GeriGürkan DURAL Buraya kadar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Buraya kadar

“Genç oyuncularını parlatan kulüplerin yapısına bakarsak, bir anda şans verdiğini göremeyiz. Potansiyel vaat eden yetenekler, var olan organizasyon içerisine dahil edilir ve desteklenir. Genç oyuncuları bir anda sahaya sürmek, her ne kadar güzel ve gurur verici görünüyor olsa da; çok büyük riski de içinde barındırır. Dileriz bundan sonraki hamleler, planlı, programlı ve anlık değil, yarınlara yönelik olacaktır.

 

Düşünün...
Her yeni süreçte bir takım sözler ve umutlara etrafında çıkılan yolda, her daim bir belirsizlik, kaos hakim.
Emeğin maddi karşılığı verilmediği gibi, kimi zamansa sizleri yönetenler tarafından maneviyatınız da sorgulanıyor.
Bir anda sudan çıkmış balık misali oyuncular, kendilerini sert, çetin geçen lig arenasında buluyor; haksızlıklara dahi isyan eden tek kesim yine teknik ve oyuncular oluyor.
Açıkçası Bursaspor için, doğru organizasyon şeması ve huzurlu bir iklim ne yazıktır ki oluşturulamadı.
Bu etrafta oyuncular, saha içerisindeki mücadele devam ederken, her daim bir kaos kültürü hakim oldu.

AVRUPA’DA GENÇ OYUNCU KURTARICI OLMAZ!
BİR ANDA DEĞİL, İÇİNE DAHİL EDEREK DESTEKLENİR

Belirsizlikler de peşi sıra geldi elbette, tıpkı genel kurul konusu gibi...
Öncelikle altyapıdan beslenerek, genç oyuncularını parlatan kulüplerin yapısına bakacak olursak; bir anda gençliğe yönelim ile destelerce isme bir anda şans verilmediğine rastlarız.
Belli bir oyun planı, dahilinde potansiyel vaat eden yetenekler, var olan organizasyon içerisine dahil edilerek, performansları çevresini saran deneyimli ve rol oyuncularıyla desteklenir.
Avrupa’daki genç oyuncu, bir anda ‘kurtarıcı’ olmaz mesela...
Aşamalar yavaş adımlarla geçilir, ne zaman ki kalite istikrara dönüşür, işte o zaman rol oyunculuğundan kilit oyunculuğa dönüşüm başlar.

1 AY DAHİ ANTRENMAN YAPAMADAN SAHAYA ÇIKTILAR
ŞARTLARA BAKILDIĞINDA ÇOK ÖZEL MÜCADELE VERİLDİ

Bursaspor, altyapıya önem veren bir kulüp.
Geçtiğimiz yıllarda da bu sayfalardan pek çok kez dile getirdiğimiz üzere; gerek Süper Lig’de mücadele ettiği son dönemlerinde, gerekse son 2 yıldır bu ligde gençlere en fazla süre veren, en çok altyapı oyuncusunu oynatan kulüp Bursaspor.
Hele ki bu sezon, bu özelliğini daha da perçinledi.
Fakat bunu da iyi analiz etmek gerekiyor.
Baktığımızda kadronun neredeyse yarısı, henüz ilk kez profesyonelliğe adım atarak resmi bir mücadelede A Takım forması giydi.
Bu oyunculardan bazıları ilk kez Timsah Arena’nın çimlerine bastı, seremoniye çıktı.
Pek çok oyuncu, henüz 1 ay dahi takım ile birlikte antrenman yapamadan direkt maça çıktı.
Özellikle bu sezon mücadele sertliğinin de arttığını düşünürsek, bu oyuncuların tamamı gerçekten çok özel bir mücadele verdiler.
Fiziksel açıdan hazır olamadıkları bir alanda, çeşitli nedenlere bağlı değişen kadro istikrarsızlığında ve oyunda, bir bütünlük oluşturabilmek için çabaladılar.

