GeriGürkan DURAL Gençlik başımda duman
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gençlik başımda duman

Brezilya’nın efsane oyuncusu Sokrates, meşhur 1982 yılının takımı için şöyle der; “Bu takım, hayal gücü, idealizm ve şiirin birleşimi. İnsanlar onların hayallerini yansıttığımız için bizi izlemeye geliyorlar. Futbol sahasında güzellik, zaferlerden daha önemlidir.”

Bu bağlamda düşünecek olursak, futbol denildiğinde ilk olarak akla güzel oyun, aidiyeti yüksek taraftar, bir anda değişen hikayeler gelir değil mi?
Artık değil, futbol günümüzün endüstriyelleşme sürecinde çığır açar hale geldi.
Transferler kısa vadede popülasyonu ve marka değerini öylesine artırıyor ki, sportif başarısızlıkların dahi önüne geçebiliyor.
Bu endüstriyelleşme çağında geçmiş dönemlerde amatör ruhla oynanan futbolun aktörleri, şimdilerde devasa bir iş kolunda işleyen çarkın dişleri.
Nasıl ki, AR-GE’si yapılmış, hayatı daha kolay hale getiren ürünler talep görüyorsa, futbolcular için de aynı durum geçerli...
Yeter ki bir ışık görülsün.

GÜN IŞIĞI, BULUTLARIN ARDINDAN DEĞİL SAHADAN GELDİ

Bugünün Bursaspor’unda, gençler de kendilerine fırsat tanındığında neler başarabileceklerini gösterdi.
Kimi lige biraz aşinaydı, kimi de A Takım ile yalnızca birkaç maça çıkabilmişti.
Bakın, Sokrates bir başka demecinde ne diyor;
“Gerçekten başarılı olmanın yolunun kolektif çabadan geçtiğine inandım; herkesin birbiri için çalışmasından, birbirine yardım etmesinden ve günün sonunda payına düşen karşılığı almasından.”
Bursaspor açısından, bunu örneklendirebiliriz.
Takımdaşlık ruhu, genci deneyimlisi öylesine bir bütün oluşturdu ki, sezona olumsuz başlangıçlara ve kara bulutlara rağmen, gün ışığı bulutların ardından değil sahadan geldi.
Sahadan geldi çünkü, halen daha kara bulutlar dağılmadı, dağıtılamadı.

TAKIMLARIN İLGİSİ BİR ŞEYLERİN DOĞRU GİTTİĞİNİN KANITI

Mali sorunlar devam ediyor.
Ancak biz bugünlerde, Bursaspor’un Süper Lig’e çıkma ihtimalini kuvvetli bir şekilde dillendirebiliyorsak, bunu oyuncuların oyun bütünlüğünü korumalarına borçluyuz.
“Bursaspor’u sadece Türkiye değil, Avrupa da takip ediyor” ifadesi çıkıyorsa ağızlardan, belli ki sahada başarılan güzel işler vardır...
Bu gururdur, tatlı da telaştır esasında.
‘X’ takımların ilgisi, şüphesiz camiayı da memnun eder ki bir şeylerin başarıldığının kanıtıdır.
‘X’ oyuncu giderse gücümüz eksilir mi, arar mıyız endişesi de var tabii bunun içerisinde; fakat bazı ayrılıklar hüzünlü yahut agresif vedalar değil, bir şeylerin başarıldığının göstergesidir.

ALİ AKMAN’IN BAŞARISI İŞTAHLARI KABARTTI

Ali Akman konusu da böyle bir şey.
Saf yeteneğin, kollektif oyun ile parlatılması şeklinde yorumlayabiliriz.
Sözleşme konusu tabii malum, sürpriz olmazsa uzatmayacağı yönünde...
Profesyonelliğe geçişi 31 Ağustos 2018’de gerçekleşmiş, devam eden kontratı bu yılın haziran ayında son buluyor.
Üzerine bir de ilk 8 haftadan 7 gollü sezon başlangıcı, diğer kulüplerin iştahlarını kabarttı haliyle.
‘Daha önce neden sözleşme yenilenmedi?’ sorusu akla geliyor tabii; geçtiğimiz sezon çıkan haberler, oyuncunun sözleşme yenileme taleplerine sıcak bakmadığı yönündeydi.
Belli ki kariyer planlamasının 2021 Haziran ayı, dönüm noktası olarak çizilmiş.

