Organizasyon sorunu

Bursaspor; zorunluluktan doğan bir fırsat eşliğinde, her maçın özelinde çeşitli dersler çıkaracağı mücadeleler sergiliyor.

Takımın en büyük avantajları, aynı zamanda en büyük handikaplarını oluştururken, geride kalan 3 aylık periyotta halen daha aşılması gereken engellerin bulunduğu aşikar.
Şöyle bir sezon bazında oyun düzenine bakacak olursak;

KONDİSYON İSTENİLEN DÜZEYDE DEĞİL

İçerdiği genç ve aç oyuncuların ağırlığı ile takım daha dinamik, daha enerji dolu bir görüntü çiziyor; fakat bu oyuncuların kondisyonlarının hala istenen düzeye gelememesi, oyun içerisindeki düşüşlere de neden oluyor.
Maçların belirli periyotlarında oyunu temposuyla sürklase eden takım, geride kalan geniş dilimlerde ise rakibe teslim bir şekilde çaresiz bir görüntü çiziyor.
Altay deplasmanında olduğu gibi...
Tempo düşüklüğünün yansımalarını da bireysel hatalar ve pozisyon almada zafiyet olarak görüyoruz.

TOP KAYIPLARI SONRASI ORGANİZASYON SORUNU

İzmir’de maçı koparan gollerin başlangıçlarına baktığımızda; oyunu rakibinin izin verdiği ölçüde geriden kuran Bursaspor, top kayıplarının ardından savunmada doğru organizasyonları sağlayamadı.
Bu yalnızca Altay maçı özelinde değil, sezonun genelinde takımın en büyük handikaplarından biri.
Hücumda işler, istenildiği gibi ilerliyor gibi görünse de, geçiş oyunlarındaki başarısızlık ve pozisyon bilgisinin düşüklüğü, Bursaspor’un başını ağrıtmaya devam ediyor.
Özellikle kaliteli ayaklara sahip ekipler bunu fırsata çevirip farka koşarken, yeteneği kısıtlı ekipler de avantajı sağlayacak tehlikeler oluşturabiliyor.

OYUNA HÜKMETMEYİ 90 DAKİKAYA YAYAMADI

Bunu bir profesyonel takımdan ziyade, amatör ruhla sahada olmaya benzetebiliriz.
Elbette ki teknik heyetin oluşturduğu belli bir oyun planı dahilinde oyuncular mücadele etse de, oyuncular maç içerisinde değişen senaryolara ve oyun akışına karşı çaresizler.
Çoğunluğunun alt yaş gruplarında birlikte oynamasının avantajı da, bu seviyede henüz kendisini gösterebilmiş değil.
Altay’a karşı oluşturulan 5’li orta saha, özellikle maçın ilk yarım saatlik periyotunda faydasını gösterdi ve bu durum, Bursaspor’u da daha fazla oyuna hükmetmesini sağladı ancak; bunu da istikrarlı bir şekilde 90 dakikaya yayamamak, mağlubiyeti getiren faktörlerden biri oldu.

GENÇLERE DAHA FAZLA SORUMLULUK YÜKLENİYOR

Bu noktada; Bursaspor’un atacağı adımlardan birisi, oyuncuların fiziksel olduğu kadar, zihinsel süreçlerini de yukarı çekmek olmalı gibi duruyor.
Deneyimli oyuncuların da süreçte sorumluluk almadığını, saha içerisindeki ‘ağabey’lik görevlerini de bir hayli aksattığını düşünecek olursak, potansiyellerini sergilemekte uygun ortamları bulamayan genç oyunculara, daha fazla sorumluluk yükleniyor.
Tüm bunların kötü gittiği bir süreçte de dinamik oyun, en büyük handikaba dönüşebiliyor.

BURSASPOR’DA KREATİF OYUNCU EKSİKLİĞİ VAR

Altay maçı gösterdi ki; takımın orta alanda kreatif bir oyuncu eksikliği de bulunuyor.
‘Nefes aldıran’ kimliğe sahip bir oyun kurucunun bulunmamasıyla, orta alan geçiş oyunlarında daha kırılgan bir şekle bürünürken, top kendisiyken de hataya daha müsait bir görünüm çiziyor.
Önümüzdeki maçlarda bu duruma nasıl bir önlem alınacağını göreceğiz fakat, kesin olan bir şey var ki Bursaspor’un oyun disiplininde daha istikrarlı, daha oyununu 90 dakikaya yayan bir görünüm çizmesi şart.

