Paylaş
Güzin Abla merhaba. Babamı erken yaşta kaybettik. Ailenin en büyüğü olarak kardeşlerime hep maddi ve manevi destek olmaya çalıştım.
Babamın maddi durumu iyiydi, herkes hakkını aldı. Fakat kız kardeşlerim evlendiklerinde maddi durumları ancak idare edecek kadardı. Çalışırken hep öncelikli olarak onları düşündüm, tabii eşimin de katkısıyla.
Şimdi emekli oldum, hâlâ önceliğim onlar.
Annem de hayatı boyunca onlara kol kanat gerdi. Ben, annem ve eşim, kardeşlerime hiç yokluk göstermedik. Annemi yeni kaybettik, sonrasında tüm sorumluluğu ben üstlendim.
Eşim çok merhametli bir insan. Çocuğumuz yok. Yeğenlerime de aynı şekilde kendimi adadım. Şu an hepsinin okulu bitti, hatta birkaçı evlendi. Eşim, yeğenlerimle de kendi çocukları gibi ilgilendi. Hakkını ödeyemem.
Gelgelelim, sonuçta yeğenlerden bayramda, yılbaşında bile arayan soran yok. Yalnızca en küçüğü bayram mesajı atar, o kadar.
Kardeşlerim ise yardım beklediklerinde ararlar. Ben (çok affedersiniz, kendim için başka sözcük bulamıyorum) salak gibi yine koşturuyorum ama sonuçta bir teşekkürü bırakın, memnun olan bile yok. Beklentilerine yetişemiyorum.
Dertlerini kendime dert edinirim ama benim de ufak tefek sağlık sorunlarım var. Hiç kimsenin sorduğu bile yok. Artık yoruldum.
Şimdi hiç kimsenin maddi desteğe ihtiyacı yok ama manevi olarak desteğe ihtiyaçları olduğunda hep beni ararlar.
Bu arada onlara yeteceğim diye eşimi hep ihmal ettim. Eşim bir defa bile “Yeter artık” demedi. Şimdi “Tamam artık, biraz da kendimiz için yaşayalım, hayat gelip geçiyor” diyorum.
Şunu anladım ki; insanlar, hayvanlar kadar bile vefalı değil. Onlara yaptığın en ufak iyilik sana sevgi, vefakârlık olarak geri dönüyor ama en yakının da olsa insanlara yaptığın iyilik nankörlük olarak geri dönüyor.
Yaptıklarımın sözünü bile etmem. Sadece açıp bir “Nasılsın?” desinler isterim, o kadar.
Hiç sitem de etmedim, çünkü zoraki olmaz bu işler. Günün sonunda kendimi sevdiremediğimi fark ettim ama saygıyı hak etmiyor muyum sizce? Kimseye değil, kendime sitemim. Yarına garantimiz yok. Ne yapacağımı bilemiyorum, önerilerinize ihtiyacım var.
Rumuz: Bir insan hiç mi ders almaz?
YANIT
Sizin ve benim yapımdaki insanlar hiçbir zaman ders almaz. Her zaman kendinden önce başkalarını düşünür, hep kendinden önce sevdikleri gelir. Ve kaç yaşına gelirlerse gelsinler bu huyları değişmez.
Karşıdan darbe de yeseler, hayal kırıklığına da uğrasalar ve dediğiniz gibi sürekli nankörlükle de karşılaşsalar bu vericiliği terk etmezler. Yaşama tutunma, mutlu olma nedeninizdir bu çünkü.
Çok iyi biliyorum, çünkü ben de aynı sizin gibiyim. Yediğim darbelere rağmen hiç uslanmam. Kendi kendime, “Artık yeter, bundan sonra sadece kendim için yaşayacağım” diye sözler versem de hiç sözümü tutamamışımdır.
Bu nedenle sevgili okurum, hani derler ya, “Kelin ilacı olsa...” diye. Ben şimdi size ne öğüt vereyim?
Boş yere kendinizi zorlamayın. Hem size söyleyeyim, genellikle bu yeni nesil gençlerden öyle ilgi, hâl hatır sorma, bayram kutlama, sağlığınızla ilgilenme şeklinde karşılıklar beklemeyin. Bu şekilde yetişmediler.
Daha doğrusu biz onlara öğretmedik. Maalesef onları bencil yetiştirdik. Üstlerine çok düştük, onlara her istediklerini verdik, onları sadece kendilerini önemseyecek şekilde yetiştirdik. Bir anlamda bu bizim eserimiz.
Bu yüzden şikâyet etmenin de anlamı yok. Bu kuşağın bizim gibi olmadığını görmek zorundayız. Onları oldukları gibi kabul edeceğiz, onlardan bir şey beklememeyi de öğreneceğiz. Ve bize verebildikleriyle yetineceğiz. Ama tabii desteğinizden vazgeçmeden, artık biraz da kendinizi düşünüp, kendiniz ve eşiniz için yaşamayı öğrenmelisiniz.
Paylaş