GeriGüzin Abla Annem bilgisayar bağımlısı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Annem bilgisayar bağımlısı

Annem kendini sanal oyunlara kaptırdı. Gece gündüz bilgisayar başından kalkmıyor. Oradan kendisine özel arkadaşlar da buluyor.

Ben 13 yaşındayken annem ile babam internette bir sanal oyun oynarlardı. Babam da bir süre sonra iş yoğunluğu dolayısıyla oyuna ara verdi.
Oradan birçok arkadaş edinmişlerdi. Annem bu sanal dünyada bekâr birini buldu ve sürekli onunla oynamaya devam etti.
Gece gündüz bilgisayar başından kalkmadı. Babam geldiğinde bilgisayarı kapatırdı, mesajları silerdi.
Bana, o adamı arkadaşım diye tanıtmıştı. Annem bir gün bana buralardan kaçacağımızı ve kardeşimi de alıp gideceğimizi söyledi.
Sonra annem o adamla görüşmeyi kesti. Sanırım ayrılmışlardı.
Annem, bir akrabasına yalvardı, “benimle bu oyunda partner ol” diye.
Bu arada annemin sosyal medyada bazı çıplak fotoğraflarını gördüm.
Bunları kendi telefonuma aktarırken beni yakaladı ve tehdit etti, “Babana söylersen seni terk ederim ve kardeşini de sana göstermem.”
O zamanlar 2 kardeştik, şimdi 3 kız kardeşiz.
Ben 18 yaşındayım, diğer kardeşlerimse 14 ve 5 yaşında.
Annem bir sene öncesinde de yine aynı sosyal medya hesabı üzerinden arkadaşlık sitelerinden birileriyle görüşmüş.
Onu yakaladığımda, yine “bir arkadaş” olarak tanıttı bu adamları ve aynı şeyleri yaşattı bize. Kardeşlerime fazla bir şey söyleyemedim.
Ama babam her şeyi öğrendi. Hiçbir şey yapmadı. Bizim için affetmeye çalıştı.
Annemin cahilliği hâlâ devam ediyor, “Bir gün kaçıp gideceğim, bir gün öldüreceğim kendimi” diyor.
Biraz önce tekrar kavga ettik. Bir yere kargo siparişi vermeyi beceremedi.
Yardım etmedim diye beni tersledi. Sonra bana saldırdı.
Ben de kendimi korumak için onu ittim.
Şu an odasında ağlıyor. Bunları hak etmedik.
Annem niye böyle şeyler yapıyor olabilir?
◊ Rumuz: Lütfen yardım

YANIT: 

Gün geçtikçe şu internette herkesi esir alan sanal oyunların, sanal arkadaşlık edinme sitelerinin başta gençler olmak üzere, pek çok insana ne kadar zarar verdiğini görüyorum.
Günümüzde internet oyunları, internet siteleri özellikle pandemi nedeniyle pek fazla sosyalleşemediğimiz bir dönemde, giderek hayatımızda daha fazla yer almaya başladı. Ama, yapacak pek fazla işi olmayan, çok boş zamanı olan, okumaya ve öğrenmeye pek de merakı olmayan insanların oyalanma aracı olan bu siteler ve oyunlar aslında genç-yaşlı herkesin yaşamını etkiliyor.
Bir tür sanal aşklar oluşturuluyor bu şekilde. Hayatlar yıkılıyor, evlilikler bozuluyor, yuvalar sarsılıyor.
Annen dediğin gibi size bunu yapmamalıydı elbette. Ama sanırım büyük bir boşluk içindeymiş, böyle sanal bir dünyada arkadaşlar edinmek onu heyecanlandırmış. Biraz da hayalperest ve kolay kandırılabilen biriymiş besbelli.
Gördüğüm şu ki, annen bütün gün bilgisayar başında, başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen bir kadın olmuş.
Baban bütün iyi niyetiyle onun bu saçmalıklarını görmezden gelmiş, affetmiş. Ama bu durum annenin moralini çok bozmuş olmalı ki sağa sola, özellikle de sana saldırır olmuş.
Sanırım yasaklanan sanal oyunlarından zorla vazgeçirilmiş olmayı kabullenememiş ve bu durumun sorumlusu olarak seni görmüş. Biliyor musun sevgili kızım, bu yaşananlar bir tür uyuşturucu, kumar bağımlılığı gibi bir şey.
Ve insanlar bu alışkanlıktan bir türlü kopamıyor, kopmak istemiyor.
Bunun ne kadar yanlış olduğunu da kabul etmek istemiyor. Elbette bu sitelerde kendine erkek arkadaşlar edinmesi kabul edilir gibi değil.
Ama ben bu arkadaşlıklarının sanal alemde kaldığını düşünüyorum. Senin tepkini anlayabiliyorum.
Ama sonuçta güzel kızım, henüz çok gençsin ve büyüklerin dünyasında neler yaşandığını henüz anlamakta zorlanıyorsun.
Annene böyle kötü davranmamalı, onu yargılamamalısın. Ona ihtiyacı olan sevgiyi göstermeyi deneyebilirsin.

X

Fatma Girik’ in ölümünün düşündürdükleri

Pazartesi sabahı Fatma Girik’in ölüm haberiyle güne başladık. Kendi kendime, benim dönemimin en değerli yıldızları, yazarları, tiyatro oyuncuları yavaş yavaş bu dünyadan ayrılıyor diye düşündüm...

Bu çok büyük bir acı. Eski yıldızlarla birlikte çağımın insanlarının da gençlikleri, mutlulukları, keyif aldıkları her şey de birer birer yok oluyor. Hüzünlendim ve yaşamın aslında ne kadar kısa ve üzüntülerle, dertlerle harcanmayacak kadar değerli olduğunu düşündüm.

