GeriGüzin Abla 14 Şubat Sevgililer Günü araştırması
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

14 Şubat Sevgililer Günü araştırması

NG bilgi ve araştırma şirketi, Sevgililer Günü ile ilgili çok dikkat çekici bir araştırma yapmış. Pek fazla Sevgililer Günü meraklısı olduğum söylenemez. Ancak karşı da değilim. Türk toplumunda Sevgililer Günü’nün nasıl kabullenildiğini, nasıl karşılandığını ve benimsendiğini göstermek amacıyla sizlerle paylaşmak istedim...

Sevgililer Günü ne kadar popüler?
14 Şubat bazılarımız için çok anlamsız gelse de, bazılarımız için ise hediyeleşmek ve hatırlanmak için büyük bir fırsat. Ülkemizde ise 14 Şubat’ı kutlayanların sayısı bir hayli fazla.

Kutlama nedenlerimiz neler?
Araştırmaya katılanların yüzde 39’u bu günü sevgisini hissettirmek için bir fırsat olarak görüyor. Yüzde 19’u ise hediye alıp vermeye güzel bir sebep oluşturduğu için bu günü kutluyor.

Kutlar mısınız?
Katılımcıların yüzde 56’sı 14 Şubat Sevgililer Günü’nü kutlama eğiliminde. Kutlamayı düşünmeyenlerin sayısı ise yüzde 12 ila 14 civarında... Zaman zaman da kutlayanlar ise yüzde 18’i... Bunu düşündüğümüzde Sevgililer Günü, Türkiye’de oldukça popüler!

En çok nerede geçirmek istersin?
Araştırmanın genelinde her 10 kişiden 3’ü Sevgililer Günü’nü evde geçirmek istediğini belirtti.
Her 10 kadından 3’ü bu özel günü deniz kenarında geçirmek istediğini söyledi.
Erkekler ise aynı oranla 14 Şubat’ı doğada geçirmek istediğini ifade etti.

Kutlamanızdaki en büyük etken nedir?
Erkeklerin yüzde 45’i sevgisini hissettirmesi için bu günü fırsat olarak görürken, yüzde 21’i ise partnerinin beklentilerini karşılamak için kutluyor. Kadınlarda sevgisini hissettirmek için bu günü fırsat görenlerin oranı yüzde 35, hemen arkasından yüzde 25 ile hediye alıp vermeyi önemseyenleri görüyoruz.
Her 5 erkekten 1’i sevgilisinin beklentisi olduğu için bu günü kutladığını itiraf ediyor.
Her 4 kadından 1’i ise kalplerine giden yolun hediyeden geçebildiğine dair göz kırpıyor.
Her 10 kişiden 1’i bu güne özel bir hediye istemediklerini belirtiyor.

Pandemi nedeniyle planlar değişti mi?
Hayatın her alanını etkileyen pandemi süreci insanların özel gün planlarını da etkilemişe benziyor. Katılımcıların yüzde 39’u, pandemi nedeniyle Sevgililer Günü planının değiştiğini söyledi! Yüzde 36 salgının planlarını etkilemediğini belirtti.

Unutursa tepkin ne olur?
İnsanların neredeyse yarısı, partnerinin Sevgililer Günü’nü unutması durumunda hiçbir şey olmamış gibi davranacağını belirtti! Her 5 kadından 2’si bu duruma sinirleneceğini fakat fazla büyütmeyeceğini ifade ederken, her 5 erkekten 1’i de aynı tepkiyi vereceğini söyledi.

 

X

Erkek okurlarımın sorunları

Bugün erkek okurlarımın başa çıkamadığı sorunlarına cevap aradım...

