GeriGüzin Abla Eşim ve görümcelerimle problemleri nasıl çözerim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Eşim ve görümcelerimle problemleri nasıl çözerim

Eşimin ilgisizliği ve görümcelerimin hakaretleri beni bunalttı. Aklımdan boşanmak geçmiyor ama sorunları da çözmek istiyorum. Görümcelerim ve eşimle problemleri nasıl düzeltebilirim?

Merhaba Güzin Abla, eşimle yaşımız 28 ve 4 yıldır evliyiz. Eşim, önlisans, ben lise mezunuyum. Eşim asgari ücretli işçi, ben ise devlet memuruyum.
Bizimki aşk değil mantık evliliğiydi. Çünkü eşim, temiz kalpli, dürüst, güvenilir ve sadık biri. Bunlar benim önem verdiğim değerler. Hiçbir zaman maddiyat umurumda olmadı. Zamanla da sevdim onu.
Eşimin iki kız kardeşi var, ikisiyle de aram hiç yok. Eşimin benden 1 yaş büyük ablası daha evlenmeden önce ona ismiyle hitap ettiğimden saygısız ilan etti beni...
Nikâhımız kıyıldıktan sonra eşim, “yengeni de tebrik etsene” dedikten sonra ablası, “benim öyle yengem yok, bana abla bile demedi” dedi.
Küçük kardeşi ise eşinden boşanınca, bizim çocuğumuza bakmak için yaklaşık 9 ay aynı bizimle evde yaşadı. Tabii bunların hepsi problem oldu.
Eşimin annesi ve babasını çok severim, saygı duyarım. Bir gün bayram için eşimin ailesinin yanındaydık.
Küçük görümcemle aramızda sürtüşme yaşandı. Ne anneliğimi, ne kadınlığımı ne de namusumu bıraktı.
İkinci gebeliğimde düşük yapmamı bile dile doladı. “Kızına ben senden daha iyi annelik yaptım, karnındakini sen öldürdün, yanındakini de öldürürsün” dedi.
Bu kadar hakarete daha fazla dayanamadım ve görümceme tokat attım. Hemen de pişmanlığını yaşadım.
Ertesi gün gidip özür diledim. Ama o hakaretleri için özür dilemedi.
Şimdi üçüncü bebeğime hamileyim. Pandemi dolayısıyla kimseyle görüşemiyorum.
Doğuma 20 gün kaldı. Eşim haftalık vardiyalı çalışıyor. Bizimle neredeyse hiç vakit geçiremiyor.
Stresli bir insan olduğu için üstüne de gidemiyorum. Ama ev işleri, hamilelik ve çocuk derken çıldırmak üzereyim.
Bir kere boşanma aşamasına geldik ama vazgeçirdi. Eşimi seviyorum. Aklımdan boşanmak geçmiyor artık. Görümcelerim ve eşimle olan problemlerimi nasıl çözebilirim?
◊ Rumuz: Boğuluyorum

YANIT

Sevgili kızım, şu korona günleri herkesi gerdiği gibi senin de sinirlerini iyice bozmuş anlaşılan.
Bir yandan da hamilelik stresi, daha önce kaybettiğin bebeğinin verdiği üzüntü, bir de üstüne üstlük görümcelerinin sana karşı takındığı haksız tavır elbette seni “boğuluyorum” diyecek kadar bunalıma sürüklemiş.
Aslına bakarsan eşinle fazla bir sorun yaşamıyorsunuz ama pek çok evlilikte olduğu gibi eşinin ilgisizliğinden yakınıyorsun...
Ama sevgili kızım inan bu sadece senin sorunun değil.
Evli hanımların büyük çoğunluğu aynı şeyden şikayetçi.
Eşlerinin ilgisizliğinden yakınıyorlar ama bunun en önemli nedeni çalışma şartlarının günümüzde giderek çok daha ağırlaşmış olması.
Bak sen de “Eşim vardiyalı çalışıyor” diyorsun. Kim bilir ne zor bir işte çalışıyor.
Son zamanlarda işini kaybetme korkusu da erkekleri giderek strese sokuyor, görmüyor musun?
Sen belki memuriyet hayatında daha rahat olabilirsin.
Bu yüzden onu anlayamıyor olabilir misin? Ona biraz daha anlayış göstermelisin.
Görümcelerini ise eşin de sorun yapmadığına göre, sen de önemseme.
Belli ki senden hazzetmemişler.
Mümkün olduğu kadar onlarla az görüş ve onları oldukları gibi kabul et. Yuvanı onlar için yıkmaya değmediğine sen de karar vermişsin işte...

X

Kız kardeşimle eşim ilişki yaşadı

Kız kardeşimle eşimin arasında bir ilişki olduğunu öğrendim. Çocuklarımın babasız büyümemesi için boşanamıyorum.