Haberlerde Fatma Girik için Yeşilçam’ın en parlak döneminin yıldızları Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray ve Filiz Akın dörtlüsünün bir parçası olduğuna dikkat çektiler. Bu dörtlü Yeşilçam’ın ‘dört yapraklı yoncası’ olarak anılıyordu. Girik’in ölümüyle yoncanın yapraklarından biri eksilmiş oldu.

Bu arada sevgili Filiz Akın’ın da rahatsız olduğunu duyduk. Allah ona şifalar versin. Bu dörtlünün yeri asla doldurulmaz çünkü.

Bizim dönemimizin sanatçılarının çoğunun da yerinin kolay kolay doldurulamayacağını hatırladım bu vesileyle. Kayahan, Ferhan Şensoy, Alaattin Yavaşça, Erol Büyükburç, Münir Özkul, Gülriz Sururi, Ayşen Gruda, Tarık Akan ve yakın dönemde kaybettiğimiz pek çok değerlimiz... Hepsi bizim çağımızın ve hayatımızın çok önemli vazgeçilmezleriydi.

Fatma Girik, röportajlarından birinde “Yaşamım büyük bir mücadele ile geçti. Kendimi büyük savaşlar sonrasında var ettim. Bu nedenle kendimle gurur duyuyorum ve başka hiçbir şeye özenmiyorum. Bin kere daha yaşasam yine Fatma Girik olmak isterim” demiş. Gerçekten de Fatma Girik gibi bir sanatçı olmak kolay değil.

Allah rahmet eylesin, yolu ışıklar içinde olsun. Ve dilerim, gerçekten de çok istediği gibi, hayatının büyük aşkı Memduh Ün’e öte âlemde kavuşmuştur.

Onu tanımayan gençlerimize mutlaka onu anlatmak gerekir.

ANNESİNDEN KORKTUĞU İÇİN GÖRÜŞTÜĞÜMÜZÜ SAKLIYOR

Yazının Devamını Oku

Barıştıktan sonra bazı şeyler değişti

Eşimin hastanedeki ziyaretçilerinden biri beni aldattığı kadın olunca boşanma kararı aldım. Ayrı kaldıktan bir süre sonra barıştık. Fakat cinsel hayatımız yok, ne yapmalıyım?

Ben 42 yaşındayım, 18 senelik evliyim. 2 evladım var.
2015’te eşim hasta oldu ve hastanede yatarken, ben de yanındaydım. O sabah, odasına bir genç kadın geldi. Eşim için gelmiş olabileceği hiç aklıma gelmemişti.
Yanda bulunan diğer hastaya geldiğini sanmıştım. Ta ki eşime ismiyle hitap edip “Hayırdır, küs müyüz” diyene kadar. Ben neye uğradığımı bilemedim.
Eşim o kadını odadan çıkardı ve sonra yanıma geldi. Bana bir sürü yalan söyledi tabii ki. Sözde bu kadın arkadaşının kuzeniymiş. Beni arkadaşıyla da görüştürdü. Arkadaşı, “Yenge ben bu olaya karışmak istemiyorum” dedi. Ben o anda yıkıldım.
Sinirle eşime “Tamam bu olay bitti hemen ayrılalım” dedim. O da kabul etti ama daha hastanedeydi.
O esnada araya büyükler girdi, beni ikna etmeye çalıştılar. Sonuç olarak çocuklarımın küçük olmasını bahane ederek eşim eve geri döndü.
Ama ona ne sevgim ne de saygım kaldı. Biz bu şekilde 1 sene aynı evde yaşadık. Cinsellik gibi hiçbir şey yoktu aramızda. Böyle bir süre gitse de biz baktık bu şekilde olmuyor.

Yazının Devamını Oku

Eşim ilgiyi dışarıda arıyor

Eşimle boşanmak üzereyken yeniden barıştık. Eşim yatak odamızda benden ilgi bekliyor. Fakat bunu benden bulamayınca dışarıda arıyor. Ne yapacağımı bilemiyorum...

Geçenlerde size yazmıştım. “Eşimle 5 aydır aynı evde küs yaşıyoruz” diye. Biz anlaşmalı boşanmaya karar verdik. Ben istedim, eşim de kabul etti. Sonra vazgeçti, boşanmak istemedi... Bizden vazgeçemediğini, ona bir şans daha vermemi istedi.
Yaşadıklarımızı unutup yeni bir başlangıç yapmak istediğini söyledi. Bunun için de “aile danışmanına gidelim” dedi. Benim de yüreğim yumuşadı, kabul ettim ve barıştık.
“Bu küs dönemimizde konuştuğun biri var mıydı?” diye sordum. Önce söylemedi sonra saklamak istemediğini belirtti.
Sosyal medyadan bir kadınla yazışmış ve konuşmaları da olmuş.
Biz barışınca kadına, “Ben aileme döndüm” demiş ve ayrılmış. Fakat korkularım var. Güven konusunda endişeliyim... Ondan emin olamıyorum.
Ya daha önce yaşadıklarım gibi şeyler yaşarsam. Kavga, gürültü, hakaret gibi... Tamam, benim de hatalarım oldu.
Ama en çok da eşimden kaynaklandı bunlar. Yatak odamız, yani cinsel hayatımız hep sorun oldu. Bu konuda çok fazla ilgi bekleyen bir eşim var. Ona göre yeterince tatmin olmayınca bu ilgiyi dışarıda arıyor. Ben de bunu kabullenemiyorum.

Yazının Devamını Oku

Hayvan hakları yasasında yeni dönem ve yeni kararlar

Hayvanları Koruma Kanunu, geçtiğimiz yıl değiştiğinde hayvana şiddetin adı suç oldu ama pek işe yaramadı. İsteklerimiz yerine getirilmiş gibi görünüyordu ama aslında hayatımızda hiçbir şey değişmedi...