BİR NOKTAYA KADAR İLERLEYECEKLERİ BELLİYDİ
ODAKLANMALARI İÇİN FUTBOL İKLİMİ OLUŞTURULAMADI

Saha dışı faktörlere girersek de konu büsbütün uzayacak ve sonu gelmeyen tünel gibi bizleri içerisine çekecek.
Ancak üstünkörü üzerinden geçersek; bu oyuncuların, sahaya odaklanmalarını sağlayacak futbol iklimi dahi oluşturulamadı.
Bu kapsamda sezonu değerlendirirken, bu parametreleri dikkate almak gerekiyor.
Elbette zaman zaman ortaya konan mücadele ve gelen galibiyetler, umutları yükselterek bir anda beklentileri de yukarı doğru taşıdı.
Fakat, rasyonel açıdan bakıldığında görülen tek şey bu denli bir anda sahaya sürülen oyunculardan, hele ki kadro istikrarsızlığının da had safhada olduğu bir süreçte, mevcut potansiyellerinin bir noktaya kadar ilerleyeceğiydi.
Üstelik taraftar desteği de yok.

BAZI GENÇLER FAZLA ÖZGÜVENLE BİREYSEL OYUNA YÖNELDİ
KARİYERLİ OYUNCULAR KALİTEYİ SAHAYA YATSITMADI

Bakınız, pek çok oyuncu o on binlerin önünde maça çıkmanın hayalini kuruyor.
Pandemi nedeniyle bu itici motivasyondan da mahrum kalındı.
Şunun da altını çizmek gerekiyor.
Bu denli riskli ve plansız oluşumda teknik heyetin de oyuncuların da elbette performans bazında hataları var.
Örneğin; bazı deneyimli oyuncuların geçmiş kariyerlerindeki kaliteyi ve dokunuşu sahaya yansıtamaması, bazı genç oyuncuların kendine aşırı yüksek özgüvenlerinden bireysel futbola kaymaları, teknik heyet faktöründe oyun planlarındaki arayış ve o süreçte kayıp giden puanlar, bazı isimlere gösterilen fazla sabırlar, ısrarlar...

YAPICI ELEŞTİRİLERLE BİR ÜST SEVİYEYE ÇIKACAKLARDIR
YARINLARA YÖNELİK HAMLELER YAPILMALI

Birçok örnek verebiliriz, eleştirebiliriz.
Bu da olumsuz değildir; çünkü hem teknik heyet, hem de oyuncular, dışarıdan gözlemcilerin yapıcı eleştirileri ve fikirleriyle kendilerini bir üst seviyeye atacaktır.
Zira bu konuda çalışkan, hedefi olan ve futbola oyunun gerçeklerinde bakan bir oyuncu grubu ile teknik heyete sahip Bursaspor.
Netice itibarıyla, dile getirmek istediğimiz şey;
Genç oyuncuları bir anda sahaya sürmek, her ne kadar güzel ve gurur verici görünüyor olsa da; çok büyük riski de içinde barındırır.
Bursaspor bu riski alma mecburiyetinde olduğundan, elinden gelen çabayı göstererek süreci bu noktaya dek getirebildi.
Dileriz bundan sonraki hamleler, planlı, programlı ve anlık değil, yarınlara yönelik olacaktır.

X

Şimdi değil de ne zaman?

Bursaspor için değişim kaçınılmaz hale geldi... Kulübün bu noktaya gelmesinde, ‘öze dönüş’ sürecinde etkili olan pek çok faktör belki de anka kuşu misali küllerinden yeniden doğmasını sağlayabilir.

Gündem genel kurul üzerine; fakat zorunluluktan doğan fırsatlara, alınan risklerin dönüşlerine de değinmekte fayda var.
Öncelikle son haftasına girdiğimiz ligin sezonu bizlere gösterdi ki; bu ligde hücum hattını yetenekli isimlerden ve ‘bitiriciliği’ ile ön planda isimlerden kuran ekipler, rekabette öne geçiyor; bkz. Altay, Adana Demirspor.
Zira pek çok ekip, oyun kurgusunda belli bir istikrarı sağlayamazken yaşanan kaos ortamında savunmalar daha fazla hataya müsait olabiliyor, ‘ceza kesiciler’ puanları topluyor.
Bunun için de elbette, yetenekli birkaç isme ve saha içi liderine ihtiyaç var.

LİDER OLMAYINCA TEMPO YÜKSEK TUTULUYOR

Bu kapsamda kısıtlı imkanlara sahip kulüpler ise daha çok dinamizmi ve temposu ile açığı kapamaya çalışıyor.
Daha mücadeleci, daha çok koşan ve oyunu hızlandıran ekipler, üst sıralar için iddiaya sahip oluyor; bkz. Altınordu.

Yazının Devamını Oku

Bursaspor'un mücadelesi neden neden önemli?