Evli bir kadına âşığım

Yaşım 32, bekarım... 41 yaşında evli bir kadınla 6 senedir ilişkim var. O çok mutsuz ve yakında boşanacak. 4 sene görüştük, sonra 2 sene ayrı kaldık. Bu arada ben yuva kurmak için başka bir kızla nişanlandım. Yapamadım, bu kızdan ayrıldım çünkü o kadını unutamadım...
2 sene ayrı kalmıştık, o 2 sene bana ıstırap oldu. Sonra dayanamayıp aradım ve barıştık.
Şimdi ben nişanlımdan ayrıldım, o da yakın zamanda boşanacak. En yakın zamanda da nasip olursa evleneceğiz.
Bu konu hakkındaki samimi düşüncelerinizi söyler misiniz?
◊ Rumuz: Unutamadım

YANIT

Bu kadın senden yaşça büyük, bilmem çocuğu var mı ama eminim eşinden boşanmayı düşünmüyordur, hatta hiçbir zaman düşünmemiştir de...

Yazının Devamını Oku

Ailemle sorunlarımı anlatmayınca sevgilimin güvenini kaybettim

Merhaba Güzin Abla, sevdiğim kızın güvenini kaybettim, canım yanıyor...

Bundan 1.5 yıl önce konuşmaya başladık. Tanımaya çalışıyorduk birbirimizi ve her şey çok güzeldi.
Benim büyük ailevi sorunlarım oldu. Bir ilişkiyi taşıyacak gücüm kalmadı. Sevgilime hiçbir şey demeden onunla ve tüm arkadaşlarımla bağlantımı kestim.
Telefon numaramı değiştirdim ve bir sebep bile sunmadım. Hâlâ bu yüzden kendimden nefret ediyorum.
Kendisine en azından “Görüşmeyi kesmek zorundayım” demeliydim ama yapamadım. Çünkü ailemle ilgili konuları da anlatmak zorunda kalacaktım, bunu doğru bulmadım.
O zamanlar lise son sınıf öğrencisiydik. Okula döndüğümüzde yüz yüze geldik. Herkese sormuş başıma bir şey mi geldi diye. Merak etmiş. Unutmamış abla.
Tekrar oturup konuşmak istedim. Düzelttim aramızı ama ailevi sorunlarımı anlatamadım, utandım. Onun yerine yalan söyledim.İlişkimiz düzeldi. Sevgili olduk ve gelecek için birbirimize söz verdik.
Ama bu süre içinde hep yüreğim sancılandı. Çünkü ona yalan söylemiş olmak canımı yakıyordu.

Yazının Devamını Oku

Erkek arkadaşımın cimriliği beni rahatsız ediyor

Erkek arkadaşımın son zamanlarda parayla ilgili tutumu beni epey rahatsız etmeye başladı. İleride evlenmeyi düşünüyorduk fakat bu durum kafamı çok karıştırdı...

Erkek arkadaşım, çok cimri. Erkek arkadaşımla 1 yıldır beraberiz ama ilişkimiz ilerledikçe bu huyu çok daha fazla ortaya çıkmaya başladı. Aramızdaki konuşma sürekli para üzerine.
İkimiz de öğrenciyiz ve kısıtlı gelirimiz var. Ben hiçbir zaman hesabımı ödemesini ya da benim için parasıyla bir şey yapmasını beklemedim. Ama son zamanlardaki tutumu beni epey rahatsız etmeye başladı.
Sürekli bana, “Sen benden daha fazla para alıyorsun. O kahveye o kadar para verilir mi? Gösteriş için içiyorsun. Enayilik o parayı oraya harcaman. Kendine bunu niye aldın? Çok pahalıymış” gibi garip konuşmalar yapıyor.
Ailesiyle de tanıştım. Babası da tam böyle biri aslında. Babasının hesabından 20 lira çekse, hemen babası arıyor ve “Neden çektin parayı” diye soruyor. Ailem hiçbir zaman böyle davranmadığı için çok garipsiyorum bu konuyu.
Açıkçası son zamanlarda hem ailesinin hem de erkek arkadaşımın bu tutumu beni ondan uzaklaştırmaya başladı.
İleride evlenmeyi düşünüyorduk ama o bu kadar hesaplıyken, ailesi de böyleyken ilişkimizin sağlıklı olmayacağını düşünmeye başladım.
Ayrılmak istiyor muyum? Hayır çünkü bunun dışında güzel ve uyumlu bir çiftiz. Ama bu olaydan rahatsız olduğumu ona nasıl anlatabilirim bilmiyorum...