Sesimizi duyurmak için yine size yazıyoruz Güzin Abla... “Hayvanları Koruma Kanunu” 2004 yılından beri hayatımızda. Kanunun iyiye yakın diyebileceğimiz tek bir maddesi var, o da her zaman vurguladığımız 6. madde. Yani “kedilerin ve köpeklerin yaşam alanı sokaklardır, belediyeler onları sadece, onların iyiliği için kısırlaştırma, tedavi amacıyla alıp, geçici hayvan bakımevine götürebilir ve işlemler tamamlandıktan sonra aldığı yere geri bırakmak zorundadır” diyen madde.
2010 yılından 2021 yılına kadar bu kanunun değiştirilmesini tartıştık. Kanun koyucu bu 6. maddeyi kaldırmak istediysek de eksik olarak gördüğümüz hususlarını tamamlamak içindi. Özellikle kabahat niteliğinde kabul edilen hayvana şiddet fiillerinin suç olarak nitelendirilmesini, hayvana şiddet uygulayan faillerin cezaevine girmesini ve hiçbir hayvanın tehlikeli, yasaklı şeklinde ayrıştırılmamasını istedik.
Nihayetinde kanunda yapılan değişiklikler 2021 Temmuz ayında yürürlüğe girdi. Hayvana şiddetin adı suç oldu ama pek işe yaramadı, faillerin cezaevine girmesinin mümkün olmadığı cezalar belirlendi. Kanunda sanki isteklerimiz yerine getirilmiş gibi görünüyordu ama aslında hayatımızda hiçbir şey değişmedi. Hayvan katliamları, bunları yapan cani ruhlu kişiler, adliyeden ellerini kollarını sallayarak sırıtarak çıkan, aramızda yaşamayı sürdüren failler aynen devam...
“Tehlikeli”, “yasaklı” tanımları da aynen korundu, üstüne bir de Tarım ve Orman Bakanlığı’na istediği köpeği tehlikeli ilan etme yetkisi verildi. Bu da yetmedi, 6 ay içinde tehlikeli olduğu belirlenen köpekleri kısırlaştırıp kaydettirmezsen, elinden alır barınağa kapatırım, uyarısı insanların önüne kondu. Bu işin sonunda, kanun hiç değişmese daha iyiydi noktasına kadar geldik. Neyse ki 6. madde de aynen korundu. Eskiden olduğu gibi kanunun tek iyi maddesi 6. madde noktasındayız.
Son dönem gelişmeleri ise 6. maddeye de pek bel bağlamamamız gerektiğini hatırlattı. Kanunun uygulayıcısı belediyelerin, Bakanlığın bir genelgesiyle kanunu uygulamaktan kolayca vazgeçebildiklerini gördük. Bu sakıncalı diye belirlenen köpekleri yok etme fırsatı ellerine geçti. Belediyeler, şu an Türkiye’nin her yerinde sakıncalı olsun olmasın, köpekleri toplayıp bilinmeze gönderiyor. 2021 Temmuz ayında mecliste yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunu’ndaki değişiklikler köpekleri korumamız anlamında işimize yaramıyor. Biz tabii ki kanunun elimize verdiği kısıtlı imkânlarla suç duyurusunda bulunuyoruz. Sonuç alamasak bile onları evrak yoğunluğunda bunaltıyoruz. Ki anlasınlar ne kadar çok ihlal, ne kadar çok dava konusu var. Türkiye barolarındaki tüm avukatlara çağrımızı yineleyip, hayvan hakları için hukuk örgütlenmesi hareketini biraz hızlandırmak gerekiyor.
Ki çoğu baro artık bunu canla başla yapmaya hazır. Hukuk çözümlerinden, adaletten vazgeçmeden, hak savaşlarımızı kararlılık ve cesaretle sürdüreceğiz. Ve tabii “dayanışmayla”...
İçinde bulunduğumuz nokta köpeklerimizin son düzlüğü, yeşil yolu. Ya şimdi sonuna kadar köpeklerimiz için direniriz ya da ömrümüzün sonuna kadar köpeklerimizin arkasından ağlarız.

Yazının Devamını Oku

Evlenince de böyle mi olacağız?

Nişanlım sorularıma yanıt vermiyor ve beni umursamıyor. Yazın düğünümüz var ama kendisiyle konuşamıyorum bile. Aynı evin içinde de mi böyle yabancı gibi olacağız?

6 aydır nişanlıyım. Nişan
öncesi 4 ay görüştük. Biraz aceleciymişiz gibi görünüyoruz ama yıllar öncesinden de tanışıyorduk. Sadece ciddi düşünmemiştik.
Her ilişki gibi bizimki de ilk başlarda çok güzeldi.
Fakat kendisi sorumsuz biri ve son zamanlarda da çok ilgisiz oldu.
Rahat, umursamaz ve çalışmıyor.
Yazın düğünümüz olacak ama aklımda o kadar soru var ki... Üstelik kendisiyle konuşamıyorum.
İşini soruyorum, hemen kızıyor.

Yazının Devamını Oku

Kızımın velayetini alacak olmam rahatsız etti

Eski eşimle boşandıktan sonra ilk kez birinden hoşlandım. Ona her şeyi anlattım. Eski eşim evlenirse kızımın velayetini alacağımı da... O da bu durumdan rahatsız oldu.