FUTBOLUN EKONOMİK BOYUTUNU KABULLENMELİYİZ

Dileriz bundan sonraki süreçte kariyeri Enes Ünal gibi yurt dışı olur ve uzun yıllar Bursaspor’dan çıkan bir yeteneği daha üst düzey liglerde ter dökerken görebiliriz.
Kulübe para kazandırılamaması tepki sebebi olabilir, diğer bir pencereden de Bursaspor yeni bir yeteneği daha Avrupa’ya sunmanın haklı gururunu yaşayacaktır.
Ancak bizlerin artık futbolun ekonomiye dönüştüğünü kabullenmemiz gerekiyor.
Rekabetin çığırığından çıktığı bu günlerde, futbolun yeni gerçeklerini kabullenmeliyiz.
Bir iş kolu olarak futbol; takım ruhunun ortaya çıkardığı bireysel yeteneklerin, yeni meydan okuma süreçlerine dönüştü.

FUTBOLCU FABRİKASI ÜRETMEYE DEVAM EDECEK

Bursaspor belki bu yıl, birkaç genç oyuncusu ile daha vedalaşacak bu şekilde, ancak kulübün kimyası gösterdi ki, bu ‘futbolcu fabrikası’ üretmeye devam edecek.
Önemli olan da bu...
Elbette mevcut mali yapıdaki kurtuluşun en önemli ayaklarından biri de bu oyunculardan elde edilecek gelirler.
Fakat biz şu an Sokrates’in bakış açısından devam edelim;
Kısıtlı imkanlarda, bu takımdaşlığı oluşturan teknik heyete teşekkür etmek gerekiyor.
Zor zamanda ipi göğüslediler ve şu ana dek de yüksek saygıyı hak ediyorlar.
Zira; futbolcular gibi teknik heyet de amatör ruh ile sahaya çıkıyor.
Arma aidiyetiyle birlikte, tüm heyecanını ve yarınları düşünerek ilerleyen yıllarda, sistemli işleyen bir çarkın dişlerini oluşturma çabası gösteriyorlar.
Bunu Mustafa Er’in samimi açıklamalarından da görebiliyoruz.
Başarılı olunur yahut olunmaz, bunu önümüzdeki aylar gösterecek fakat ortaya konan gaye, gerçekten umut aşılayıcı.
Bizlerin de bu duruma daha fazla ağırlık vererek, futbolun bu güzelliğinde kalmamız, spekülasyonlar yerine daha yapıcı, daha ateşleyecek adımlar atmamız, zannederim ki en doğrusu olacaktır.

TRANSFER HEP UMUT OLARAK GÖRÜLÜYOR

Bakın futbol programlarında dahi, transferler artık ana konu haline geldi.
Ortaya konan futbol, takımların felsefesi, Türk futbolunun hangi noktadan nereye geldiği ve nereye gideceği bile konuşulmamaya başladı.
Sezon içerisinde dahi, varsa yoksa gördüğümüz tek şey transferler...
Futbol, transfer için oynanan bir oyun haline geldi.
Bugün bir takım kötüyse direkt olarak söylenen şey, ‘X’ noktaya transfer yapılması gerektiği...
Halbuki, mevcut teknik heyetlerin mevcut malzemelerden neler çıkarabileceği, nasıl değişiklikler yapabileceği, dahası oyuncuları nasıl kazanabileceği dahi gündeme gelmiyor.
Çünkü transfer hep umuttur.
Hayatta da böyleyiz; umutlandığımız şeyler önceliğimizdir, bazen tek düşüncemizdir.
Ama bu olurken de, sahip olduğumuz değerleri göz ardı etmemeliyiz.
Dolayısıyla bu takıma sarılmalıyız zira gerçekten iyi işler başarıyorlar.
Hele ki bu zorlu süreçte...
Hani “Gençlik başımda duman” sözü, başta kavak yelleri esmesi gibi, gençliğin farkındalığının olmadığını anımsatır ya; bunu genç oyuncular özelinde değil, genel olarak Türkiye’deki futbol iklimini tanımlama da söylesek, daha doğru olacaktır.

X

Bursaspor, artık son nefes düzlüğünde

Öyle ki her mücadele, ‘ya tamam, ya devam’ anlamı taşıyor.

Adanaspor karşılaşması da, bu mücadelelerden birisi olacak.
Kazanılırsa, zorlu fikstür öncesinde umutlar yeşermiş bir şekilde, motive ve daha da önemlisi bir hedef dahilinde sahaya çıkılacak; puan kaybında ise sezonun geri kalanı, formaliteden öteye geçemeyecek.

