GeriGüzin Abla Benim sınavımın adı kanser
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Benim sınavımın adı kanser

Herkesin olduğu gibi benim de bu hayatta bir sınavım var. Şu an için adı kanser. Adı batasıca...

Merhabalar Güzin Abla, size yazdığım bu elektronik mektubun belki de mantıksız ve amaçsız olacağını söylemeliyim.
Sadece beni tanımayan birilerine içimi dökmek istedim...
Herkesin olduğu gibi benim de bu hayatta bir sınavım var. Şu an için adı kanser. Adı batasıca... Ben dışarıdan güçlü görünmeye, “Sorun yok, her şey yolunda” demeye çalışan biriyim ama size bir şey söyleyeyim mi, hiçbir şey yolunda değil aslında.
Ne hastalığım iyileşme yolunda, ne de iş hayatım düzgün gidiyor. Açıkçası bu sorunlarla boğuşan insanlar iyi olmayı nasıl başarıyor anlamıyorum, hatta onları kıskanıyorum.
Hayatımızda bir şeyler ters gidince bizler “Her işte bir hayır var” deriz, “Allah yeni bir kapı açar” deriz, öyle de olur. Ama açılan o kapıdan adım atıp tam içeri gireceğim sırada, kapı pat suratıma kapanıyor! Çok acıyor.
Mecazi anlamda değil gerçekten o kapının suratıma çarptığını hissediyorum.
Ben sıkıldım artık bu durumdan.
Bu kapılar daha önce de suratıma çok çarptı ama nedense bu son sefer umutlarımı tam olarak söndürdü.
Demek en iyisi, hayatta hiçbir beklentiye girmeden bir köşede sana verilen zamanın dolmasını beklemek.
Bundan sonra saksı gibi bir köşede bekleyeceğim. Ben artık bu oyunda yokum.
Rumuz: Mutsuz umutsuz saksı

Benim sınavımın adı kanser

YANIT

Sevgili kızım, kanser hastalığı günümüzde ne yazık ki yaşam koşulları nedeniyle yaygınlaşıyor. Bu yüzden giderek daha fazla kişi kansere karşı mücadele veriyor.
Hastalığın teşhisinden itibaren her hasta senin gibi, hem ruhen hem de bedenen pek çok sorun yaşıyor. Bu çok doğal, çünkü kendisine “Sen kanser oldun” dendiği anda kişi ölüm düşüncesine kapılıyor.
Oysa kanserin tedavisinde en önemli etkenlerden biri, hiç kuşkusuz hastanın moralinin yüksek olması.
İşte bu nedenle teşhis konulduğu andan itibaren tedavi bitimine kadar geçen süreçte psikolojik ve sosyal destek büyük önem taşıyor.
Kanser teşhisi konulan kişiler genellikle bu adı bile tüyleri ürperten hastalığa uyum sürecinde bir dizi psikolojik evreden geçiyor. İşte o evrelerin daha kolay ve hızlı bir şekilde atlatılması, buna karşılık hastalıkla mücadele gücü kazanılması, tedaviye uyum gösterme ve umudun artması için mutlaka psikolojik destek almak çok çok önemli.
Kanser hastalarında tanının konmasıyla birlikte en sık rastlanan psikolojik tepkiler; kızgınlık ve öfke gibi duygulardır. Çevrenden koptuğunu düşünmen, insanlarla eski bağlarını koruyamaman, şu anda içinde bulunduğun köşeye sıkışmışlık duygusu elbette ki çok normal.
Ama bence en kötüsü şu söylediğin “Hayatta hiçbir beklentiye girmeden bir köşede sana verilen zamanın dolmasını bekleyeceksin” şeklindeki umutsuz ifaden.
Kızım ben doktor değilim ama bu hastalıkla mücadele eden genç, yaşlı çok insana rastladım.
Umudunu kaybettiğin anda hastalığa yenik düşme ihtimalin artıyor.
Ve artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Hastalık çok daha yeni ve başarılı yöntemlerle iyileştirilebiliyor.
Bağışıklık sistemine yöneltilen tedaviler, doğrudan kanser hücresini nişan alan ilaçlar, hatta bazı bitkisel alternatif tedavilerle desteklenen yöntemler çok başarılı oluyor.
Ancak yeterli psikolojik destek alınmadığı takdirde, bir süre sonra kişi kendini depresyonda hissedebiliyor.
Depresyon; uykusuzluk, yemeden içmeden kesilme ve ciddi düzeyde içine kapanma şeklinde belirtiler verir ki, bu da iyileşme sürecini geciktirebilir.
Kanserle Mücadeleyi Destekleme Derneği gibi kuruluşlar var, bazı hastanelerde bu konuda psikolojik yardım veren bölümler var.
Lütfen mücadele et ve böyle bir yardım al.