Yazının Devamını Oku

Çocuklu bir kadının özel ilişkisi olmuyormuş

Boşanmış bir kadınım çok yeni bir gönül ilişkim var. Ama o kişi çocuğumu sevmiyor. Çocuklu bir kadının özel ilişkisi olmuyormuş, bunu çok iyi anladım.

Ben bir şirkette yöneticilik yapıyorum. İlk eşimden olan 12 yaşında bir kızım var, ben 4 yıldır bir başkasıyla evliyim.

Kızım da bizimle yaşıyor. Ama şimdiki eşimle kızım arasında ciddi sorunlar var. Eşim kızımı kaldıramıyor, ona katlanamıyor, yemesine, içmesine, gezmesine, ona alınan kişisel eşyalarına kadar her şeye karışıyor, kızıyor.

Kızım, sebze yemeklerini sevmiyor, onun için aperatif şeyler hazırlıyorum, makarna, patates kızartması gibi...

Onların bile lafını yapıyor. Kızımın rahat ve ne olursa olsun mutlu görünmesi, eşimi çok rahatsız ediyor. Bunu hiçbir şekilde aşamıyoruz...

Kızıma aldıklarım, yedirdiklerim bile problem haline gelmeye başladı.

Kızım da onun bu sevgisizliğinin farkında ve bu yüzden nefret ediyor eşimden. Bir yandan da onu hiç umursamıyor. Kendi odasına kapanıyor.

Ne yapacağımı bilemiyorum... Önerilerinize ihtiyacım var. Aslında boşanmayı düşünüyorum.

Ama çözülebilir bir durum var ise en azından sizden aldığım yardımla belki farklı bir adım atabilirim...

Yazının Devamını Oku

Görücü usulü evlilik yapmalı mıyım

Ailem avukat, yakışıklı ve kibar bir gençle beni görücü usulü evlendirmek istiyor. Aşka önem veren biri olarak bu evliliği yapmalı mıyım?

Ben, aşka önem veren biriyim. 22 yaşındayım ve bir defa sevgilim oldu. Bundan 4 yıl önce yani 18 yaşımdaydım. Önce tanıyıp âşık oldum sonra birliktelik yaşadım. Hatta uzun süre peşimden koştu.
En sonunda sevdim ve artık tam bir aşk yaşıyordum. Bana şiirler bestelerdi. Sürekli ilgilenirdi. Ama birlikteliğimin ne yazık ki sonu, beni aldatmasıyla bitti. Benim de aşka olan inancım bitti.
Ailem de bu durumu biliyor. Şimdi bana görücü usulü bir genç buldular.
Avukat, 24 yaşında, yakışıklı, boylu poslu ve muhafazakar biri.
Yani her kızın aradığı ne varsa onda var. Ben de beğendim. Daha âşık değilim ama konuşuyoruz.
Benim sorunum şu:
Hem onun hem de benim ailem henüz tanışalı 2 hafta olmasına rağmen nişan, düğün muhabbetleri yapmaları. Kendimi baskı altında hissediyorum.