“Bursaspor’un belki de ligin orta sıralarında olmasının en büyük sebebi savunmadaki yetersizliği. Başarı için savunma hattında doğru ikiliyi bulmak gerekiyor. Bu mücadele önümüzdeki sezona ışık tutabilir. Takımın potansiyelinin çok daha fazla olduğunu ancak bu potansiyelin de açığa çıkmasını engelleyen faktörlerin olduğunu düşünürsek başarı diyebiliriz.”

Sezon genelinde pek çok zorlu geçti kulüp, geçmeye de devam ediyor...

Belirsizlikler etrafında sorunlar günbegün artarken, buna ‘dur’ diyebilen irade ne yazıktır ki ufukta görünmüyor.
Haliyle, takımın ‘başarısı’ sorgulanıyor. Kötü gidişatta her zaman bir günah keçisi arandığı gibi Bursaspor’da da, sürekli olarak farklı isimlere eleştiri oklarının yöneldiğini görüyoruz.
Belki teknik heyet ve oyuncular içlerini dökebilme imkanı bulsa, kim bilir neler anlatacak, neler söyleyecekler.
Takım da büyük ölçüde futbol karantinasına tabii tutulduğundan yalnızca buz dağının, görünen tarafına şahitlik edebiliyoruz.

BU SEZON SAKATLIK VE CEZALAR SONLARDA KALDI
DENEYİM EKSİKLİĞİNDEN PEK ÇOK SORUN OLDU

Esas meseleye gelelim; Bursaspor’un mücadelesi neden önemli ve takım başarılı mı?

Yazının Devamını Oku

Bu yapılanma başarıya götürür 

Basketbol gibi, kısa vadeli yatırımların sonuç verdiği ve belli bir organizasyonu istikrarlı hale getirilebildiğinde, başarının bir noktada muhakkak gelebildiği bir branşta Frutti Extra Bursaspor, en güzel örneklerinden birini bizlere sunuyor.

Uzun yıllar boyunca, kademe kademe ilerleyen başarı grafiğinde her daim ivme yakalayarak bugün en üst seviyede kenti temsil eden Frutti Extra Bursaspor, pek çok sıkıntılı süreçten geçmesine karşın; ortaya koyduğu direnç ile umut vaat ediyor.
Zira; pek çok ilkin yaşandığı geçtiğimiz sezon bakıldığında ekibin, kısa sürede lige olan adaptasyonu ve bilhassa taraftarıyla oluşturduğu etkileşim, Avrupa mücadelelerinin kapılarını açmıştı.
Dahası...

LİGİN PARMAKLA GÖSTERİLEN EKİBİ

Tehditkar ve dinamik bir görüntü çizmesiyle de, ligin parmakla gösterilen ekiplerinden biri haline gelinmişti.
Bu sezona gelindiğinde ise her ne kadar inişli çıkışlı bir grafik yaşansa da, sezon boyunca uğraşılan onca sıkıntının ardından takımın bir şeyi daha başardığını görüyoruz; istikrar.
Özellikle bu seviyede kalabilmek ve bunu üst üste ikinci sezonda da aynı çizgide sürdürebilmek, oldukça takdire şayan bir konu.

Yazının Devamını Oku

Hedefleri küçültülen Bursaspor

SEZONU değerlendiriyorsak, başarı ölçütü nedir sorusuna cevap bulmak gerekir...

Başarının tek bir yönü olmadığı gibi, pek çok faktöre de bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.
‘Bursaspor’ markasından yola çıkacak olursak, hedeflerin her daim zirveye odaklı olması gerekliliği, gerek kentin dokusundan, gerekse kulübün geçmişte gerçekleştirdiği ve tarihinden görülüyor.
Ancak, mali açıdan düzensizliğin getirdiği pek çok sorunlar, yönetim noktasındaki beceriksizlik, takım ile kentin bütünleşmesini gerçekleştirememesi gibi bir çok faktör, günden güne Bursaspor camiasını, vasatizme sürüklemiş durumda...
Bunun örneğini son 6 yıla baktığımızda verebiliriz.

LİGİN EN GOLCÜ TAKIMIYKEN AVRUPA’YA GİDEMEDİ

Akıllara ilk gelen 2014/15 sezonunda, ligin en golcü ekibi olmasına karşın Avrupa fırsatı yalnızca 2 puan ile kaçmıştı.
O günden bugüne dek olan süreçte Bursaspor, Süper Lig’deki Avrupa hedefinden giderek uzaklaşırken, sonraki sezonlarda ateş hattının tedirginliğini yakından hissetti.

