayan özel bir bağış programı da başlatıyor.

Son zamanlarda yapılmış en iyi proje.

YouTube’da yayınlanan bu muhteşem caz performansını dinlemenizi tavsiye ederim.

Kaliteli müziğe hasret kaldığımız bu günlerde kulağınızın pasını silmeniz için şahane bir seçenek.

Son ses caz eşliğinde özlediğimiz New York silüetini izlemek apayrı bir keyif.

New York demişken, 38 saniye süren “Sex and the City” tanıtımı kafamızda bir sürü sorunun dolaşmasına sebep oldu.

Yazının Devamını Oku

Hayatınızı kolaylaştıracak online alışveriş tavsiyeleri

Hayatımızın büyük bir yerini dijitalleşmenin kapladığı bu dönemde, internet üzerinden yapılan alışverişin de dünya genelinde yükselişe geçtiği bilinen bir gerçek. Trend ve ekonomi raporlarına göre 2025 yılına kadar ve tabii ki daha sonrasında online alışveriş, yaşamımızın merkezi haline gelecek. Teknoloji çağına doğmuş Z kuşağı için çocuk oyuncağı olan online alışveriş, geleneksel kesim için bir türlü benimsenemeyebiliyor.

Dolayısıyla online alışveriş, bazıları için eğlence veya ihtiyaç olmaktan çıkıp zulüm haline dönüşüyor.
Herkes için online alışverişi kolaylaştıran ve daha avantajlı hale gelmesini sağlayan püf noktaları var.
Mesela online kıyafet alışverişinden uzak duranların en yaygın gerekçesi, bir ürünü denemeden satın almak istememeleri. Aslında internet, şüpheci moda meraklıları için dipsiz bir kuyu. Önemli olan bilginin nasıl kullanılması gerektiğini çözmek.
Eğer almak istediğiniz markanın kalıplarını biliyorsanız yani normal hayatınızda mağazasından alışveriş yapıyorsanız işiniz çok kolay. Ama hiç bilmediğiniz bir markadan alışveriş yapacaksanız, ilk yapmanız gereken ürün bilgisine odaklanmak.
Birçok marka fotoğrafta kıyafeti giyen mankenin vücut ölçülerini veriyor...
En doğrusu bu ölçülerle kendinizinkini karşılaştırıp kalıp detaylarını okumak.
O zaman hata payınız sıfıra düşüyor.

Yazının Devamını Oku

Tokat gibi inen bir yılın ardından

Haydi bit artık  diye gün saydığımız 2020’yi geride bırakırken insanlık için yeni bir dönemin başlangıcı olan o seneye “lanetli” yaftası vurmak bana büyük bir haksızlık geliyor.

Her ne kadar sağlık ve ekonomi anlamında insanlığı zora soksa da hangimizin hayatını düzene sokmadı ki?

Evet, yapış şekli hepimizi hırpaladı ama şöyle geçen senenize uzaktan baktığınızda hiç mi uzun zamandır şikayet ettiğiniz, yorulduğunuz, mutsuz olduğunuz, yapmaya cesaret edemediğiniz şeyleri “madem sen yapamıyorsun, ben sana zorla yaptırırım” dediğini fark etmediniz?

2020 ezber bozan bir yıl oldu. Aynı Mevlana’nın “Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol.

Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın.

Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme.

Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?” sözüne benzetiyorum.

Evet enerjisel olarak çok derin bir yılı geride bıraktık.

Hayatımızı tam anlamıyla altına üstüne getirdi ama kendi adıma şunu söyleyebilirim ki tüm zorluklara rağmen en son gününe kadar hayatıma katkısı    çok oldu.

Yazının Devamını Oku

Yılın son işbirliği: The North Face x Gucci

2020’yi uğurlamaya sayılı günler kala, moda dünyası yepyeni bir işbirliği ile hepimize umut oldu.