Ben 40 yaşında, 3 çocuk annesiyim. Çocukluğum kalabalık bir aile içinde ve çok sinirli bir baba yanında geçti.Babam annemi hep dövüyordu. 9 kardeştik. Hepsi avaz avaz bağırıyordu, komşular geliyordu ama hiçbir şey yapamıyorlardı.
O yüzden her şeyden çok korkarak büyüdüm. Annem genç yaşta vefat etti. Zaman geçti babam evlendi, herkes bir yere dağıldı. Sonra karşıma biri çıktı, çok merhametliydi.
Onu görür görmez sevdim diyemem... Sevmedim ama evlendikten sonra sevdim. Çünkü iyi bir insandı. 4 yıl çok mutluyduk. Ta ki kız kardeşimi yanıma alana kadar.
Ondan sonra her şey tersine döndü.
Şüphelerim başladı. Bir şeyler yolunda gitmiyordu, hissediyordum. Kız kardeşime “Hareketlerin hoşuma gitmiyor. Artık dön memlekete” dedim.
O ise “Yok gitmem. Hayallerim var, okuyacağım” cevabını verdi. Ne yapacağımı bilmiyordum, babamla konuştum.
Babam ise “Ne hali varsa görsün” dedi. Bunu nasıl yapabilirdim? Sonra nişanlandı ama bir türlü evlenemiyordu. Hayalleri çok büyüktü, çok şey istiyordu. Karşı taraf da bunu sağlayamıyordu. Böyle bir süre oyalandı. Sonra ayrıldı. Yani benim evimde 7-8 sene kaldı.

Yazının Devamını Oku

Annem 92 yaşında hâlâ hakaret ediyor

Kardeşim ve ben annemin bedduaları ve hakaretleriyle büyüdük. Ben 63 yaşına geldim, o ise şu an 92 yaşında. Ama hâlâ geçmiş yıllardaki gibi psikolojik şiddete devam ediyor.

Ailelerin çocuklarına eziyet ettiği, şiddet uyguladığı konusundaki yazılarınızı okudum. Ben 63 yaşındayım, annem de 92 yaşında.
Kardeşim ve ben annemin bedduaları ve hakaretleriyle büyüdük. Babam vefat ettiğinde ben 20, kardeşim 15 yaşındaydı.
İnsan içinde bulunduğu vahameti fark edemiyor. Etrafınızdaki diğer aileler de çocuklarına iyi davranmadığına şahit olduğunuzda bunu normal zannediyorsunuz.
15 yaşındayken kötü davranmakla kötü sözler sarf etmenin iyi şeyler olmadığını fark ettim. İki kızıma da hiçbir zaman kötü söz söylemedim. Beni üzdükleri de oldu, kızdırdıkları da...
Kızlarımın özeline mümkün olduğunca saygılı davranıyorum. Zaman zaman bazı problemler yaşıyoruz, konuşarak hallediyoruz.
Hiçbir zaman kızlarımın birbirleri hakkında yaptıkları şikayetleri diğerine yansıtmıyorum.
Kızlarımla ayrı ayrı yaşadığım sorunları kızlarıma anlatmıyorum.

Yazının Devamını Oku

3’üncü kez evlendiğim adam madde bağımlısı çıktı

Çocuklarımın babasından boşandıktan sonra ilişkilerim hiç iyi gitmedi. 3’üncü kez evlendiğim adam da madde bağımlısı çıktı...

Yaşım 40 ve ismimin açıklanmasını istemiyorum. 2019’da biriyle tanıştım, her şey çok güzeldi ve 2020’de zar zor evlendik. Benim 3, onun 2’nci evliliği. 18 ve 20 yaşlarında iki çocuğum var, onlar babalarında. Yaşım 40 ve ismimin açıklanmasını istemiyorum. 2019’da biriyle tanıştım, her şey çok güzeldi ve 2020’de zar zor evlendik. Benim 3, onun 2’nci evliliği. 18 ve 20 yaşlarında iki çocuğum var, onlar babalarında. Benden nefret ediyorlar çünkü babaları beni kötülüyor. “Anneniz kötü kadın, o kötü yolda” diye karalıyor. Sırf çocuklarım böyle bir düşünceden çıksın, öyle olmadığımı anlasınlar diye 2’nci evliliğimi yaptım. Ama olmadı. Adam kumarbaz çıktı. Resmi bir evliliğimiz yoktu, fazla beklemeden ondan ayrıldım. Sonra şimdiki eşimle tanıştım. Ona da çocuklarımın düşüncesinden oolayı evlenmek istediğimi söyledim. Başta kabul etti, sonradan vazgeçti. Öyle ya da böyle onu ikna ettim ve evlendik. 1 buçuk yılda tükendim abla. Kendisi madde bağımlısı, arkadaşları desen öyle... Üzerine biraz gitsem, “Ben öyle bir şey yapmıyorum” diyor. Kabul etmiyor ama gözümle gördüm. Normalde çok iyi bir insandır. İyi anlaşıyoruz ama bu durumu beni çok üzüyor. Böyle bir evlilik nasıl yürütülür bilmiyorum. Çünkü bu tarz şeyler maddi manevi insanı bitirir. 15 yaşında güzeller güzeli bir kızı var. Babasının bu hallerini bilmiyor, bilmesin de. Benim ailemle de aram iyi değil. İlk eşimden boşandığım için bazı sorunlar yaşadık. 2’nci evliliğim de yürümeyince, ailemle kopukluklar oldu. Çalışan bir insanım. Ayaklarımın üzerinde duran birisiyim. İsteğim, beni seven, sayan birisiyle evlenmekti. Kalan hayatımda saygı görmekti. Ama nereden bilirdim ki eşimin madde bağımlısı olacağını? Yardım edip yol gösterir misiniz? Ne yapmalıyım? ◊ Rumuz: Beklentim

