Köpekler ormanda ölüme terk edilmiş

İnsanlar İstanbul’daki ormanlık alanlara bakamadıkları köpekleri bırakıp gidiyor. Ölüme terk edilmiş hayvanlara bir çare bulmamız lazım. Sesimizi duyurur muyuz?

Sevgili Güzin Abla, ben bir hayvanseverim. Ormanlarda düzenli olarak hayvan beslemeleri yapıyorum. Lokantalardan yemekler alıyorum.
Hayvanları ilgisizlikten koruma derneği HAÇİKO, bize mama yardımı yapıyor. İstanbul’un çeşitli ormanlarında beslemeler yapıyorum.
Ölüme terk edilmiş binlerce köpek var. Çoğu da sahipleri tarafından bırakılmış.
Anlayacağınız, şehir merkezlerinden ormana çöp gibi atılmış dostlarımız. Sesimizi nasıl duyururuz bilmiyorum? Bu yüzden bir de size yazmak istedim.
Yaşam sadece insanlara özgü değil. Hayvanları satın almayıp sahiplensinler... Barınakların hali facia. Genelleme yapmıyorum ama gerçek bu. Ceyhun Güven
Köpekler ormanda  ölüme terk edilmiş

YANIT

Sevgili Ceyhun, sizi o kadar iyi anlıyorum ki... Sizde bir dönemlerdeki kendimi görür gibi oluyorum... Hayatımın önemli bir bölümünü, hemen hemen 20 yılımı çok sevdiğim ama ne yazık ki hayvanlarla ilgili mücadelesi ve yaşadığı acılar sonucu kalp krizi nedeniyle kaybettiğim arkadaşım Gönül’le köşe bucak barınakları ziyaretle geçirdim. Sevgili Ceyhun, sizi o kadar iyi anlıyorum ki... Sizde bir dönemlerdeki kendimi görür gibi oluyorum... Hayatımın önemli bir bölümünü, hemen hemen 20 yılımı çok sevdiğim ama ne yazık ki hayvanlarla ilgili mücadelesi ve yaşadığı acılar sonucu kalp krizi nedeniyle kaybettiğim arkadaşım Gönül’le köşe bucak barınakları ziyaretle geçirdim. Ancak o ölünce, mücadelemizin umutsuz olduğunu fark ettim. Beni sonsuz üzen o bakımsız, perişan barınakları ziyaretten vazgeçtim. Mücadelemi gazetedeki köşemden, zaman zaman da gruplarla mesajlaşarak, yöneticilere seslenerek, uyararak sürdürmeye karar verdim. Barınakları unutmaya çalıştım. Çünkü her gittiğim barınakta çaresizliği, umutsuzluğu, onurlu bir yaşam hakları olduğu halde, esaretin pençesinde kıvranan o kafes arkasındaki canları görüp hiçbir şey yapamamanın ezikliğini defalarca yaşıyordum. Bir de çeşitli amaçlarla köpekleri kullanan, onları denek olarak yurtdışına gönderip üzerlerinden para kazanan bazı grupların hedef tahtası haline geldim. Zaman zaman beni mahkemeye verdiler, zaman zaman üzerime yürüyüp tehdit ettiler. Bu arada bazı kararlar alındı. Barınakların kapatılmasına ve toplanan hayvanların bundan böyle ormanlık alanlara, güya doğalarına terk edilmesi gibi... Oysa barınak ölüm demekse, ormanlık alan ölümlerin en korkuncu demekti... Orman uçsuz bucaksız bir hapishaneydi. En iyi niyetli hayvan korumacıları bile onlara ulaşamıyordu.  Bir zamanlar barınaklar için endişelenen ben, bu defa “Aman barınaklar olsun, hayvanseverlerin kontrolü altında hayvanlar yine. Yeni bir düzen içindeki barınaklarda toplansın” diye yazıp çizmeye başladım. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, benim için tek bir örnek barınak vardı, hâlâ da var. Mimar Meral Olcay’ın yönettiği İstanbul Fatih Belediyesi’ne bağlı Yedikule Hayvan Barınağı ya da gönüllülerinin verdiği adla “Sevgi Yuvası”. Mimar Meral Olcay’ın 2001’deki girişimiyle kuruldu. Şu anda 3 bin köpek ve 150 kediye yaşam alanı sunan Yedikule Barınağı bence Türkiye’nin tek örnek barınağıdır. Ancak elbette ki hayvanseverlerin bağışlarına ihtiyaç duyuyorlar...  Sesimizi duyurmak deyince... Bu köşeden en az 20 senedir yetkililere sesleniyorum. Benim gibi başka yazarlar da aynı şeyi yapıyor. Hayvanların yaşam haklarına saygı duyulması, eğer barınaklarda toplanacaksa, barınakların koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini, hayvanlara uygulanan eziyetlerin mutlaka ciddi yasalarla sonlandırılması gerektiğini yüzlerce kez yazdım... Bilmem ben görecek miyim ama tüm umudum siz gençlerde... 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

