GeriGürkan DURAL Doğru teşhis çok önemli!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Doğru teşhis çok önemli!

Sezonun yarısına yaklaşıyoruz.

Bursaspor, büyük umutlar dahilinde başladığı sezonda 15 resmi mücadeleyi geride bıraktı.
Mevcut konum herkesin malumu, kimse memnun olmadığı gibi; her daim bir ışık görme beklentisi etrafında geçiyor haftalar.
Yönetim, teknik heyet, camia ve bizler de bir çıkış yolu arıyoruz.
Ancak doğru tedavi için, doğru teşhisleri de gerçekleştirebilmek gerekiyor.
Dilimiz döndüğünce, geride kalan mücadelelerin parametreleri ışığında nelerin baş gösterdiğine bir bakalım...

OYUNU YÖNLENDİREMEYİNCE KAYBEDİYOR

İlk olarak karşımıza Bursaspor’un, bu denli ciddi bir süreci geride bırakmasına karşın halen istikrarlı bir oyun kimliğine sahip olamadığını görüyoruz.
Göreve gelen teknik adamların tamamının ‘topa sahip olma’ ve ‘oyunu yönlendirebilme’ düşünceleri, saha üzerinde sonuçsuz kaldı.
Zira geçtiğimiz günlerde de bu sayfalardan dile getirdiğimiz üzere rakamlar bizlere, takımın oynayınca değil, oynatınca kazandığını gösteriyor.
Ligde kazanılan 4 karşılaşmada da rakipten daha düşük seviyelerde topla oynanırken, bu noktada üstünlüğün elde edildiği 8 mücadelede de puanlar kaybedildi.
Geriden oyun kurma felsefesi, karşılığını bulamamış olacak ki kayıpların yaşandığı mücadelelerde oyunun orta alana sıkıştığını ve Bursaspor’un savunma bölgesinde daha çok oynandığını gördük.

TAKIMIN KİMYASI BİR TÜRLÜ UYUŞMADI

Timsah’ın kalesinde gördüğü gollerin büyük bir kısmının da bireysel hatalardan geldiğini ve rakiplerin orta alandan hızlı çıkışlarıyla sonuca gittiğini de söylemekte fayda var.
Dolayısıyla hazırlık paslarını çoğaltmak, oyunu rakibin savunma bölgesine yıkamamak, yaratıcı oyuncularınızın bireysel performansına bağlı kalmanıza yol açtığı gibi, savunmada da çeşitli defolar veriyor.
O noktada Bruno’nun ekstra diyebileceğimiz bir skor katkısı bulunuyor; ancak geçtiğimiz sezon olduğu gibi, her mücadelede bir kahraman çıkarılamadığı da aşikar.
Kadroda yer alan pek çok ismin de form düzeylerinin oldukça geride olduğunu düşünürsek; geriye tek şey kalıyor, o da takım oyunu.
Bursaspor henüz ‘takım’ kimliğini oturtamamış durumda...
Transferlerin her birinin, futbol piyasasında önemli değerlere sahip olmasına karşın; o kimya şimdilik uyuşmadı görünüyor.
Teknik heyet tarafından da buna yönelik çözümlerin ve hamlelerin gelememesi, üst üste gelen mağlubiyetlere de zemin hazırlıyor.

SANTRFORLAR TOPLA BULUŞMAKTA ZORLANIYOR

Bir diğer konu ise; santrfor performansları.
Bu ligde gördük ki, hücumunu iyi organize ederek, en ileri ucundan verimler alan ekipler, sıralamada da üst noktalarda kendilerini gösteriyor.
Bursaspor’un santrforlarından aldığı katkı yalnızca 4 gol, toplam atılan gollerin sadece yüzde 23’lük bir dilimi.
Bir şekilde bu oyuncuların, takıma yeniden kazandırılmaları gerekiyor.
Bu da yine başta olduğu üzere oyun ile olabilecek bir şey keza; Tim Matavz ve Batuhan Kör, aslında çok iyi birer bitirici olmalarına rağmen, ceza sahası içerisinde kaleye yakın bir noktada topla buluşmakta zorlanıyor.

