istanbul’dan çok bunaldım ama ailem beni bağlıyor

İkinci bebeğimin doğumundan sonra işyerimde yaşadığım sorunlar yüzünden İstanbul’dan iyice soğudum. Eşimle birlikte bu şehirden gitmeyi planlıyoruz ama ailem inatla karşı çıkıyor. Artık boğuluyorum, ne yapacağımı bilmiyorum.

Haberin Devamı

Merhaba Güzin Abla... Ben 30 yaşında, iki çocuk annesi evli bir kadınım. Üniversite mezunuyum ve çalışıyorum.
İstanbul’da yaşıyorum. Çok şükür etrafımdaki birçok insana göre ailevi problemim yok denecek kadar az...
İki çocuğumun arasında 1 yaş var. İkinci çocuğum sürpriz geldi. Kayınvalidem de başka bir şehirde olmasına rağmen ikinci çocuktan sonra bizim eve yerleşti, çocuklarıma bakmaya başladı. Onun yaptığı fedakarlığı ömrüm boyunca unutamam. Çünkü sayesinde işime geri dönebildim. Ben kadının ne olursa olsun çalışmasından yanayım.
İzinlerim bittikten sonra işime döndüm. Ancak kısa süre sonra zorunlu rotasyon nedeniyle bölümümü değiştirdiler. Nasıl üzüldüğümü anlatamam. Çünkü uzun süredir oradaydım, sevdiğim insanlarla sevdiğim işi yapıyordum. Evimizden fazla çalıştığımız yerde vakit geçiriyoruz, o yüzden huzurlu ve mutlu bir ortamda çalışmak en büyük servet.
Yöneticilere değişimin nedenini sorduğumda “Her işi öğrenmenizi istediğimiz için değiştirdik” diye yalan söylediler. Kabul etmek zorunda kaldım. İkinci doğum izninden yaklaşık 2 ay sonra bir rotasyona daha uğradım.
Sebep olarak bana yine aynı bahaneyi sundular. Ruhen daha toparlamadığımı anlattım, çünkü ikinci çocuğum tamamen plansızdı, üstelik çok zor bir hamilelik geçirmiştim.
Bu değişimi istemediğimi, sevdiğim bölümde kalmak istediğimi belirttim ama maalesef dinletemedim.
Şimdi bambaşka bir bölümde, hiç sevmediğim bir işi yaparak para kazanmaya çalışıyorum.
Ayrılma durumum da yok, mecburum. Her insan gibi borçlarım var, çalışmak zorundayım. Yeni iş yok çünkü piyasada...
Bu arada eşim Egeli. Çok uzun süredir İstanbul’dan gitmek istiyoruz. Trafiği, stresi, karmaşası; hepsinden bunaldık. İşyerimle evim arası 10 km. ve o kadarcık mesafeyi 1 saatte ancak gidebiliyorum.
Eşim de her gün karşıya geçiyor. Gidiş geliş toplam 4 saatini yollarda geçiriyor. Bu trafik bizi ekstra yormaya başladı. Eve geldiğimizde kafamızı kaldıracak halimiz olmuyor.
Hafta sonu çocuklarla bir yere gitmek istiyoruz, trafiği düşünüp vazgeçiyoruz.
İstanbul’da yaşamaktan çok yoruldum artık, buradan gitmek istiyorum. Ama ailem buna karşı çıkıyor. Hiçbir zaman onları çiğneyip hayatıma devam etmedim. Benim için çok kıymetliler.
Ben de onları bırakıp gitmek istemiyorum ama çok mutsuzum.
Anlattım, “Hep birlikte gidelim” dedim. Sonuçta onlar da emekli. Bana bunun anlık bir heyecan olduğunu söylediler.
Ama anlık değil. Boğuluyorum artık; işe giderken, işyerinde, işten gelirken... Daha küçük yerde daha rahat yaşayacağımdan eminim.
Eşimin akrabalarına, ailesine yakın bir yerde olalım diyoruz.
Çocuklarımı da gözüm arkada kalmadan bırakıp işe gidebilirim.
Zaten kayınvalidem “Nerede olursanız olun ben yanınızdayım” diyor.
Doğma büyüme İstanbulluyum ve ailem başka şehirde yapamayacağımı söylüyor. Neyi yapamam anlamıyorum. Her akşam kulüplere, eğlence mekanlarına giden biri değilim. İstediğim sadece huzur.
Çocuklarımı daha küçük yerde daha güvenli şekilde, daha özgürce, doğanın içinde büyütmek istiyorum.
Sen olsan ne yapardın abla? Cevabını sabırsızlıkla bekliyorum.
◊ RUMUZ: NEFES