7 HAFTADIR KAZANAMIYORLAR

Rakip Adanaspor her ne kadar, ateş hattının 2 basamak üzerinde yer alsa da sadece 3 puanlık bir fark var; dolayısıyla düşme korkusunu yakından hissettiklerinden güçlü bir motivasyon ile sahada olacaklar.
Son mücadelelerine bakıldığında 7 haftalık galibiyet hasretleri var ki, teknik adam değişikliği yaramamış görünüyor.
Değişiklik öncesinde araya galibiyetler sıkıştırabildiğinden ateş hattının üzerinde olan Adanaspor, Emrah Bayraktar’ın göreve gelmesiyle henüz kazanamadı.
Ve savunmada da ciddi alarmlar verdiler.

HÜCUM OYUNU OYNANMALI

Yazının Devamını Oku

Bursaspor’u uzun vade yatırım kurtarır

Bursaspor, belki de tarihinin en sarsıntılı dönemlerinden birini yaşıyor.

Mali kriz, her geçen gün daha da derine işlerken; beklentilerin odağındaki sportif başarılar da gelemeyince, ‘kaos’ iklimi son yılların hakimi oldu.
Elbette bu kötü gidişatta suç payının tek bir yönde, tek bir odakta toplanması yalnızca fotoğrafın çok küçük bir kısmını bizlere gösterir.
Fotoğrafın bütününde, özellikle son 5 yıldan beridir süre gelen yönetimsel başarısızlık direkt olarak kendisini gösteriyor.
Neticesinde bu durum, günden güne artan bir krize sürüklediği gibi, doğrudan etkilediği sportif anlamda da hedeflerin daha da küçülmesine de yol açabiliyor.

KAMAT’IN YAPTIĞI GÜNAH ÇIKARMA AYİNİ GİBİYDİ

Ancak; kötü bir gidişatta, yahut işlerin rayında olmadığı bir anda insanların karşısına çözüm odaklı çıkılıyorsa, bunun gayretleri icraatlar ile temellendirilmelidir ki, bir umut ışığı görülebilsin...
Geçtiğimiz gün, sayın Erkan Kamat suskunluğu bozarak, yalnızca kulüp televizyonunun karşısına çıktı ve yaklaşık 88 dakikalık sürede içini dökerek, soru işaretlerini gidermeyi amaçladı.

Yazının Devamını Oku

Değerli galibiyet

TOFAŞ, Beşiktaş Icrypex’i son anları büyük heyecana sahne olan maçta 89-86 yendi. Karşılaşmaya damga vuran olay ise Beşiktaş cephesinin ‘kural hatası’ itirazı oldu. Ancak itiraz ederken kuralı iyi bilmek gerekiyor! Ayrıca Bursa takımlarının ceza aldığı bir çok şeyden bu maçta rakip için tölerans gösterilmesi de hiç adil değildi.

TOFAŞ Basketbol Takımı, oldukça zorlu bir virajı geride bıraktı.
Mücadelenin son anları, eşine az rastlanır bir durum oluştururken; parkenin ‘son güleni’ Bursa ekibiydi.
O anlara geleceğiz fakat öncesinde oyuna geniş bir parantez açmak gerekiyor.
Beşiktaş Icrypex, Bandırma ekolünün bir yansıması adeta...
Bandırma basketbolunun, Türk sporuna armağanlarından kurulu kadrosu ile dinamik ve kompakt bir oyun sergileyen takım niteliğine büründüler ki, şampiyonluk yarışındaki birçok ekip için de tehdit oluşturdular.

OYUNDAKİ KOPUKLUK ENDİŞE VERİCİ

Bu kapsamda TOFAŞ Basketbol Takımı adına, bireysel performansların yardımlaşmaya dayalı takım kimliği adı altında gerçekleşmesi, galibiyetin belirleyicisi olabilirdi fakat; oyunun belli bölümlerindeki kopukluk, heyecanın son ana kalmasına sebep oldu.

Yazının Devamını Oku

İsyankar Timsah

Bazı galibiyetler, 3 puandan daha büyük bir önem taşır.

Bursaspor da böyle bir maçı geride bıraktı.
Özellikle yeniden takım kimliğinin oluştuğunu, oyunsal bütünlüğün mücadele ile harmanlandığını görmek, galibiyeti getirdiği kadar camiaya umut da getirdi.
Rakibin ligdeki konumu ve düşüş gösteren performansı nedeniyle, karşılaşma öncesinde farklı bir galibiyet Bursaspor için nefes olabilir diye düşünürdük; ancak, son anlara doğru gerçekleştirilecek geri dönüş, her daim daha kalıcı, daha özgüveni artıran daha motivasyon yükseltici nitelik taşır.