BURSASPOR MERKEZDE ETKİSİZ KALIYOR

Kanatlar, rakiplerin önlemlerine takılı kaldığında merkezden etkisiz olan takım, iyiden iyiye hücumda şuursuzlaşıyor.
Çok uzağa gitmeden kupadaki Kırşehir maçına dönüp bir bakalım; ilk 70 dakikalık dilimde, Bursaspor’un sürekli olarak rakibin ceza yayı gerisinde hazırlık pasları yaptığını gördük.
Kapanan savunmalara karşı, şut tercihi de kullanılmazken, hücum oyuncuları da boşluk bulmakta zorlandı.
Oyunu geniş alanlarda da oynayamamak, belli bir süreye kadar rakibin ekmeğine de yağ sürdü.
Bu yüzden Acolatse’nin fizik gücüyle adam eksilterek kanattan getirdiği topun ve Batuhan’ın arka direkte boş durumda üst turu getiren golü kaydetmesinin önemi büyük.

YA YARATICI OYUNCULARI KULLANACAK...

Oyun bazında topla daha fazla oynuyorsanız; ya yaratıcı oyuncularınızı buluşturarak, onların hünerleriyle sonuca gidersiniz, ya da rakibi top peşinde koşturup yorarak, boşluklarından ve hatalarından faydalanırsınız.
Bursaspor ne yazık ki bunu pek çok mücadelede gerçekleştiremediği için, bu dezavantaj haline dönüştü.
Orta alanda Kerem Şen ve İsmail Yüksek ikilisinin form düzeylerinin yükseldiği karşılaşmalarda, savunma bazlı sorun yaşanmazken hücum varyasyonlarının da çeşitlendiğini gördük.
Ancak İsmail’in kart cezası ve sakatlığı, Kerem’in oldukça yeni adapte oluşundan kaynaklı performansındaki dalgalanmalar da, merkezin daha hassas bir hal almasını sağladı.

TAKIM MÜCADELE YOKSULLUĞU YAŞIYOR

Son oynanan Kırşehir maçında da ne kadar kolay geçildiğini gördük ki, Bursaspor’un kaybettiği son 3 lig müsabakasında da orta alanda rakiplerine karşı direnç gösteremediği de herkesin malumu.
Dolayısıyla; hangi alandan oyuna bakacak olursak olalım, belirli bir kopukluk, kimyanın uyuşmaması ve bazı oyuncuların da mücadele yoksunluğu başı çekiyor.
Elbette saha içindeki bu detayların yanı sıra, saha dışı etkenler de Bursaspor kaosunun baş aktörü oluyor.
Yönetim, belli bir noktada bir şeyler yapmak için çaba gösterirken; çok yüksek bir baskı altında.
Zira, camianın en ufak bir hataya dahi tahammülü yok.
Bir nevi, geçmiş yıllardaki yönetimlere olan suskunluğun birikimlerin faturası ödetiliyor.

GÜNAH KEÇİSİ ARAMAK CAMİAYA ZARAR VERİYOR

Bugünden yarına doğru konuşacak olursak, her olumsuz sonucun ardından bir günah keçisi arayışı camiaya zarar verdiği, topyekun silkelenmek gerekiyor.
Çünkü Bursaspor, ne yazıktır ki son yıllarda öyle bir vasatlığa alışır hale getirildi ki, gerçeklerden de uzak bırakıldı.
Bu yüzden oyunsal bazda değerlendirirken iyi-kötü sonuçlardan ziyade, takımın ne verdiğine ve vereceğine odaklanmak en akla yatanı.
Bu denli karamsar bir ortamda, lig de yeni fırsatlar sunmaya devam ediyor.
Bakınız ateş hattının hemen üzerinde yer alan Timsah, Play-Off hattının da yalnızca 6 puan uzağında...
Daha çok sular akacak, daha çok değişkenler göreceğiz.
Tıpkı daha önce olduğu gibi arka arkaya galibiyetler, inanın bu takımı yeniden üst sıralara doğru götürecektir.

DENİZLİ MAÇI HER ŞEYİN BAŞLANGICI NİTELİĞİNDE

Elbette şu anki oyun bazında bunu düşünmek biraz hayalperestliğe kaçsa da, teknik heyetin bundan sonraki mücadelelerdeki dokunuşları, yönetim-camia bütünlüğünde yaraların sarılması, yeniden Bursaspor’u yarışa bir şekilde dahil edecektir.
Ligin daha ilk yarısının bitimine 5 maç var, potansiyel 15 puan.
Kimse şu an 15 puanın geleceğine inanmasa da, bu süreçte yakalanacak çıkış ve sorunlara temelden çözümler, ikinci yarıya da daha umutlu ve inançlı girilmesini sağlayacaktır.
Bu yüzden Denizlispor maçı, her şeyin başlangıcı niteliğinde.
Takımın da, teknik heyetin de, camianın da silkelenip başını kaldırabilmesi için önemli bir fırsat.
Aksi halde, tüm umutlar birer birer eriyecek.

