Paylaş

Sevgili Güzin Ablacım, ben 20 yaşındayım ve size Ankara’dan yazıyorum. Ben babama çok düşkün bir kızımdır. 2 kardeşiz, bir kız kardeşim daha var.
Ben Ankara’da yüksek öğrenimimi tamamlamaya çalışıyorum. Kız kardeşim de bu yıl üniversite imtihanlarına girecek...
Babamın hayali hep “Kızlarım bir an önce okullarını bitirsin de diplomalarını ellerine alsın, vatana millete faydalı olsunlar”dır.
Kız kardeşimin bu yıl lise sonda. Ben ise yüksek hemşirelik bölümüne devam ediyorum. Babam bu sene emekli olacak.
Hep küçük bir çiftlik kurup tarımla uğraşmak istiyor. Bunun için kırsal bir bölgeye yerleşmeyi düşünüyor. Annem de kardeşim de bu fikre karşı çıkıyorlar. Hatta annem ‘ben buradan ayrılmam, sen nereye gidersen git’ diyor. Ama sonuçta her zamanki gibi babamın sözüne uyacağını biliyorum.
Ben şehirde kalıp okuyacağım, derslerimde sorun çıkmazsa tabii. Her gün çok sıkı ders çalışıyorum. Şimdi her bu konuyu açtıklarında evde tartışma çıkıyor...
Kız kardeşimin fikrini önemseyen bile yok. Ama sürekli beni ikna etmek istiyorlar. Bu da beni çok üzüyor. Babam her seferinde soruyor, ‘biz çiftliğe yerleşirsek sen nerede kalmak istersin, anneannenle mi yoksa babaannelerde mi?’ diye...
Hiçbirinde kalmak istemiyorum çünkü onların her şeyime karışacağını, hayatımı kısıtlayacaklarını biliyorum. Kimseye muhtaç olmak da istemiyorum.
Babama ‘bizi bırakıp uzaklara gitmeyin, bizim size ihtiyacımız var’ diye seslenmek istiyorum. Aslında babamın hayallerini de yıkmak istemiyorum ve o yüzden ‘burada kal’ da diyemiyorum.
Babamın tüm çalışma hayatı boyunca hep günün birinde bir çiftlik kurma hayali olduğunu biliyorum. Çünkü çocukluğu böyle bir köyde geçmiş...
Ben de burada ne yaparım onlarsız? Üstelik burada sevdiğim biri var; onu da bırakıp gidemem. Okulu da bitirmek zorundayım... İki arada bir derede kaldım.
Benim dileğim sadece biz okulu bitirinceye kadar burada kalsalar, sonra zaten devamı gelir... Ne olup biteceğine o zaman karar verseler. Bir yandan da annem bu işe hiç gönüllü değil, ama sonuçta babamın kararına boyun eğecek gibi görünüyor.
Ne yapacağımı bilmiyorum ve her gün bu konu açıldığında alt üst oluyorum.
◊ Rumuz: Babamın ısrarı
YANIT
Sevgili kızım, mektubunu okumaya başladığımda, senin için üzüldüm... Annenin ve babanın anlayışsızlık yaptığını düşündüm... Sonuçta senin için birkaç yıl daha bu projeyi erteleyebilirlerdi...
Ama mektubun satırları arasında ilerledikçe, senin asıl amacının eğitimini tamamlamaktan çok, o sevdiğin gençle kalabilmek olduğunu da anladım...
Babana çok düşkün olduğunu söylüyorsun, o halde onun isteklerine karşı saygılı olmalısın.
Eğitimini tamamlaman için onlar da fedakârlık edecekler...
Ama tabii senin için asıl mesele sanırım sevdiğin gençle beraber olmak... Aile büyüklerinin yanında bu nedenle rahat edemeyeceğini söylüyorsun...
Birkaç yıl sonra nasıl olsa bir çare bulunur, derken de belki yine orada kalıp, o gençle evlenebilmeyi hayal ediyor olmalısın.
Oysa anneannenlerde ya da babaannenlerde birkaç yıl kalabilirsin.
Tatillerde ise ne güzel babanla annenin yanına gidersin.
Sen genç bir kızsın, elbette sevmek sevilmek hakkın... Ama özellikle de babanı sırf bu nedenle hayallerinden alıkoyamazsın. Babanı yolundan alıkoyma ve kıymetini bil...
Paylaş