İlişkimizde Türkan Şoray kanunları uyguladım

2 aylık ilişkimde Türkan Şoray kanunlarını uygulamayı ihmal etmedim. Sonunda da onunla yakınlaşmak istemediğimden ayrıldım. Buna rağmen neden hâlâ aklımdan çıkmıyor?

Köşenizi okurken benim de bir gün size yazacağım aklıma gelmemişti. Üniversite üçüncü sınıfa geçtim ve geçtiğimiz dönem okul dışında çalıştığım kurumda biriyle tanıştım. Benden 7 yaş büyüktü. Hoşuma gidiyordu ve bir bahaneyle mesaj atıp konuşmayı başlattım.
İlk kez biriyle görüşüyordum ve deneyimsizdim ama bir yandan da Türkan Şoray kanunlarımı uygulamayı ihmal etmedim. Onu beğeniyorum, seviyorum ama bir yanım da geriliyor ve ondan kaçmak istiyor. Onunla yakınlaşmak istemiyorum... Seviyorum ama sanki sevmiyor gibiyim de...
Onunla gerçek bir ilişkiye başlamak istemiyorum.
Görüşmeye başlayalı 2 ay olmuştu henüz ama ayrılmak istediğimi söyledim. Birkaç kez şansını denedi ama pas vermedim. Yine de hâlâ aklımdan çıkmıyor. Nasıl davranacağımı bilmiyorum. O da hâlâ benimle görüşmek istiyormuş diye duydum.
Şu an ayrı şehirlerdeyiz, ona yazıp yazmamakta çok kararsızım. Kriterlerime hiç uymayan biri aslında ama kalbim de hâlâ ona kaynıyor.
Bir yandan da düşünüyorum; yaşına rağmen hayatta ne istediğini henüz bulamamış biri, benim aksime entelektüel bir yanı da yok. Anneme anlatsam “boş ver” der, kestirip atar. Sen bir akıl ver lütfen...
◊ Rumuz: Karmakarışık

YANIT

Yazının Devamını Oku

Eşimle her şey bitti mi?

Eşimle yaşadığım bir kavga sonrası evi terk ettim. Bana, “Her şey bitti, dava açtım” diyor ama ortada bir dava yok. Söyledikleriyle yaptıkları bir değil. Ne yapmalıyım?

Eşimle 1 ayı aşkındır ayrı evlerde yaşıyoruz. O annesinin yanında, ben annemin yanında... Şiddetli tartışmalarımız vardı. Dayanamayıp annemin evine geldim. Ve bu sürede evimizle ilgili konular dışında görüşmedik. Bu şekilde de sadece iki üç kez görüştük, o da telefonda.
Her seferinde tartıştık. Bana, “Artık her şey bitti. Dava açtım” diyor ama ortada dava mava yok; araştırdım. Aktif kullandığı sosyal medya hesaplarında hâlâ fotoğraflarımız duruyor.
Barışmayı teklif ettim, “aramızı düzeltelim” dedim ama “kafama silah dayasalar yine de bitti” diyor. “Sevgin bitti mi?” dedim “Evet, bitti” dedi.
7 aylık bir çocuğumuz var ve ona o kadar düşkündür ki onu bile bir kere arayıp sormadı. “Çocuğunu özlemedin mi?” diye sordum “Özlemedim” dedi ama sonra da her gün hıçkıra hıçkıra ağladığını söyledi. Valizimi alıp çıkmam çok dokunmuş galiba ona.
Ablacım söyledikleriyle yaptıkları tezat değil mi?
Dava kesinlikle yok, adliyeye, avukata sordum, “Açılmış bir dava yok” dediler.
Ve sosyal hesaplarındaki fotoğraflarımız, daha önceki yazışmalarımız hep duruyor.