X

Takım kimliğini unuttu

Bursaspor, bugüne dek gösterdiği mücadele ve azim ile var oldu, var olmaya da devam edecek.

Bu şüphesiz; ancak diğer yandan tehlike sinyallerinin kulakların içinde çınladığı bir andayız.
Sorunu yalnızca tabelada aramak, buz dağının görünen kısmına dikkati çekmek olacaktır.
Daha derininde, daha kökeninde bir problem var ki; o da takım karakterini, mücadeleci kimliğini kaybetmesi...
Temelde öylesine bariz bir iletişim, bariz bir felsefe sorunu var ki saha içerisinde oyuncular da özgüvensiz, evvela ilk adım attıklarında dahi bir şeylere inançlarının kalmadığı gün gibi aşikar.
Konsantrasyon dediğimiz şey de budur zaten, yüksek motivasyonların istisnalarda zarar getirdiği görülse de düşük motivasyonların da temelinde hataya yönelim vardır.

UMUTLAR SAMAN ALEVİ GİBİ SÖNDÜ!

Birbirlerine inanmayan oyuncu grubunu gördük yine bir İstanbul deplasmanında...

Yazının Devamını Oku

Umuda yolculuk

Futbol oyununun temel özelliklerine sahip olmak kadar, bunları iyi yönlendirebilmek ve iletişim de günümüzün olmazsa olmazlarından.

Tamer Tuna’nın ilk ismi geçtiğinden itibaren, camiada bir heyecan oluştu.
Hayal kırıklarıyla dolu bir sezonda, yeni bir umut kapısı adeta...
Deneyimli teknik direktörün, hem iletişim yönündeki doğallığı, hem oyuna olan ilk etaptaki dokunuşları, umudu güçlendiren etkenlerden.
Tuna, geldiği günden itibaren camianın kara bulutlarını kısmen dağıttığı gibi, takımı da yeni bir oluşum etrafında toplamayı başardı.

VAR OLANI GELİŞTİREREK KÜÇÜK DOKUNUŞLAR YAPTI

Bu durumun neticelerini ikinci yarı ile birlikte göreceğiz ancak sözleşmenin uzun vadeli yapılması ve kendisine duyulan bu noktada güven de devam ettiği sürece, Bursaspor’da uzun süreden beridir oluşamayan o istikrar, teknik altyapı ve iletişim de kendini gösterecektir.
Sinyallerini de hem son lig maçında, hem de kupa mücadelesinde gördük.

Yazının Devamını Oku

Saha içi lider eksikliği

Son yılları baz aldığımızda hakim olan ‘kaos’ iklimi bu yıl da devam ediyor.

Çarklar yerinde işlemediği gibi, plansızlığın da bir getirisi olan istikrarsızlık Bursaspor adına mevcut sezonun özeti niteliğinde.
Ancak net görülen de bir şey var ki; o da Bursaspor’un saha içerisinde bir lidere ihtiyaç duyduğu.
Birçok mücadelede oyuncuların mental açıdan sorunlar yaşadığını, konsantrasyon kayıplarını, beraberinde getirdiği hataları, saha içi dizilişteki kopuklukları, hatta özgüvenlerini kaybetmelerini gördük.

BURSASPOR’DA HİÇBİR ŞEY DE TAM DEĞİL

Ligin kağıt üzerindeki en değerli takımı olan bir ekibin, bu ruhunu kaybederek ateş hattında yer alabilmesi, başka türlü açıklanamaz.
Şu öncelikle kabul edilmeli; Bursaspor yalnızca bu yılın özetinde değil, son 4-5 yılın bazında bir istikrarsızlıkla, eksikliklerle boğuşuyor.
Her şeyden biraz var ama hiçbir şey de tam değil.

Yazının Devamını Oku

3 temsilcimiz yüz güldürdü

Bursa basketbolu, geçtiğimiz hafta parke üzerinde önemli sınavlar verdi. Frutti Extra Bursaspor, Final Spor ve Geçit Spor galibiyete imza atarak başarılarını perçinlerken; TOFAŞ, Bursa Büyükşehir Belediyespor ve Akran Gemlik Basketbol, yüksek mücadelelerine karşın mağlup ayrıldı.