YANIT

Haberin Devamı

Sevgili kızım, insanın bir yere kök salmasının yanlışlığını ben oldukça geç yaşta anladım. Ailen, işin, çevren, hatta eşyaların seni bağlamamalı. Aslında hepsinin bir çözümü var. Hiçbir zaman hayallerini gerçekleştirmek için bunları bahane etmemelisin.
Sonuçta Kanada’ya gitmek istemiyorsun, gitmek istediğin yer Ege ve eşinin memleketi. Oradan İstanbul’a gidip gelmek hiç de zor değil.
Bak sana kendimi anlatayım... Ben Kadıköy doğumluyum. 50 yılı aşkın süredir de önce Moda’da, sonra Fenerbahçe ve Kalamış’ta yaşadım. Üçü de İstanbul’un en güzel semtlerindendir, bilirsin...
Yıllarca Cağaloğlu’ndaki gazeteme ulaşmak için kar, yağmur, lodos, trafik, her şeye katlandım.
Daha sonra yazılarımı evden yazmaya başladım. Buna rağmen bir gün senin yaşadığım gibi benim de canıma tak etti. Bir anda karar verdim ve Tuzla’ya taşındım.
Tuzla artık eskisi gibi güzel bir sayfiye beldesi sayılmasa da, İstanbul’un diğer yerlerinden çok daha sakin ve doğallığını da nispeten koruyor.
Ancak hayatımdaki radikal değişiklik bununla sınırlı kalmadı. Ben de baba tarafından Egeli olduğum için, sanki Ege beni çağırıyor gibi geliyordu. Yıllar önce aldığımız Datça’daki evi yavaş yavaş yaşanacak hale getirdik.
Anneciğimin ölümünden sonra, yani yaklaşık 11 yıldır yılın 7-8 ayı Datça’da, 4-5 ayı da Tuzla’da yaşıyorum.
Sen de işini, evini, eşyanı Ege’ye taşı güzel kızım. Hiç pişman olmayacaksın, inan bana. Hayat buralarda İstanbul’dan çok daha kolay ve keyifli.
Zamanla büyüklerin de size katılacaktır.

Haberin Devamı

Eşimi seviyorum ama güvenmiyorum

Selam Güzin Abla... Benim sorunum şu: Eşimi çok seviyorum ama ona bir türlü güvenemiyorum. İçimde bir şüphe var... O oldukça yakışıklı bir adam, işi gereği de kadınlar hep etrafında.
Aklımı kaçıracağım. Sürekli onu düşünüyorum, işyerine gidiyorum, onu kontrol ediyorum. Aklımda hep başkaları ile birlikte oluyormuş gibi düşünceler var. Bende mi bir anormallik var, ne dersiniz?
Sizce ne yapmalıyım?
◊ RUMUZ: KUŞKU

YANIT

Sevgili kızım, insan böyle bir kuşkuyla yaşayamaz. Bu davranışın ve düşüncelerin çok normal değil, sen resmen eşini boğuyorsun anladığım kadarıyla...
Bu gidişle onu başka kadınlar yüzünden değil, kendi davranışların ve yaptığın baskı yüzünden kaybedeceksin.
Bir erkek eğer ihanet edecekse, kendini parçalasan engel olamazsın!
Evet kadınlar günümüzde evli-bekar ayrımı yapmadan erkeklere kancayı takabiliyorlar. Ama onu sevginle, güven duygunla sararsan, senden uzaklaşmaz. Seni aldatmayı aklından bile geçirmez.
Yok eğer sürekli kuşku içinde yaşarsan, ona da bunu hissettirirsen, adamı bunaltır ve illallah dedirtirsin! Hiçbir erkek bu kadar kuşkuyla takip edilmeye katlanamaz. Aklında aldatmak yoksa bile bunu ona sen düşündüreceksin böyle giderse...

Yazarın Tüm Yazıları