X

Annem, babamı kayınbabamla aldatıyor

Annem, babamı kısa bir süredir nişanlımın babasıyla aldatıyor. Bunu ortaya çıkardığımdan ne yapacağımı bilemiyorum... Annem beni hayal kırıklığına uğrattı.

Ben, 18 yaşındayım ve bir süre önce nişanlandım. Nişanlımla aramda 10 yaş var ama bugüne kadar hiçbir sorunumuz olmadı.
Ta ki annemle kayınbabamın birlikte olduğunu öğreninceye kadar.
Yaklaşık 5-6 ay önce annemle kayınbabamın birbirlerine karşı çok sıcak davrandıklarını hissettim.
Nişanlandıktan sonra kayınbabam her gün bize gelmeye başladı. Birbirlerine olan bakışları, konuşmaları olsun hep imalıydı.
Ben de normal olarak şüphelendim ve telefonuma konuşma kaydedici indirdim. Ben, kayınbabamı arayıp konuştuktan sonra zaten annem kendiliğinden “Ver ben de konuşayım” diyordu ve ben de odadan çıkıyordum.
Kaydedici sayesinde konuşmaları dinleyebiliyordum. Günlerce bu böyle sürdü ve bütün konuşmaları dinledim. Gerçekten çok büyük hayal kırıklığına uğradım. Kendimi sanki çok büyük ihanete uğramış gibi kötü hissettim.
Tesadüfen konuşmalara rastlamış gibi davranıp “Anne bunlar da ne?” diye ona sordum. Önce “Bu ses kayıtları bana ait değil” dedi, sonra da “Senin düşündüğün gibi değil, sil o ses kayıtlarını” dedi. Ben de ona, içimden gelmese de inanmış gibi göründüm, konuyu kapattık.

Yazının Devamını Oku

Evlendiğime çok pişmanım

Eşimle evlendikten bir süre sonra “ben ne yaptım” sendromu yaşamaya başladım. O güzelim hayatı gencecik yaşta bırakıp neden bu sorumluluğu seçtim! Ben artık bu evlilikte yapamıyorum.

22 yaşındayım ve bir oğlum var, 2 yıllık evliyim. Eşimle çok kısa sürede tanışıp evlendim.
Sadece 4 aya yakın birbirimizi tanıdık ve sonrası hep evlilik, düğün telaşıydı. Kısacası senemiz dolmadan evlendik. Eşimle geçirdiğim 4 ay, bir ömre bedeldi.
Sonrasında evlilik denilen olay tam oturunca aptala döndüm. Ve “ben ne yaptım” sendromu başladı.
Çünkü benim çok güzel bir üniversite hayatım, arkadaş çevrem ve ailem vardı.
Maddi manevi her şey elimin altındaydı. Ve önceden neşe dolu bir kızdım.
Herkes enerjimi neye borçlu olduğumu sorardı, şimdi ise gözyaşlarımın nedenini soruyor. 2 yıl oluyor ve karşımda kabullenemediğim bir hayat, bir evlilik, bir ev, bir sorumluluk var. Bu yolun geri dönüşü olmadığını, bu hayata adapte olmam gerektiğini kabullenemiyorum.
Sürekli “ben ne yaptım, nasıl böyle bir yola girdim, evlilik için çok erkendi” diyorum kendime. O güzelim hayatı gencecik yaşta bırakıp neden bu hayatı, bu sorumluluğu seçtim!