SESİN YANKISI DUYULMUYOR

Hakem konusuna gelecek olursak...
Bursaspor, istisnasız her sezonun belirli periyotlarında bu isyanı yapıyor.
‘Ofsayt’ kararının hatadan öte bir yanlış niteliği taşıdığını vurgulamakta fayda var.
Ancak, geçtiğimiz sezonu da şöyle bir hatırlarsak mevcut hakem hatalarında düzelmeye gidecek bir süreç gördük mü? Hayır...
Kendi içimizde sesimi yükseltiyoruz fakat, o sesin yankısı dahi duyulmuyor.

SADECE YEREL GÜNDEMİ OLUŞTURUYOR

Geçtiğimiz sezon da durum bundan farksız değildi ki, hatırlayalım resmi siteden yapılan açıklama dahi karşılığını bulamadı.
Sosyolojik olaylarda gerçekleşen isyan, belli bir sonuca ulaştığında anlam kazanır.
Bursaspor, ne yazık ki hakemlere ilişkin isyanında yıllardan beridir bir sonuç kazanamıyor.
Yalnızca camianın oluşturduğu tepki, maç ve sonraki günde yerel gündemi oluşturmakla kalıyor.
Artık buna bir ‘dur’ demek gerek.
Ki, Teknik Sorumlu Fazıl Tan dışında kulübün resmi yayın organlarından hakem konusuna yönelik bir tepki de gelmedi işin açıkçası...

MASAYA YUMRUĞU VURMA VAKTİ GELDİ

Eğer ortada bir haksızlık varsa, Bursaspor Kulübü’nün bunun önüne geçebilmek için tüm ağırlığını ortaya koyması gerekiyor.
Koyamıyor ya da bir takım cılız tepkiler veriyorsa da, hakem konusu sadece Altay maçı özelinde değil, önümüzdeki birçok maçta da sadece ertesi günün yerel gündemini belirlemekten öteye geçemeyecek.
‘Şampiyon’ kimliğini her seferinde vurgulayan kulübün de, bu noktada artık masaya yumruğunu vurma vakti geldi de geçiyor bile...
Aksi halde tüm bu süreçler, günden güne itibar kaybına da yol açacaktır.

X

Oyunun kilidini açmak için tempo gerekiyor

Topa sahip olmak, geçmiş futbol düzeninde olduğu kadar etkileyici bir faktör olmaktan çıktı.

Yakın geçmişe baktığımızda; Pep Guardiola’nın Barcelona’sı, ‘tiki-taka’ diye adlandırılan futbol ile özdeşleştirilirken, daha fazla topa sahip olma da ön plana çıkıyordu.
Daha sonrasında Guardiola, her ne kadar ‘tiki-taka’dan nefret ettiğini, aslında tüm amacın oyunu rakip sahaya yıkarak, rakibi bunaltmak olduğunu söylese de, vakti zamanında pek çok ekip bu yol ile oyuna hükmetmek istedi.

TOPA SAHİP DEĞİLKEN KALEYİ ABLUKAYA ALDI

Gelelim bugünümüze...
Günümüzde artık, topa sahip olmak eskisi kadar sonuca direkt olarak etki etmediği gibi, Bursaspor özelinde de bu durumun yankılarını görebiliyoruz.
Oyun aslında belli bir ezber haline gelen formata değil, oyunculara göre şekilleniyor.
İkinci yarının ilk maçında Bursaspor, Adana Demirspor deplasmanında boy gösterdi.

Yazının Devamını Oku

Umut devam ediyor

Bursaspor, her daim tehdit oluşturabilecek ve sahip olduğu potansiyel ile birlikte de ‘sürprizleri’ olağanlaştırabilecek bir niteliğe sahip.

Bunun esintilerine Giresun deplasmanında şahitlik ettik.
Bunca vaka ve sakatlığa karşın, sahaya çıkan gençlerin ortaya koyduğu yürek ve mücadele, Bursaspor kimliğinin, ağırlığını rakibine son derece hissettirdi.
Öyle ki; A’dan Z’ye maçın tüm parametrelerinde Bursaspor’un üstünlüğünü gözlemledik.