Yazının Devamını Oku

Duygulandıran hikaye

Birkaç ay önce bir okurunuz size “Ölmüş ev” diye bir yazı göndermişti. Yazıyı okuyunca çok duygulanmış ve hatta ağlamıştım. Sizden ricam eğer mümkünse o yazıyı tekrar yayınlar mısınız? Eğer yayınlarsanız ben de kızım Didem Gürkan Güneş’e armağan etmek isterim. Sevgi ve sağlıkla kalın. (Zöhre Varol)

ÖLMÜŞ EV

3 adet ölmüş ev gördüm. Bu sebeple evimdeki lüzumsuz her şeyi vaktiyle dağıtmanın yoluna bakıyorum. Sizin için değerli olan şeylerin başkaları için son derece değersiz olabileceğini bu sayede öğrendim. Vaktiyle dağıtın yoksa geride bıraktıklarınıza çok yük oluyorlar.
Siz hiç ölmüş bir evde kaldınız mı?
Tabaklarının dolaplarında öldüğü, en güzel fincanlarının, gümüş tepsilerinin, kristal bardaklarının raflarında can verdiği bir evde?
Bir ev, içinde yaşayan öldüğü anda ölmez, evin ölümü daha uzun sürer, onun ölümü illa ki daha yavaş ve daha acılıdır.
Açılmaya başlanan çekmeceler ve içindekiler ölür önce...
Gümüş çatal bıçak takımları ve kutu kutu dantel sehpa örtüleri, rahibe işi masa örtüleri ölür. Hiç kullanılmamış olsa bile o çekmecelerde o kutularda yaşayan örtüler, evin sahibi öldükten sonraki “göz atılmalar” sırasında, büyük bir acıyla ölürler... Çekmecesiyle birlikte ölürler; çekmecenin ferforje kulbu, topuzlu anahtarı, üzerindeki camlı büfesi, bir, iki “bakılmadan sonra” ölür...

Yazının Devamını Oku

Benden yaşça büyük sevgilimden ayrıldım

Benden yaşça büyük ve evlenip boşanmış biriyle sevgiliydim. Birbirimizi çok sevmiştik. Ama ayrıldık. Kendimi boşlukta hissediyorum.

22 yaşında hem üniversite okuyan hem de çalışan bir öğrenciyim. Hayatım zorluklarla geçti. Kendimi hep güçlü görürdüm ama anladım ki güçlü olmak diye bir şey yokmuş. Sadece bazı şeylere sabretmekmiş bu güçlü olmanın anlamı.
27 yaşında evlenmiş, boşanmış bir sevgilim oldu. 3 gün önce ilişkiyi bitirdik çünkü son zamanlarda ufak şeylerden kavga ve tartışmalar yaşamaya başladık.
Daha önce de denedik ayrılmayı ama bir şekilde barıştık.
Aynı yerde farklı saatlerde çalışıyoruz. Kendisi benim gibi aile baskısına çok maruz kalan, onlardan kaçmak için genç yaşta berbat bir evliliğe razı olan ve her şeye rağmen kendisini kurtarmış bir insan.
Hâlâ da aile baskısı, geçim sıkıntısı gibi sorunlarla uğraşıyor.
Biz bu ilişkide birbirimizin eksik yönleri tamamlıyorduk.
Hiç kimseyi birbirimizi sevdiğimiz kadar sevmedik. Her şeyin fazlası zarardır, bizi bitiren de bu muydu bilmiyorum...

Yazının Devamını Oku

Ben hamileyim, eşim bekar hayatını özlüyor

Ben 6 aylık hamileyim. Eşim ise çocuk sevinci yaşamak yerine başka heyecanlar peşinde. Gençliğini yaşayamadığını evli olmasaydı neler yapabileceğini anlatıyor. Kendimi çok kötü hissediyorum.