BU HİKAYENİN BAŞLANGICI DÖNÜŞ İLE SÜKSE GETİRDİ

Takım, özellikle bunu ‘isyankar’ kimliği ile başarırken, asıl güveni ve umudu artıran faktör de bu oldu.
Yoksa, saha içine yönelik baktığımızda bu maçtan elde edilecek bir galibiyet, camia tarafından olağan kabul edilirdi ki, oyun içerisindeki değişken, ‘olağandışı’ bir galibiyeti Bursaspor’a getirdi.
Takımın ve camianın da ihtiyacı olan buydu.

Yazının Devamını Oku

Topyekûn mücadele edilmeli

 Bursaspor’un son dönemlerinde, kimlik arayışına girdiğini görüyoruz.

Saha içerisinde yapılan bir takım değişiklikler, kısıtlı olan kadro bünyesinde henüz neticeler sunamazken; saha dışında da yönetimsel açıdan ciddi sorunlar baş gösteriyor.
Bir ordunun her daim ‘lider’ karakteriyle komutanı, hem karizmasıyla hem de oluşturduğu etki ile birlikte, o ordunun başarılı olmasında kilit faktöre sahiptir.
Şayet; ‘lider’, sahip olduğunu vasfını yerine getirebildiği takdirde, hem O’nun yolundan ilerleyenler, hem de kendisi, çığır açabilecek hale gelebilir ki tarihsel düzeyde bunun pek çok örneği de bulunmaktadır.
Futbol ikliminde de benzer durum söz konusu…

*
Bugün elde edilen çeşitli başarılara baktığımızda; saha içi ve saha dışında etkin isimlerin başarıda önemli roller oynadığını, ‘kaos’tan düzene geçiş evresinde sorumluluğu alarak, geminin kaptanı edasını görürüz.
Bugünün Bursaspor’una baktığımızda ise, hem saha içi, hem de saha dışında güce sahip bir ‘lider’in bulunmadığına rastlıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Oyunun kilidini açmak için tempo gerekiyor

Topa sahip olmak, geçmiş futbol düzeninde olduğu kadar etkileyici bir faktör olmaktan çıktı.

Yakın geçmişe baktığımızda; Pep Guardiola’nın Barcelona’sı, ‘tiki-taka’ diye adlandırılan futbol ile özdeşleştirilirken, daha fazla topa sahip olma da ön plana çıkıyordu.
Daha sonrasında Guardiola, her ne kadar ‘tiki-taka’dan nefret ettiğini, aslında tüm amacın oyunu rakip sahaya yıkarak, rakibi bunaltmak olduğunu söylese de, vakti zamanında pek çok ekip bu yol ile oyuna hükmetmek istedi.

TOPA SAHİP DEĞİLKEN KALEYİ ABLUKAYA ALDI

Gelelim bugünümüze...
Günümüzde artık, topa sahip olmak eskisi kadar sonuca direkt olarak etki etmediği gibi, Bursaspor özelinde de bu durumun yankılarını görebiliyoruz.
Oyun aslında belli bir ezber haline gelen formata değil, oyunculara göre şekilleniyor.
İkinci yarının ilk maçında Bursaspor, Adana Demirspor deplasmanında boy gösterdi.

Yazının Devamını Oku

Umut devam ediyor

Bursaspor, her daim tehdit oluşturabilecek ve sahip olduğu potansiyel ile birlikte de ‘sürprizleri’ olağanlaştırabilecek bir niteliğe sahip.

Bunun esintilerine Giresun deplasmanında şahitlik ettik.
Bunca vaka ve sakatlığa karşın, sahaya çıkan gençlerin ortaya koyduğu yürek ve mücadele, Bursaspor kimliğinin, ağırlığını rakibine son derece hissettirdi.
Öyle ki; A’dan Z’ye maçın tüm parametrelerinde Bursaspor’un üstünlüğünü gözlemledik.

BAZI MAĞLUBİYETLER SİLKELENMEYİ GETİRİR

Mevcut şartlar altında, Süper Lig’e yükselmenin bu sezon kaçınılmaz olarak görüldüğü dönemde, neticede kaybedilen 3 puan her ne kadar bir yandan yaralasa da, bu mücadelenin sezonun kalan bölümlerinde yansıtıldığında, nice 3 puanları kazandıracağına inancımız tam.
Bilhassa; her ne kadar Giresunspor’un da vakalar ve sakatlıklardan yana canının sıkkın olduğunu belirtsek de, neticede 8 maçlık üst üste galibiyet serisi yakalayan ve ligin en formda takımına karşı mücadele verdiler.
Bazı mağlubiyetler ‘hayırlıdır’ esasen, silkelenmenin de yolunu açar.