Yazının Devamını Oku

Ailemiz çocuk için baskı yapıyor

Biz 2 senedir evliyiz. İlk sene çocuk düşünmedik fakat 2’nci senemizde olmayınca doktora gittim. Doktor, vajinal akıntı, kuruluk ve mantar olduğunu söyledi.

Bir fitil ve pomat önerdi. Fakat fitili kullanmadım, hâlâ akıntım var. İlişki sırasında da ağrı oluyor.
Üstelik kızlık zarımın da bozulup bozulmadığından emin değilim.
Çünkü bozulduğuna dair tek bir belirti oluştu, o da 3 gün süren kanamam. Onun dışında hiçbir belirti hissetmedim.
Şu an yine doktora gitmek istiyorum ama ne diyeceğimi, durumu nasıl açıklayacağımı bilemiyorum.
Aileler de çocuk için aşırı bir baskı yaratıyor üzerimizde, bu yüzden de çok stresliyiz.
◊ Rumuz: Hamilelik

YANIT

Önce doktorun önerilerini uygulamadığın için hatalısın. Mantar, vajinal kuruluğa da yol açabilen tahriş nedeniyle de ilişki sırasında acı veren ciddi bir rahatsızlıktır. Doktorun eşine de tedavi uygulaması gerekirdi.

Yazının Devamını Oku

İkiz bebek annesine mektup

Köşenizde geçtiğimiz günlerde yayınlanan ikiz bebek annesinin “Kendimi tükenmiş hissediyorum” yazısını gözlerim yaşlı bir şekilde okudum. Bir ikiz annesi olarak kendisine bazı önerilerim olacak.

Çarşamba günü bir ikiz annesinin “Kendimi tükenmiş hissediyorum” yazısını gözlerim yaşlı bir şekilde okudum. Ben de yaklaşık aynı aylarda ikiz bebek annesi olarak ona yazmak istedim. Biz de eşimle çocuk istiyorduk, uzun yıllar süren çok zahmetli ve bir o kadar masraflı tedavi süreçleri sonunda ikizlerimiz oldu.
Okurunuzun bu sorunları aynen yaşadığını düşünerek paylaşmak istedim... İlk aylarda bölük pörçük olmak üzere toplamda 2-3 saati geçmezdi gece uykularım. Bebekleri kucağımda taşımaktan kaynaklı sırt ve bel ağrılarım cabası...
Büyüdükçe uykularımız biraz düzene girse de bu sefer yemek problemleri çıktı. Onlara mama yedirmek için saatlerce uğraşmak zorunda kalıyordum. Ayrıca artan hareketleri nedeniyle sürekli düşmeler, kalkmalar ve hatta birbirlerine vurmalar başladı.
Bir anne olarak hem ev işlerini yürütmek hem de ikiz çocuklara bakmak, onları layıkıyla yetiştirmek gerçekten çok ama çok zor. Okurunuz şimdiye kadar çocuklarını yardımsız yetiştirmekle mucizevi bir iş yapmış! Ben bu güçlü anneyi gönülden kutluyorum.
Kendisine şunları söylemek istiyorum: Doğum sonrası ilk aylar en zor zamanlarımızdı. En zor zamanlar geçti, yavaş yavaş kolaylaşacak.
Ama bunca istek ve uğraş sonrası ikizlerime kavuşup onları canımdan çok sevsem de dayanamadığım, tükendiğimi hissettiğim zamanlar çok...
Ama lütfen, Güzin Abla’nın da çok haklı olarak size söylediği gibi eşinizle ve aileniz, yakın akrabalarınızla son derece açık konuşun, ruh halinizden bahsedin. Onlardan teklif gelmediyse de haftada birkaç saat bile olsa siz onlardan açıkça destek isteyin, çekinmeyin.

Yazının Devamını Oku

Babamdan şiddet görüyorum

Küçük yaşlardan beri yaşadığım şiddet yüzünden ciddi psikolojik sorunlarım var. Babamdan şiddet görüp ağır küfürler işitiyorum. Şimdi de okulu bırakıp evlenmemi istiyor. Ne yapmalıyım?