Merhaba Güzin Abla, ben 7 aylık evli, genç bir kadınım. Şu anda da 6 aylık hamileyim.
Severek evlenip, çok isteyerek hamile kaldım. Bebeğimizi benim gibi çok isteyen bir eşe sahibim. Her şey çok yolundayken eşim son 1 aydır değişti.
Sürekli “Evlenmeseydim şunları yapardım, her günümü farklı bir kızla geçirirdim” gibi sözler söylüyor.
Bu da beni çok üzüyor.
Zaman zaman da “Mesleğe atılır atılmaz evlendim, bir genç erkek olarak bütün istediklerimi yapamadım” gibi pişmanlık sözleri duyuyorum.
İlişkimizde cinsel veya duygusal yönden hiçbir ilgiden mahrum olmamasına rağmen bana sürekli etraftaki kızların ilgisini çektiğini söylüyor.
Daha 22 yaşındayız. Birbirimizi uzun yıllardır tanıyoruz. Şimdi tam bebeğimiz olacakken, böyle birden değişmesi beni çok üzüyor. Hem beni sevip hem de şimdi başka bir hayata heveslenmesi, başka kızlara ilgi duyduğunu söylemesi de ayrı bir mesele.

Yazının Devamını Oku

Yuva yıkan kadın konumuna düşmek istemiyorum

Bana eşinden ayrıldığını söyledi. Ama onu biraz araştırınca gördüm ki 1 yıl kadar önce ikinci evliliğini yapmış.

Güzin Ablacığım, derdimi kimseye anlatamıyorum, “yuva yıkan kadın” konumuna düşerim diye...
Ben 41 yaşında, yurtdışında yaşayan, eşinden 7 yıl önce uyuşturucu ve kumar bağımlılığı yüzünden ayrılmış bir kadınım.
Bu ağır sürecin getirdiği yalnızlık duygusuyla, 2016’nın sonbaharında yaşadığım yerde biriyle tanıştım.
Bana eşinden ayrıldığını söyledi. Ama onu biraz araştırınca gördüm ki 1 yıl kadar önce ikinci evliliğini yapmış. Evli olduğunu öğrendikten sonra ondan sürekli kaçtım. Evimin önünde sabahladı, içkili kapıma geldi.
Bir türlü peşimi bırakamadı. Bir yerden sonra ben de dayanamayıp onu kabul ediyordum. 2 sene önce eşi beni öğrenmiş. Sevdiğim adam, ilişkimizi ona benim söylediğimi düşünerek “Şimdi senin yüzünden ona katlanıyorum, her şeyi ayarlamıştım, sen bozdun” dedi ve sessizce gitti.
Sonuçta ben de onu her yerden engelledim.
Ama yine de bana ulaştı. Yeniden bir araya geldik...

Yazının Devamını Oku

Her gün babamdan dayak yiyorum

Ben, 19 yaşında bir genç kızım ve her gün ailemden dayak yiyorum. Öyle günler oluyor hepsinden aynı anda şiddet görüyorum. Yaşadığım her şeyi yazmak istiyorum ama kelimeler yetmez, gerçekten hiç iyi değilim.

Dicle Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü, 1. sınıf öğrencisiyim. Daha 14 yaşındayken babam “Kızımı istemiyorum” diye beni karakola ve kimsesizler yurduna bile götürmeye kalktı.
Beni kimse sevmiyor. Polise gidemiyorum, herkes kötü gözle bakacak, ailesizlik ileriki hayatımı etkileyecek. Kaldı ki kayıtlarıma sığınma evinde kalmış biri olarak geçsin istemem. 2 kez saçımı eğri büğrü kesip bacağıma bıçak batırdılar.
12’nci sınıftayken, okulda dövdü. Daha neler yaşamadım ki...
Üniversite sınavında ilk 13 bine girdim ve Türkçe öğretmenliği kazandım. Yeteneklerimi engelledi, ortaokulda sesim için yarışmaya sokmaya kalkan öğretmenlerime izin vermedi.
Bir sevgilim oldu, onunla da iki ay önce bitti. Kimseyi de istemiyorum, sadece ailem tarafından sevilmek, okumak, mesleğimi almak istiyorum.
Bana, “Çık git” diyorlar. Annem de bana vuruyor... Gidecek yerim yok, biliyorum. Kaç kez attı beni evden... Kaza orucumu tuttum, akşam yemeği yiyecektim fakat eve gelince beni yine dövdü.
Ben de korkmadığımı söyledim, yumurtalıklarıma tekme attı. Nefes alamıyorum. Annemin de babamın da sevgisini tadamadım.