Outdoor markası olan The North Face ile İtalyan moda devi Gucci, 70’lerin ruhunu yansıtan, maksimalist desenlerden oluşan oldukça keyifli ve ikonik bir koleksiyona imza attı. Retro desenlerin hakimiyetindeki tasarımlar, outdoor parçalara farklı gözle bakmamızı sağlıyor.
Gucci’nin kreatif direktörü Alessandro Michele daha önce outdoor ürünlere karşı olan sevgisini “Off The Grid” adlı kapsül koleksiyonunda belli etmişti.
Sonrasında 2020 Pre-Fall için de aynı yolu izleyerek “So Deer To Me” koleksiyonunda da hayvan desenlerine geniş yer ayırmıştı.
Daha önce Supreme ve Maison Margiela gibi dev isimlerle işbirliği yapan The North Face, tam da doğaya daha fazla yüzümüzü dönmüşken, çiçekleri içimize sokması mükemmel bir zamanlama oldu.
Maalesef pandemi dolayısıyla seyahat engelimiz olduğu için bu muhteşem koleksiyona sahip olma şansımız çok az.
4 Ocak’ta Londra’da, 9 Ocak’ta ise Gucci’nin Berlin, Paris, Londra ve Milano’daki mağazalarında satışta olacak. 22 Ocak’ta ise hem Gucci, hem de The North Face ortaklaşa olarak web sitelerinde satışa sunacak.
MODADA GÜÇ BİRLİĞİ

Yazının Devamını Oku

Dijital ikinci el alışveriş etkinliği: Modayı Paylaş

Kaynakların giderek daha da tükendiği bir dönemde H&M Türkiye; tasarımcı, iş kadını, sanatçı ve moda dünyasından alanında öncü 47 kadını, kendi tasarımlarına ve gardıroplarındaki kıyafetlerine ikinci bir şans vermeleri için bir araya getirdi. “Benim Kıyafetim Senin Kıyafetin Olsun” diyerek modada dönüşüme öncülük edecek bu değerli kadınlardan biri olmaktan gurur duyuyorum.

Gardıroplarımızı açıp, seçtiğimiz kıyafetlere ikinci bir şans vermek hem modayı herkesle paylaşmanın mutluluğu hem de satıştan elde edilen geliri bağışlayarak doğada geri dönüşüme katkı sağlamamızın gururu anlatılamaz güzellikte bir his.
Bu platformun amacı kıyafetleri geri dönüştürmek, hiçbir kaynak kullanmadan alışveriş yapmak ve sürdürülebilir moda geleceğinin geniş kitlelere yayılmasını sağlamak.
Satışı gerçekleşen tüm ürünlerin geliri WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı), OGEM-VAK (Ormancılığı Geliştirme ve Orman Yangınları ile Mücadele Hizmetlerini Destekleme Vakfı) ve DenizTemiz Derneği / TURMEPA’ya bağışlanacak.
Sürdürülebilirlik vizyonu ve modada döngüsel ekonomiye dikkat çeken isimlerden bazıları Arzu Sabancı, Ahu Yağtu, Buse Terim, Edvina Sponza ve Yasemin Taciroğlu...
Dört gün sürecek “Modayı Paylaş - HM” etkinliği 17 Aralık saat 18.00 itibariyle www.modayipaylas.com adresinde başlayacak. Hem sevdiğiniz kişilerin gardıroplarından bir parçaya sahip olmak hem de vakıflara katkı sağlamak için bu etkinliği kaçırmamanızı tavsiye ederim.
Biz sürdürülebilirliğe bireysel boyutta katkı sağlamaya çalışırken, Burberry markası “ReBurberry Fabric” isimli yeni programla daha da yüksek bir ses çıkarabilme hedefinde.
İngiliz Moda Konseyi ile bir araya gelerek artık kumaşları ihtiyacı olan moda öğrencilerine bağışlayacağını duyurdu. Yani kumaş israfının önüne geçip sürdürülebilirliğe katkı sağlarken, aynı zamanda da geleceğin moda tasarımcılarına yatırım yapıyor olacak.

Yazının Devamını Oku

Atıkla güzel olunabilir mi?