Annem ve babam küçüklüğümden beri sürekli kavga ediyor. Babam baskıcı ve otoriter bir insandır. Annem ise saf biri. Annem, onca yıldır kendisine yapılan şiddete karşı hiç tepki göstermedi. Ben hep ortada kalan kişi oldum. İkisi de egolarından çocuklarını görmüyor. Onlar yüzünden özgürlüğüne düşkün ve agresif bir insan oldum.
20 yaşında üniversiteli bir genç kızım. Çalışıyordum fakat pandemiden dolayı şu anda işsizim.
Babamın bana kavga sırasında söylediği aşağılayıcı küfürler ve “gırtlağını keseceğim” gibi korkunç tehditler yüzünden psikolojim bozuk. Ayrıca daha bugün boğazımı sıkarak beni duvara dayadı.
Küçüklüğümden beri yaşadığım baskılardan dolayı çok ciddi sorunlarım var. Aslında bütün ailem de aynı durumda. Ben bu durumda ya evden kaçıp gideceğim ya da babamı şikayet edeceğim. Artık bu evde durmak istemiyorum.
Kendimi hapishanede gibi hissediyorum. Bana verdikleri üç kuruşluk harçlığın bile hesabını yapıyorlar ki hiçbir zaman onlardan para istemem. Ne yapacağımı hiç bilmiyorum... Babam son zamanlarda zorla kendi işyerinde çalıştırıyor.
Bütün arkadaşlarımla iletişimimi kesmemi istiyor. Okulu bırakıp evlenmemi de istiyor.
Ben sadece bir şeye izin alma gereği duymadan, şiddet görmeden, hakaret işitmeden, kendi hayatımı yaşamak ve okuluma gitmek istiyorum.

Yazının Devamını Oku

Kendimi tükenmiş hissediyorum

İkiz bebeklerim 21 aylık. Onları çok seviyorum ama artık tek başıma yetemiyorum. Psikolojik olarak kendimi tükenmiş hissediyorum.

Nereden başlayacağımı, kendimi nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Bildiğim tek şey artık kendimi iyi hissetmediğim. İkiz bebek annesi genç bir kadınım.
İkizlerim 21 aylıklar ama ben zaman zaman dayanamayıp onlara bağırıyorum maalesef.
Bana yardım edecek hiç kimse yok, zaten bu zamana kadar da kendim büyüttüm çocuklarımı.
Eşim işten eve, evden işe pek bir faydası olmaz bebek bakımında. Maddi durumumuz da çok iyi değil. Yardımcı tutamıyorum. Tek başıma artık yetemiyorum sanırım ve bunu bilmek beni çok üzüyor.
Psikolojik olarak tükenmiş hissediyorum... Çocuklarımı çok seviyorum ama tahammülüm kalmadı.
İnanın iki çocukla birden ilgilenmek gerçekten çok zor, asla isyan etmiyorum çünkü çocuk sahibi olmak isteyip olamayan pek çok insan var.
Aslında onlara bağırmak istemiyorum, sinirlenmek istemiyorum, ağlamak istemiyorum, sakin kalmak istiyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum...

Yazının Devamını Oku

Bir sonraki adımı atmıyor

Sevgilim evlenme teklifi etti ama sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmaya başladı. 3 aydır yüzük takıyoruz ama bunun bir sonraki adımını asla atmıyor. Neden yüzük taktı ki?

Sevgili Güzin Abla, erkek arkadaşım ile 6 yıldır birlikteyiz. Birkaç ay önce evlilik teklifi etti ama ortada hâlâ resmi bir durum yok. Sürekli kendisiyle ilgili hayalleri var. Bir kere bile benimle bir gelecek hayali olduğunu ağzından duymadım. Sürekli kendine mülk almak, bir yerlere gitmek gibi hayaller kuruyor.
Konuyla ilgili konuştuğumda evlilik istediğini ama biraz daha beklememiz gerektiğini söylüyor.
“O zaman neden evlenme teklifi ettin? Neden yüzük taktın?” diye sorduğumda “Sen mutlu ol diye” yanıtını veriyor.
Ailesinin bana evlenme teklifi ettiğinden haberi var ama bir kere bile “hayırlı olsun, mutluluklar” tarzı bir şey ağızlarından çıkmadı.
Kendi ailem de biliyor, sürekli “Yüzük taktınız bunun devamı olmayacak mı?” diye soruyorlar.
Ne diyeceğimi bilemiyorum.
Amacım hemen yarın nikah kıymak değil tabii ki ama 3 aydır yüzük takıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Evlenilecek ya da eğlenilecek kız ayrımı yapılıyor

Erkekler son dönemde “evlenilecek kız” ya da “eğlenecek kız” ayrımı yapmaya başladılar. Erkeklerin bu tavrı çok çelişkili değil mi?