YANIT

Sevgili kızım, sana açıklarken, birçok okuruma da belirtmiş olayım... Ben eğer özellikle “ismimi yazın”, demedikten sonra, hiç kimsenin kimliğini, adresini burada yayınlamıyorum.
Dikkat edersen hep rumuz kullanırım. İçin rahat olsun.
Bu arada senin sorunun pek çok boşanmış kadının sorunu kızım. Özellikle de çocukların varsa, babaları da bu boşanmadan dolayı kendini küçük düşmüş hissediyorsa, böyle gerginlikler yaşanabiliyor.
Ama tabii bu ortamda olan yine çocuklara oluyor.
Babaları tarafından kötülenen, çirkin iftiralarla nitelendirilen anneleri yüzünden, o çocukların nasıl bir çöküntü yaşadığının elbette farkında bile değiller.

Yazının Devamını Oku

Eşimin yabancı bir kadına attığı mesajları yakaladım

Sadece 1 yıldır evliyiz ama eşimin sosyal medyada yabancı bir kadına attığı mesajları yakaladım. Her ne kadar “Sen bunu görmesen de ben çoktan yaptığım şey için pişman olmuştum” dese de bu durum beni yıktı.

Son 2 haftadır hayatımın en kötü günlerini yaşıyorum. 1 yıldır evliyiz ve çocuğumuz yok.
Eşim 5 vakit namazındadır. Şimdiye kadar kayıtsız güvendiğim, sadık olduğunu sandığım bir insandı.
Geçenlerde telefonunda yabancı bir kadınla mesajlarını yakaladım, şoke oldum.
Kadının sayfasındaki erotik bir pozuna “İnanılmazsın” diye yorum yapmış ve kadına özel mesaj atmış. Kadın cevap olarak öpücük emoji’si göndermiş.
Eşim de “Lütfen konuşalım, seninle konuşmak istiyorum” gibi arka arkaya mesajlar atmış. Kadın cevap vermemiş. Kadın Norveç’te, kısacası bir yabancı. Kadın cevap yazsa ilerleyecek bu sohbet.
Ama ilerleyememiş. Ben o sırada işteydim. Bana “Neden yaptım bilmiyorum, sen bunu görmesen de ben çoktan yaptığım şey için pişman olmuştum. Bir anlık bir şeydi, aldatma değil bu. Bir amacı yoktu, zaten kadın yabancıydı” diye açıklama yapıyor.
En çok ağırıma giden de “Onu fiziksel olarak beğendim, o yüzden yazdım” demesiydi.

Yazının Devamını Oku

Evli bir kadına aşığım

Evli bir kadına aşık oldum. O da eşinden ayrılıp bana gelmek istiyor ama eşi bırakmıyor. Ne yapacağımı bilmiyorum.

Sevgili Güzin Abla, ben 30 yaşındayım. Evli bir kadına aşık oldum. O da bana aşık. Ama ne yazık ki ne yapacağımı bilmiyorum. Defalarca vazgeçmek istedim ama olmadı, o da yapamadı...
Eşiyle sevgi, aşk anlamında bir şey yok aralarında, biliyorum.
O da ayrılmak istiyor ama eşi bu konuda zorluk yaratıyor. Yani o aslında her şeyi bırakıp bana gelmek istiyor. Ben bekâr bir erkeğim. Hiç evlenmedim ama bu durumu da kabul edemiyorum. Evli olduğu için bazı şeyler ister istemez zoruma gidiyor ama ne yapacağımı da bilmiyorum. Lütfen bana yardım edin.
◊ Rumuz: Zoruma gidiyor

YANIT

Sevgili oğlum, hem böyle bir ilişkiye girmişsiniz, hem bu kadına aşık olduğunu söylüyorsun, hem onu yuvasını yıkacak duruma getirmişsin.
Bir de “ben bu durumu kabullenemiyorum, onun evli olması zoruma gidiyor” diyorsun. Bu nasıl şey?

Yazının Devamını Oku

Ailesi beni istemediği için ayrıldık

Sevgilimle tam evlilik arifesindeyken ailesi beni istemediği için ayrıldık. Geçtiğimiz günlerde buluştuk. Birbirimizi hâlâ unutamamışız...

25 yaşındayken ilk defa âşık oldum. Ben gencecik mühendis bir kadın, o da uzun boylu, yakışıklı, bankada çalışan bir mühendis...
Sosyal medyada tanıştık, ilk görüşmede birbirimizden çok etkilendik.
İstanbul’da tek yaşıyordum. İlk başlarda evime çikolatalar gönderiyor, sosyal medyada birlikte fotoğraflarımızı paylaşıyor, daha önce hiç yapmadığını söylediği şeyler yapıyordu.
Devamlı arar, iş çıkışı yanıma gelirdi.
Sonra beraber kalmaya başladık. Tatile de gittik, her şeyi de yaptık açıkçası.
Evimde öyle güzel bir hayat kurduk ki kendimize, sıcacık bir yuvamız oldu.
Bu genç adam bana 3 ayda evlenme teklif etti. 5 ayda nişanlandık.