Yazının Devamını Oku

Kritik viraj

Sürprizlerle dolu bir sezon yaşıyoruz.

TFF 1. Lig’de neredeyse her hafta, farklı bir ekip soyunma odasından ‘lider’ pozu veriyor.
Makas da takımlar arasında git gide daralırken, belki de sezon sonuna ilişkin en kritik süreçlerden birini geçireceğiz.
Bu kapsamda Bursaspor’un da fikstürü, zorlu ancak kağıt üzerinde potansiyel favori maçlarını da içerisinde barındırıyor.
Önümüzdeki Giresunspor ve Tuzlaspor maçları, bu noktada Timsah’ın kalan haftalarına ilişkin önemli bir belirleyici unsur olacak.
Aslında baktığımızda fotoğraf bizlere umut vadediyor.
Bu mücadelelerden çıkarılacak puanlar, hatta galibiyetler; Bursaspor’u sonraki haftalarında daha da rahatlatır bir duruma getirirken, aynı zamanda sonraki 6 maçın nispeten zorluk düzeyi daha düşük olması, bir anda takımı üst sıraların sahibi yapabilir.
Aksi halde ise telafi için hata payı git gide azalacak…

AYNI DİSİPLİNLE MÜCADELE EDİLMELİ

Yazının Devamını Oku

Göz göre göre gitti

Ekonomisi giderek düşen, pandemi etkisiyle birlikte de pek çok gelirden mahrum kalarak sezon bazında genç oyuncularına yönelen Bursaspor’un, Ali Akman’ın transferinden ‘yetiştirme bedeli’ dışında kazanç sağlayamayacak olması, her yönden oldukça sıkıntılı.

Kulübün şiddetle gelire ihtiyaç duyduğu bu dönemde, potansiyel en yüksek kazanımın sağlanacağı oyuncu, göz göre göre gitti.
*
Sözleşmenin imza tarihi, bizlere kulüp atmosferinden uzakta sakince bu işin bitirildiğini gösteriyor.
Akman cephesi; imza sonrasındaki 3 aylık süreci ya analiz edemedi, ya da fırsatlar, tepkilerden daha cazip geldi. Bilemiyoruz…
Öyle ya da böyle, takımın alnının teriyle ortaya koyduğu bir mücadele var.
Bu yönde tepkilerin odağındaki bir genç oyuncu ne denli kendini takıma verebilir, en ihtiyaç duyulan dönemde kadro dışı hangi tarafa ceza olur, kulübe destek için oyuncuların dahi serzenişte bulunduğu bugünlerde diğer oyuncuların bu sürece reaksiyonu nasıl olur…
Bunlar tamamen muamma ve ikilem oluşturuyor.

Yazının Devamını Oku

Gençliğin azmi

GIPTA ile baktığımız ‘yetiştiren’ Avrupa kulüpleri, her yıl 5-6 genç oyuncusunu direkt sahaya sürmez; potansiyeli yüksek birkaç genç oyuncusunu, etrafında deneyimli ve yetenekli oyuncularla çevreler ki, sahadaki o birkaç potansiyele, uygun, konfor alanı yaratabilsinler.

Bursaspor’a bir bakalım...
Gerek Süper Lig, gerekse TFF 1. Lig bazında her daim en fazla genç oyunculara süre veren ekiplerin başında geldi.
Ancak buradaki önemli nokta; şans verdiğiniz kadar, mevcut potansiyel yeteneklere ne denli uygun bir oyun ortamı yaratabildiğinizdir.
Geçtiğimiz yıllarda ne yazık ki, ‘deneyimli’ isimlere daha fazla güven aşılandı, daha fazla tolerans tanındı.
Performans gözetmeksizin, kağıt üzerindeki sergiledikleri her daim birinci öncelik oldu.
Nitekim, bu eski düzen de takımı, şu an bulunduğu seviyeye doğru düşüren en büyük etkenlerden birisiydi.
Bir kez daha vurgulamakta fayda var; bir genç oyuncunun kendini gösterebilmesi, verdiğiniz süre kadar oluşturduğunuz oyun yapısı ile de doğrudan ilişkilidir.

