Paylaş
Merhaba Güzin Abla, ben 27 yaşında genç bir kızım. Evli değilim... Maalesef hâlâ ailemle yaşamak zorundayım. Biz İstanbul’da oturuyoruz.
Hem de şehrin gösterişli bir semtinde. Ailem maddi açıdan her türlü imkâna sahiptir. Kısacası zengin insanlar.
Ama buna rağmen ben çok mutsuzum. Çünkü beni çok kısıtlıyorlar.
Bu çağda hâlâ baskı altında yaşıyorum. O kadar ki liseden kalma bir kız arkadaşım dışında başka arkadaşım bile yok.
Onunla da kısıtlı olarak görüşebiliyorum. Ne eğlence yerlerine, ne kafelere gidebiliyorum, akşamları dışarıyı çıkmam yasak. Bu konu açıldığında bana, “Ne yapacaksınız ki oralarda; neden o kafelere gitmek istiyorsun? Böyle yerler tehlikeli” diyorlar.
Kırk yılda bir o arkadaşımla dışarı çıkmak istesem... İzin alabilmek için bir hafta boyunca düşünüyorum, nasıl sorabilirim, nasıl izin koparabilirim diye.
Zar zor izin verdikleri zaman ise gittiğim yerde çok huzursuz oluyorum. Acaba döndüğümde azar işitecek miyim diye.
Hatta ailece görüştüğümüz komşumuza oturmaya gittiğimde bile zamanım kısıtlı. Evet belki dayak yok, şiddet yok ama özgürlüğümü bu kadar kısıtlamaları benim için dayaktan farksız. Zaten belki de bu yüzden evlenemedim.
Onların bulduğu adayı ben beğenmedim, görücü usulüyle evlenmeyi düşünmedim.
Başka türlü de biriyle tanışma imkânım yok. Ben lise mezunuyum, üniversiteye gidemedim. Yine de çalışmak istedim. Ailem ona da karşı çıktı.
“Ne gerek var, her şeyin var. Çalışıp ne yapacaksın? Çalışma ortamları da tehlikeli” diyorlar... Ben artık kavga etmekten bıktım.
Evimizde huzursuzluk olmasın diye artık mecburen susuyorum. Ama eminim ki bir gün patlayacağım.
Hayatım çok monoton. Zaten hemen tüm vaktimi odamda geçiriyorum. Televizyonda eğlenen gençleri gördüğümde gözlerim doluyor. Bir ara kaçmayı düşündüm.
Ama onu da gözüm yemedi çünkü beni hep dış ortamlar konusunda korkutuyorlar...
Ben hiç mutlu olamadım ablacığım, inanın. Bu yaşam nasıl sürecek, ben ölünceye kadar böyle mi yaşayacağım?
◊ Rumuz: Esir gibi
YANIT
Sevgili kızım, seni çok iyi anlıyorum ama, ailenin bu korkuları konusunda da onlara hak veriyorum.
Günümüz ortamında genç bir kızın başına gelebilecekleri düşünerek, tedirgin olmakta haklı olabilirler.
Ancak yine de seni bu kadar kısıtlamaları çok yanlış.
Sen artık 27 yaşında, olgun ve neyin iyi, neyin kötü olabileceğini ayırt edebilecek bir insansın.
Seni eve kapatarak ne yapmak istiyorlar, anlamış değilim. Bir genç insanın elbette arkadaşları olmalı...
Neyi bekliyorlar? Uygun birinin gelip seni bulmasını mı... Üstelik çalışmak istemene bile karşı çıkıyorlar.
Bu durumda seni nasıl bunalttıklarının farkında değiller mi?
Bilmem ama neden üniversite okumadın. Ona da mı karşı çıktılar?
Bence hâlâ zamanın var. Bugün artık insanlar kaç yaşında olursa olsun, eğitimlerine devam edebiliyorlar.
Bunu bir düşün kızım ve ailene ne kadar bunalmış durumda olduğunu anlatabilmelisin.
Üniversiteye gitmeyi bir meslek sahibi olmayı istediğini, bu hayata artık katlanamayacağını söylemelisin.
Koskoca kızsın onları terk edip gitsen daha mı iyi?
Bence ruhsal açıdan sağlığının bozulduğunu onlara anlatmalısın.
Bu görüştüğün komşunuz ya da ailede aklı başında bir büyüğünüz, onlara ne kadar yanlış bir tutum içinde olduklarını söyleyebilir...
Paylaş