Yazının Devamını Oku

Annem babamı arkadaşının babasıyla aldatıyor

Annem önce kanser oldu, sonra psikolojik bir rahatsızlık geçirdi. Babam hep yanındaydı. Fakat geçtiğimiz günlerde telefonunda en yakın arkadaşının babasından sevgi sözcükleriyle dolu bir mesaj gördüm.

Annem, 43 yaşında bir ev hanımı. Babamla 23 yıldır süren bir evlilikleri var. Hiçbir zaman sevgi dolu bir evlilik olduğunu düşünmedim ama birbirlerine her zaman saygıları ve bağları vardı. Büyük tartışmalar olurdu fakat asla şiddet yaşanmadı.
Hatta anneme 5 yıl önce rahim ağzı kanseri teşhisi konuldu. Başarılı bir ameliyat geçirdi. 1 yıl önce de ufak çaplı bir psikolojik rahatsızlık atlattı. Babam her durumda yanında durdu, destek olmaya çalıştı. Sanırım duygusal anlamda yeterli destek sağlayamamış.
Son zamanlarda annemde şüpheli davranışlar seziyordum ama ne olduğunu kestiremiyordum.
Telefonla daha fazla zaman geçiriyor, en yakın arkadaşının babası olan şahısla mesajlaşırken ekranı gizlemeye çalışıyor, hatta o kişiyle mesajlaşmasına rağmen başka birisiyle mesajlaştığını söylüyordu.
1 hafta önce sohbetlerini sildiğini fark edince şüphelerim iyice arttı. “Ben abartıyorumdur” diyerek göz ardı ettim. Sonuçta kaç yıllık aile hukukumuz olduğu insanlardı.
Ta ki 2 gün önce telefonuna gelen bildirimi görene kadar...
Annemin 10 yıllık en yakın arkadaşının babasından sevgi sözcükleriyle dolu bir mesaj geldi. Dün akşam telefonuna bakabileceğim bir fırsat aradım, ufak bir şans elde ettim. Galerisine bakınca yine o kişiden geldiğine emin olduğum yine sevgi ve özlem içerikli şiirleri, yazıları buldum.

Yazının Devamını Oku

Ne oluyor çocuklarımıza

Son günlerde gazete ve televizyonların en dikkat çeken haberleri çocuk ve genç cinayetleri oldu. Üstelik bu cinayetlerin tümünün ailelere, annelere yönelik olduğunu görerek dehşete kapıldım...

Olay 1: Adapazarı Katlı Pazar Yeri’nde bulunan dönercilerin önünde 12 yaşlarındaki bir çocuk annesini bir anda sebebi bilinmeyen bir tartışma sonunda 3 yerinden bıçakladı. Kanlar içinde kalan kadın çevredekilerin ihbarı ile olay yerine gelen ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Olay 2: Datça, Hızırşah Mahallesi’nde psikolojik sorunları olduğu ileri sürülen üniversite öğrencisi, iddiaya göre annesiyle tartıştı. Tartışma sırasında annesine saldıran genç, önce boğmaya çalıştı. Ardından baygınlık geçiren annesini mutfaktan aldığı bıçak ile 15 yerinden yaralayıp öldürdü.
Olay 3: Ordu’nun Korgan ilçesinde 14 yaşındaki çocuk, tartıştığı annesi, anneannesi ve ağabeyini tabancayla vurarak öldürdü, babasını ise ağır yaraladı. Çocuğun annesinin kendisine psikolojik baskı yaptığından yakındığı ve tartışma sonunda babasının beylik tabancasını alarak ailesine doğrulttuğu anlaşıldı.
Bu inanılmaz kan dondurucu olaylar ister istemez, son zamanlarda bana gelen ve giderek sayıları artan çocuk mektuplarını düşündürdü. Bir süreden beri ailelerinden psikolojik veya fiziksel şiddet gördüklerini yazan çocuklarla karşılaşıyorum.
Özellikle de annelerinden yakınıyor bu çocuklar... “Acaba abartıyorlar” diye düşünmedim diyemem. Ama şu olaylar bana çocukların gerçek anlamda bir bunalım geçirdiklerini, ciddi psikolojik baskı altında olduklarını düşündürdü. Ve acilen okullardaki rehber öğretmenlerin ya da pedagogların bu duruma el atmaları gerektiğini fark ettim.
Anne babalarla, mutlaka sık sık görüşülmeli, çocuğun ruhsal sağlığı ele alınmalı. Eğer evde gerçekten çocuğa yönelik bir şiddet, bir baskı varsa, bunun giderilmesi için yetkililer gerekeni yapmalı.
İşte bu amaçla bana gelen birkaç çocuk mektubunu sizinle paylaşmak istedim.

Yazının Devamını Oku

Kalbimde sevgisi var kafamda ise yalanları

İnternette tanıştığım sevgilimin bana anlattığı her şey yalan çıktı. Şu an onunla yaşıyorum ve tüm param bankadaki kasasında. Ne yapacağımı bilemiyorum...