26 yaşındayım, sevdiğim kızı bir trafik kazasında kaybettikten sonra hayatımı sadece aileme adadım. Onların istediği insanla evlendim. Ama bu ilişkim yürümedi. “Belki yoluna girer” diye çocuğum olsun istedim ama hiçbir şey değişmedi. Önce bir kızımız, iki yıl sonra da oğlumuz oldu.
Ancak evliliğim düzelmedi. Ne denli çabalasam da en sonunda boşandık. Anlaşmalı olarak boşanırken, iyi bir nafaka ödemeyi kabul ettim.
Maddi durumumu aşsa da en azından anneleri çalışmayacak ve onlarla vakit geçirebilecekti. Lakin ne kadar dikkat etsem de birine gönlüm kaydı.
Sohbet muhabbet derken o da benden hoşlandı. Yaşadıklarımı anlattım ama henüz kabullenemedi ve duygusal durumlardan dolayı da bir ikilem içinde kaldı.
Pişman olmasındansa bensiz mutlu ve huzurlu olmasını istiyorum. Çünkü daha kendisinin kabullenemediği hayatı, ailesi asla kabul etmeyecek.
Keza bu kız ilk defa evlenecek ve benim bunları karşılayacak gücüm hiç olmayacak.
Kızım konusunda da aşırı endişeli. Çünkü eski eşim evlenirse kızımın velayetini ben alacağım.

Yazının Devamını Oku

Hiç tanımadığım biriyle sözlendim

Aileler aracılığıyla Fransa’da yaşayan biriyle sözlendim. Bana çok değer veriyor ama benim duygusal olarak ona karşı bir hissim yok. Ne yapacağımı şaşırdım.

Merhaba Güzin Abla, ben 20 yaşında bir genç kızım. Bundan 1 ay önce 26 yaşında bir beyefendiyle tanıştırıldım aileler vasıtasıyla. Bu beyefendinin ailesi bizim aile dostumuz. Fakat kendisini tanımıyordum.
O da beni tanımıyordu. Bu kişi Türk kökenli Fransız vatandaşı. Fransa’da yaşıyor, inşaat mühendisi. Ailesi ise Türkiye’de.
Ailesine evlenmek istediğini söylemiş ve “bana tanıdığınız, güvendiğiniz bir ailenin kızını bulun ve isteyin” demiş. Ailesi de beni uygun görmüş. Ben burada okuyorum. Bir şekilde bu beyefendiyle tanışma yoluna girdim ve sözlendik. Sözlüm tam aradığım gibi biri.
Bana da âşık oldu. Fakat ben kendisine karşı duygusal bir şey hissetmiyorum. Bu beni çok zorluyor ama o çok iyi biri. Belki aynı evde yaşayınca huyu değişir, yaşamadan bilemeyeceğim bunu. Onu üzmek istemiyorum, çok duygusal biri.
Ondan önce 2 yıllık, 26 yaşında biri ile ilişkim vardı. Beni çok seviyordu, hâlâ da seviyor. Ama ben sözlenmeden 1 ay önce ondan ayrıldım, çünkü çok yıpratıcı bir ilişkimiz vardı. Hep tüm fedakârlığı ben yapıyordum. Kendimi onun için paspas ettim. Daha fazla dayanamayıp, ayrıldım sonunda.
Sözlendikten sonra bana dönmeye çalıştı. Ağlıyor sürekli “beni affet” diye. Onunla çok şey paylaştım, onu seviyor muyum bilmiyorum ama benim hassas noktam çok iyi niyetli olmam, bu beni mahvediyor Güzin Abla. Bu arada evlenince Fransa’ya yerleşeceğim; kariyerime orada devam edeceğim. ◊ Rumuz: Evlilik

YANIT

Sevgili kızım, seninle açık konuşacağım. Böyle uzaktan, hiç tanımadığın, sadece ailesine “bana uygun bir kız bulun” diyerek yola çıkan bir kişiyle evlenmeyi düşünüyorsan, sakın acele etme.

Yazının Devamını Oku

Sevgilimin sorunları beni çok zorluyor

Sevgilim sudan sebeplerden kavgalar çıkartmaya başladı. Psikolojik sorunları olduğunu öğrendim. Böyle sorunlu bir insanla bir gelecek kurabileceğimden emin değilim.

Merhaba Güzin Abla, 7-8 ay önce okuldan bir kızla tanıştım. Onu gerçekten çok sevdim, âşık oldum ve arkadaşlarımın da yardımıyla sevgili olduk. İlk başlarda her şey güzeldi. Fakat sonra o neşeli halinin altında ne kadar sinirli ve takıntılı bir kız olduğunu anladım. “Geçer, herkesin sinirli bir dönemi olabilir” dedim. Lakin psikolojik sorunları olduğundan zaman zaman ilaçlar kullandığını öğrenince geçici bir şey olmadığını anladım.
Giderek çok saçma sebeplerden ötürü benimle saatlerce kavga etmeleri ve öfke krizleri arttı. Bütün bunlar beni zihnen çöküntüye uğrattı. Tabii, onu çok sevdiğim ve ciddi düşündüğüm için bir çözüm yolu aramaya başladım. Böyle kavga çıkarmaması gerektiğini defalarca konuştum. Kendisi de bana hak verip defalarca özür dileyip, değişeceğini söylemesine rağmen hiçbir şey değişmedi. Ancak sanki biraz duruldu ama yine sinirli hareketleri devam etti. Gene bir nebze tolere ettim ama bu süreçte cinsel bir münasebetimiz de oldu.
Bir süre sonra bu siniri yine patlak verdi. Resmen zihnen yaşlandım. Kendisinin defalarca değişeceğine, bu huyunu yeneceğini söyleyip bana hak vermesine rağmen, hiçbir şey değişmedi. Her zaman psikolojik sorunları ve takıntıları olduğunu söyleyip buna sığındı.
Şu anda iyiyiz ama şimdi bile gereğinden fazla telefonla arama ve mesaj atmalar, gereksiz kaprisler, biraz kendi çevremle vakit geçirsem kriz geçirmeler sürüyor. Bu ilişkiyi bitirmemin doğru olacağını düşünmeye başladım. Bu kararı da çok düşündüm. Böyle sorunlu bir insanla gelecek kurabileceğimden emin değilim. Yine de bunu nasıl yapmam gerektiğini bilmiyorum.
Bana aşırı bağlanmış durumda. Eğer böyle bir şey yaparsam kendine bir şey yapabileceğine dair ciddi şüphelerim var ve açıkçası korkuyorum. O aslında iyi bir insan, üzülmesini de istemiyorum. Aynı zamanda onu gerçekten seviyorum da... Daha 20 yaşındayım ama bu iş devam ederse ciddiye binecek. Kendisi beni ilerideki kocası olarak görüyor. Sürekli planlar yapıyor. Ayrılmam daha mı doğru? Yoksa beklemeli miyim? Nasıl bir yol izlemem doğru olur?
Rumuz: Kötüyüm, çıkmazdayım