Yazının Devamını Oku

Ben bu kadar yükü taşıyamıyorum

Kızıma hissettirmeden yürütmek zorunda olduğum ve kağıt üzerinde kalan bir evliliğim var. Diğer taraftan da hayatıma giren ama sonunu kestiremediğim bir insan... Ben bu kadar yükü taşıyamıyorum.

11 yıllık evliyim ve 7 yaşında bir kızım var. Eşimle anlaşamıyoruz ve 2 yıldır da ev arkadaşı gibi yaşıyoruz.

Buna sadece kızım için katlanıyorum. Eşimle de konuştuk, kızımızın yanında hiçbir şey belli etmiyoruz. Konuştuğum pedagoglar boşanma sürecinin çocuğu daha az etkilemesi için birkaç sene daha beklemem gerektiğini söyledi. Ama ben artık daha fazla dayanamıyorum. 38 yaşındayım ve arkama dönüp baktığımda kızım hariç hayatımda beni mutlu eden bir şey yok.

Hayattan soğudum, hiçbir şeyden zevk almıyorum ve bu şekilde yaşamanın da gereksiz olduğunu düşünmeye başladım.

Bu kadar sene eşime haksızlık etmemek için hayatıma başka kimseyi almadım. Son 1 aydır biri var. O da evli ve benimle aynı yaşta çocuğu var. Malum o da eşiyle sıkıntılı zamanlar geçiriyor.

Ara sıra birbirimizle dertleşirken nasıl olduğunu anlamadan hayatıma girdi. Hâlâ yanlış bir şey yapıp aldatan erkek olmadım.

Fakat karşımdaki kişinin de ilgi ve sevgi gibi eşinde görmediği eksiklerini benimle tamamlıyormuş olmasından endişeleniyorum.

Evet, bazen ileriye dönük programlar yapıyoruz. Gün geliyor benimle çok iyi oluyor, gün geliyor sanki başka biri olup çıkıyor. Bu konuyu kimseyle konuşamıyorum.

Bir taraftan kızıma hissettirmeden yürütmek zorunda olduğum kağıt üzerinde kalan bir evlilik, diğer tarafta hayatıma giren ama sonunu kestiremediğim bir insan var. Ben bu kadar yükü taşıyamıyorum.

Yazının Devamını Oku

İnsanın anne babası bile evlatlarını kandırabilir mi?

Ablam ve ben, evleninceye kadar maaşımızı babamıza verdik. Fakat onlar tüm yatırımı erkek çocuklarına yaptı. Hatta miras kaçırarak, üzerlerindeki her şeyi erkek kardeşimize devretti. Bundan da hiç pişman olmadılar...

Merhaba Güzin Abla, ben 3 çocuğu olan bir ailenin ortanca kızıyım. Ablam ve erkek kardeşim var. Ablam hemşire, 4 yıl boyunca evleninceye kadar maaşını babamıza verdi. Ben de öğretmenim, 9 yıl boyunca yani evleninceye kadar maaşımın büyük bir kısmını babamıza verdim.
Babam bizden bu paraları alırken, “Hepiniz adına yatırım yapıyorum” diyerek evler aldı.
Erkek kardeşim okumadı, babam işte bu parayla ona iş kurdu. Daha sonra babam üzerindeki her şeyi erkek kardeşime satış yoluyla devretti. Kısacası miras kaçırdı.
Ben de şimdi hakkımız olanı alamamanın, kandırılmanın büyük bir kırgınlığını ve üzüntüsünü yaşıyorum.
Üstelik, anne ve babamızın bu duruma hiç üzülmemesi, “Zaten biz oğlumuza yatırım yapıyorduk” diye cevap vermeleri biz iki kız kardeşi yeteri kadar yaralıyor. Anne ve babamız hastalandıklarında, doğal olarak bizden yardım alıyorlar. Fakat ben, anne ve babamı gördükçe öfke duyuyorum ve çok sinirleniyorum. Çünkü onların hiç pişmanlıkları yok.
Bazen yüzlerini görmek dahi istemiyorum. “Sonuçta onlar benim ailem” diyorum, yardımlarına koşuyorum. Sonra büyük bir pişmanlık duyuyorum. Sevgimizi, saygımızı hak etmeyen bir anne ve babamız var.
Sözün özü yaşadığımız toplumda kadın çalışsa da çalışmasa da hep eziliyor sömürülüyor. Hatta bizim durumumuzdaki gibi zaman zaman onları sömüren en yakınları olabiliyor.