SEZON başında oluşturduğu kadro ile hem Avrupa’da başarıyı, hem de ligde play-off’u hedefleyen Frutti Extra Bursaspor, ING Basketbol Süper Ligi’nin 14. hafta mücadelesinde HDI Sigorta Afyon Belediyespor’un konuğu oldu.
Temsilcimiz; baştan sona üstün bir oyun sergilediği mücadeleyi 108-55’lik farklı bir skor ile kazandı.
Yaşanan mali krizin etkilerinden biri olarak Afyon ekibi, sezonun geri kalan bölümlerinde olacağı gibi, temsilcimiz karşısında da yerli ve genç oyuncuları ile parkede yer aldı.
Dolayısıyla, her iki ekibin de kadro kaliteleri ortaya konulduğunda kıyas dahi kabul edilemeyeceği aşikar bir durum.

SON DÖNEMDE GRAFİĞİ YÜKSELİYOR

Fakat; bu galibiyet ile birlikte temsilcimizin son dönemlerde yükselen grafiğine de dikkati çekmek gerekiyor.
Takım yoğun fikstüre ve bazı zamanlarda kadro rotasyonunda güçlükler yaşamasına karşın, örnek bir mücadele ortaya koyuyor.

Yazının Devamını Oku

Vasatlığa alıştık!

Bursaspor, vasatlığa o kadar fazla alıştırıldı ki son yıllarda, artık forma ağırlığı söylemlerinin de bir karşılığı kalmadı.

Üzerinde sıklıkla durduğumuz ‘futbol aklı’ kavramının karşılığı sportif direktörlük, kelime kökeni bazında futbolun direktörlüğünden geliyor.
Açıklaması; teknik birikimleriyle, teknik direktöre destek vererek, yönetim ile teknik direktör arasındaki köprüyü oluşturan, takımın bütçe planlamalarından oyuncu seçimlerine, birebir mental görüşmelerden takımın oyun kimyasına ilişkin belirlemeleri yapan bir pozisyon.
Teknik direktörü baskı altına alan yahut tutan değil…
Daha bu cümlede çizgiyi çektik zira bizim futbol iklimimizde tamamen sportif direktörlük, teknik direktörü birebir baskı altında tutan ve kaçış yolunda başvurulacak ilk insan profilinde.

***

Bunu çok çok yakın bir zamanda Bursaspor’un mücadelesinde gördük.
Sportif direktörlüğe getirilen Deniz Kolgu, daha birkaç gün geçmesine karşın maça yedek kulübesinde oyunculara, teknik direktör edasıyla direktifler vererek başladı.

Yazının Devamını Oku

Kaybedecek bir an yok

Bakın; bugün hayatın her noktasında iletişimin önemi büyük.

İfadelerinizle ne anlatmak istiyorsanız anlatın, anlattığınız yalnızca karşınızdakilerin anlayabildiği kadardır.
Futbolda da durum böyle...
Nice açıklamalar görüyoruz kimi klişeleşen anlayışta, kimi üst perdeden ‘ben bildirim’ konuşmalarına dayalı, nadiren de futbolun öğelerine bağlı kalınıyor, doğası anlatılıyor.
Bu sorun vesilesiyle, Bursaspor yeni bir teknik direktör değişimine gidiyor.

BURSASPOR’A UYUM SAĞLAYAMADI

Sayın Özcan Bizati’nin, ‘Seyirci karar mercii değildir’ sözlerinin ardından 24 saat geçmedi ki, ayrılığı duyuruldu.
Dün dünde kaldı fakat; Bizati’nin de oyun felsefesi ve yapısal duruşu, Bursaspor’a pek çok noktada uyum sağlayamadı.

Yazının Devamını Oku

‘Ceza kesici’ takım

LİG sürprizlere gebe, önümüzdeki süreçlerde daha da çok sürprizleri görecek gibiyiz.

Dolayısıyla kısa bir süreliğine dahi form yakalayan ekipler, kendilerini yarışın içerisinde bulabiliyor.
Bursaspor adına da, Manisa FK mücadelesi öncesinde umut iklimi hakim.
Denizli deplasmanında göze hoş gelen futbolun, takım kimliğinin ortaya konuşunun, rakiplerin aldığı sonuçların etkisiyle, yeni bir sayfa aralanacak gibi görünüyor.
Aslında futbolun matematiği de, doğru oyunun ne olduğunu bizlere gösteriyor.