Yazının Devamını Oku

HAÇİKO’nun örnek projesi

HAÇİKO Derneği sayesinde 15’inci Füze Üs Komutanlığı’ndaki artan yemekler bundan sonra çöp yerine hayvanlara gidecek...

Çekmeköy’de bulunan 15’inci Füze Üs Komutanlığı çok anlamlı bir projeye imza attı. Artan günlük yemekler derneğimize verilecek ve ormanlardaki canlarımızın beslemesi yapılacak.
Hem israf önlenmiş, hem de canlarımızın karnı doymuş olacak.
Ben HAÇİKO Derneği gönüllüsü olarak ormandaki can dostlarımıza mama ve su dağıtıp sağlık problemleriyle ilgileniyorum.
Bu bilgiyi de farkındalık oluşturmak amacıyla size yollamak istedim...
Sizin yazılarınız, köşeniz bizler için çok değerli ve önemli.
Çekmeköy’de bulunan 15’inci
Füze Üs Komutanlığı’nın bize yemek bağışı yapacağı bu önemli projeyle ilgili komutanlığın sorumlu subayları ve çevre mühendisi sözleşme imzaladı.

Yazının Devamını Oku

Erkek okurlarımın sorunları

Bugün erkek okurlarımın başa çıkamadığı sorunlarına cevap aradım...

Evli bir kadına âşığım

Yaşım 32, bekarım... 41 yaşında evli bir kadınla 6 senedir ilişkim var. O çok mutsuz ve yakında boşanacak. 4 sene görüştük, sonra 2 sene ayrı kaldık. Bu arada ben yuva kurmak için başka bir kızla nişanlandım. Yapamadım, bu kızdan ayrıldım çünkü o kadını unutamadım...
2 sene ayrı kalmıştık, o 2 sene bana ıstırap oldu. Sonra dayanamayıp aradım ve barıştık.
Şimdi ben nişanlımdan ayrıldım, o da yakın zamanda boşanacak. En yakın zamanda da nasip olursa evleneceğiz.
Bu konu hakkındaki samimi düşüncelerinizi söyler misiniz?
◊ Rumuz: Unutamadım

YANIT

Bu kadın senden yaşça büyük, bilmem çocuğu var mı ama eminim eşinden boşanmayı düşünmüyordur, hatta hiçbir zaman düşünmemiştir de...

Yazının Devamını Oku

Balayından döner dönmez ilk tokadımı yedim

7 ay önce evlendim. Balayından döner dönmez ilk tokadımı yedim. Sonrasında da problemlerin ardı arkası kesilmedi. Eşimden boşanmak istiyorum.

Merhaba Güzin Abla, ben evleneli 7 ay oldu. Eşimle severek hayatlarımızı birleştirdik.
Aslında ben evlendikten sonra anladım ki benmişim tek seven.
Balayından geldiğim gün tanıştım her şeyle, döner dönmez ilk tokadımı yedim. Daha sonra eşim yanıma bile gelmedi. Bana gerekçesi de hazırdı: “Seni kadın olarak görmüyorum.”
Sonrasında bu sözü için özür diledi. Ama kırıldım bir kere, ne yaparsa yapsın.
Sebepsiz yere atılan tokat mı dersiniz, hakaret mi, aklınıza ne geliyorsa hepsini yaşamaya devam ettim. 2 defa intihara kalkıştım. Ama hep bir şekilde kendimi durdurdum.
Onu aldım karşıma, defalarca konuştum. Ama nafile, konuşmalarım sadece o güne mahsus oluyordu.
Sonra her şey devam...

Yazının Devamını Oku

Ailemle sorunlarımı anlatmayınca sevgilimin güvenini kaybettim

Merhaba Güzin Abla, sevdiğim kızın güvenini kaybettim, canım yanıyor...