BAZI MAĞLUBİYETLER SİLKELENMEYİ GETİRİR

Mevcut şartlar altında, Süper Lig’e yükselmenin bu sezon kaçınılmaz olarak görüldüğü dönemde, neticede kaybedilen 3 puan her ne kadar bir yandan yaralasa da, bu mücadelenin sezonun kalan bölümlerinde yansıtıldığında, nice 3 puanları kazandıracağına inancımız tam.
Bilhassa; her ne kadar Giresunspor’un da vakalar ve sakatlıklardan yana canının sıkkın olduğunu belirtsek de, neticede 8 maçlık üst üste galibiyet serisi yakalayan ve ligin en formda takımına karşı mücadele verdiler.
Bazı mağlubiyetler ‘hayırlıdır’ esasen, silkelenmenin de yolunu açar.

Yazının Devamını Oku

Kritik viraj

Sürprizlerle dolu bir sezon yaşıyoruz.

TFF 1. Lig’de neredeyse her hafta, farklı bir ekip soyunma odasından ‘lider’ pozu veriyor.
Makas da takımlar arasında git gide daralırken, belki de sezon sonuna ilişkin en kritik süreçlerden birini geçireceğiz.
Bu kapsamda Bursaspor’un da fikstürü, zorlu ancak kağıt üzerinde potansiyel favori maçlarını da içerisinde barındırıyor.
Önümüzdeki Giresunspor ve Tuzlaspor maçları, bu noktada Timsah’ın kalan haftalarına ilişkin önemli bir belirleyici unsur olacak.
Aslında baktığımızda fotoğraf bizlere umut vadediyor.
Bu mücadelelerden çıkarılacak puanlar, hatta galibiyetler; Bursaspor’u sonraki haftalarında daha da rahatlatır bir duruma getirirken, aynı zamanda sonraki 6 maçın nispeten zorluk düzeyi daha düşük olması, bir anda takımı üst sıraların sahibi yapabilir.
Aksi halde ise telafi için hata payı git gide azalacak…

AYNI DİSİPLİNLE MÜCADELE EDİLMELİ

Yazının Devamını Oku

Göz göre göre gitti

Ekonomisi giderek düşen, pandemi etkisiyle birlikte de pek çok gelirden mahrum kalarak sezon bazında genç oyuncularına yönelen Bursaspor’un, Ali Akman’ın transferinden ‘yetiştirme bedeli’ dışında kazanç sağlayamayacak olması, her yönden oldukça sıkıntılı.

Kulübün şiddetle gelire ihtiyaç duyduğu bu dönemde, potansiyel en yüksek kazanımın sağlanacağı oyuncu, göz göre göre gitti.
*
Sözleşmenin imza tarihi, bizlere kulüp atmosferinden uzakta sakince bu işin bitirildiğini gösteriyor.
Akman cephesi; imza sonrasındaki 3 aylık süreci ya analiz edemedi, ya da fırsatlar, tepkilerden daha cazip geldi. Bilemiyoruz…
Öyle ya da böyle, takımın alnının teriyle ortaya koyduğu bir mücadele var.
Bu yönde tepkilerin odağındaki bir genç oyuncu ne denli kendini takıma verebilir, en ihtiyaç duyulan dönemde kadro dışı hangi tarafa ceza olur, kulübe destek için oyuncuların dahi serzenişte bulunduğu bugünlerde diğer oyuncuların bu sürece reaksiyonu nasıl olur…
Bunlar tamamen muamma ve ikilem oluşturuyor.

Yazının Devamını Oku

Gençlik başımda duman

Brezilya’nın efsane oyuncusu Sokrates, meşhur 1982 yılının takımı için şöyle der; “Bu takım, hayal gücü, idealizm ve şiirin birleşimi. İnsanlar onların hayallerini yansıttığımız için bizi izlemeye geliyorlar. Futbol sahasında güzellik, zaferlerden daha önemlidir.”

Bu bağlamda düşünecek olursak, futbol denildiğinde ilk olarak akla güzel oyun, aidiyeti yüksek taraftar, bir anda değişen hikayeler gelir değil mi?
Artık değil, futbol günümüzün endüstriyelleşme sürecinde çığır açar hale geldi.
Transferler kısa vadede popülasyonu ve marka değerini öylesine artırıyor ki, sportif başarısızlıkların dahi önüne geçebiliyor.
Bu endüstriyelleşme çağında geçmiş dönemlerde amatör ruhla oynanan futbolun aktörleri, şimdilerde devasa bir iş kolunda işleyen çarkın dişleri.
Nasıl ki, AR-GE’si yapılmış, hayatı daha kolay hale getiren ürünler talep görüyorsa, futbolcular için de aynı durum geçerli...
Yeter ki bir ışık görülsün.