YANIT

Sevgili oğlum, henüz 20 yaşındasın ve bu kadar büyük sorunlarla uğraşıyorsun. Bu genç kızın ciddi ruhsal bozuklukları var. Öfke kontrol bozukluğu diye adlandırılan bir sorunu bile olabilir. Ne yaşadıysa, kendi kendisiyle bile barışık değil. Senin hayatını da alt üst etmiş. Böyle biriyle elbette şu anda bir gelecek düşünemezsin. Böyle anı anına uymayan, gereksiz öfkelere kapılan, her şeyi aşırı ve nöbetlerle kendini gösteren, bu genç kızın gerçekten yoğun bir sevgiye ama asıl ciddi bir tedaviye ihtiyacı olduğu ortada.

Yazının Devamını Oku

Eski ilişkimin ortaya çıkmasından korkuyorum

Bir dönem evli bir adamla ilişkim oldu. Şimdiyse çok güzel giden başka bir ilişkim var. Fakat eski günlere ait fotoğrafların ortaya çıkıp sevdiğim adamın benden ayrılmasından korkuyorum.

25 yaşında, üniversite mezunu genç bir kadınım. Bundan 1 yıl önce atanıp mesleğime başladım. Ailemden ilk kez ayrı kaldım.
Çünkü üniversiteyi de ailemin yanında okumuştum. İlgiye, sevgiye aç biriyim.
Her gösterilen ilgiye kanıyorum. Karşıma çıkan insanlara “hayır” diyemiyorum.
Gerçekten iyi niyetli ve saf biriyim. Burada evli bir adamla tanıştım ve onunla bir süre görüştüm. Bana karşı çok ilgiliydi. İlgisi ve beni düşünmesi çok hoşuma gitti.
İlişkimizin yanlış olduğunu biliyordum. Bu yüzden de onunla hep kavga ediyordum.
Aslında onu istemiyordum ama onun bana gösterdiği ilgiye o kadar alışmıştım ki beni aramadığı zamanlarda boşluk hissediyordum ve tekrar konuşuyorduk. Bir süre sonra artık dayanamadım ve konuşmayı kestim.
Bana eşiyle boşanacağını söylüyordu, biraz da bu yüzden görüşmemiz uzamıştı. En fazla 3 aylık bir durumdu bu. Sonra karşıma başka biri çıktı.

Yazının Devamını Oku

Evlenmekten ve bir erkekten dayak yemekten korkuyorum

Evlenmekten, âşık olmaktan ve bir erkekten dayak yemekten korkuyorum. Ne yazık ki korktuğum başıma geldi. Birini takıntılı bir şekilde sevmeye başladım...

Bir adama âşık oldum. Aşk ve evlilik ise benden çok uzaktı. Çocukluğum çok kötü geçti. Yazları fabrikada, kışları okuldaydım. Kendi çabamla okudum. Annem sevmediği bir adamla yani babamla evlenmiş.
Mutsuz bir evlilik içinde büyüdüm. Evlenmeyi düşünmedim, daha doğrusu istemedim. Evlenmekten ve bir erkekten dayak yemekten korkuyorum.
Aşktan da korkuyorum, korktuğum da başıma geldi. Daha önce evlenmiş ve ayrılmış bir adama âşık oldum. Yalnız bu adam eski karısı ile bağlantıda.
Ayrıca yaşadığı şehirde hayatında bir başka kadın var. Aklım çok karışık. Üzülüyorum. Mantığımı kaybettim. Nedenini söyleyemem ama her şeyi silip atmak istiyorum. Kaçış sendromu yaşıyorum.
Çünkü onu kıskandığımı fark ettim.
Hem de bu kıskançlık çok mantıksız hale geldi.
Onu görmek istiyorum, sesini duymak istiyorum.

Yazının Devamını Oku

Henüz evlenmeye hazır değilim

Henüz evlenmeye hazır olmadığımı düşünüyorum. Ama çevremdeki insanlar beni anlamıyor. Evlenmem için baskı yapıyor.

24 yaşında genç bir kızım ve çalışıyorum. Şu zamana kadar kafam çok rahattı. İşimden de çok memnundum. Fakat son zamanlarda çevrem, annem ve iş arkadaşlarımdan evlenmem gerektiği baskısı hissediyorum.
Hareketleriyle, konuşmalarıyla sürekli ima ediyorlar. Bu durum beni çok geriyor.
Ben de hemen restimi çekemiyorum. Yaş geçiyor diye evlenilmez ki...
Tamam taliplerim çıkıyor ama dengimi henüz bulamadım, kafalarımız uymuyor.
Çevremdekiler bana, “karşına kim çıksa hemen tekmeyi vuruyorsun, kimseleri beğenmiyorsun.
Bakıp göreceğiz, sonunda kime varıyorsun” diyor.
Oysa henüz evlenmeye hazır değilim.