Muhteşem kasım, Black Friday, hatta gelmek üzere olan Cyber Monday gibi tüketim amaçlı çılgın alışveriş günleri üzerine moda ve sürdürülebilirlik kavramı arasında ciddi denge sorunu ortaya çıkmış durumda.

Bu gıda sektörü için de geçerli.
Gereksiz büyüklükteki porsiyonlar, şuursuz yapılan market alışverişlerinden kaynaklı bir sürü çöpe giden malzemeler...
Peki gıda dahil tüm bu çöpe giden malzemelerin tekrar kullanılmasından ortaya çıkan yaratıcılıkla gardırobunuzun demirbaşlarına kavuşmaya ne dersiniz?
H&M modayı değiştirme çabasıyla bizi “atıkları giymeye” teşvik ediyor.
“Moda sektöründeki en büyük tüketim problemi ve fabrikalardaki uygunsuz çalışma şartları hep H&M’den kaynaklı, bu nasıl bir kavram kargaşası?” dediğinizi duyar gibiyim.
Dünya genelinde gelen tepkilere duyarsız kalmayıp, tüm bu şartları düzeltmek için yıllardır mücadele eden, tamamen geri dönüştürülmüş malzemelerden tasarladıkları modellerle, 2012 yılında ilk defa tüketiciyle buluşturdukları Conscious Exclusive koleksiyonu ile tüm markalar arasında öncü olan da yine kendileri.
Gezegenin şu anda içinde bulunduğu tehlikeli durumu tersine çevirmeye çalışıp, olumlu gelecek üzerine odaklanmaları, gıda mahsulü atıkları doğal liflere dönüştürerek yenilikçi kumaşlar üretmeleri, atığa odaklanarak yaratıcılığı ve sürdürülebilir modanın sınırlarını zorlamaları, tüketici olarak benim ayrımcılık yapmamı ortadan kaldırıyor.

Yazının Devamını Oku

Soğuk havalarda şık olmak mümkün mü?

Çok ama çok üşüyen bir insan olarak kabus dolu günlerim başladı. Havaların soğumasıyla birlikte kıyafet seçimlerimde ilk önce sıcak tutup tutmadığına bakıyorum.

Hele sokakta o soğukta kısa üstler giyip hiç üşümeden dolaşanlara ciddi anlamda hayranlığım söz konusu, benim için imkansız bir durum çünkü.
Neredeyse içime şimdiden yün atlet giyeceğim, o derece. Ama soğukla birlikte şıklığı elden bırakmalı mı?
Zor olsa da cevabım kesinlikle “hayır”.
Bu hususta dikkat edilmesi gereken birkaç tane püf nokta var.
Mesela kaban seçimi. Evet, kabanlar içimize giydiğiniz her şeyi kamufle ediyor.
O yüzden işimiz daha zorlaşıyor.
Klasik bir model yerine kışın kasvetli günlerinde, bu sezonun trendlerinden olan canlı renkteki suni kürkler, pelerinler ve kabanlar kadar sıcak tutan kalın, uzun ve salaş yün hırkalar da doğru başlangıç olacaktır.

Yazının Devamını Oku

Artırılmış gerçeklik ile Arzu Sabancı

Pandemi dolayısıyla tüm markalar lansman ve sezon tanıtımlarını dijital ortama taşımak zorunda kaldı.

Zoom toplantıları ve web konferanslar vazgeçilmezimiz haline geldi.
Her marka, koleksiyon tanıtımı yaparken kimsenin düşünmediği ve yapmadığını uygulamaya çalışıyor.
Şimdiye kadar yerli yabancı birçok markanın dijital koleksiyonunu izledim.
Ama “Arzu Sabancı for Koton” işbirliğinden ortaya çıkan “augmented reality” yani “artırılmış gerçeklik”le yapılan lansmandan daha iyisini görmedim.
Bu proje ile Arzu Sabancı’nın sunumunu ve en ince detayına kadar düşündüğü koleksiyonu anlatmasını izlemek müthiş keyifliydi.
“Arzu Sabancı for Koton” uygulamasını telefonunuza indirdiğinizde artırılmış gerçeklik deneyimini yaşamanız için birçok püf nokta da karşınıza çıkıyor.
Ben uygulamayı evde denedim ve sanki Arzu Sabancı salonumda bana koleksiyon tanıtımı yaptı.

