Güzin Abla

Güzin Abla

guzinabla@hurriyet.com.tr

Bir gurbetçinin izlenimleri...

Güzin Abla, yıllardır yurtdışında yaşayan bir Türk olarak, son zamanlarda vatanımdaki gidişatı gördükçe şaşkınlığımı gizleyemiyorum.

Haberin Devamı

Ne zaman TV’yi açıp o meşhur sabah programlarına denk gelsem, gördüklerime, duyduklarıma inanmakta güçlük çekiyorum. Sanki bildiğim, sevdiğim o toplum gitmiş; yerine tanımadığım bir toplum gelmiş.
Eşler birbirini aldatıyor, aldatılan kişi ekrana çıkıp yalvar yakar eşini geri istiyor.
Aldatan ise ne bir utanma ne bir mahcubiyet duyuyor. En acısı da annelerin küçücük evlatlarını bir heves uğruna arkalarında bırakıp gidebilmelerini izlemek yüreğimi yakıyor.
Buna da kılıfı hemen uydurmuşlar, “Aşığız” ya da “çok seviyoruz” diye.
Hayır, sevgi bu olamaz. Aşk kavramını bu kadar basitleştirdikleri için telaffuz bile etmek istemiyorum.
Evlilik bir oyuncağa dönmüş. Bu durum, bir Türk evladı olarak beni üzüyor.
Biliyorsunuz, bazıları Avrupa’da yaşayan bizlere “gâvur” yakıştırması yapar. Ama bakıyorum da asıl “gâvur” dediklerimiz bile bunlar kadar yozlaşmamış.
Elbet onlarda da yanlışlar, aldatmalar var; ama bunu bir gurur tablosu gibi ekrana sergilemiyorlar.
Avrupa’da yaşayan Türklere baktığımda şunu görüyorum: Eski Türk örf ve adetlerine en sadık olarak belki de bizler kaldık.
Örneğin:
1. Hâlâ bir utanma duygumuz var.
2. Hâlâ aileye saygıyı her şeyin üstünde tutuyoruz.
3. Hâlâ çocuklarımız için fedakârlıklar yapıyoruz.
Elbette bizim aramızda da çürük elmalar çıkıyor ama şükürler olsun ki o korkunç boyutlarda değil. Türkiye’yi canımdan çok seviyorum.
Her fırsatta vatanıma koşuyor, yanımdaki yabancı arkadaşlarımı da o güzel topraklarımızı görsünler diye götürüyorum. Türklüğümle her zaman gurur duyuyorum.
Ancak şu manzaraları gördükçe içimden “Vatanımı çok seviyorum ama iyi ki şu an burada yaşıyorum,” diye geçiriyorum.
◊ Rumuz: Avrupa’dan selamlar

YANIT

Haberin Devamı

Sevgili gurbetçi okurum, mektubunuz beni çok üzdü ve düşündürdü… Sizin gibi yurtdışından ve yurtiçinden bu konuya değinip üzüntülerini belirten o kadar çok okurum var ki, sonuçta sizin yazınızı köşeme alıp bu açıdan bir ses getirmek istedim.
Gerçekten de eminim izlemişsinizdir, okullarda üst üste gerçekleşen şu korkunç şiddet olayları hem toplumda hem de yöneticilerimizde bu konulara eğilmek ve TV’lerde ve internetteki bu tür özendirici yayın ve programlara bir sınır getirmek ihtiyacı oluşturdu.
Çünkü bu tür yayınlar gerek aileleri gerekse gençleri yanlış yönlendirip hatalı davranışlara itelemekte.
Toplumun bilinci ailede başlar, gençler ailenin eğitimi ile şekillenir...
Eğer aile birliği bozuluyorsa, ne gençlerin ne de toplumun düzeninden söz edilebilir.
Dediğiniz gibi toplum olarak çok büyük bir değişim yaşıyoruz. Bunu ben de bana gelen mektuplardan fark edebiliyorum. Seneler önce genç kızlar bana sorunlarını yazdıklarında, bir hata yaptıklarında bunu utana sıkıla anlatırlardı.
Şimdi her şeyi açık açık anlatmaktan kaçınmıyorlar. Evli insanlar artık kadın ya da erkek fark etmiyor, aldattıklarını rahat rahat anlatabiliyor...
Bunu da sevgiyle, aşkla bağdaştırıyorlar...
Yuvadan çekip gittiklerinde geride bıraktıkları o evlatların nasıl bir travma yaşayabileceğini düşünmüyorlar bile...
Ben bunun büyük bir eğitim eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorum.
Kısacası sevgili okurum, ben de bu konuda sizin gibi dertliyim.

Yazarın Tüm Yazıları