Yazının Devamını Oku

AİLEVİ SORUNLAR YAŞIYORUM

Aileme hiçbir şekilde yaranamıyorum. Her şeyden beni sorumlu tutuyorlar. Bu hayatta yaşasam ne olur, yaşamasam ne olur. Son çarem intihar; başka yapabileceğim bir şey yok.

Sevgili Güzin Abla; yaşım daha 17. 15 ve 16 yaşlarındayken yanlış arkadaşlıklar edindiğim için okulumdan oldum.

Ardından ailem üstüme gelmeye başladı. O sırada bir çocuğu sevmeye başlamıştım. Aslında o da beni seviyordu ama sonradan uzaklaştı.

Ben onu çok seviyordum, unutmam zor oldu. Sonra okuldan başka bir erkek arkadaşımla konuşmaya başladım.

O zaman sevdiğim çocuktan uzaklaştım.

Bu arkadaşım beni sevdiğini söyledi, 2 aydır çıkıyoruz.

Onunla mutluyum. Ondan önceki sevgilim beni üzüp ağlatırken şu anki sevgilim gözyaşıma kıyamıyor.

Yine de ailevi sorunlar yaşıyorum. Bu yüzden odamdan çıkmak istemiyorum. Tek başımayım, sanki hep bir yerlerde bir boşluk var.

Ailem ayrı bir sorun, hep “sen yaptın, her şey senin yüzünden” diyorlar. Ama ben bilmiyordum böyle olacağını...

Yazının Devamını Oku

Sevdiğim kız bana büyü yaptırmış

Sevgilimin evinde benim ve annemin adının yazılı olduğu kağıtlar buldum. Yanlarında da muska vardı. Bana defalarca büyü yaptırmış. Şu anda ayrıyız ama onu nasıl unutacağımı bilmiyorum.

Merhaba Güzin Abla, ben 25 yaşında bir adamım. Kız arkadaşımla 1 yıllık ilişkimiz vardı. Son zamanlarda sık sık tartışmalarımız oluyordu.
Sürekli beni aşağılayıcı tarzda konuşuyor, beni istemediğini söylüyor ve ağza alınmayacak küfürler ediyordu. Geçtiğimiz günlerde evine gitme şansım oldu. Bir ara özel eşyalarının arasına baktığımda katlanmış küçük kağıtlar buldum. Ayrıca muskalar da vardı bunların arasında. Ama işin ilginci, hepsi benim adıma yazılmış şeylerdi.
Annemin adıyla birlikte adımı da görünce şoke oldum. Aslında onu seviyordum. Ama bu durum beni çok rahatsız etti. Bazı hocalarla görüştüm ne olduğunu anlamak için... Onların dediğine göre, bana bağlama büyüsü yaptırmış... Sanırım onu sevmediğimi düşünüyor ama onu çok seviyordum. Bunları bulduğumu ona söylemedim.
Ama sürekli ben özür diliyor, ben ilgi gösteriyordum ona. Birkaç gün geçti, konuşmak istediğimi söyledim. Arabayla sakin bir yere gittik ve onun davranışlarının 16-17 yaşındaki ergen kızların gibi olduğunu söyledim. Bu şekilde ilişkimizin yürüyemeyeceğini ve tek bir şansımız olduğunu, onun da psikolojik yardım alması gerektiğini belirttim.
Gerekiyorsa ben de psikoloğa gidebileceğimi söyledim. “Ben mantığımı dinlediğim için seninleyim. Benimle ilgileniyorsun, beni seviyorsun, rahat bırakıyorsun. Bu yüzden seninle devam ederim bu ilişkiye” dedi.
Ben de hayatım boyunca mutsuz olmak istemediğimi ve destek alması gerektiğini söyledim, kabul etmedi ve ayrıldık. Böyle bir zihniyette olan biriyle ne yapabilirim Güzin Abla? Elimde değil, yüreğim ona gidiyor, çok seviyorum. Ama mantığım olmayacağını söylüyor. ◊ Rumuz: Umutlu

 YANIT

Sevgili oğlum, çok haklısın. Bu çok büyük bir saçmalık.

Yazının Devamını Oku

Hayata veda etmeden bunları yapmanızı tavsiye ederim

Hayata veda etmeden önce, eliniz ayağınız tutarken, gözünüz görür kulağınız duyarken yapmanızı isteyeceğim bazı şeyler var...

Bir sokak kedisinin ya da köpeğinin gözlerinin içine bakın, ama kafanızda hiçbir önyargı olmaksızın sadece bakın.

Bir hayvan barınağına gidin. Kafeslerin ardındaki köpeklerin patilerini tellere takıp size seslenmelerine izin verin. Onların seslerini duyun ama mutlaka duyun.

Bir sokak kedisine ya da köpeğine, mümkünse kirli, zayıf, çirkince olanına yemek verin ve yemeğini bitirene kadar onu izleyin ama hiç yanından ayrılmadan sadece izleyin.

Bir sokak kedisinin veya köpeğinin başını okşayın. “Kirlidir, mikrop bulaşır, elimi cırmalar, ısırır” diye önyargınız olmadan başını okşayın. Mümkün olabildiği kadar uzunca. Yanından ayrıldıktan sonra dönün ona bakın.

Bir gerçek can dostuyla konuşun. Hiç sıkılmadan, uzunca bir süre, hiç lafını kesmeden onu dinleyin, sadece dinleyin.

Yazın kavuran sıcağında çok susayın, içiniz yansın, çölde kalmışçasına, suya erişemeyecekmiş gibi uzunca süre susuz kalın. Sonra gidip bir şişe su alın, dudaklarınıza götürmeden önce ilk gördüğünüz bir sokak kedi ya da köpeğine verin o suyu ve içişini izleyin sonuna kadar. Siz de şişenin dibinde kalan son yudumla ıslatın dudaklarınızı.