Küçük yaşta ailemin zoruyla bir evlilik yaptım. Bir kızım bir de oğlum oldu. Eski eşimin içkisi, dayağı ayrıca annesinin de hakaretleriyle uzun zaman geçirdim. Sokağa atıldım, aç kaldım, soğukta oturdum. 16 yaşında hem hamile kaldım hem de bunlara dayandım.
Babam felçliydi, arayanım soranım olmadı. Boşanmak istedim, kızım için katlandım. Belki yanlış yaptım. Ama sonra oğlum oldu. Çocuklarına da bana da sevgisini göstermedi. Bir zaman sonra boşanmak için evden kaçtım.
Kuzenlerim baskı yaptı, içkiyi bıraktı. Sonraysa psikolojik baskısı başladı. Ne yapmak istesem önüme set çekti. Yine de lise diplomamı aldım. Ehliyet de aldım ve üniversiteyi kazandım. Ve bu süreçte yataklarımızı ayırdık. Ben büyümüştüm ve onu artık istemedim. Defalarca boşanmaya kalkıştım, ailem engel oldu. 30 yılın sonunda boşanmaya ikna ettim. O süreçte de biriyle internetten yazışıyordum. İnternetteki kişi, kendisini başka soyadı, meslek ve zengin biri gibi tanıttı. “Emlakçıyım” dedi. O arada ben, psikolojik olarak berbat haldeydim.
Oğlum, PC başında ömür geçiriyordu. Kızım ayrı terane... Okumadılar; kızım lise, oğlum ortaokul mezunu. Babalarından çektiğimin üstüne, onların da bu durumu bitirdi beni.
İnternetten tanıştığım adam da benden 10 yaş küçüktü. Ama olgun ve akıllı geldi bana. Ona inandım, inanmak istedim. O dönem, evime hırsız girdi. Bana, “bankada kasam var” dedi. Ona iki bilezik ve takı setimi verdim. Boşanmaya az bir zaman kalmışken, dairemi sattım. Onun parasını da bankaya koydu. Bir ev tuttu, şu an yanındayım.
Ailem beni başka bir yerde sanıyor. Onca zaman içinde benden kimliğini hep sakladı ama hissetim.
Bir sabah peşine düştüm. Gerçek kimliğini gördüm. Bir okulda güvenlikmiş. Anlattı sonra “Başında seninle eğlencesine konuştum. Buralara geleceğini bilmiyordum. Sonra itiraf etmek zorlaştı. Kalbini kırmak istemiyordum.” Bütün gelirim onun elinde. Uyandım ama çok geç oldu. Kalbimde sevgisi var, kafamda ise yalanları... Yüzüne vurarak yaşanmayacak biliyorum. Paramı ve takılarımı alacağım inşallah. Çıkmazdayım. Bu arada bana maddi manevi yardımı oldu. Nafakasız boşandığımda maddi destek verdi. Benimle evlenmeyi düşünüyor. Şu akılsız kızına akıl ver

Yazının Devamını Oku

Hayatın amacı masum bir canlıya yardım etmek midir

Geçtiğimiz günlerde bir güvercinin ayak bileğine bir karış uzunluğunda demir bir kapı menteşesi bağlandığını fark ettim. Ona yardım ettikten sonra hayatın amacını düşündüm...

Hayvanlarla ilgili yazılarınıza istinaden, yaşadığım bir anıyı sizinle paylaşıyorum. Bir gün ofisime doğru yürüyordum.

Bahçelievler’in merkezinden geçerken bir şey dikkatimi çekti. Bir güvercinin ayak bileğine bir karış uzunluğunda demir bir kapı menteşesi bağlanmıştı.

Biraz düşündüm. Ne yani, bu virüs ortamında güvercin pisliğinin olduğu yerlere elimi mi sürecektim?

Yine de tereddüt etmeden, güvercine doğru bir adım attım. Diğer güvercinler uçtu. Bu da uçmaya hazırdı.

Sakince yaklaştım, menteşeye elim değer değmez uçtu. 20 metre kadar gidip tekrar geri geldi. O kadar bitkin, o kadar yorgundu ki kanatları, yere düştü. Nefes alışverişi çok ama çok hızlıydı. Artık takati kalmamıştı. Bu şekilde yaşamaya da katlanamıyordu.

İp çok sağlam ve naylondandı. Bileği nerdeyse kangren olmak üzereydi. Kuşa yavaş yavaş yaklaştım. Ama yine uçtu.

Bir binanın klimasının üstüne konmaya çalıştı ama orada da duramadı ve hemen alttaki yola indi. Bu arada burası çok işlek bir cadde olduğundan gelip geçen de çoktu. 50 yaşlarında bir adam “Ben onu yakalarım” dedi ve yavaşça yaklaşıp birden üstüne atlayıp yakaladı. Mucize gibiydi.

Hemen kuşun bacaklarını tutup, yan taraftaki restorandan aldığım makasla ipi kesmeyi başardım. İp, kuşun ayak bileğinin derisine gömülmüştü. Yara yapmış, bileği şişirmiş ve kuşu neredeyse sakatlamıştı. Belki de 1 aydır bu demir bileğindeydi. Ardından ofise geçtim. Birkaç müvekkil adayıyla görüştüm. Sonra eve geldim.

Yazının Devamını Oku

Bana aşkı öğrettiğin için teşekkürler

Bugün karımın doğum günü ve bana aşkı öğretişini sizin köşenizde kutlamak istiyorum...