GÜN IŞIĞI, BULUTLARIN ARDINDAN DEĞİL SAHADAN GELDİ

Bugünün Bursaspor’unda, gençler de kendilerine fırsat tanındığında neler başarabileceklerini gösterdi.

Yazının Devamını Oku

Gençliğin azmi

GIPTA ile baktığımız ‘yetiştiren’ Avrupa kulüpleri, her yıl 5-6 genç oyuncusunu direkt sahaya sürmez; potansiyeli yüksek birkaç genç oyuncusunu, etrafında deneyimli ve yetenekli oyuncularla çevreler ki, sahadaki o birkaç potansiyele, uygun, konfor alanı yaratabilsinler.

Bursaspor’a bir bakalım...
Gerek Süper Lig, gerekse TFF 1. Lig bazında her daim en fazla genç oyunculara süre veren ekiplerin başında geldi.
Ancak buradaki önemli nokta; şans verdiğiniz kadar, mevcut potansiyel yeteneklere ne denli uygun bir oyun ortamı yaratabildiğinizdir.
Geçtiğimiz yıllarda ne yazık ki, ‘deneyimli’ isimlere daha fazla güven aşılandı, daha fazla tolerans tanındı.
Performans gözetmeksizin, kağıt üzerindeki sergiledikleri her daim birinci öncelik oldu.
Nitekim, bu eski düzen de takımı, şu an bulunduğu seviyeye doğru düşüren en büyük etkenlerden birisiydi.
Bir kez daha vurgulamakta fayda var; bir genç oyuncunun kendini gösterebilmesi, verdiğiniz süre kadar oluşturduğunuz oyun yapısı ile de doğrudan ilişkilidir.

YAŞANAN ZORLUK BURSASPOR’A FIRSAT DOĞURDU

Yazının Devamını Oku

Antalya kampında dersler çıkarılacak

SEZONUN belki de, en umutsuz futbolunu gördük sahada…

Bugüne kadar Bursaspor’un doğru ne yaptığı ne varsa, bundan çok daha uzak bir görüntüdeydi takım.
Öyle ki; henüz ilk dakikalardan itibaren panik havası, buna bağlı olarak gelen bireysel hatalar ve oyun organizasyonunun bir türlü sağlanamaması, Bursaspor’un havluyu erken atmasına neden oldu.
Aslında mücadelede temponun düşüklüğü ile birlikte, Antalya ekibinin son zamanlarda topu rakibe teslim ederek sergilediği çabuk oyun, Bursasporlu oyuncuları ne yazık ki uyuttu.
Rakamlara yansımasa da, oyunun genelinde Bursaspor daha fazla topa hükmeden taraf olarak görülürken, verim bazında ise Antalya ekibi, sonuç odaklı direkt oyunu ile tabelayı lehine kısa sürede çevirdi.

DOĞRU OYUNU OYNAYAN TAKIM TURU GEÇTİ

İşin aslı; bu ana dek, her karşılaşmada belli bir mücadele düzeyinin üzerine çıkan ve doğru bir oyun planı ile sahada olan takımın, elbette kötü oynadığı karşılaşmalar da olacaktır.
Ancak; protokolde, ağır misafirlerin bulunduğu ve genç oyuncuların da kendilerine ay yıldızlı formanın kapılarına açabileceği bir fırsat yakalanmışken, önceki maçlara nispeten gençlerin sönük kalmaları da ayrı bir eleştiri konusu.

Yazının Devamını Oku

Bursaspor’da potansiyel var

Avrupa’daki son randevularda gelen galibiyetler, toparlanma sinyalleri oluştururken; Büyükçekmece mücadelesiyle birlikte bench katkısının ne denli önemli olduğunu gördük.