TEKNİK HEYET KARAR VERMELİ...

Bursaspor; kadro kalitesi itibarıyla ligin en değerli takımı olsa da, coşkulu ve dinamizmi yüksek bir oyun yapısına sahip değil, özellikle de topa sahip olduğu dönemlerde de boşluk bulmakta zorlandığında bireysel yeteneklerinden de faydalanamıyor.
Haliyle kendi yarı alanındaki paslaşmalar, orta alan ile hücum hattı ile arasında yaşanan kopukluk da savunmada hazırlıksızlık yakalandığı anlarda kalesindeki pozisyonları doğuruyor.

Yazının Devamını Oku

‘Takım’ olabilmek gerekiyor

BURSASPOR, iyi bir ekip.

Timsah; ligde kadro değeri en yüksek takım olma niteliğine sahip olmasının yanında, en fazla farklı oyuncuların gol katkısı alan, yaş ortalaması itibarıyla da ligin en dinamik ekiplerinden birisi...
Kağıt üzerindeki pek çok parametreler, talihsiz geçen maçlara karşın; orta sıralarda yer almaması gerektiğini bizlere gösteriyor.
Peki sorun ne?
Nereden baksanız son 5 yıldır, gündemin ana etkenini ‘birliktelik’ oluşturuyor.
Tüm dinamikleri ile tek bir vücut olma, küçücüğü büyüğü demeden tüm paydaşlarıyla büyüyen bir kulüp/camia herkesin temennisi.
Bu noktada yönetimden, tribünlerine, kent dinamiklerinden nüfusuna dek herkesin elini taşın altına koyması gerektiğinden sürekli olarak bahsettik.

MÜCADELEDEN UZAK BİR GÖRÜNTÜ VARDI

Peki takım?

Yazının Devamını Oku

Gözler Bursa basketbolunda

Geçtiğimiz hafta sonu parkeye çıkan Bursa temsilcileri, talihsiz bir hafta geçirirken kazanan yalnızca Final Spor oldu. TOFAŞ, Frutti Extra Bursaspor, Akran Gemlik Basketbol ve Geçit Spor, mücadelelerine karşın haftayı mağlubiyet ile noktaladı; ancak performansları ile umut verdiler.

TÜRK basketbolunun lokomotiflerinden biri olan TOFAŞ Basketbol, içerdiği kültür ve oyuna olan katkısı ile her daim, üst sıralarda kendisini gösteren ve daima çıtayı yukarı taşıyan bir kulüp.
Öyle ki; son yıllarda Play-Off’larda yer alarak, Avrupa’daki mücadelesi ile birlikte bu istikrarını sürdüren bir özellikte.
Ancak, bu sezon işler beklenildiği gibi yolunda gitmiyor.
Henüz ligde 8 hafta geride kalmasına karşın, son oynanan Gaziantep Basketbol mücadelesiyle birlikte 4. yenilgi alındı.

TOFAŞ’TA SAVUNMA PROBLEMLERİ DORUĞA ULAŞTI

Avrupa’da durum nispeten daha ferahlatıcı bir görünüm çizerken, 4 maçta 3 galibiyetle takım lider durumda bulunuyor.
Göze çarpan detaylardan birini ise haliyle Avrupa ile birlikte lige adaptasyon süreci oluşturuyor.

Yazının Devamını Oku

Vakit, birlik vakti! “

Bursaspor’da, uzun bir bekleyişin ardından işler rayına oturmaya başlıyor.

Takımın git gide olan uyumu, oyuncuların saha iletişimleri artarken; aynı süreçte bireysel yeteneklerin de ön plana çıkması, takımı ileriye doğru sürüklüyor.
Bu noktada geçtiğimiz gün kupada elde edilen 6-1’lik galibiyet ile birlikte üst üste kazanmak takıma ciddi anlamda moral ve motivasyon aşılıyor.