Ben 54 yaşında, aşkı yeni öğrenmiş, bu duyguyu ilk kez tadan bir erkeğim.

Karımın doğum günü için sizden bir ricam var. Sizin aracılığınız ile karımın doğum gününü köşenizden kutlamak istiyorum. Şimdiden teşekkür ederim. Sevgiyle kalın.

Şiir yüzlüm

Öncelikle bana aşkı öğrettiğin için sana teşekkür ediyorum. Ben aşkı seninle öğrendim, seninle hissettim ve seninle yaşıyorum. Sevginin ölçüsü, ölçüsüz sevmekmiş. Seni sonsuz seviyorum.

Beyaz gelincik çiçeğim

Ben seninle birlikte dünyayı sevdim. Gözlerine bakarken nefes aldığımı hissettim.

Yanımda olduğun zaman kendimi en güvenli yere teslim ettim. Sen benim evimsin ve ben sana aitim. Bildiğim tek adres senin yanın, görebileceğim tek güzel manzara sensin.

Yakamoz gözlüm

Yazının Devamını Oku

İnternetten tanıştığım kişi hayatımın hatası oldu

İnternetten biriyle tanıştım, uzun süre ilişki yaşadık. Hayatlarımızın çok farklı olduğunu geç de olsa anladım. Fakat yaptığım bir hata yüzünden ondan ayrılamıyorum ve çok mutsuzum.

Merhaba Güzin Abla, ben 5 yıl önce internet aracılığıyla biriyle tanıştım. Bu, hayatımın hatası oldu. O zamanlar üniversiteye hazırlık aşamasındaydım.
2 yıl boyunca sık sık görüştük.
Son 2 yıl ise pandemi sürecinden dolayı görüşemedik.
Bu zaman dilimi içinde kendi kendimi sürekli sorguladım, nasıl böyle bir hataya düştüm diye.
Şu an KPSS sınavına hazırlanıyorum. O ise okumadı, ne iş bulursa yapıyor. Her ay başka bir yerde çalışıyor.
Maddiyat benim için pek de mühim değil ama o yaşadığım şehirden çok uzakta, düzenli bir hayatı yok.
Bu yüzden ailemin ilişkimize onay vereceğini hiç sanmıyorum.

Yazının Devamını Oku

Şehir dışına atanmak istemiyorum

Ben atanmayı bekleyen bir hemşire adayıyım. Fakat şehir dışında çalışma düşüncesi beni korkutuyor. Annemi İstanbul’da tek bırakmak istemiyorum. Sağlığından endişe ediyorum.

Merhaba Güzin Abla, ben 21 yaşında, üniversiteden yeni mezun olmuş ve atanmayı bekleyen bir hemşire adayıyım. Henüz bir atama haberi yok ama yakında gelecek.

Fakat bilinmezlikten hiç haz etmem ve kafamda geleceğimi çizmek adına sürekli olası bir atama durumunda neyi nasıl yapmam gerektiğini düşünüyorum.

Açıkçası mesleğimin bana göre olmadığına ve büyük hastanelerde çalışamayacağıma inanıyorum. Hastaneleri sevmiyorum. Bunu üniversite okurken fark ettim.

Bu yüzden olası bir atama durumunda toplum sağlığı merkezleri ya da il sağlık müdürlüklerini tercih listeme yazmayı düşünüyorum.

Puanım çok yüksek değil, toplum sağlığı merkezlerini yazabilirim fakat şehir dışında yaşamam gerekir.

4 yıl boyunca üniversiteyi de şehir dışında okudum, bu konuda zorlanacağımı düşünmüyorum, fakat annemin bünyesinin çok zayıfladığını fark ediyorum.

Anneme çok düşkün sayılmam açıkçası, aramız ben şehir dışındayken daha iyiydi. İkimiz de inatçı olduğumuzdan biraz kavga ederiz ama onun dışında normaldir ilişkimiz.

İşte ne zaman şehir dışında çalışmaya karar versem annemin bu halini görüp vazgeçiyorum.

Yazının Devamını Oku

İkinci kadın olmanın hissettirdikleri

Bir okurunuz “İkinci kadınlar bedava yaşamayı seven tipler” diye yazmıştı. Ben de o arkadaşa istinaden yazıyorum. Ben de bu girdabın içine girenlerdenim. Ama birlikte olduğum kişinin masrafları da benim üzerimde.

Neler yazmak isterdim şu anda, içimi size nasıl dökmek isterdim bir bilseniz. Ben de bu kuyuya düşüp kurtulamayanlardanım. Çok çok uzun bir hikaye... Ne sizi yormak isterim ne de o günleri hatırlamak... Bu yüzden kısaca anlatacağım.
Ben onu ilk tanığımda, evli olduğundan haberim yoktu. O kadar ilgili, o kadar anlayışlı ve sevecen bir insandı ki... Aynı iş yerinde çalışıyorduk. Çok sonradan öğrendim evli olduğunu. Hem de yeni evlenmişti. Bana, “Hemen boşanacağım, ailemin zoruyla evlendim” dedi.
Zamanla hem eşi hem de ailesi öğrendi. Eşi kabullenemedi. Ailesi üzerime geldi, telefonlar, hakaretler.
Geçen bu 5 yıl beni mahvetti. Yüzümdeki tebessüm gitti, yaşama heyecanım kalmadı. Zamanla kendi de resmen canavara dönüştü. Kimseyle konuşamıyorum.
Bildiğiniz ev-iş arası mekik dokuyorum. “Boşan” dediğimde, “Bir daha bu konuyu açmayacaksın, yoksa seni öldürürüm” diyor.
“O zaman beni bırak” deyince “Senin sonun benimle. Seninleyim, daha ne istiyorsun” diye karşılık veriyor. Önceden boşanmasını isterdim ama artık kesinlikle istemiyorum.
Sürekli dayak, küfür, hakaret. Benim de çok güzel hayallerim vardı. Evlilik, düğün, gelinlik... Hepsi bitti artık. Bütün arkadaşlarım evlendi, eşleriyle çok mutlular. Ya ben?