49 sayılık bench katkısı var ki, bu sayının 27’sinin Munford’a ait olduğunun altını çizmek gerekiyor.
Sezon ortalaması 12 sayı olan ABD’li guard, gerçek bir lider gibi oyununu parkeye yansıtarak takımının galibiyete ulaşmasında en etkin rolü oynadı.
Kadji-Oğuz-Metin üçlüsü de, pota altı oyunlarındaki verimlerini üst seviyelere doğru çekerken, doğrusu sezona dair beklentilere cevap veren bir takım görüntüsü oluştu.
Özellikle de, yakaladıkları ivme ile dikkat çeken ve hücum potansiyeli oldukça yüksek Büyükçekmece, üçüncü periyotta 16 sayıda tutuldu ki, bu da maçın kontrolünü tamamen Bursa temsilcisi lehine çeviren ana etkenlerdi.
*
Potanın Timsahları, takviyeler ile birlikte takım bütünlüğünü ortaya koyduğunda, önemli bir derece elde edebilecek potansiyelde bir ekip.
Gerek bunu oyuncuların yetenek ve deneyimlerinde, gerekse bazı mücadelelerde ortaya konan performanslarda görebiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Umutla başladı, umutla bitiyor

Şüphesiz, Bursaspor için umudun ve hayal kırıklığının iç içe geçtiği bir yıl geride kalıyor. Pandemi koşullarının, hayata doğrudan etki ettiği ve günlük alışkanlıkları, rutinleri değiştirdiği bu noktada bu durumun sahaya yansıması yadsınamaz; ancak, saha içerisindeki fotoğrafa bir göz gezdirelim.


Bursaspor, camia olarak önemli bir dönüm noktasını yaşıyor.
Mevcut lige doğru düşüş sürecini dikkate aldığımız önceki sezonlarda öne çıkan problemler vardı.
Ekonomik hamlelerin günü kurtarma düşüncesiyle gerçekleşmesi, kulübü mali açıdan ciddi bir erozyona doğru götürürken; sahada ise süre gelen istikrarsızlık, teknik heyetlerin değişikliği, genç oyuncuların potansiyellerine güvenilmemesi, Bursaspor’u arzuladığı Süper Lig’in dışında bıraktı.
Özellikle genç oyuncularına güvenilmemesinin önemle altını çizmek gerekiyor.

Zira; baktığımızda bu yıla yeni bir teknik heyet ile başlayan takım, sezonu bir başka teknik heyet ile noktalarken, bu birliktelik de uzun sürmedi.
Bu süreçlerde; performanslar kağıt üzerinde değerlendirilerek, Vakıfköy’den gelenlerin ayak seslerine kulak asılmadı.

Yazının Devamını Oku

Pandeminin gölgesinde

TOFAŞ Basketbol Takımı, çok zor bir süreçten geçerken; 11 kişide (4 oyuncu) COVID-19 vakasına karşın, Türkiye Basketbol Federasyonu’nun lig regülasyonları gereği –ki erteleme için 6 oyuncunun ya da 1 başantrenör ve 1 yardımcı antrenörün aynı anda COVID-19 pozitif olması gerekli- Anadolu Efes karşısına çıktı.

Aslında mücadele öncesine baktığımızda her iki ekibin de, mental açıdan ciddi zorluklar yaşadığını gördük.
TOFAŞ Basketbol Takımı, mevcut COVID-19 vakalarıyla sıkıntılı bir dönemi atlatmaya çabalarken; Anadolu Efes de, yoğun maç fikstüründe Euroleague’deki üst üste kayıpları sonrası Bursa’ya geldi.
Pota altı oyunlarıyla Bursa temsilcisi, mücadeleye iyi bir başlangıç yaparken, hücumda üst üste hatalar yapan Anadolu Efes karşısında da skor avantajını elde etti.
Fakat, İstanbul temsilcisinden ikinci periyotta gelen 39 sayı, tüm hesapları alt üst ederken bu bölüm aynı zamanda maçın kırılma anı da oldu.
Sonraki dakikaları, her iki ekip de dengede götürürken, mücadelenin seyir zevkini yükseltecek ölçüde sertlik ve rekabet de, parke üzerine yansımadı.

NORMAL ŞARTLAR DIŞINDA BAŞA BAŞ BİR MAÇ OLURDU

Pandeminin, basketbolu ne denli büyük etkiler gösterdiğini daha önce de çokça kez ifade etmiştik; bu mücadele de, etkilerin bir göstergesi oldu.

Yazının Devamını Oku

‘Akıllı oyun’ planı başarıyı getirdi

Ligin seyri, istikrarsızlığı istikrar haline getirirken her takımın şansı da günden güne artıyor.