Bundan 1.5 yıl önce konuşmaya başladık. Tanımaya çalışıyorduk birbirimizi ve her şey çok güzeldi.
Benim büyük ailevi sorunlarım oldu. Bir ilişkiyi taşıyacak gücüm kalmadı. Sevgilime hiçbir şey demeden onunla ve tüm arkadaşlarımla bağlantımı kestim.
Telefon numaramı değiştirdim ve bir sebep bile sunmadım. Hâlâ bu yüzden kendimden nefret ediyorum.
Kendisine en azından “Görüşmeyi kesmek zorundayım” demeliydim ama yapamadım. Çünkü ailemle ilgili konuları da anlatmak zorunda kalacaktım, bunu doğru bulmadım.
O zamanlar lise son sınıf öğrencisiydik. Okula döndüğümüzde yüz yüze geldik. Herkese sormuş başıma bir şey mi geldi diye. Merak etmiş. Unutmamış abla.
Tekrar oturup konuşmak istedim. Düzelttim aramızı ama ailevi sorunlarımı anlatamadım, utandım. Onun yerine yalan söyledim.İlişkimiz düzeldi. Sevgili olduk ve gelecek için birbirimize söz verdik.
Ama bu süre içinde hep yüreğim sancılandı. Çünkü ona yalan söylemiş olmak canımı yakıyordu.

Yazının Devamını Oku

Erkek arkadaşımın cimriliği beni rahatsız ediyor

Erkek arkadaşımın son zamanlarda parayla ilgili tutumu beni epey rahatsız etmeye başladı. İleride evlenmeyi düşünüyorduk fakat bu durum kafamı çok karıştırdı...

Erkek arkadaşım, çok cimri. Erkek arkadaşımla 1 yıldır beraberiz ama ilişkimiz ilerledikçe bu huyu çok daha fazla ortaya çıkmaya başladı. Aramızdaki konuşma sürekli para üzerine.
İkimiz de öğrenciyiz ve kısıtlı gelirimiz var. Ben hiçbir zaman hesabımı ödemesini ya da benim için parasıyla bir şey yapmasını beklemedim. Ama son zamanlardaki tutumu beni epey rahatsız etmeye başladı.
Sürekli bana, “Sen benden daha fazla para alıyorsun. O kahveye o kadar para verilir mi? Gösteriş için içiyorsun. Enayilik o parayı oraya harcaman. Kendine bunu niye aldın? Çok pahalıymış” gibi garip konuşmalar yapıyor.
Ailesiyle de tanıştım. Babası da tam böyle biri aslında. Babasının hesabından 20 lira çekse, hemen babası arıyor ve “Neden çektin parayı” diye soruyor. Ailem hiçbir zaman böyle davranmadığı için çok garipsiyorum bu konuyu.
Açıkçası son zamanlarda hem ailesinin hem de erkek arkadaşımın bu tutumu beni ondan uzaklaştırmaya başladı.
İleride evlenmeyi düşünüyorduk ama o bu kadar hesaplıyken, ailesi de böyleyken ilişkimizin sağlıklı olmayacağını düşünmeye başladım.
Ayrılmak istiyor muyum? Hayır çünkü bunun dışında güzel ve uyumlu bir çiftiz. Ama bu olaydan rahatsız olduğumu ona nasıl anlatabilirim bilmiyorum...

Yazının Devamını Oku

Sevgilim eski eşinden kopamıyor

Sevgilim, çocukları olduğu için hâlâ eski eşiyle görüşüyor. Fakat onunla konuştuğu her şeyi de bana anlatıyor. En son eski eşi benim için “Onunla evlenirsen çocuğunu asla sana göstermem” dedi.