BU DÖNEMİ HASARSIZ ATLATMAK ÖNEMLİ

Elbette; gerçeklerden de çok fazla uzaklaşmamak gerekirse rakiplerin kağıt üzerinde Bursaspor’un çok gerisinde olmaları, seviyelerinin oldukça düşüklüğü de buna bir etken fakat, daha önceden de sıklıkla vurguladığımız üzere camianın en iyi ihtiyacı olan yegane şey, seri galibiyetler.
Zira, bu sayede kazanma alışkanlığının yeniden kazanılacağı gibi, camiadaki atmosferi de haneye yazılan 3 puanlar olumlu anlamda değişikliğe hazırlıyor.
Özellikle ligin çok uzun bir maraton olduğunu da hesaba kattığımızda önemli olan, sahada iyi bir oyun sergileyemediğinde dahi bu kazanma alışkanlığını sergileyerek, bu dönemi hasarsız atlatabilmek.

HEDEF, DEVREYİ PLAY-OFF HATTINDA BİTİRMEK

Futbolun psikolojisine de baktığımızda, kazanmak her zaman morali yüksek tuttuğu gibi, hasarsız geçilen süreç de takımın iyileşmesine ilişkin atılan her bir adım niteliğinde.

Yazının Devamını Oku

Umut var

PERFORMANS dalgalanmaları bu ligin doğasında var...

Geçtiğimiz dönemlerde de gördüğümüz üzere pek çok ekip, belli form düzeylerinde seri galibiyetler elde ederek kendini üst sıralara attığı gibi; aynı zamanda düşüşler sonucu da bir anda ligin alt basamaklarında hedeften uzaklaşabiliyor.
Önemli olan, sezonun uzun bir maraton olduğu ve bu maratonda da belli bir istikrarı yakalayabilmek.

BÜYÜK BİR FIRSAT

Bursaspor için sezon oldukça çalkantılı başladı; teknik direktör değişiklikleri, oyuncuların adaptasyonu, tribünlerdeki gerilimler ve dahası...
Timsah kimsenin beklemediği bir noktada kendini buldu; ancak umut var.
Hele ki şu dönemde, çok büyük bir fırsat var.
Hafta sonu iç sahada elde edilen galibiyet yalnızca bir 3 puan niteliğinde değil, lige verilen aranın takımı ne denli toparladığını ve doğru oyun felsefesinin de ne denli iyi yansıtıldığının bir göstergesi.

Yazının Devamını Oku

Bursaspor’da en büyük tehlike inanç kaybı

Oyun, mücadele, tabela...

Hangi faktör olursa olsun, asıl bekleyen büyük tehlike; inanç.
Şöyle bir hafızaları tazelediğimizde, geçtiğimiz sezon transfer engeli nedeniyle 13 genç oyuncusunu U-17 ve U-19 takımlarından takviye yapan, 21.9’luk yaş ortalaması ile de parmak ile işaret edilen takımın, en büyük itici gücü kendilerine duyulan inançtı.
Sakatlık, cezalar, pandemi etkisi gibi yaşanan talihsizlikler bir kenara; tabeladaki olumsuz sonuçlara rağmen oyuna ve oyuncuya olan güven, kısmen huzur ortamının oluşmasına da vesile oluyordu.

İNANÇ, YERİNİ TEDİRGİNLİK VE KARAMSARLIĞA BIRAKTI

Bugün geldiğimiz noktada ise inanç yerini tedirginliğe ve karamsarlığa bırakmış durumda...
Aslında sezon başına döndüğümüzde camianın pek çok kesiminin bir arada buluştuğu, yeniden birlik için yoğun çabalar sarf edildiği anlara hep birlikte şahitlik ettik.
Hakkıdır; yönetimden malzemecisine dek kulübün küçük büyük demeden tüm paydaşları da öylesine bu sezonu sahiplendi ki, çeşitli fedakarlıklar da ortaya konuldu, konulmaya da devam ediliyor.

Yazının Devamını Oku

Özcan Bizati'yi neler bekliyor?

“Taraftar desteğiyle ön plana çıkan takımlarda baskılı ve yüksek tempolu oyun olmazsa olmazlardan biridir. Ancak bunun için yüksek bir kondisyon şart. Ne yazık ki Bursaspor’da bu yok. Bir sonraki haftanın BAY geçilecek ve Milli araya girilecek olması birlikte yeşil beyazlılar için bir fırsat niteliği taşıyor.”

Bursaspor, uzun süreçten beridir durgun sulara yelken açamadı.
Bir takım etkenler sebebiyle kulüp, istikrarlı bir şekilde kaos iklimine çekilirken; bu durumların sahaya da tesir ettiğine şahitlik ettik.
Öyle ki; yakın geçmişteki seçimler ve yönetim, camianın bu noktada en büyük umudu oldu fakat ligin başlangıcından bu yana oluşan talihsizlikler, tabelanın durumu ciddi endişeler de oluşturdu.
Şu an gelinen noktada Bursaspor, yalnızca topladığı 5 puan ile küme düşme hattında yer alıyor.