Yazının Devamını Oku

Markaların doğru bilinen yanlış okunuşları

Sosyete ve sosyal çevremde çok iyi okullarda okumuş, hayatının bir kısmını yurtdışında geçirmiş, pahalı ve trend kıyafetleri alıp giyen, zengin bir isimle evlenip maddi olarak çok iyi yerlere gelen, kendini bilirkişi olarak gören fakat nerede ne giyeceğini bilmeyen, moda terimlerinden bihaber ve hatta en önemlisi o kadar para verip giydiği markanın ismini doğru telaffuz edemeyen çok kişi var.

Bir de bunun üniversite okumamış, doğru düzgün yabancı dil konuşamayan ama çok iyi bir evlilik yaptığı için sayılı zenginler arasına girmiş bir kesimi de var. Onlar gerçekten evlere şenlik... Sakın yanlış anlamayın, buradaki amaç insanları küçümsemek değil. Hele ki teknoloji elimizin altındayken ve her türlü bilgi sadece bir tık uzağımızdayken “bilmiyordum”un arkasına sığınmamak lazım. Ama tekrarlıyorum burada sorun bilmemek değil, sorun bilmediği her şey hakkında en iyisini biliyormuş gibi davranmak. İşte bu noktada işler değişiyor... Bu aynı “Business (biznız) biletim var, Milano’ya alışverişe gidemiyorum” demeye benziyor. Öncelikle “biznıs” değil, nasıl söylendiğini duymadıysanız eğer Google’da araştırabilirsiniz. Fransızca da bilmek zorunda değilsiniz, ben de bilmiyorum. Ama en basit modelinin 10 bin dolardan başladığı, almak için kendinizi helak ettiğiniz, araya aracı sokup hemen sahip olmak için daha da fazla para ödediğiniz Hermes çantalarınızın nasıl söylendiğini bilmek zorundasınız. Artık bu noktadan sonra bilmeme lüksünüz yok. İsteyen istediği yerde, istediğini giyebilir ama sezon başı Chanel tüvid şort, ceket takım alınca “Nasıl olsa hava tam ısınmadı” deyip plaja inerken giyerseniz “bilirkişi” değil “görgüsüz” olursunuz. Bunu da bizlerin söylemesine gerek kalmamalı. Bir diğer kafa karışıklığı yaratan konu da moda terimleri. Dış giyim konusunda karıştırılan iki şey var: Manto mu, palto mu? İkisi arasındaki fark nedir? Teknik olarak manto, kadın dış giyimi, palto ise erkek dış giyimi için kullanılır. Kadınlar mantoyu, erkekler paltoyu kullanmalı ama dilimizde kaban kelimesi daha yaygın olarak kullanılıyor. Kadın, erkek ayrımı yapmadan “kaban” deyip de geçebilirsiniz. Aşağıda ülkemizde de çok tercih edilen dünyanın en iyi Fransız ve İtalyan markalarının okunuşlarını yazacağım. Yazdıklarımı dinleyerek tekrarlayabilmeniz için YouTube’da 3-4 dakikalık marka okunuşlarıyla ilgili videolar var. Onları da dinlemenizi tavsiye ederim. 
Fransız markalarıHermes (Ermes)Yves Saint Laurent(İv.Sen.Loğran)Louis Vuitton(Lu.İ.Vi.Ton)Céline (Se.Linn)Christian Louboutin(Kristian.Lubutan)Dior (Dioğ)Cartier (Kar.Ti.E)Chloé (Klo.E)Lanvin (Loğ.Ven) Balmain (Bal.Ma)Givenchy (Ji.Van.Şi)

İtalyan markalarıGiorgio Armani(Cor.Co.Armani)Bottega Veneta(Bottega.Ve.Net.Ta)Bvlgari (Bul.Gari)Gucci (Gu.Çi)Missoni (Mi.Soo.Ni)Moschino(Mos.Kii.No)Versace (Ver.Saa.Çe)