4 yıllık bir ilişkim var. 4 yıl önce benimle birlikteyken boşanmak üzereydi... Ve sonunda 2 yıl önce boşanabildi. Boşanmadan önce bana imam nikâhıyla evlenme teklifi etti. Ama asla kabul etmedim.
Boşanma gerçekleştiğinde ise karşımda ağladı. Sonrasındaysa benimle görüşmek istemedi. Bana “İmam nikâhını kabul etsen bile seni istemiyorum artık” dedi.
Ben de ister istemez, onu bıraktım. Ama 1 ay geçti geçmedi araya tanıdıklarını soktu ve barışmak istedi.
Diller döktü, “Çocuğum için çok üzüldüm, bu yüzden öyle davrandım” dedi. Ben de bir şekilde ikna oldum. Yeniden başladık.
Eski eşinin bana ve arkadaşıma ulaşması bitmedi, tükenmedi, sürekli bir şeyler yaptı.
Şu anda da sevgilimi mahkemeye verdi. Karşılıklı sorunları bir türlü bitmiyor. En son çocuk için iletişime giriyorlar...
Ve o sırada eski eşi, sevgilime benim için “Onunla evlenme de kiminle evlenirsen evlen. Onunla evlenirsen çocuğunu asla göstermem sana” diyor.

Yazının Devamını Oku

Eşim yüzünden kendime güvenim kalmadı

Eşimin, sosyal medyada başka bir adamla yazışmalarını yakaladım. Bu olayın üzerinden 2 yıl geçti ama hâlâ unutamıyorum. Kendime güvenim kalmadı...

Ben, 7 yıllık evli bir erkeğim. Eşim öğretmen. 2 yıl önce Sevgililer Günü’nden hemen önce eşimin, telefonumdan ve Facebook’tan okulundan bir öğretmenle yazıştığını gördüm, haliyle yıkıldım... Olay boşanmaya kadar gitti ama 2 çocuğumuz olduğu için vazgeçtim ve sabretmeye karar verdim.
Belki çok büyütülecek bir mesele değildi çünkü sadece yazıştıklarını biliyorum. Ama ne kadar anlatırsa anlatsın kafamda bir sürü cevapsız soru var ve ikna olamıyorum.
Bu konuyu eşimle defalarca konuştuk ama nafile... “Zamanla unutulur” dedim ama neredeyse 2 yıla yaklaştı, hâlâ aklıma geliyor ve hayata küsüyorum. Her gün neredeyse eşime fark ettirmeden geceleri ağlıyorum. Kendimi çok kötü hissediyorum.
Zaman zaman intihar etmeyi düşünüyorum ama sonra vazgeçiyorum.
Artık erkekliğimden bile şüphe eder duruma geldim. Bir ara eşimle aile psikoloğuna gittim ve antidepresan kullandım.
Ama hâlâ kendime güvenim, eşime olan inancım ayaklar altında. O ise sanki hiçbir şey olmamış gibi davranıyor...
O kadar özgüvene sahip ki aklım almıyor.

Yazının Devamını Oku

Sevgilim “bekârım” dedi fakat evli çıktı

Beraber olduğum adam “bekârım” dedi. Daha sonra eşiyle sarmaş dolaş fotoğraflarını gördüğümde perişan oldum. İkimizle de ilişkisini sonlandırmıyor. Ne yapacağımı bilemiyorum...

Size yazacaklarım, 25 yaşında 2 çocukla terk edilip yıllarca işçi olarak çalışarak, yalnız başına mücadele veren bir kadının hikayesi... “Aşk nasıl bir şeymiş?” derken 8 yıl önce rüyalarımın prensi çıktı karşıma...
Aşkı, sevgiyi, tutkuyu, her duyguyu onda yaşadım. Bana, “bekârım” dedi ama ve eşiyle sarmaş dolaş fotoğraflarını gördüğümde perişan oldum, yatağa düştüm.
Yine de özlüyor görüşmek istiyordum, o da beni bırakmadı.
Her seferinde barıştık. Çok gözyaşı ve acılı 8 yıl yaşadım.
Karısı beni buldu, herkese söyledi. İlişkimizi bitirdi. Sonra aralarında sorunlar yaşadılar. Kadın, birkaç defa boşanma davası açıp daha sonra geri çekti. Defalarca adamı darp etti, karakola düşürdü. Adam dayanamayıp evi ayırdı, beni çağırdı.
“Bu sefer bitirecek. Artık benimle evlenecek” diye düşünüyordum. Çünkü “Kesin boşanacağım” diyordu. Bir de ne göreyim, tekrar barışmışlar, birbirlerinin koynuna girmişler. Pes ettim.
8 yıl boyunca onu unutmak için hayatıma birilerini sokmaya çalıştım. Ama herkeste onu gördüm...