Yazının Devamını Oku

Bursaspor, artık son nefes düzlüğünde

Öyle ki her mücadele, ‘ya tamam, ya devam’ anlamı taşıyor.

Adanaspor karşılaşması da, bu mücadelelerden birisi olacak.
Kazanılırsa, zorlu fikstür öncesinde umutlar yeşermiş bir şekilde, motive ve daha da önemlisi bir hedef dahilinde sahaya çıkılacak; puan kaybında ise sezonun geri kalanı, formaliteden öteye geçemeyecek.

7 HAFTADIR KAZANAMIYORLAR

Rakip Adanaspor her ne kadar, ateş hattının 2 basamak üzerinde yer alsa da sadece 3 puanlık bir fark var; dolayısıyla düşme korkusunu yakından hissettiklerinden güçlü bir motivasyon ile sahada olacaklar.
Son mücadelelerine bakıldığında 7 haftalık galibiyet hasretleri var ki, teknik adam değişikliği yaramamış görünüyor.
Değişiklik öncesinde araya galibiyetler sıkıştırabildiğinden ateş hattının üzerinde olan Adanaspor, Emrah Bayraktar’ın göreve gelmesiyle henüz kazanamadı.
Ve savunmada da ciddi alarmlar verdiler.

HÜCUM OYUNU OYNANMALI

Yazının Devamını Oku

Bursaspor’u uzun vade yatırım kurtarır

Bursaspor, belki de tarihinin en sarsıntılı dönemlerinden birini yaşıyor.

Mali kriz, her geçen gün daha da derine işlerken; beklentilerin odağındaki sportif başarılar da gelemeyince, ‘kaos’ iklimi son yılların hakimi oldu.
Elbette bu kötü gidişatta suç payının tek bir yönde, tek bir odakta toplanması yalnızca fotoğrafın çok küçük bir kısmını bizlere gösterir.
Fotoğrafın bütününde, özellikle son 5 yıldan beridir süre gelen yönetimsel başarısızlık direkt olarak kendisini gösteriyor.
Neticesinde bu durum, günden güne artan bir krize sürüklediği gibi, doğrudan etkilediği sportif anlamda da hedeflerin daha da küçülmesine de yol açabiliyor.

KAMAT’IN YAPTIĞI GÜNAH ÇIKARMA AYİNİ GİBİYDİ

Ancak; kötü bir gidişatta, yahut işlerin rayında olmadığı bir anda insanların karşısına çözüm odaklı çıkılıyorsa, bunun gayretleri icraatlar ile temellendirilmelidir ki, bir umut ışığı görülebilsin...
Geçtiğimiz gün, sayın Erkan Kamat suskunluğu bozarak, yalnızca kulüp televizyonunun karşısına çıktı ve yaklaşık 88 dakikalık sürede içini dökerek, soru işaretlerini gidermeyi amaçladı.

Yazının Devamını Oku

Değerli galibiyet

TOFAŞ, Beşiktaş Icrypex’i son anları büyük heyecana sahne olan maçta 89-86 yendi. Karşılaşmaya damga vuran olay ise Beşiktaş cephesinin ‘kural hatası’ itirazı oldu. Ancak itiraz ederken kuralı iyi bilmek gerekiyor! Ayrıca Bursa takımlarının ceza aldığı bir çok şeyden bu maçta rakip için tölerans gösterilmesi de hiç adil değildi.

TOFAŞ Basketbol Takımı, oldukça zorlu bir virajı geride bıraktı.
Mücadelenin son anları, eşine az rastlanır bir durum oluştururken; parkenin ‘son güleni’ Bursa ekibiydi.
O anlara geleceğiz fakat öncesinde oyuna geniş bir parantez açmak gerekiyor.
Beşiktaş Icrypex, Bandırma ekolünün bir yansıması adeta...
Bandırma basketbolunun, Türk sporuna armağanlarından kurulu kadrosu ile dinamik ve kompakt bir oyun sergileyen takım niteliğine büründüler ki, şampiyonluk yarışındaki birçok ekip için de tehdit oluşturdular.

OYUNDAKİ KOPUKLUK ENDİŞE VERİCİ

Bu kapsamda TOFAŞ Basketbol Takımı adına, bireysel performansların yardımlaşmaya dayalı takım kimliği adı altında gerçekleşmesi, galibiyetin belirleyicisi olabilirdi fakat; oyunun belli bölümlerindeki kopukluk, heyecanın son ana kalmasına sebep oldu.