Yazının Devamını Oku

İnsan ve hayvan hepsi candır

Hayvansever gruplardan birinde, bir hanımefendi kedisine sebzeli ciğer pişirmiş ve onu yiyen kedisinin fotoğrafını sosyal medyada paylaşmış. Bir beyefendi de bu hanımefendiye “Onlara yaptığın masrafı öğrencilere yapıyor musun” diye sormuş. Bu soruya cevap veren ve her kelimesine katıldığım bir yazıyı sizinle paylaşıyorum.

Sayın beyefendi...

Kediyle öğrenciyi kıyaslamanız çok ilginç. Haydi, buyurun birlikte kıyaslayalım:

◊ Yolda bir öğrenciye araba çarpsa ne olur?

İnsanlar toplanır, hemen ambulans çağırılır, öğrenci derhal hastaneye yetiştirilir, şoföre yasal yaptırımlar uygulanır.

◊ Yolda bir kediye araba çarparsa ne olur?

“Hiç”. Hiçbir şey olmamış gibi trafik devam eder.

◊ Bir öğrenci bir insanın yanına gidip “Abi/abla, çok açım, bana şuradan bir simit alır mısın” dese ne olur?

İnsanların yüzde 90’ı o öğrenciye bir simit alır.

Yazının Devamını Oku

‘İkinci kadın’ konusunda okur yorumları

21 Ağustos tarihinde köşemde bir beyefendinin evli erkeklerle birlikte olan ikinci kadınları öven ilginç bir yazısını yayınladım. “İkinci kadın olmak çok mu kötüdür” başlıklı bu yazı, okurlarımdan tepki gördü. Pek çoğu bu beyefendiye öfkelendi. Okurlarımın bu konudaki düşüncelerini görmezden gelemeyeceğim için birkaçını sizlerle paylaşmayı uygun gördüm. Belki aralarında sizin de düşüncelerinizi yansıtan görüşler vardır.

Onlar hep flört olarak kalırlar

İkinci eş olan kadın ve erkek devamlı flört halindedir. Erkek için senin akraban benim akrabam, annen, baban, çoluk çocuk sorumluluğu yoktur.
Çünkü genellikle ikinci kadından çocuğu yoktur. Eş, dost ile sosyal hayat da yoktur. Kısacası sorun da yoktur.
Esas eş, kocasının temiz giysilerini hazırlar, hastalandığında ona bakar, yerine göre bir şey istediğinde “hanım, bütçemiz el vermiyor” dediğinde inanır. Çocukların nafakasından kısar.
İkinci hanımın ise birlikteliğini devam ettirmek için bir dediği iki edilmez. Ben buna da “Birinci hanım bakır tabak at kırılmaz, ikinci hanım porselen tabak düşerse kırılıverir” diyorum.
Sözün kısası biz kadınlar eşlerimizden biraz sevgi, ilgi bekleriz. Bu ilgiyi, sevgiyi ne yazık ki ikinci kadınlara gösterirler.
Erkekler nikâhlı eşlerini anneleri mi sanıyorlar? Çapkınlık yapınca “aferin mi” denilecek? ◊ Rumuz: Fatma K.

Keşke azarlasaydınız biraz

Yazının Devamını Oku

Sevdiğim kız eski sevgilime yazdıklarımı buldu

Sevgilim evime sık sık gelir. Birkaç gün önce masanın çekmecesinde iki ajanda buldu. Ajandanın içinde eski sevgilimle birbirimize ait yazışmaları gördü. Ne yapacağımı bilemiyorum...

Ben Manisa’dan yazıyorum. Tam 333 gün önce şirkette bir kız işe başladı. O günden beri aklımda... Bizim için zor bir süreç oldu.

Çünkü ikimiz de işimizden olduk, hiç de hoş olmayan sözlere maruz kaldık. Ama bütün bu zorluklara rağmen 3 aylık sevgiliydik.

Aileme evlenmek istediğimden bahsettiğim için çok sevindiler. Her şey güzel gidiyordu. Birkaç gün öncesi yaşadığımız olay her şeyi değiştirdi.

Ben ailesinden ayrı yaşayan biriyim. Sevgilim de evime sık sık bana gelir. Bende kalmaz ama birlikte vakit geçirirdik. Oyun oynardık, yemek yapardık.

Birkaç gün öncesine kadar her şey yolundaydı.