FUTBOL CAMİASINDA SAYGI İLE ANILAN BİR İSİM
LİDERİN 11 PUAN GERESİNDE BULUNUYOR

Bir sonraki haftanın da BAY geçileceğini düşünecek olursak, şu an liderin 11 puan gerisindeki takım, daha yüksek puanlarda geriye düşebilir ki, bu durumun psikolojik etkileri de muhakkak takıma yansıyacaktır.

Yazının Devamını Oku

Acil çözümler oluşturulmalı

Ligde uzun maraton başladı, zaman da ciddi ölçüde daralıyor.

Bunu başta böyle ifade etmek belki aşırıya kaçabilir; fakat geçtiğimiz sezon bizlere her mücadelenin ilk veya son hafta fark etmeksizin büyük önem taşıdığını gösterdi...
Bursaspor bu noktada, dilediği oyunu henüz sahaya yansıtamazken nedenleri üzerinde durmakta fayda var.
İlk olarak takım kimyasının oluşmasının, ciddi bir süre alacağı aşikar...
Bunu pas trafiklerinde net bir şekilde görebiliyoruz; ortalama yüzde 80’leri gören pas isabetleri, özellikle top üçüncü bölgeye geldiğinde oldukça aşağılara düşüyor.
Kendi yarı alanından hazırlık paslarıyla çıkan takım, kaleye her yaklaştığı anda geçmiş dönemlerde de sıkça gördüğümüz bir telaş halini alıyor.
Orta saha bloğu ile hücum hattı arasındaki kopukluğun başlıca etkenlerinden biri de, oyunu çözme noktasında henüz ‘kreatif’ diye tabir ettiğimiz isimlerin kendilerini gösterememeleri...
Zira, oyunun üçüncü bölgesinde yaşanılan sorunlarda kapanan savunmaların, bireysel yetenek ile aşılacağı günümüz futbolunun bir gerçeği.

Yazının Devamını Oku

Bursaspor’un oyun felsefesi olmalı

Bursaspor'un şöyle bir yakın geçmişine baktığımızda, belki de sorunların en göze çarpanı olarak ‘futbol aklı’ öne çıkıyor.

Üreten, altyapı açısından zengin ve nüfus popülasyonuyla sporun kenti unvanına erişebilen kentin gözbebeği kulüp, en alt kademeden üst kademeye sıçrayan süreçte belirli bir oyun ve sistem kültürüne ne yazıktır ki sahip değil.
Avrupa’da altyapısını geliştirerek büyüyen kulüplerin pek çoğu, alt kademelerden başlayan süreçte belli bir oyun sistemi, planı ve hazırlığı içerisinde A Takım’a doğru ilerlerken, bu durum topa ilk değen oyuncu ile en deneyimli oyuncunun, oyun kültürü noktasındaki makası daraltıyor.
Yıllarca, her yaş grubunda aynı oyun şablonu ve kültürünü alarak yetişen isimler, A Takım’a yükseldiklerinde yabancılık çekmezken; var olan güçlü yapıya da kolayca adapte olabiliyor.
Bizlerde ise maalesef bu durumda, istikrarsızlığın da getirdiği bir eksiklik söz konusu.
En üst katmanda yaşanan teknik adam değişiklikler, kısa vadeli planlar, stratejiler, uzun vadedeki oluşumu derinden sarsıyor.
Pamuk ipliğine bağlı bir düzen söz konusu.

BU DURUM ALT VE ÜST YAPIYI ÇOK ETKİLİYOR

Her yeni gelen teknik adam, kendi oyun mantalitesini sahaya yansıtmak isterken, beraberinde yeni isimlerle geliyor.

Yazının Devamını Oku

Bursaspor güven aşılıyor

Son dönemlere baktığımızda, dünya bir değişim sürecine girdi.Kuşak farklılığı, beraberinde olaylara yeni çözümleri de getirirken; daha rasyonalist, daha teknoloji ile bütünleşmiş yaşamlar, merkezimiz haline geldi.Bu durumun elbette spora da yansımalarını yakinen görebiliyoruz.