YAŞANAN ZORLUK BURSASPOR’A FIRSAT DOĞURDU

Yazının Devamını Oku

Antalya kampında dersler çıkarılacak

SEZONUN belki de, en umutsuz futbolunu gördük sahada…

Bugüne kadar Bursaspor’un doğru ne yaptığı ne varsa, bundan çok daha uzak bir görüntüdeydi takım.
Öyle ki; henüz ilk dakikalardan itibaren panik havası, buna bağlı olarak gelen bireysel hatalar ve oyun organizasyonunun bir türlü sağlanamaması, Bursaspor’un havluyu erken atmasına neden oldu.
Aslında mücadelede temponun düşüklüğü ile birlikte, Antalya ekibinin son zamanlarda topu rakibe teslim ederek sergilediği çabuk oyun, Bursasporlu oyuncuları ne yazık ki uyuttu.
Rakamlara yansımasa da, oyunun genelinde Bursaspor daha fazla topa hükmeden taraf olarak görülürken, verim bazında ise Antalya ekibi, sonuç odaklı direkt oyunu ile tabelayı lehine kısa sürede çevirdi.

DOĞRU OYUNU OYNAYAN TAKIM TURU GEÇTİ

İşin aslı; bu ana dek, her karşılaşmada belli bir mücadele düzeyinin üzerine çıkan ve doğru bir oyun planı ile sahada olan takımın, elbette kötü oynadığı karşılaşmalar da olacaktır.
Ancak; protokolde, ağır misafirlerin bulunduğu ve genç oyuncuların da kendilerine ay yıldızlı formanın kapılarına açabileceği bir fırsat yakalanmışken, önceki maçlara nispeten gençlerin sönük kalmaları da ayrı bir eleştiri konusu.

Yazının Devamını Oku

Bursaspor’da potansiyel var

Avrupa’daki son randevularda gelen galibiyetler, toparlanma sinyalleri oluştururken; Büyükçekmece mücadelesiyle birlikte bench katkısının ne denli önemli olduğunu gördük.

49 sayılık bench katkısı var ki, bu sayının 27’sinin Munford’a ait olduğunun altını çizmek gerekiyor.
Sezon ortalaması 12 sayı olan ABD’li guard, gerçek bir lider gibi oyununu parkeye yansıtarak takımının galibiyete ulaşmasında en etkin rolü oynadı.
Kadji-Oğuz-Metin üçlüsü de, pota altı oyunlarındaki verimlerini üst seviyelere doğru çekerken, doğrusu sezona dair beklentilere cevap veren bir takım görüntüsü oluştu.
Özellikle de, yakaladıkları ivme ile dikkat çeken ve hücum potansiyeli oldukça yüksek Büyükçekmece, üçüncü periyotta 16 sayıda tutuldu ki, bu da maçın kontrolünü tamamen Bursa temsilcisi lehine çeviren ana etkenlerdi.
*
Potanın Timsahları, takviyeler ile birlikte takım bütünlüğünü ortaya koyduğunda, önemli bir derece elde edebilecek potansiyelde bir ekip.
Gerek bunu oyuncuların yetenek ve deneyimlerinde, gerekse bazı mücadelelerde ortaya konan performanslarda görebiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Umutla başladı, umutla bitiyor

Şüphesiz, Bursaspor için umudun ve hayal kırıklığının iç içe geçtiği bir yıl geride kalıyor. Pandemi koşullarının, hayata doğrudan etki ettiği ve günlük alışkanlıkları, rutinleri değiştirdiği bu noktada bu durumun sahaya yansıması yadsınamaz; ancak, saha içerisindeki fotoğrafa bir göz gezdirelim.


Bursaspor, camia olarak önemli bir dönüm noktasını yaşıyor.
Mevcut lige doğru düşüş sürecini dikkate aldığımız önceki sezonlarda öne çıkan problemler vardı.
Ekonomik hamlelerin günü kurtarma düşüncesiyle gerçekleşmesi, kulübü mali açıdan ciddi bir erozyona doğru götürürken; sahada ise süre gelen istikrarsızlık, teknik heyetlerin değişikliği, genç oyuncuların potansiyellerine güvenilmemesi, Bursaspor’u arzuladığı Süper Lig’in dışında bıraktı.
Özellikle genç oyuncularına güvenilmemesinin önemle altını çizmek gerekiyor.

Zira; baktığımızda bu yıla yeni bir teknik heyet ile başlayan takım, sezonu bir başka teknik heyet ile noktalarken, bu birliktelik de uzun sürmedi.
Bu süreçlerde; performanslar kağıt üzerinde değerlendirilerek, Vakıfköy’den gelenlerin ayak seslerine kulak asılmadı.