Ölmeden önce el ayak tutarken, henüz nefes alırken, işitme duyma, hissetme duyularınız canlıyken, bir sokak kedisi ya da köpeği alın, evinizi paylaşın onunla. Yemeğinizi, odanızı, hayatınızı paylaşın. Birlikte gezintiye çıkın, köpekse sahiplendiğiniz. Kediyse onunla kanepede uzanıp çizgi film izleyin.

Yazının Devamını Oku

Boşandığım eşime hâlâ aşığım

10 yıllık evliydik, boşandık. Hâlâ aynı evde yaşıyoruz ama ayrı yataklarda yatıyoruz. Acaba tekrar bir araya gelmemiz mümkün olabilir mi?

Merhaba Güzin Abla. Ben eşimden boşandım ama hâlâ aynı evde yaşıyoruz.
Bu şekilde güzel de anlaşıyoruz.
Daha önce türlü sorunlarımız, tartışmalarımız oluyordu.
Şimdi olmuyor, iyi geçiniyoruz.
Eşim boşanma konusunda çok acele etti. Ben de “Böyle mutlu olacaksan tamam” dedim ve ayrıldık.
Boşanmadan önce çok sinirliydi. “Şimdi rahatım, sürece bakalım” diyor.
Tabii 8 aydır ayrı yataklarda yatıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Sevdiğim adam iki farklı hayat yaşıyormuş

Sevgilim son zamanlarda benden uzaklaşıyordu. Gizlice sosyal medya hesaplarındaki mesajlarını okuduğumda iki farklı hayatı olduğunu anladım.

Ben 20 yaşında genç bir kızım. Üniversitede okuyorum ve okuldayken erkek arkadaşımla tanıştım. Kısa bir süre sonra da birbirimizi sevdik. İki yıldır beraberdik, beni ailesiyle tanıştıracaktı.

Ben de onu kendi ailemle... İlişkimiz gayet ciddiydi. Onun beni sevdiğinden bir an olsun şüphe duymadım çünkü her fırsatta sevgisini gösteriyordu. Her an yanımdaydı, beni asla kırmazdı, her dediğimi yapardı. 

En zor zamanlarında arkasında hep ben vardım. Okuldaki süreçte, ailevi sorunlarda olsun hep ben yanındaydım.

Son 3 aydır birden çok değişti. Benden uzaklaştığını fark ettim ve ona söylediğimde “Üzülme, söz veriyorum her şey değişecek. Az kaldı, her şey istediğin gibi olacak” dedi.

Son zamanlarda sık sık ortadan kayboluyordu. Bir an bile benden uzaklaşmayan insan, günlerce aramıyor, telefonlarıma çıkmıyordu. Üstelik bana kilo aldığımı, kendime eskisi gibi bakmadığımı söyleyip duruyordu. Bir gün özür diledi, beni kaybetmek istemediğini ve çok sevdiğini söyledi. İnandım.

Daha sonra sosyal medya şifrelerini değiştirdi. Bir şekilde yardım aldım ve hesaplarına girebildim. Gördüm ki benim dışımda birçok kişiyle yazışmış.

Kadınlarla da erkeklerle de samimi mesajlaşmaları var. Ve gizli mesajlarına de ulaştım. O an hayatımın şokunu yaşadım. İki ay kadar önce bir erkek arkadaş edinmiş.

Onunla resmen sevgili olup fotoğraflar çektirmiş ve mesajlaşmış.

Yazının Devamını Oku

Ailem çok geçimsiz

Ailem yüzünden huzursuz bir ortamda büyüdüm. Kavgaları bitmiyor, çok geçimsizler. Kendimi onların arasında kaybolmuş gibi hissediyorum.

Güzin Abla, ben 30 yaşında, bugüne kadar bütün hevesleri kursağında kalmış, dışı genç, içi yaşlı biriyim.  Hayatım annemin, babamın, babaannemin, dedemin hiç bitmeyen kavgalarıyla geçti.

Bu huzursuz ortamda okudum, çalıştım, bir şeyler başarmak için uğraştım durdum.

Ama en sonunda bazı sebeplerden ötürü işimi kaybettim.

Belli bir borcum vardı, aslında bu borç benim de sayılmaz, aile borcuydu. Dedem bu arada köydeki evini satıp bizim yanımıza yerleşti.

Ancak, çok eskiden beri dedemle babam hiç anlaşamazlarmış; geçenlerde kötü bir kavga ettiler.

Fakat kavga sebepleri o kadar küçük ki, anlamak mümkün değil.

Dedem kavga sırasında babamı evden kovdu, fakat ben ciddi olmadığını biliyorum. Ama şimdi babam odasından çıkmıyor.

O kadar konuştum, bir türlü düzeltemedim aralarını.

Yazının Devamını Oku

Yeni yıla mutluluk hikayeleriyle başlayalım istedim

Genellikle köşemde ihanete uğrayan, kavuşamamış, dertli insanların mektuplarını yayınlıyorum. Bir okurum “köşenizden edindiğim izlenim artık mutlu evlilik olmadığı. Acaba biraz da mutlu evlilik öyküleri göremeyecek miyiz” diye sitem etmiş. İşte ben de yeni yılın bu ilk gününde, size biraz da umut verebilmek için, mektuplar arasından birkaç mutlu evlilik hikayesini seçtim ve sizlerle paylaşmak istedim.

Mutlu olmak kişinin kendisinde saklı aslında

Her sabah okuduğum köşenizde o kadar çok memnuniyetsiz ve mutsuz insana rastlıyorum ki kendimi dünyanın en şanslı kadını olarak görüyorum.