Özellikle; birkaç seri galibiyetin, bir anda zirveye yaklaştırdığı süreçte özellikle oyun ritmini bularak bunu korumak önem arz ediyor.
Bursaspor da, geride kalan uzunca bir dönemde sürekli olarak oyun planı arayışındaydı.
Mevcut kadro içerisinde kimi zaman performansa dayalı rotasyona, kimi zamanda sakatlık ve cezalar kaynaklı değişimlere giden teknik heyet, birçok opsiyonu da maçlar içerisinde denedi.
Nitekim; galibiyetlerin geldiği son maçlara bakıldığında, yeşil beyazlı takımın aradığı kimliğini bulduğunu görüyoruz.

BURSASPOR GÜCÜNÜ DAHA EKONOMİK KULLANIYOR

İşte ‘akıllı oyun.’
ERTUĞURUL Sağlam’ın da işaret ettiği üzere, Bursaspor gücünü artık daha ekonomik kullanmasını bilen, performansını belirli periyodlara değil, 90 dakikaya yayan; topu hızlı ayağa dolaştırarak hızlı hücumlarda avantaj sağlayan ve savunma ile orta saha arasındaki boyu kısaltarak daha kompakt bir savunma gerçekleştiren takım kimliğini sergiledi.

Yazının Devamını Oku

Pandemi planları sekteye uğratıyor

Pandemi, doğal yaşamın düzenini değiştirdiği gibi spor alanına da etkisini sürdürüyor.

Frutti Extra Bursaspor ve TOFAŞ Basketbol Takımı’nda görülen vakalar nedeniyle, her iki temsilcimizin de Avrupa ve lig maçlarında erteleme kararları çıktı.
Umuyoruz ki, daha önce de benzer süreçlerden geçen temsilcilerimiz, bu süreci de sağlıklı bir şekilde atlatarak, mücadelesini kaldığı yerden sürdürecektir.
Konu; sağlık olunca, her şey değişse de diğer yandan takımların, ertelemeler dahilindeki sürecini de dikkate almak gerekiyor.

ERTELEMELERLE BİRLİKTE YOĞUN FİKSTÜR DAHA DA SIKIŞTI

AVRUPA serüveni ile birlikte iki temsilcimiz de, yoğun bir fikstür içerisinde sezon başlangıçlarını gerçekleştirirken, ertelemeler sonrası daha sıkışan bir fikstür onları bekliyor olacak.
Bunun yanı sıra; takımların, antrenmanlarında ve taktik çalışmalarında, bir sonraki rakibine göre hazırlandığını da düşünecek olursak, ertelemelerden kaynaklı antrenman performansı da sekteye uğruyor.
Hazırlığı yapılan rakip ile oynanacak mücadele, vakalar nedeniyle ertelenince bu kez kısa süreçte bir sonraki rakibe hazırlık süreci başlıyor.

Yazının Devamını Oku

Takım bütünlüğü oluşmalı

Günümüzde pek çok futbol takımının belirgin iki özelliği bulunuyor; yarışmacı ve yetiştirici olması.

 

Bu iki süreci de bir arada götüren Avrupa’da nadir kulüpler, aynı zamanda rol modeli olurken; geride kalan çoğunluk ise kararını bu iki tercihten birine göre şekillendirmek durumunda.
Zira, endüstriyel futbolun getirdiği nokta futbolu amatör ruhtan daha öteye, bir şirketleşmeye taşıdı.

ERİYİP GİDİYOR

Bugün, dünyanın pek çok yerinde de gördüğümüz üzere parıldayan bir isime, henüz daha kendi yeteneğinin dahi farkına varamadan birçok kulübün kancası atılıyor, gelişimini tamamlamadan transferi gerçekleşiyor.
Sonrasında da görüyoruz ki; pek çok oyuncu beklentilerin altında kalırken, potansiyellerin çok daha altında mücadelelerde eriyip, gidiyor.
Daha öncelerde de pek çok kez ifade ettiğimiz gibi; Bursaspor’un da kendi kimliğini bu noktada bulması gerekiyor.

HARMANLAMA OLMAYINCA...

Yazının Devamını Oku

Oyunu bütüne yaymalı

Bursaspor’un sezona ilişkin istikrarsız sürecini baz aldığımızda etken olan pek çok faktör var.