Yazının Devamını Oku

Dijitalleşme çağında kişiye özel alışveriş

Bu kış yine bizi kısıtlanmış bir hayat bekliyor. Bu sefer daha hazırlıklı olacağımızı düşünüyorum. Bütün yaz markalar, moda evleri ve PR ajansları bu olası senaryoya göre birçok farklı strateji üretti. Mesela Covid-19’un kontrolsüz bir şekilde artışı nedeniyle AVM’lere girişlerin azalmasından kaynaklı mağazalar satışlarını Zoom üzerinden gerçekleştirecek.

Pinko, önümüzdeki hafta bunu ilk defa deneyimleyecek.
Marka, 9-11 Kasım tarihleri arasında randevu sistemiyle ve tamamen kişiye özel olarak koleksiyon satışını Zoom üzerinden yapacak.
Nereden mi biliyorum? Çünkü koleksiyon tanıtımını ben yapıyorum.
Uzun zamandır bu sistemin üzerinde çalışıyoruz. Her müşteri 30 dakikalık zaman aralığında koleksiyondaki ürünlerin vücuduna ve tarzına uygun olup olmayacağını inceleyebilecek.
Bunu da dijital hayat şartlarını göz önünde bulundurarak planladık.
Mesela her seans sadece o kişiye özel olacak ve o zaman dilimi içinde başka bir müşteri alınmayacak.
Stil danışmanı olarak randevu alan kişi için önden hazırlık yapacağım ve bedeni, tarzı, vücut tipi ve ten rengine göre kıyafetleri seçip sunacağım.

Yazının Devamını Oku

Güzelliğin sınır tanımayan gücü

Doğal içerikli ürünler kozmetik sektöründe başrol almaya başladı.

Bilinçli tüketiciler, marka fark etmeksizin her yeni çıkan koleksiyonda doğal ham madde oranlarına bakıp ona göre tercih yapıyor.
Sephora Collection da daha iyi ve sürdürülebilir bir dünya için “We Care For Good” adında global bir kampanya başlattı ve dünyanın çeşitli ülkelerinde ünlü isimlerle güzellik takımı kurdu.
Türkiye’den bu kampanya için oyuncu Yağmur Tanrısevsin seçildi. Bence çok iyi bir eşleşme olmuş. Yağmur’un doğal ve güçlü karakteri dünyada da fark yaratır diye düşünüyorum.
Kozmetikte bilinçli güzellik yolculuğu farkındaysanız birçok markaya yayılmaya başladı. Ürün kadar ambalajının geri dönüşümlü olması çok önemli. Çünkü burada da göz ardı edilmeyecek oranda tüketim söz konusu.
Mesela bitmiş parfüm şişeleri, makyaj ve cilt bakım ambalajları hep çöpe atılıyor. Artık çöp yerine mağazalardaki geri dönüşüm kutularına atmak, tüketim karşısında hepimizin yerine getirmesi gereken bir zorunluluk oldu.
İnanın bu attığımız küçücük adımlar ileride bambaşka şeylere dönüşecek.
Sephora Collection’ın bu konuda yaptıklarını yakinen takip eden biri olarak markanın yeni projesi “Good For Recyling” kapsamında geri dönüştürülebilir ambalajlı ürünlere ağırlık verdiğine şahit oldum. Mağazalarına geri dönüşüm kutuları yerleştirmesi de gelecek için umut verici...

Yazının Devamını Oku

Etik mücevherin temsilcileri çoğalmalı

Çevre bilincine sahip markalar, tüm dünya genelinde artıyor. Farklı sektörlerde de bunun etkilerini görüyoruz. Mesela dünyada bulunması ve çıkartılması en zahmetli taş olan ve bir kıtanın kaderine mal olan elmas artık laboratuvarlarda üretilmeye başlandı.