Yazının Devamını Oku

Çocuklu bir kadının özel ilişkisi olmuyormuş

Boşanmış bir kadınım çok yeni bir gönül ilişkim var. Ama o kişi çocuğumu sevmiyor. Çocuklu bir kadının özel ilişkisi olmuyormuş, bunu çok iyi anladım.

Ben bir şirkette yöneticilik yapıyorum. İlk eşimden olan 12 yaşında bir kızım var, ben 4 yıldır bir başkasıyla evliyim.

Kızım da bizimle yaşıyor. Ama şimdiki eşimle kızım arasında ciddi sorunlar var. Eşim kızımı kaldıramıyor, ona katlanamıyor, yemesine, içmesine, gezmesine, ona alınan kişisel eşyalarına kadar her şeye karışıyor, kızıyor.

Kızım, sebze yemeklerini sevmiyor, onun için aperatif şeyler hazırlıyorum, makarna, patates kızartması gibi...

Onların bile lafını yapıyor. Kızımın rahat ve ne olursa olsun mutlu görünmesi, eşimi çok rahatsız ediyor. Bunu hiçbir şekilde aşamıyoruz...

Kızıma aldıklarım, yedirdiklerim bile problem haline gelmeye başladı.

Kızım da onun bu sevgisizliğinin farkında ve bu yüzden nefret ediyor eşimden. Bir yandan da onu hiç umursamıyor. Kendi odasına kapanıyor.

Ne yapacağımı bilemiyorum... Önerilerinize ihtiyacım var. Aslında boşanmayı düşünüyorum.

Ama çözülebilir bir durum var ise en azından sizden aldığım yardımla belki farklı bir adım atabilirim...

Yazının Devamını Oku

Görücü usulü evlilik yapmalı mıyım

Ailem avukat, yakışıklı ve kibar bir gençle beni görücü usulü evlendirmek istiyor. Aşka önem veren biri olarak bu evliliği yapmalı mıyım?

Ben, aşka önem veren biriyim. 22 yaşındayım ve bir defa sevgilim oldu. Bundan 4 yıl önce yani 18 yaşımdaydım. Önce tanıyıp âşık oldum sonra birliktelik yaşadım. Hatta uzun süre peşimden koştu.
En sonunda sevdim ve artık tam bir aşk yaşıyordum. Bana şiirler bestelerdi. Sürekli ilgilenirdi. Ama birlikteliğimin ne yazık ki sonu, beni aldatmasıyla bitti. Benim de aşka olan inancım bitti.
Ailem de bu durumu biliyor. Şimdi bana görücü usulü bir genç buldular.
Avukat, 24 yaşında, yakışıklı, boylu poslu ve muhafazakar biri.
Yani her kızın aradığı ne varsa onda var. Ben de beğendim. Daha âşık değilim ama konuşuyoruz.
Benim sorunum şu:
Hem onun hem de benim ailem henüz tanışalı 2 hafta olmasına rağmen nişan, düğün muhabbetleri yapmaları. Kendimi baskı altında hissediyorum.