Yazının Devamını Oku

Pandeminin gölgesinde

TOFAŞ Basketbol Takımı, çok zor bir süreçten geçerken; 11 kişide (4 oyuncu) COVID-19 vakasına karşın, Türkiye Basketbol Federasyonu’nun lig regülasyonları gereği –ki erteleme için 6 oyuncunun ya da 1 başantrenör ve 1 yardımcı antrenörün aynı anda COVID-19 pozitif olması gerekli- Anadolu Efes karşısına çıktı.

Aslında mücadele öncesine baktığımızda her iki ekibin de, mental açıdan ciddi zorluklar yaşadığını gördük.
TOFAŞ Basketbol Takımı, mevcut COVID-19 vakalarıyla sıkıntılı bir dönemi atlatmaya çabalarken; Anadolu Efes de, yoğun maç fikstüründe Euroleague’deki üst üste kayıpları sonrası Bursa’ya geldi.
Pota altı oyunlarıyla Bursa temsilcisi, mücadeleye iyi bir başlangıç yaparken, hücumda üst üste hatalar yapan Anadolu Efes karşısında da skor avantajını elde etti.
Fakat, İstanbul temsilcisinden ikinci periyotta gelen 39 sayı, tüm hesapları alt üst ederken bu bölüm aynı zamanda maçın kırılma anı da oldu.
Sonraki dakikaları, her iki ekip de dengede götürürken, mücadelenin seyir zevkini yükseltecek ölçüde sertlik ve rekabet de, parke üzerine yansımadı.

NORMAL ŞARTLAR DIŞINDA BAŞA BAŞ BİR MAÇ OLURDU

Pandeminin, basketbolu ne denli büyük etkiler gösterdiğini daha önce de çokça kez ifade etmiştik; bu mücadele de, etkilerin bir göstergesi oldu.

Yazının Devamını Oku

‘Akıllı oyun’ planı başarıyı getirdi

Ligin seyri, istikrarsızlığı istikrar haline getirirken her takımın şansı da günden güne artıyor.

Özellikle; birkaç seri galibiyetin, bir anda zirveye yaklaştırdığı süreçte özellikle oyun ritmini bularak bunu korumak önem arz ediyor.
Bursaspor da, geride kalan uzunca bir dönemde sürekli olarak oyun planı arayışındaydı.
Mevcut kadro içerisinde kimi zaman performansa dayalı rotasyona, kimi zamanda sakatlık ve cezalar kaynaklı değişimlere giden teknik heyet, birçok opsiyonu da maçlar içerisinde denedi.
Nitekim; galibiyetlerin geldiği son maçlara bakıldığında, yeşil beyazlı takımın aradığı kimliğini bulduğunu görüyoruz.

BURSASPOR GÜCÜNÜ DAHA EKONOMİK KULLANIYOR

İşte ‘akıllı oyun.’
ERTUĞURUL Sağlam’ın da işaret ettiği üzere, Bursaspor gücünü artık daha ekonomik kullanmasını bilen, performansını belirli periyodlara değil, 90 dakikaya yayan; topu hızlı ayağa dolaştırarak hızlı hücumlarda avantaj sağlayan ve savunma ile orta saha arasındaki boyu kısaltarak daha kompakt bir savunma gerçekleştiren takım kimliğini sergiledi.

Yazının Devamını Oku

Pandemi planları sekteye uğratıyor

Pandemi, doğal yaşamın düzenini değiştirdiği gibi spor alanına da etkisini sürdürüyor.

Frutti Extra Bursaspor ve TOFAŞ Basketbol Takımı’nda görülen vakalar nedeniyle, her iki temsilcimizin de Avrupa ve lig maçlarında erteleme kararları çıktı.
Umuyoruz ki, daha önce de benzer süreçlerden geçen temsilcilerimiz, bu süreci de sağlıklı bir şekilde atlatarak, mücadelesini kaldığı yerden sürdürecektir.
Konu; sağlık olunca, her şey değişse de diğer yandan takımların, ertelemeler dahilindeki sürecini de dikkate almak gerekiyor.

ERTELEMELERLE BİRLİKTE YOĞUN FİKSTÜR DAHA DA SIKIŞTI

AVRUPA serüveni ile birlikte iki temsilcimiz de, yoğun bir fikstür içerisinde sezon başlangıçlarını gerçekleştirirken, ertelemeler sonrası daha sıkışan bir fikstür onları bekliyor olacak.
Bunun yanı sıra; takımların, antrenmanlarında ve taktik çalışmalarında, bir sonraki rakibine göre hazırlandığını da düşünecek olursak, ertelemelerden kaynaklı antrenman performansı da sekteye uğruyor.
Hazırlığı yapılan rakip ile oynanacak mücadele, vakalar nedeniyle ertelenince bu kez kısa süreçte bir sonraki rakibe hazırlık süreci başlıyor.