Çevreye duyarlı, geleneksele kafa tutan Z kuşağının gelecek seneler içinde yeni hedef kitle olacağını düşünürsek, laboratuvar elmaslarının da ilerleyen yıllarda tek tercih olacağını öngörmek mümkün.
Son zamanlarda radarıma giren, Emma Watson ve Meghan Markle’ın takipçilerinden olduğu Londra merkezli mücevher markası Kimai de laboratuvar elmaslarını destekliyor.
Kimai’nin kurucu ortağı Jessica Warsh verdiği bir röportajda “Birçok insan laboratuvar elmaslarını hâlâ sahte olarak görüyor ama onlar, madencilikle çıkan elmaslarla kimyasal ve fiziksel olarak aynı” açıklamasını yaptı.
David Attenborough’un “A life On Our Planet” belgeselini izlediniz mi bilmiyorum. İzlemeyenler kesinlikle izlemeli ve hatta herkese izletmeli.
Toprak erozyonu, ormansızlaşma ve tüm ekosistem hakkında çok önemli ve gelecek için korkutucu bilgiler içeriyor.
Teknoloji, moda ve güzellik hayatımıza girdikçe doğaya verdiğimiz tahribat inanılır gibi değil. Bu sistemi değiştirmeye çalışmak, bozulanları geriye çevirmekten çok daha zor.
Onun için böyle markaları desteklemek, bu sistemin dışında kalmaya çalışmak çok çok önemli.

Yazının Devamını Oku

Bu bir başlangıç olsun

Daha önce fiziksel olarak yapılan moda haftaları pandemiyle birlikte dijital platformlara taşındı.


Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul (MBFWI) da bu yıl dijital olarak gerçekleşti.
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB), Ticaret Bakanlığı’nın “Türkiye’yi, Türkiye’nin ihraç ürünlerini dünyaya en güzel şekilde tanıtalım” talebi doğrultusunda hareket etti. MBFWI arkasına Türkiye Tanıtım Grubu gibi büyük bir gücü aldı ve ilk defa yurtdışındaki defileleri aratmayacak güzellikte bir dijital moda haftası ortaya çıktı.
MARKALAŞMAK ADINA
Her moda haftası, gücünü yapıldığı şehirden alır. Bu kapsamda şehirler üretim ve endüstriyel güçlerini herkese gösterir ve bir ‘markaya’ dönüşürler.
Biz ilk defa bu güçle moda haftası kapsamında ‘İstanbul’ markasını dünyaya farklı şekilde sunmayı başarabildik.
Çok değerli modacılarımızın tasarımları İstanbul’un en güzel mekanları Tophane-i Amire ve Galataport İstanbul’la bir araya geldi ve bence sektörün en prestijli vitrini ortaya çıktı.

Yazının Devamını Oku

Evdesin ama yalnız değilsin

Avon’u duymayanınız yoktur. Türkiye pazarında 27’nci senesini tamamlayan, kadınlar aracılığıyla kadınlara güzellik ürünleri satan bir markadır.

Yıllardır meme kanserinde farkındalığı artırmak için Avon Kadın Vakfı’nın erken teşhis için yaptığı çalışmaları izliyorum.

Kuzey Afrika ve Orta Doğu İletişim Direktörü Hande Orhan ile yaptığım görüşme sonrası Covid-19 sürecinde aile içi şiddetle mücadele eden kadınlar için yeni bir proje başlattıklarını öğrendim.

Belediyeler ve yetkili kuruluşlarla işbirliği yaparak “evdesin ama yalnız değilsin” kampanyası ile yardıma muhtaç kadınlara vakıflar aracılığıyla destek olacaklar.

Güzellik ürünlerini satmak için ellerinde kataloglarla komşu komşu dolaşan ve bu sırada birbirleriyle dertleşme fırsatı bulan kadınlarımız umarım gördükleri şiddetti saklamadan birbirlerine anlatır da böylece vakıfların haberi olur.

Prada’dan online müzayede

Prada ve Sotheby’s, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) adına fon toplamak için çevrim içi bir açık artırma ile ‘Tools of Memory’ koleksiyonunda öne çıkan parçaları satışa sunuyor.
Online müzayede 15 Ekim’e kadar devam edecek.

Yazının Devamını Oku