Yazının Devamını Oku

Duygulandıran hikaye

Birkaç ay önce bir okurunuz size “Ölmüş ev” diye bir yazı göndermişti. Yazıyı okuyunca çok duygulanmış ve hatta ağlamıştım. Sizden ricam eğer mümkünse o yazıyı tekrar yayınlar mısınız? Eğer yayınlarsanız ben de kızım Didem Gürkan Güneş’e armağan etmek isterim. Sevgi ve sağlıkla kalın. (Zöhre Varol)

ÖLMÜŞ EV

3 adet ölmüş ev gördüm. Bu sebeple evimdeki lüzumsuz her şeyi vaktiyle dağıtmanın yoluna bakıyorum. Sizin için değerli olan şeylerin başkaları için son derece değersiz olabileceğini bu sayede öğrendim. Vaktiyle dağıtın yoksa geride bıraktıklarınıza çok yük oluyorlar.
Siz hiç ölmüş bir evde kaldınız mı?
Tabaklarının dolaplarında öldüğü, en güzel fincanlarının, gümüş tepsilerinin, kristal bardaklarının raflarında can verdiği bir evde?
Bir ev, içinde yaşayan öldüğü anda ölmez, evin ölümü daha uzun sürer, onun ölümü illa ki daha yavaş ve daha acılıdır.
Açılmaya başlanan çekmeceler ve içindekiler ölür önce...
Gümüş çatal bıçak takımları ve kutu kutu dantel sehpa örtüleri, rahibe işi masa örtüleri ölür. Hiç kullanılmamış olsa bile o çekmecelerde o kutularda yaşayan örtüler, evin sahibi öldükten sonraki “göz atılmalar” sırasında, büyük bir acıyla ölürler... Çekmecesiyle birlikte ölürler; çekmecenin ferforje kulbu, topuzlu anahtarı, üzerindeki camlı büfesi, bir, iki “bakılmadan sonra” ölür...

Yazının Devamını Oku

Kız arkadaşım evlenme teklifi edecekken ayrıldı

Ailemin sorunlarıyla ilgilenmekten kız arkadaşıma yeterince vakit ayıramadım. Tam ona evlenme teklif edeceğim zaman benden ayrıldı. Ama ben onu hâlâ çok seviyorum...

Uzun bir süreden sonra gerçekten birini sevdim.10 aylık bir ilişkimiz oldu. Onunlayken çok mutluydum.
Kız arkadaşımla çok uyumlu olduğumuzu düşünüyordum ve çok seviyordum. Son zamanlarda ailemin sorunlarıyla ilgilenirken ona fazla zaman ayıramadım, farkındaydım.
İstediği sıklıkta buluşamıyorduk, onu her gün arayamıyordum...
Ona ayrıntı vermemiştim ama beni anladığını düşünüyordum ki bir gün moralinin bozuk olduğunu hissettim. “Neyin var” diye sordum, “Bir şeyim yok” dedi. Fakat akşam mesajlaşırken, “Senin bana davrandığın gibi davranıyorum” dedi ve sonrasında benden ayrılmak istediğini söyledi.
Oysa benden ayrılmasaydı 15 gün sonra yani 14 Şubat’ta bundan sonraki ömrünü benimle geçirmesini isteyecektim.
Mesajında “Kararlıyım” dedi ve bitirdi. Ben yine de ikinci bir şans istedim. En azından son defa yüz yüze konuşmak istedim ama o reddetti.
Üstelik beni, ona ulaşabileceğim her kanaldan engelledi. Bütün bunlar gerçekleşeli tam 2 ay olacak.

Yazının Devamını Oku

Benden yaşça büyük sevgilimden ayrıldım

Benden yaşça büyük ve evlenip boşanmış biriyle sevgiliydim. Birbirimizi çok sevmiştik. Ama ayrıldık. Kendimi boşlukta hissediyorum.

22 yaşında hem üniversite okuyan hem de çalışan bir öğrenciyim. Hayatım zorluklarla geçti. Kendimi hep güçlü görürdüm ama anladım ki güçlü olmak diye bir şey yokmuş. Sadece bazı şeylere sabretmekmiş bu güçlü olmanın anlamı.
27 yaşında evlenmiş, boşanmış bir sevgilim oldu. 3 gün önce ilişkiyi bitirdik çünkü son zamanlarda ufak şeylerden kavga ve tartışmalar yaşamaya başladık.
Daha önce de denedik ayrılmayı ama bir şekilde barıştık.
Aynı yerde farklı saatlerde çalışıyoruz. Kendisi benim gibi aile baskısına çok maruz kalan, onlardan kaçmak için genç yaşta berbat bir evliliğe razı olan ve her şeye rağmen kendisini kurtarmış bir insan.
Hâlâ da aile baskısı, geçim sıkıntısı gibi sorunlarla uğraşıyor.
Biz bu ilişkide birbirimizin eksik yönleri tamamlıyorduk.
Hiç kimseyi birbirimizi sevdiğimiz kadar sevmedik. Her şeyin fazlası zarardır, bizi bitiren de bu muydu bilmiyorum...