Yazının Devamını Oku

İsyankar Timsah

Bazı galibiyetler, 3 puandan daha büyük bir önem taşır.

Bursaspor da böyle bir maçı geride bıraktı.
Özellikle yeniden takım kimliğinin oluştuğunu, oyunsal bütünlüğün mücadele ile harmanlandığını görmek, galibiyeti getirdiği kadar camiaya umut da getirdi.
Rakibin ligdeki konumu ve düşüş gösteren performansı nedeniyle, karşılaşma öncesinde farklı bir galibiyet Bursaspor için nefes olabilir diye düşünürdük; ancak, son anlara doğru gerçekleştirilecek geri dönüş, her daim daha kalıcı, daha özgüveni artıran daha motivasyon yükseltici nitelik taşır.

BU HİKAYENİN BAŞLANGICI DÖNÜŞ İLE SÜKSE GETİRDİ

Takım, özellikle bunu ‘isyankar’ kimliği ile başarırken, asıl güveni ve umudu artıran faktör de bu oldu.
Yoksa, saha içine yönelik baktığımızda bu maçtan elde edilecek bir galibiyet, camia tarafından olağan kabul edilirdi ki, oyun içerisindeki değişken, ‘olağandışı’ bir galibiyeti Bursaspor’a getirdi.
Takımın ve camianın da ihtiyacı olan buydu.

Yazının Devamını Oku

Topyekûn mücadele edilmeli

 Bursaspor’un son dönemlerinde, kimlik arayışına girdiğini görüyoruz.

Saha içerisinde yapılan bir takım değişiklikler, kısıtlı olan kadro bünyesinde henüz neticeler sunamazken; saha dışında da yönetimsel açıdan ciddi sorunlar baş gösteriyor.
Bir ordunun her daim ‘lider’ karakteriyle komutanı, hem karizmasıyla hem de oluşturduğu etki ile birlikte, o ordunun başarılı olmasında kilit faktöre sahiptir.
Şayet; ‘lider’, sahip olduğunu vasfını yerine getirebildiği takdirde, hem O’nun yolundan ilerleyenler, hem de kendisi, çığır açabilecek hale gelebilir ki tarihsel düzeyde bunun pek çok örneği de bulunmaktadır.
Futbol ikliminde de benzer durum söz konusu…

*
Bugün elde edilen çeşitli başarılara baktığımızda; saha içi ve saha dışında etkin isimlerin başarıda önemli roller oynadığını, ‘kaos’tan düzene geçiş evresinde sorumluluğu alarak, geminin kaptanı edasını görürüz.
Bugünün Bursaspor’una baktığımızda ise, hem saha içi, hem de saha dışında güce sahip bir ‘lider’in bulunmadığına rastlıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Oyunun kilidini açmak için tempo gerekiyor

Topa sahip olmak, geçmiş futbol düzeninde olduğu kadar etkileyici bir faktör olmaktan çıktı.

Yakın geçmişe baktığımızda; Pep Guardiola’nın Barcelona’sı, ‘tiki-taka’ diye adlandırılan futbol ile özdeşleştirilirken, daha fazla topa sahip olma da ön plana çıkıyordu.
Daha sonrasında Guardiola, her ne kadar ‘tiki-taka’dan nefret ettiğini, aslında tüm amacın oyunu rakip sahaya yıkarak, rakibi bunaltmak olduğunu söylese de, vakti zamanında pek çok ekip bu yol ile oyuna hükmetmek istedi.

TOPA SAHİP DEĞİLKEN KALEYİ ABLUKAYA ALDI

Gelelim bugünümüze...
Günümüzde artık, topa sahip olmak eskisi kadar sonuca direkt olarak etki etmediği gibi, Bursaspor özelinde de bu durumun yankılarını görebiliyoruz.
Oyun aslında belli bir ezber haline gelen formata değil, oyunculara göre şekilleniyor.
İkinci yarının ilk maçında Bursaspor, Adana Demirspor deplasmanında boy gösterdi.

Yazının Devamını Oku

Umut devam ediyor

Bursaspor, her daim tehdit oluşturabilecek ve sahip olduğu potansiyel ile birlikte de ‘sürprizleri’ olağanlaştırabilecek bir niteliğe sahip.