 


Bursaspor Kulübü’nün yönetiminde bayrak değişiminin ardından 56 gün geride kaldı…
Atılan adımlar, ortaya konan duruş ve bununla birlikte çözüm odaklı davranışlar, camianın umutlarını yeniden yeşertti.
Tam da camianın ihtiyacı olduğu üzere…

BİR KULÜPTEN DAHA FAZLASI

Genelde ülkemizde başarılar, geçmiş tezahürler ile kıyaslanır ve o kıyasın bir sonucu olarak ölçütleri belirlenir.

Yazının Devamını Oku

Bu sezon çok kıymetli

Tarihte hep görürüz, mitolojilerin de geneli düştükten sonra kalkan ve yeniden doğan ‘Anka Kuş’larından kuruludur.

Hep bu hikayeler bizlerin, hayat üzerine sorgulayıcılığımızı artırır, düşüncelerimizi pekiştirir.
Futbolu da hayatın, ana eksenlerinden birini oluşturan bir öğe olarak görürsek, benzer direnişlerle pek çok kez karşılaşmışızdır.
Başarıyı ve başarının büyüklüğünü de belirleyen etken budur; küllerinden yeniden doğmak.
İşte böyle bir süreç kapsamında Bursaspor, yeni bir sezona ‘merhaba’ dedi.

KASVETLİ ORTAMDAN UMUT VERİCİ İKLİME

Bakıldığında ilk başlarda kasvetli görünen, kara bulutların hüküm sürdüğü hava yönetimin göreve ilk geldiği günden itibaren gerçekleştirdiği icraatlar ile nispeten daha umut verici bir iklime bıraktı kendini.
En azından, yapılması gerekenler için ortaya somut adımlar konuldu.

Yazının Devamını Oku

Basketbol şöleni yaşanacak

BASKETBOLUN, birçok şeyden kaçış olduğunu dile getiriyor Chicago Bulls’un efsane forveti Scottie Pippen.

Özellikle pandemi etkisiyle, uzak kaldığımız yaşantımızda; yeni bir sezon, bu yönden heyecan oluşturuyor.
Sürecin etkilerinin de azalmasıyla birlikte umudumuz odur ki, Bursa basketbolunun tribünleri yine seyircilerin destekleriyle yankılanacak.
Geçtiğimiz sezon, bu açıdan buruk geçirdiğimiz dönemde temsilcilerimiz de bu durumdan bir hayli etkilenmişti.
Zira; son yıllara bakıldığında kentimizde derin bir basketbol kültürü oluştu.
Takıma hangi noktalarda destekten, hangi noktalarda rakibin ve hakem trio’sunun baskı altına alınacağına, çift hanelerde geride olunsa dahi yeniden seyircinin takımı oyuna adapte etmesine kadar, pek çok an, bizlere bu kültürün oluştuğunu gösteriyor.
Bu ateş, Avrupa heyecanı ile birlikte daha da alevlenecek.

UYUM SAĞLANINCA İSTİKRARA ULAŞILIYOR

Temsilcilerimizden TOFAŞ Basketbol Takımı, FIBA Şampiyonlar Ligi’nde; Frutti Extra Bursaspor da EuroCup’ta tıpkı geçen sezon olduğu gibi yer alacak.

Yazının Devamını Oku

Şeffaflık güven sağlıyor

Futbol; içerdiği her bir dinamik ile ayrı bir sektör haline geldi.

Endüstriyelleşen branşta, kuşkusuz ‘şeffaflık’ özelliği de, en çok aranan ve olması gereken faktör olarak öne çıkıyor.
Şüphesizdir ki, bu noktada kulüp; geçmiş dönemlere kıyasla daha bilgilendiren, daha açık ve daha soru işaretlerini sonlandıran bir anlayışa bürünmüş durumda.
Özellikle mali konulardaki pek çok bilgi akışı, kulübün resmi yayın organları tarafından gerek basına, gerekse taraftara direkt olarak servis ediliyor.
Tabii bu durum, çeşitli spekülasyonların da önüne geçtiği gibi; aynı zamanda bir güven ortamı da yapıyor.

YENİ BİR DÖNEME GİRİŞ YAPILDI

Kongre öncesindeki döneme baktığımızda en fazla dillendirilen sorunlardan da biri buydu...
Destek noktasında; pek çok kesim, güven hissiyatsızlığından ötürü yeterli fedakarlıkları gösteremiyordu, ki haksız da sayılmazlardı.

Yazının Devamını Oku