Yazının Devamını Oku

Yuva yıkan kadın konumuna düşmek istemiyorum

Bana eşinden ayrıldığını söyledi. Ama onu biraz araştırınca gördüm ki 1 yıl kadar önce ikinci evliliğini yapmış.

Güzin Ablacığım, derdimi kimseye anlatamıyorum, “yuva yıkan kadın” konumuna düşerim diye...
Ben 41 yaşında, yurtdışında yaşayan, eşinden 7 yıl önce uyuşturucu ve kumar bağımlılığı yüzünden ayrılmış bir kadınım.
Bu ağır sürecin getirdiği yalnızlık duygusuyla, 2016’nın sonbaharında yaşadığım yerde biriyle tanıştım.
Bana eşinden ayrıldığını söyledi. Ama onu biraz araştırınca gördüm ki 1 yıl kadar önce ikinci evliliğini yapmış. Evli olduğunu öğrendikten sonra ondan sürekli kaçtım. Evimin önünde sabahladı, içkili kapıma geldi.
Bir türlü peşimi bırakamadı. Bir yerden sonra ben de dayanamayıp onu kabul ediyordum. 2 sene önce eşi beni öğrenmiş. Sevdiğim adam, ilişkimizi ona benim söylediğimi düşünerek “Şimdi senin yüzünden ona katlanıyorum, her şeyi ayarlamıştım, sen bozdun” dedi ve sessizce gitti.
Sonuçta ben de onu her yerden engelledim.
Ama yine de bana ulaştı. Yeniden bir araya geldik...

Yazının Devamını Oku

Her gün babamdan dayak yiyorum

Ben, 19 yaşında bir genç kızım ve her gün ailemden dayak yiyorum. Öyle günler oluyor hepsinden aynı anda şiddet görüyorum. Yaşadığım her şeyi yazmak istiyorum ama kelimeler yetmez, gerçekten hiç iyi değilim.

Dicle Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü, 1. sınıf öğrencisiyim. Daha 14 yaşındayken babam “Kızımı istemiyorum” diye beni karakola ve kimsesizler yurduna bile götürmeye kalktı.
Beni kimse sevmiyor. Polise gidemiyorum, herkes kötü gözle bakacak, ailesizlik ileriki hayatımı etkileyecek. Kaldı ki kayıtlarıma sığınma evinde kalmış biri olarak geçsin istemem. 2 kez saçımı eğri büğrü kesip bacağıma bıçak batırdılar.
12’nci sınıftayken, okulda dövdü. Daha neler yaşamadım ki...
Üniversite sınavında ilk 13 bine girdim ve Türkçe öğretmenliği kazandım. Yeteneklerimi engelledi, ortaokulda sesim için yarışmaya sokmaya kalkan öğretmenlerime izin vermedi.
Bir sevgilim oldu, onunla da iki ay önce bitti. Kimseyi de istemiyorum, sadece ailem tarafından sevilmek, okumak, mesleğimi almak istiyorum.
Bana, “Çık git” diyorlar. Annem de bana vuruyor... Gidecek yerim yok, biliyorum. Kaç kez attı beni evden... Kaza orucumu tuttum, akşam yemeği yiyecektim fakat eve gelince beni yine dövdü.
Ben de korkmadığımı söyledim, yumurtalıklarıma tekme attı. Nefes alamıyorum. Annemin de babamın da sevgisini tadamadım.

Yazının Devamını Oku