Bunun esintilerine Giresun deplasmanında şahitlik ettik.
Bunca vaka ve sakatlığa karşın, sahaya çıkan gençlerin ortaya koyduğu yürek ve mücadele, Bursaspor kimliğinin, ağırlığını rakibine son derece hissettirdi.
Öyle ki; A’dan Z’ye maçın tüm parametrelerinde Bursaspor’un üstünlüğünü gözlemledik.

BAZI MAĞLUBİYETLER SİLKELENMEYİ GETİRİR

Mevcut şartlar altında, Süper Lig’e yükselmenin bu sezon kaçınılmaz olarak görüldüğü dönemde, neticede kaybedilen 3 puan her ne kadar bir yandan yaralasa da, bu mücadelenin sezonun kalan bölümlerinde yansıtıldığında, nice 3 puanları kazandıracağına inancımız tam.
Bilhassa; her ne kadar Giresunspor’un da vakalar ve sakatlıklardan yana canının sıkkın olduğunu belirtsek de, neticede 8 maçlık üst üste galibiyet serisi yakalayan ve ligin en formda takımına karşı mücadele verdiler.
Bazı mağlubiyetler ‘hayırlıdır’ esasen, silkelenmenin de yolunu açar.

Yazının Devamını Oku

Kritik viraj

Sürprizlerle dolu bir sezon yaşıyoruz.

TFF 1. Lig’de neredeyse her hafta, farklı bir ekip soyunma odasından ‘lider’ pozu veriyor.
Makas da takımlar arasında git gide daralırken, belki de sezon sonuna ilişkin en kritik süreçlerden birini geçireceğiz.
Bu kapsamda Bursaspor’un da fikstürü, zorlu ancak kağıt üzerinde potansiyel favori maçlarını da içerisinde barındırıyor.
Önümüzdeki Giresunspor ve Tuzlaspor maçları, bu noktada Timsah’ın kalan haftalarına ilişkin önemli bir belirleyici unsur olacak.
Aslında baktığımızda fotoğraf bizlere umut vadediyor.
Bu mücadelelerden çıkarılacak puanlar, hatta galibiyetler; Bursaspor’u sonraki haftalarında daha da rahatlatır bir duruma getirirken, aynı zamanda sonraki 6 maçın nispeten zorluk düzeyi daha düşük olması, bir anda takımı üst sıraların sahibi yapabilir.
Aksi halde ise telafi için hata payı git gide azalacak…

AYNI DİSİPLİNLE MÜCADELE EDİLMELİ

Yazının Devamını Oku

Göz göre göre gitti

Ekonomisi giderek düşen, pandemi etkisiyle birlikte de pek çok gelirden mahrum kalarak sezon bazında genç oyuncularına yönelen Bursaspor’un, Ali Akman’ın transferinden ‘yetiştirme bedeli’ dışında kazanç sağlayamayacak olması, her yönden oldukça sıkıntılı.

Kulübün şiddetle gelire ihtiyaç duyduğu bu dönemde, potansiyel en yüksek kazanımın sağlanacağı oyuncu, göz göre göre gitti.
*
Sözleşmenin imza tarihi, bizlere kulüp atmosferinden uzakta sakince bu işin bitirildiğini gösteriyor.
Akman cephesi; imza sonrasındaki 3 aylık süreci ya analiz edemedi, ya da fırsatlar, tepkilerden daha cazip geldi. Bilemiyoruz…
Öyle ya da böyle, takımın alnının teriyle ortaya koyduğu bir mücadele var.
Bu yönde tepkilerin odağındaki bir genç oyuncu ne denli kendini takıma verebilir, en ihtiyaç duyulan dönemde kadro dışı hangi tarafa ceza olur, kulübe destek için oyuncuların dahi serzenişte bulunduğu bugünlerde diğer oyuncuların bu sürece reaksiyonu nasıl olur…
Bunlar tamamen muamma ve ikilem oluşturuyor.

Yazının Devamını Oku

Gençlik başımda duman

Brezilya’nın efsane oyuncusu Sokrates, meşhur 1982 yılının takımı için şöyle der; “Bu takım, hayal gücü, idealizm ve şiirin birleşimi. İnsanlar onların hayallerini yansıttığımız için bizi izlemeye geliyorlar. Futbol sahasında güzellik, zaferlerden daha önemlidir.”