Yazının Devamını Oku

Boşanma süresince zulme uğrayan bir erkeğim

Eşim benden ayrılmaya karar verdi. Ardından boşanma sürecini başlatıp tedbir nafakasıyla maaşıma haciz koydurdu. Bu durum erkeklerin yaşım hakkını elinden alıyor.

Merhaba Güzin Abla, kadını önceleyen topyekûn bakış erkeklerin yaşam hakkını elinden alıyor.

Müsaade ederseniz kısaca hikayemi sizinle paylaşıyorum.

Eşimle 1.5 yıl evli kaldık.

Çocuğumuz yok.

Eşim üniversite mezunudur. Ben de kamu kurumunda çalışmaktayım.

Eşim çalışmıyor. 28 yaşındayım, o da 26 yaşında.

Bu kısa bilgiden sonra size boşanma sürecimi anlatmaya çalışacağım.

Eşim evi terk etti. Terk ettiği gün 6284 sayılı kanun müsaade ettiği için darp raporu (beyan esaslı geçici rapor) alarak hakkımda evden uzaklaştırma talebinde bulundu.

Yazının Devamını Oku

Erkeklere güvenim kalmadı

İlk kez bir sevgilim oldu. İlişkiyi onun istediği şekilde yaşamayınca beni terk etti, bu da yetmedi benimle alay etti. Erkeklere olan tüm güvenim yok oldu. Şimdi hayatıma kimseyi alamıyorum.

Sevgili Güzin Abla, ben 23 yaşındayım. Bu yaşıma kadar biriyle sevgili olmak, karşı cinsle muhabbet kurmak bana pek doğru gelmiyordu.
Yani yaşım itibarıyla cahilce davranıp yanlış yola düşebilirim diye hep dikkat ettim. Bir gün bir gençle tanıştım. Hayatımda ilk defa biriyle görüşmeyi kabul ettim ama aşırı tedirgin ve şüpheciydim.
Tam 2 ay boyunca bu genç, ilişkiye önem verdiğini, beni kaybetmek istemediğini, benimle ciddi düşündüğünü söyledi durdu. Hatta o kadar dürüst davrandı ki, “Ben kirli bir insanım. Senin gibi temiz birini hak etmiyorum” gibi sözler söyleyip beni kendine inandırdı.
Başta hep kaçtığım için sürekli kovalandım. Ama aradan 1 ay geçti, ben de onu sevmeye, kıskanmaya başladım. Yine de ona hiçbir zaman inanmadım, güvenmedim çünkü bana geçmişini anlatmıştı. Ondan her vazgeçmeye karar verdiğimde, beni kendine döndürmeyi başardı. Bu böyle 9 ay sürdü.
Ama bu 9 ay boyunca evine de, onunla sessiz bir yere de gitmedim. Elini bile tutmadım, asla öpüşmedim.
Bana defalarca beni öpmek istediğini söyledi, ben kabul etmeyince sonunda beni tüm sosyal medya hesaplarından engelledi.
Bu da yetmedi, bir sabah bir kızla internetten konferans yapıp beni aradı. Kıza “Bak aşkım bu kız namussuz” diyerek benimle alay etti.

Yazının Devamını Oku