Ben 4 yıllık evli bir kadınım, gerek nişanlılık gerekse evlilik süresince çok şey yaşadık ve çok şey aştık. Belki genelleme yapıyorum ama mutlu olmak kişinin kendisinde saklı aslında.

Biraz anlayış, biraz empati, saygı da olunca gerisi geliyor zaten. Çevremde hep mutsuz evli insanlar gördüğümden evlilikten hep korkuyordum.

Ta ki sonsuz bir aşkla sevdiğim eşim gibi mükemmel bir insanla karşılaşıncaya kadar. Bu dönemde şunu anladım ki, evlilik sırasında, bencil olmayıp, biz demeyi başarırsan, inatlaşmazsan, anlayışlı olmayı becerirsen, mutlu olmamak için hiçbir neden yok.

Hayatta şunu düşünmek gerekir, evliliğini cennete mi, yoksa cehenneme mi çevirmek istiyorsun. Bu tamamen senin elinde.

Maddiyata değer vermeyip, karamsar olmayan, sevgiye ve eşine çok önem veren benimki gibi mükemmel bir eş bulmak da gerekiyor. Herkesin benim kadar mutlu olması dileğiyle.

Rumuz: Paylaşmayı bilmek

Yazının Devamını Oku

Erkek arkadaşım beni tehdit ediyor

10 yıldır beraber olduğum erkek arkadaşım, ayrılırsak kendini öldüreceğini söylüyor. Artık ne yapacağımı bilemiyorum. Hayatımdan çıksın istiyorum.

10 yıllık erkek arkadaşım beni endişelendiriyor. Daha önce birçok kez ayrılıp barıştık.

Her seferinde ben ayrıldım ama tehditlerinden korktuğum için yeniden barıştım.

Sonunda çıkmaza girince olan biteni anneme anlattım.

Annem arkadaşlarını devreye sokarak onu benden uzak tutmayı başardı. Ama biz tekrar konuşmaya başladık. Bu defa sadece arkadaş olarak... Artık değiştiğini söyleyince ilişkiye tekrar başladık.

 Bu durumu da anneme açtım. Annem, onunla asla bir evlilik düşünemeyeceğimi, bir geleceğimin olamayacağını söyledi.

Bu arada ablamla da aram bozuldu. Annem durumu babama anlattı, o da bu beraberliğe onay vermediğini söyledi. Akrabalarım da onun ailesiyle ilgili bazı olumsuz duyumlar almış. Hepsi bu birlikteliğin benim için iyi olmayacağını dile getirdi.

Tüm bunların ardından ben bir kez daha ayrılma kararı aldım, ona ailemin beraberliğimizi kabul etmediğini anlattım.

O ise ayrılırsak bir not bırakıp intihar edeceğini ve ölümünden beni sorumlu tutacağını söyledi.

Yazının Devamını Oku

Zorla dilendirilen kimsesiz çocuklar

Ankara’da melodika çalarak dilenen çocuklara rastladım. Onlara yemek almak istediğimde ise bir şeylerden korktuklarını fark ettim...

Bir süre önce içimi acıtan bir olay oldu. Ankara Kızılay’daki Atatürk Bulvarı’nda 6 ile 14 yaşları arasında değişen bir grup çocuğun ellerinde melodika ile bu soğukta dilendiklerini gördüm.

Onlara yemek almayı planladığım için göz hapsine aldım. Fakat hiçbiri uzun süre sabit bir yerde kalmıyordu. Sanki anlaşmış gibi yerlerini sık sık değiştiriyorlardı. İlk başta harçlıklarını çıkarmak için yaptıklarını düşünsem de sonradan bunun kurulu bir sistem olduğunu, onları dilenmeye birilerinin zorladığını ve bunun bir parçası olduklarını anladım.

En azından birkaçına yemek almayı istediğimden çocuklara, “Gitmeyin size yemek alacağım. Bekleyin hazırlatıyorum” dedim.

Onlar da “Bizim eve gitmemiz lazım, bekleyemeyiz” dedi. Küçük olansa masum masum bakıp kafasını salladı ve başladı bir kenara geçip beklemeye. Büyük olan da bekleyecek gibi duruyordu.

Ben işimi hallettikten sonra geldim. Bir de baktım yoklar. Bu üstleri başları harap, yüzleri kirli ve yaralı çocuklar neden beklemedi, güvenmediler mi bana?

Sonra hazırlattığım 3 kişilik yemeği aldım. Denk geldiğim üç küçük sokak çocuğuna verecektim. Köşeyi döndüm ve yerde oturan çocukları gördüm, onlardı... Hemen yanlarına gittim. Bana bakıyorlardı sessizce, “Çocuklar alın sıcak yemek” dedim. Hiçbir şey demeden baktılar suratıma. Yemekleri verdim ve köşeden onları izledim. Çocuklar melodikayı çalmaya devam etti, yemeğin yüzüne dahi bakmadı. Bu durum garip geldi. Tekrar yanlarına gittim. “Çocuklar neden yemediniz” diye sordum. İçlerinden en büyük olan kekeleyerek “Sonra yiyeceğiz abla” dedi.

Bu çocuklar bir şeyden korkuyorlardı. Tekrar uzaktan izledim onları. Çocuklar sürekli bir köşeye bakıyorlardı. Ben de o yöne baktım; fakat bu çete işi ise liderlerinin gizlenme ve işlerini ustaca yapma özellikleri olacağından kim olduklarını anlayamadım.

Çocuklar ileride bir yerde onları izleyen, bu çete mensubu kişi veya kişilerden korkuyordu. Ondan yemeği yemek istemiyorlardı.

Yazının Devamını Oku