Bu bağlamda düşünecek olursak, futbol denildiğinde ilk olarak akla güzel oyun, aidiyeti yüksek taraftar, bir anda değişen hikayeler gelir değil mi?
Artık değil, futbol günümüzün endüstriyelleşme sürecinde çığır açar hale geldi.
Transferler kısa vadede popülasyonu ve marka değerini öylesine artırıyor ki, sportif başarısızlıkların dahi önüne geçebiliyor.
Bu endüstriyelleşme çağında geçmiş dönemlerde amatör ruhla oynanan futbolun aktörleri, şimdilerde devasa bir iş kolunda işleyen çarkın dişleri.
Nasıl ki, AR-GE’si yapılmış, hayatı daha kolay hale getiren ürünler talep görüyorsa, futbolcular için de aynı durum geçerli...
Yeter ki bir ışık görülsün.

GÜN IŞIĞI, BULUTLARIN ARDINDAN DEĞİL SAHADAN GELDİ

Bugünün Bursaspor’unda, gençler de kendilerine fırsat tanındığında neler başarabileceklerini gösterdi.

Yazının Devamını Oku

Gençliğin azmi

GIPTA ile baktığımız ‘yetiştiren’ Avrupa kulüpleri, her yıl 5-6 genç oyuncusunu direkt sahaya sürmez; potansiyeli yüksek birkaç genç oyuncusunu, etrafında deneyimli ve yetenekli oyuncularla çevreler ki, sahadaki o birkaç potansiyele, uygun, konfor alanı yaratabilsinler.

Bursaspor’a bir bakalım...
Gerek Süper Lig, gerekse TFF 1. Lig bazında her daim en fazla genç oyunculara süre veren ekiplerin başında geldi.
Ancak buradaki önemli nokta; şans verdiğiniz kadar, mevcut potansiyel yeteneklere ne denli uygun bir oyun ortamı yaratabildiğinizdir.
Geçtiğimiz yıllarda ne yazık ki, ‘deneyimli’ isimlere daha fazla güven aşılandı, daha fazla tolerans tanındı.
Performans gözetmeksizin, kağıt üzerindeki sergiledikleri her daim birinci öncelik oldu.
Nitekim, bu eski düzen de takımı, şu an bulunduğu seviyeye doğru düşüren en büyük etkenlerden birisiydi.
Bir kez daha vurgulamakta fayda var; bir genç oyuncunun kendini gösterebilmesi, verdiğiniz süre kadar oluşturduğunuz oyun yapısı ile de doğrudan ilişkilidir.

YAŞANAN ZORLUK BURSASPOR’A FIRSAT DOĞURDU

Yazının Devamını Oku

Antalya kampında dersler çıkarılacak

SEZONUN belki de, en umutsuz futbolunu gördük sahada…

Bugüne kadar Bursaspor’un doğru ne yaptığı ne varsa, bundan çok daha uzak bir görüntüdeydi takım.
Öyle ki; henüz ilk dakikalardan itibaren panik havası, buna bağlı olarak gelen bireysel hatalar ve oyun organizasyonunun bir türlü sağlanamaması, Bursaspor’un havluyu erken atmasına neden oldu.
Aslında mücadelede temponun düşüklüğü ile birlikte, Antalya ekibinin son zamanlarda topu rakibe teslim ederek sergilediği çabuk oyun, Bursasporlu oyuncuları ne yazık ki uyuttu.
Rakamlara yansımasa da, oyunun genelinde Bursaspor daha fazla topa hükmeden taraf olarak görülürken, verim bazında ise Antalya ekibi, sonuç odaklı direkt oyunu ile tabelayı lehine kısa sürede çevirdi.

DOĞRU OYUNU OYNAYAN TAKIM TURU GEÇTİ

İşin aslı; bu ana dek, her karşılaşmada belli bir mücadele düzeyinin üzerine çıkan ve doğru bir oyun planı ile sahada olan takımın, elbette kötü oynadığı karşılaşmalar da olacaktır.
Ancak; protokolde, ağır misafirlerin bulunduğu ve genç oyuncuların da kendilerine ay yıldızlı formanın kapılarına açabileceği bir fırsat yakalanmışken, önceki maçlara nispeten gençlerin sönük kalmaları da ayrı bir eleştiri konusu.

Yazının Devamını Oku

Bursaspor’da potansiyel var

Avrupa’daki son randevularda gelen galibiyetler, toparlanma sinyalleri oluştururken; Büyükçekmece mücadelesiyle birlikte bench katkısının ne denli önemli olduğunu gördük.