Yazının Devamını Oku

Takım bütünlüğü oluşmalı

Günümüzde pek çok futbol takımının belirgin iki özelliği bulunuyor; yarışmacı ve yetiştirici olması.

 

Bu iki süreci de bir arada götüren Avrupa’da nadir kulüpler, aynı zamanda rol modeli olurken; geride kalan çoğunluk ise kararını bu iki tercihten birine göre şekillendirmek durumunda.
Zira, endüstriyel futbolun getirdiği nokta futbolu amatör ruhtan daha öteye, bir şirketleşmeye taşıdı.

ERİYİP GİDİYOR

Bugün, dünyanın pek çok yerinde de gördüğümüz üzere parıldayan bir isime, henüz daha kendi yeteneğinin dahi farkına varamadan birçok kulübün kancası atılıyor, gelişimini tamamlamadan transferi gerçekleşiyor.
Sonrasında da görüyoruz ki; pek çok oyuncu beklentilerin altında kalırken, potansiyellerin çok daha altında mücadelelerde eriyip, gidiyor.
Daha öncelerde de pek çok kez ifade ettiğimiz gibi; Bursaspor’un da kendi kimliğini bu noktada bulması gerekiyor.

HARMANLAMA OLMAYINCA...

Yazının Devamını Oku

Organizasyon sorunu

Bursaspor; zorunluluktan doğan bir fırsat eşliğinde, her maçın özelinde çeşitli dersler çıkaracağı mücadeleler sergiliyor.

Takımın en büyük avantajları, aynı zamanda en büyük handikaplarını oluştururken, geride kalan 3 aylık periyotta halen daha aşılması gereken engellerin bulunduğu aşikar.
Şöyle bir sezon bazında oyun düzenine bakacak olursak;

KONDİSYON İSTENİLEN DÜZEYDE DEĞİL

İçerdiği genç ve aç oyuncuların ağırlığı ile takım daha dinamik, daha enerji dolu bir görüntü çiziyor; fakat bu oyuncuların kondisyonlarının hala istenen düzeye gelememesi, oyun içerisindeki düşüşlere de neden oluyor.
Maçların belirli periyotlarında oyunu temposuyla sürklase eden takım, geride kalan geniş dilimlerde ise rakibe teslim bir şekilde çaresiz bir görüntü çiziyor.
Altay deplasmanında olduğu gibi...
Tempo düşüklüğünün yansımalarını da bireysel hatalar ve pozisyon almada zafiyet olarak görüyoruz.

TOP KAYIPLARI SONRASI ORGANİZASYON SORUNU

Yazının Devamını Oku

Oyunu bütüne yaymalı

Bursaspor’un sezona ilişkin istikrarsız sürecini baz aldığımızda etken olan pek çok faktör var.

Mali yapının oluşturduğu endişe, kadro bütünlüğündeki uyuşmazlık, ‘deneyimin’ henüz başında olan bir oyuncu grubu, ‘tecrübeli’ oyuncuların oyun planındaki sorumluluğunu hissettirememesi, saha dışının vermiş olduğu negatif etki gibi, birçok parametre istikrarsızlıkta önemli rol oynuyor.
Bunların yanında bir de, oyunu bütününe yayamadığını da eklemek gerek.

ORTALAMASI OLMAYAN TEHLİKELİ BİR TAKIM

Artılarına da baktığımızda; ‘dinamik’ ve ‘tempolu’ bir takımın getirdiği o enerjiyi, buna bağlı bazı bireysel performansların üst seviyeye çıkmasını, ilk haftalardaki kırılganlığın giderek azalmasını gösterebiliriz.
Oyun içerisinde zirveyi de dibi de yaşayan, ortalaması pek bulunmayan tehlikeli bir takım görünümünde Bursaspor.
Her ne kadar Uluslar Ligi, haklı olarak eleştirilere maruz kalsa da Bursaspor gibi takımlar için fırsat niteliği taşıyor.
Bu süreçte daha fazla birlikte çalışabilmeye, maç stresinden uzak tamamen kondisyon ve taktik düzene dayalı çalışmalara ön ayak oluyor.

Yazının Devamını Oku