Mali yapının oluşturduğu endişe, kadro bütünlüğündeki uyuşmazlık, ‘deneyimin’ henüz başında olan bir oyuncu grubu, ‘tecrübeli’ oyuncuların oyun planındaki sorumluluğunu hissettirememesi, saha dışının vermiş olduğu negatif etki gibi, birçok parametre istikrarsızlıkta önemli rol oynuyor.
Bunların yanında bir de, oyunu bütününe yayamadığını da eklemek gerek.

ORTALAMASI OLMAYAN TEHLİKELİ BİR TAKIM

Artılarına da baktığımızda; ‘dinamik’ ve ‘tempolu’ bir takımın getirdiği o enerjiyi, buna bağlı bazı bireysel performansların üst seviyeye çıkmasını, ilk haftalardaki kırılganlığın giderek azalmasını gösterebiliriz.
Oyun içerisinde zirveyi de dibi de yaşayan, ortalaması pek bulunmayan tehlikeli bir takım görünümünde Bursaspor.
Her ne kadar Uluslar Ligi, haklı olarak eleştirilere maruz kalsa da Bursaspor gibi takımlar için fırsat niteliği taşıyor.
Bu süreçte daha fazla birlikte çalışabilmeye, maç stresinden uzak tamamen kondisyon ve taktik düzene dayalı çalışmalara ön ayak oluyor.

Yazının Devamını Oku

Geçmiş olsun Bursa

Basketbol heyecanı bir yandan devam ederken, diğer yandan pandemi koşulları sınırları zorluyor. Son olarak Frutti Extra Bursaspor’da vaka sayısı 8’e yükselirken, temsilcimize acil şifalar diliyoruz.

Pandemi haline dönüşen COVID-19 salgını, hayatı olduğu gibi spor mücadelelerini de yakından etkilemeye, ne yazık ki devam ediyor.
‘Her şeyin başı sağlık’ cümlesinin, daha da bir anlam kazandığı süreçten geçiyoruz.
Sezonun başında TOFAŞ Basketbol Takımı’nda görülen vakalar, heyecanımızı endişeye yöneltse de, sonrasında pozitiflerin, negatiflere dönüşüyle derin bir nefes aldık.
Yakın süreçte ise COVID-19 maalesef iki temsilcimiz BUDO Gemlik Basketbol ve Frutti Extra Bursaspor’da kendisini gösterdi.
3 gün önce, BUDO Gemlik Basketbol Kulübü tarafından yapılan açıklamada bir staff ve 6 oyuncu olmak üzere 7 kişinin testinin pozitif çıktığı belirtildi.

BU SÜREÇTEN GÜÇLENEREK ÇIKACAKLAR

Akabinde Frutti Extra Bursaspor’da 13 Kasım Cuma günü yapılan COVID-19 PCR testleri sonucunda bir oyuncu ve bir idari kadro çalışanının testleri pozitif olarak sonuçlandı.

Yazının Devamını Oku

Bursaspor’un artıları eksileri

Hollanda’nın efsanelerinden ve futbolu pek çok kesime sevdiren ikonlardan biri olan Johan Cruyff, futbolu ‘Basit bir oyun, zor olan basit oynamak’ diye tanımlar.

Ve bir sözü daha vardır; ‘Her dezavantaj, kendi avantajına sahiptir.’
Bursaspor’un bu sezon geçtiği aşamalar ve geldiği nokta itibarıyle, bu iki sözden çok iyi dersler çıkarması gerekiyor.
Dinamizm ile bezenmiş, tempolu oyuna yatkın, aç oyuncuların her biri, aynı zamanda bireysel performanslarını geliştirerek takımı ileriye sürüklerken, diğer yandan sorumluluklarının da fazlasını ortaya koyabilme adına futbolu zorlaştırıyor.
Bunu önlemek için de yapılacak tek şey, futbolu daha basit hale getirebilmek.

DAHA NET VE BASİT BİR OYUN OYNANMALI

Hali hazırda, bazı bireysel performanslarda da bunun örneklerini görüyoruz.
Ne denli top ayakta tutulursa, ne denli ekstra işler kovalanırsa, bu durum oyun bütünlüğüne zarar verdiği gibi aynı zamanda top kayıplarına, savunmanın dengesiz yakalanmasına, hatta daha fazla efor sarfına sebebiyet veriyor.

Yazının Devamını Oku

Yeniden başlıyor

Bursa basketbolunun, ‘çıta’ belirleyicisi TOFAŞ Spor Kulübü; henüz daha sezonun başlarında olmasına karşın kritik sınavlar veriyor.