49 sayılık bench katkısı var ki, bu sayının 27’sinin Munford’a ait olduğunun altını çizmek gerekiyor.
Sezon ortalaması 12 sayı olan ABD’li guard, gerçek bir lider gibi oyununu parkeye yansıtarak takımının galibiyete ulaşmasında en etkin rolü oynadı.
Kadji-Oğuz-Metin üçlüsü de, pota altı oyunlarındaki verimlerini üst seviyelere doğru çekerken, doğrusu sezona dair beklentilere cevap veren bir takım görüntüsü oluştu.
Özellikle de, yakaladıkları ivme ile dikkat çeken ve hücum potansiyeli oldukça yüksek Büyükçekmece, üçüncü periyotta 16 sayıda tutuldu ki, bu da maçın kontrolünü tamamen Bursa temsilcisi lehine çeviren ana etkenlerdi.
*
Potanın Timsahları, takviyeler ile birlikte takım bütünlüğünü ortaya koyduğunda, önemli bir derece elde edebilecek potansiyelde bir ekip.
Gerek bunu oyuncuların yetenek ve deneyimlerinde, gerekse bazı mücadelelerde ortaya konan performanslarda görebiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Umutla başladı, umutla bitiyor

Şüphesiz, Bursaspor için umudun ve hayal kırıklığının iç içe geçtiği bir yıl geride kalıyor. Pandemi koşullarının, hayata doğrudan etki ettiği ve günlük alışkanlıkları, rutinleri değiştirdiği bu noktada bu durumun sahaya yansıması yadsınamaz; ancak, saha içerisindeki fotoğrafa bir göz gezdirelim.


Bursaspor, camia olarak önemli bir dönüm noktasını yaşıyor.
Mevcut lige doğru düşüş sürecini dikkate aldığımız önceki sezonlarda öne çıkan problemler vardı.
Ekonomik hamlelerin günü kurtarma düşüncesiyle gerçekleşmesi, kulübü mali açıdan ciddi bir erozyona doğru götürürken; sahada ise süre gelen istikrarsızlık, teknik heyetlerin değişikliği, genç oyuncuların potansiyellerine güvenilmemesi, Bursaspor’u arzuladığı Süper Lig’in dışında bıraktı.
Özellikle genç oyuncularına güvenilmemesinin önemle altını çizmek gerekiyor.

Zira; baktığımızda bu yıla yeni bir teknik heyet ile başlayan takım, sezonu bir başka teknik heyet ile noktalarken, bu birliktelik de uzun sürmedi.
Bu süreçlerde; performanslar kağıt üzerinde değerlendirilerek, Vakıfköy’den gelenlerin ayak seslerine kulak asılmadı.

Yazının Devamını Oku

Pandeminin gölgesinde

TOFAŞ Basketbol Takımı, çok zor bir süreçten geçerken; 11 kişide (4 oyuncu) COVID-19 vakasına karşın, Türkiye Basketbol Federasyonu’nun lig regülasyonları gereği –ki erteleme için 6 oyuncunun ya da 1 başantrenör ve 1 yardımcı antrenörün aynı anda COVID-19 pozitif olması gerekli- Anadolu Efes karşısına çıktı.

Aslında mücadele öncesine baktığımızda her iki ekibin de, mental açıdan ciddi zorluklar yaşadığını gördük.
TOFAŞ Basketbol Takımı, mevcut COVID-19 vakalarıyla sıkıntılı bir dönemi atlatmaya çabalarken; Anadolu Efes de, yoğun maç fikstüründe Euroleague’deki üst üste kayıpları sonrası Bursa’ya geldi.
Pota altı oyunlarıyla Bursa temsilcisi, mücadeleye iyi bir başlangıç yaparken, hücumda üst üste hatalar yapan Anadolu Efes karşısında da skor avantajını elde etti.
Fakat, İstanbul temsilcisinden ikinci periyotta gelen 39 sayı, tüm hesapları alt üst ederken bu bölüm aynı zamanda maçın kırılma anı da oldu.
Sonraki dakikaları, her iki ekip de dengede götürürken, mücadelenin seyir zevkini yükseltecek ölçüde sertlik ve rekabet de, parke üzerine yansımadı.

NORMAL ŞARTLAR DIŞINDA BAŞA BAŞ BİR MAÇ OLURDU

Pandeminin, basketbolu ne denli büyük etkiler gösterdiğini daha önce de çokça kez ifade etmiştik; bu mücadele de, etkilerin bir göstergesi oldu.

Yazının Devamını Oku