Paylaş
“Bir kadının yaşını elleri ele verir, derler genellikle... Ya da elleri değilse, boynudur. Ya da boynu değilse, dekoltesi. Ya da dekoltesi değilse, gözlerinin etrafındaki kırışıklıklar. Hangisi olduğu önemli değil... Önemli olan çok önemli bir şeyi ele vermesidir. Hiç kimsenin, kesinlikle hiç kimsenin bilmemesi gereken büyük bir sırrı ele verir bu ayrıntılar.
Ve kendime soruyorum: Yaşımızı neden sanki utanç verici bir şeymiş gibi gizlemeliyiz? Pürüzsüz bir cilt neden nezaketten daha değerli, kırışıklıklar cehaletten daha korkutucu ve gri saçlar kötülükten daha kötü?
Yüzümdeki her kırışıklık duygularımın bir izidir. Bazılarında çok gülmüştüm. Diğerlerinde çok ağladım. Diğerlerinde o gecelerde uyuyamadım, aşk için, çocuklarım için veya elimden bırakamadığım bir roman için. Ve bunların hepsi... Benim. Benim hayatım, anılarım...
Komik olan, gri saçlı bir adamın ‘ilginç’ veya ‘seçkin’ olarak tanımlanması, ancak aynı yaştaki bir kadının ‘dağınık’ olarak kabul edilmesidir.
Bir büyükbabanın titreyen elleri dokunaklı, ancak onun yaşındaki bir kadının elleri... ‘Ona ihanet ediyor.’ Utanmıyorum. ‘Sonsuza kadar genç’ olmak istemiyorum. Gerçek olmak istiyorum. Gerçek yaşımda ve görünümümde.
Canlı...
Gençliği, hataları, aşkı, korkuları ve kendi hikayesi olan bir kadın. İhanet edilmeyen, ancak gururla anlatılan bir hikâye.”
Güzin Hanım, böyle bir yazı geçti elime... Aklıma sizinle paylaşmak geldi. Kadınlarla ilgili hikâyeler genellikle size yazılır. Kadın konusu sizin konunuzdur çünkü.
Gerçekten de kadının yaşlanması ne kadar önemsenir, yaşlanan kadın küçümsenir, değerinden kaybeder sanki...
Hiç kimse ona zekâsı bilgisi, saygınlığı, birikimleri, tecrübeleri ve tüm yaşadıkları nedeniyle değer vermez... Varsa yoksa yaşı, güzelliği, çekiciliği... Erkeklerinse böyle bir sorunu yok. Bu haksızlık değil mi?
◊ Rumuz: Kalbimdekiler
YANIT
Sevgili okurum, önce bu çok değerli yazıyı benimle paylaştığınız için teşekkür ederim size...
Kadınların yaşlanmasıyla ilgili düşünceleriniz çok doğru... Hiç kimse erkeklerin yüzünün kırıştığını fark etmez, ellerindeki damarlarla, yaşlılık lekeleriyle, saçlarındaki aklar ya da saçlarının dökülmesiyle pek ilgilenmez...
Ama kadınlara gelince iş değişir. Kadının yüzünün kırışması, saçlarına ak düşmesi, yanaklarının çökmesi, vücut hatlarının kalınlaşması, göğüslerinin sarkması hepsi çok önemlidir. Ve onun değerinden kaybetmesi anlamına gelir.
İşte bu yüzden botokslar, dolgular, boyalar, estetik ameliyatlar, lazerler için avuç dolusu para harcar kadınlar. Yaşamları boyunca çok daha önemli, çok daha değerli ve anlamlı şeyler yapabilecekleri üstün bir zekâya sahip oldukları halde, zamanlarını ve paralarını bu işlere harcarlar...
Oysa kadınlar o kadar değerlidir ki, o kadar akıllı ve başarılıdır ki, her zaman her devirde, onlardan çekinilmiştir.
Bu yüzden tarih boyunca kadınlar cadılıkla suçlanmış, yakılmışlardır, boyunları vurulmuş, işkence edilmiş, türlü nedenler ileri sürülerek evlere kapatılmış, eğitim görmeleri, iş hayatında yer almaları önlenmiş, çocuk yaşta evlendirilmişlerdir.
Ben de sizin gibi düşünüyor ve kadınların tek değerinin güzellikleri ve gençlikleri şeklindeki görüşe karşı çıkıyorum. Ancak bunu günün birinde kadınların da anlayacaklarını ve bu dayatmaya boyun eğmekten vazgeçeceklerini, kendi değerlerinin mutlaka farkına varacaklarını umut ediyorum.
Paylaş