Geçtiğimiz sezon pandemi nedeniyle yaşanan ekonomik kayıplara, henüz daha kamp sürecinde görülen koronavirüs vakaları da eklenince, mental ve fiziksel açıdan iyi bir hazırlık dönemi geçirilemedi.
Yanı sıra; basketboldaki en temel kanunlardan biri olan, oyun bütünündeki ‘takımdaşlık’, birlikte hatırı sayılır bir süreç oynayamamanın da getirisiyle birlikte eksik kalınca, ilk maçlarda arzulanan sonuçlara ulaşılamadı.
Neticesinde, Türk basketbolu ve TOFAŞ Spor Kulübü için çok büyük bir değer olan Başantrenör Orhun Ene, görevini bırakma kararı alarak sorumluluğu üstlenirken, elbette bu karar başta kulübü yakından takip edenler olmak üzere, herkesi derinden etkiledi.

HER YIL TAKIMA YENİ KİMLİK OLUŞTURUYOR

Bugüne geldiğimizde Orhun Ene’nin, her zaman övgülerle dile getirdiğimiz organizasyonunun oluşmasında en baş aktörlerden biri olduğunun altını çizmek gerekiyor.
Her yıl değişen oyunculara karşın, yeni bir kimlik oluşturabilen, alt ligden Süper Lig’e yükseliş sonrası sürekli üzerine koyarak, planlı ve rasyonel adımlarla ilerleyen kulübün oluşmasında, deneyimli antrenörün katkıları oldukça büyük.

DİRENCİNİ ORTAYA KOYMA VAKTİ GELDİ

Ayrılış sürecindeki ifadeleri ve kulübün kendisine olan yaklaşımı da, Türk sporunda görmek istediğimiz ve arzuladığımız saygınlığı gösteriyor.

Yazının Devamını Oku

Değişim ve getirdikleri

Geçtiğimiz yıldan bu yana Bursaspor, kadro planlamasında önemli bir değişim sürecine girdi.

Her ne kadar aksi savunulsa da; zoraki bir durumun getirdiği bu değişim ile birlikte, kadronun yaş ortalaması daha da düşürüldü, daha deneyimsiz fakat daha enerji ve tempo dolu oyuncularla takım şekillendi.
Şunu öncelikle belirtmek gerekiyor ki, değişimin en göze çarpan detayı takımın ısırganlığı...
Geçtiğimiz yıl, daha ‘doymuş’ oyuncularla bezeli kadro içerisinde, bu mücadeleci düzeyi pek göremiyorduk.
Bu sezon ile başlayan süreçte takımın, fiziksel olmasa da mental açıdan mücadeleci düzeyi oldukça artmış durumda.
Genç ve başarıya aç oyuncular, gerek kendilerini ispat etmek, gerekse takım bütünlüğüne katkıda bulunabilmek için var gücüyle terini akıtıyorlar.

HİÇBİR MAÇTA RAKİBİNE TESLİM OLMUYOR

Şu ana dek oynanan maçları baz alırsak, takımın hiçbir karşılaşmanın tamamında teslim bir görüntü çizmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yazının Devamını Oku

Yarışmacı kimliğinden uzaklaştı

‘Her şeyden biraz var, hiçbir şey tam değil.’Tam da böyle bir mücadele sunuyor Bursaspor.

 

Bu yıla özel ‘gençlik aşısıyla’ dinamikliği, mücadelesi, önceki dönemlere kıyasla daha renkli, daha gollü ve heyecanlı karşılaşmalar sunarken; bir bütün olarak sahada yer alamaması, ‘yarışmacı’ kimlikten uzak kalması da, mevcut puan cetvelindeki yerini özetliyor.
Daha önceki mücadelelerde nasıl iyi başlayıp, iyi bitiremediyse; Manisa’da da kötü başlayıp, bu kez iyi bitirme şanslarını bir türlü değerlendiremeyen bir takım gördük.

Karşılaşma sonrası da, aşina olduğumuz sözler; ‘kazanabilirdik’, ‘puan alabilirdik’, ‘yapabilirdik’…
Ancak futbol, yeterlik fiilleri ile oynanan bir oyun değil.
O an yapabiliyorsanız varsınız, yapamıyorsanız yoksunuz.
Grisi olmayan bir oyun.

Yazının Devamını Oku