Köşenizde yayımlanan bazı mektuplarda genç erkeklerin, “evlenilecek kız” ve “eğlenilecek kız” şeklinde ayrım yaptıkları dikkatimi çekiyor. Bu tavırları sizce de çok çelişkili değil mi?
Sevgilileriyle evlenmeden önce ilişkiye girip daha sonra kendilerine göre “evlenilecek bir kız” bulduklarında “tamam buraya kadar” diyebilmek, ne kadar zalimce...
Oysa bana göre, evlenmeyi düşünen çiftler bir süreliğine aynı evi paylaşmasalar bile (ki o gerekli aslında) bir süre beraber olmalıdır.
Bu oldukça hassas bir konu ama en başta siz olmak üzere, hepimiz biliyoruz ki çiftler birçok konuda iyi anlaştıkları halde evlendiklerinde birbirleriyle cinsel uyum sağlayamayabiliyor.
Üstelik ilişki sırasında genelde inisiyatif de erkekte olduğu için onların sorumlulukları daha da fazladır. Cinsel uyumsuzluk da yine erkeklerden kaynaklanır...
Çünkü erkek ilişki sırasında kadını yönlendirmeyi ve onu ilişkiye hazırlamayı başaramazsa, o beraberlik yürümez.
Hem kadın hem erkekte cinsel sorunlar olabilir. Çiftler birbirleriyle cinselliği yaşamadan bunu nasıl anlayabilirler ki?

Yazının Devamını Oku

6 yıllık ilişkimizi hemen unuttu

6 yıllık ilişkimiz bir anda son buldu. Hayatında kimse olmasını istemeyen erkek arkadaşım iki buçuk ay sonra başka bir kızla beraber olmuştu bile. Çok canım yanıyor, ne yapmalıyım?

Yaklaşık 6 yıldır çok güzel giden bir ilişkim vardı. İlişkimizde tartışmadan öteye geçmezdik. Birbirimizi asla kırmamaya çalışırdık.
O kadar severdik ki birbirimizi bakışımızdan, gülüşümüzden anlaşılırdı. Aramızda cinsellik söz konusu değildi.
Uzak mesafeli, çok uzun süren ve güzel giden bir ilişkiydi. Geçen haziran ayında evlilik teklifi de aldım. Her şey gerçekten çok iyiydi.
Ancak aklımı karıştıran beni içimde rahatsız eden bazı şüphelendiğim şeyler vardı.
Ağustos ayında nişan yapacaktık. Ama bahaneler üreterek tarihi ileri attı. Sonra beni ilgisiz bıraktı.
Aramalar, mesajlaşmalar azaldı. Beni tahrik edici konuşmalar bile bitmişti.
İlgisizliği canıma tak etmişti ve ben de ayrılmak istediğimi söyledim. O da “tamam” dedi ve güzel bir ayrılma konuşmasıyla bitirdik.

Yazının Devamını Oku

Peki, Güzin Abla sen nasılsın?

Yıllardır bizim dertlerimizi dinleyip çözümler arıyorsun. Peki, Güzin Abla sen nasılsın? Bu dertleri okurken nasıl dayanıyorsun?

Merhaba Güzin Abla, tüm dünyanın dert ortağısın. Hep biz konuştuk sen dinledin. Hiç yüzünü görmediğin insanlara yol gösterdin.
Milyonlarca insan dünyanın her köşesinden yazılarını takip ediyor. Hep biz dertlerimizi anlattık. Hiç soramadık, “Halin, durumun, keyfin nasıl?” diye.
Peki, arada da biz senin derdini dinlemek isteriz ablacım... İsteriz ki hiçbir derdin, çözülmeyecek hiçbir sıkıntın olmasın.
Sağlıklı ve mutlu yaşa, tüm okurlarının sana ihtiyacı var. Daha önce de sana yazmıştım, derdimi anlatmıştım. Sen de o mükemmel, o güzel düşüncelerinle cevap vermiştin.
Ama bugünkü yazından sonra “Ablam çok güçlü. Bu dertleri biz okurken bile günlerce aklımızdan çıkmadığı, etkilendiğimiz zamanlar oluyor. Ablam nasıl dayanıyor?” diye düşünmeye başladım.
Keşke kötülük, zalimlik olmasa, dünyada kötü insanlar da olmasa... Okurlarından artık dert dinleme, onlardan artık mutluluk mektupları iste.
Biz de “Dünyada ne güzel ve mutlu insanlar varmış” diyelim. Ama herkes dertli, herkesin yükü kendine ağır, kimsenin derdi de sıkıntısı da bitmiyor. Herkesin imtihanı farklı, herkesin yükü ayrı. Herkesin kaldıracağı gücü ayrı... Bizler şanslıyız ki senin gibi bir büyüğümüz, fikir danışacağımız yol göstericimiz var. Allah seni başımızdan eksik etmesin...