Yine evime benden önce yemek yapmaya gelmiş, masanın çekmecesinde iki tane ajanda bulmuş.

Ajandanın içinde eski sevgilimle yazışmalarımızı görmüş. Ben bunları yemin ederim unutmuştum.

Ama sevdiğim inanmıyor. Ki ben bir süre önce bir evlilik yapıp ayrıldım.

Yazının Devamını Oku

Nişanlımı zamanla sevebilir miyim?

Ailemin de çok sevdiği birisiyle nişanlandım. Gerçekten çok iyi biri. Ama bazen onu sevmediğimi düşünüyorum. Dışarıda yakışıklı bir erkek gördüğüm zaman moralim bozuluyor. Bu duygum zamanla geçer mi bilmiyorum.

Merhaba Güzin Abla, ben nişanlımı sevip sevmediğimi anlayamıyorum. Daha önce hiç sevgilim olmamıştı. Hep umutsuz sevdalara kapılan biriydim. Hatta bazen o kadar umutsuz severdim ki, o kişi beni hiç tanımaz, bir araya gelme ihtimalimiz bile olmazdı.
Tabii beni sevenler de oluyordu ama benim onlarla pek ilgim olmuyordu.
Geçen yıl karşıma biri çıktı. Ben istemedim. O da hayalimdeki kişi değildi.
Ama ailem, akrabalarım herkes “kabul etmelisin” diye üzerime geldiler. Kendisi gerçekten çok iyi birisi.
Beni çok seviyor. Ona geçen yıl o kadar kötü davrandım ki yine de vazgeçmedi.
İşinde gücünde, dürüst, romantik, saygılı ailesine düşkün, bana karşı da çok ilgili.
Aşırı kıskançlık durumu olmayan, sıkboğaz etmeyen, kalbimi kırsa iki dakika sonra gelip sarılan bir yapıda.

Yazının Devamını Oku

İkinci kadın olmak çok mu kötüdür

Sizin “ikinci kadın” konusundaki bir yazınızı okudum. Size katılmadığımı söylemek isterim. Bence bir erkeğin ikinci eşi olmak özel bir durum ve ayrıcalıktır.

Uzun yıllar sevgili annenizin, şimdi de sizin yazılarınızı okuyan daimi okuyucunuzum. Sizin “ikinci kadın” konusundaki bir yazınızı okudum. Bu konuda düşüncelerimi yazmak istedim.
Önce size katılmadığımı söylemek isterim. Bildiğiniz gibi toplumumuzda, bir kadının her ne şart altında olursa olsun ikinci kadın konumunda bulunması hoş karşılanmamaktadır. Siz de bu önyargının içindesiniz.
Bir erkeğin hayatında ikinci kadın durumunda bulunan veya bulunmak zorunda kalan kişi, kendisini çok kötü hissetmekte ve ezilmektedir.
Çünkü toplumumuzun değer yargılarını düşündüğünde, birinci kadına karşı haksız bir yasak ilişki içinde bulunduğunu düşünerek kendisini ve beraber olduğu kişiyi suçlayacaktır.
Bu yüzden mutsuz olmaktadır. Toplumumuzda erkeğin yasal eşi olan tüm kadınlar bu durumda olan bir kadını aşağılamaktadır. Peki, bu durumda olan bir kadın hangi şartlar altında bu yaşamı kabullenir?
Ya birlikte olduğu erkeği çok sever, ya da birlikte olduğu erkeğin eşinden ayrılarak yeni bir hayata başlaması halinde, adamın çocuklarının bu durumdan çok olumsuz etkileneceğini düşünür ve bu durumu kabul eder.
Peki, ikinci kadın olmak çok mu kötüdür? Bence hayır!

Yazının Devamını Oku

Neden köpekler insanlardan daha az yaşar

Biz hayvanseverlerin en büyük sorunlarından biri, evlat yerine koyduğumuz sevgili 4 ayaklı dostlarımızın bizi erkenden terk etmesidir. Ne yazık ki bu bizim kaderimiz ve çaresizliğimizdir...

İki köpeğini, bir kedisini tüm çabalarına rağmen kaybetmiş biri olarak yazıyorum bu yazıyı. Ve tarifsiz bir acı olduğunu da söylemeden edemeyeceğim.
Elbette bir yeni dost ediniyor insan... Onlarsız yaşanır mı? Ama her birinin yeri farklı ve yine onları da zamansız kaybedeceğimizin bilincinde olarak yaşamak hiç de kolay değil.
Yaşlandığımızda ise bir de şu endişe başlıyor ufaktan ufaktan, “Ya ondan önce ölürsem, ona ne olacak, ona kim bakacak?”
Bazen biz büyüklerin karşılık bulamadığı sorulara çocuklar öyle ilginç cevaplar veriyorlar ki... Bu öyküyü özellikle sizlerle paylaşmak istedim.
İşte 6 yaşındaki bir çocuğun şaşırtıcı cevabı:
“Bir veteriner olarak Belker isimli, 10 yaşındaki İrlanda cinsi bir kurt köpeğini muayene için çağrılmıştım.
Köpeğin sahipleri Ron, eşi Lisa ve küçük oğulları Shane olmak üzere köpeklerine çok bağlılardı ve bir mucize umuyorlardı.

Yazının Devamını Oku