Yazının Devamını Oku

Yaş farkı nedeniyle ailesi beni istemedi

Sevgilimden 8 yaş büyük olduğum için ilişkimizi ailesi onaylamadı. Sonunda ayrılmak zorunda kaldık. Her şeye rağmen onu hâlâ çok seviyorum ve ne yapacağımı bilmiyorum...

Ben 30 yaşında, başarılı bir işkadınım. Şu zamana kadar kimseye kalbimi açmadım. Ama bir sene evvel bir kurs eğitiminde 22 yaşında dünyalar iyisi bir insanla tanıştım. O henüz üniversite 4. sınıf öğrencisiydi.
Zamanla hayat görüşlerimizin aynı olduğunu fark ettik ve birbirimizi çok sevdik. İlk ben açıldım ona ama herhangi bir karşılık beklemeden.
Öğrendim ki o da beni çok seviyormuş fakat bunu söylemeye çekiniyormuş. Nedeni ise bunu öğrenince yaş farkı yüzünden ondan uzaklaşacağımı sanmasıymış.
Sonra adamakıllı konuştuk onunla eğer bir ilişkiye başlayacaksak bunun çok zor olacağını anlattım. Ancak o kadar seviyorduk ki birbirimiz için bu koşullara göğüs germeye karar verdik.
Sonra aileme söyledim, olumlu karşıladılar. Ancak onun ailesinin büyük şaşkınlığı zamanla olumsuz tavırlara dönüştü.
Sonrasında sürekli kavga etmeye başladılar. Maddi olarak ailesine bağlı olduğundan onu, maddiyatla tehdit etme yolunu seçtiler.
Bir sene boyunca mücadele etti, bütün o olumsuzluklara rağmen sonunda okulundan mezun olabildi.

Yazının Devamını Oku

Erkeklerin gözleri neden dışarıda?

Merhaba, 10 aylık evli genç bir kadınım. Eşimin isteği üzerine kapandım. Ama eşim birkaç aydır devamlı olarak dışarıdaki açık kadınlara bakıyor, onları süzüyor.

Gözlerini onlardan ayıramıyor. Ben söylenince de sürekli inkâr ediyordu, şu zamana kadar...
Dün kendisiyle konuşurken, “Bak ben senin için kapandım ama sen halen dışarıdaki kızlara bakıyorsun, hem de açık kızlara... Oysa bakmamalısın” dedim. “Peki ya kapalı kızlara bakabilir miyim?” diye sordu! Benimle alay etti. Ama bir yandan da kadınlara baktığını kabul etmiş oldu. 22 yaşındayım, evliliğim süresince her konuda üzerime düşen görevleri yapmaya çalıştım. Her konuda bir dediğini iki etmemeye çalıştım. Peki, kocam neden halen dışarıdaki kadınlarla bu kadar ilgili?
◊ Rumuz: Mutsuzum

YANIT

Önce sen kendin istediğin, kendi özgür iraden ve inancın gereği kapanmadığın, bir erkeğin seni zorlaması nedeniyle kapandığın için hatalı olduğunu söylemeliyim. İşte bak, bazı erkeklerin klasik davranışına bir örnek bu... Eşinin giyinip süslenmesini, makyaj yapmasını istemez, ona türlü yasaklar koyar.
Ama buna karşılık açık giyinen, makyaj yapan, ona daha çekici görünen kadınlara kayar gözleri...
Eşin hem sokaktaki yabancı kadınları süzüyor, hem de sen sorunca, alaylı alaylı cevap vermekten kaçınmıyor.

Yazının Devamını Oku