Partiler, bari isminizin hakkını verin!

İSMİYLE müsemma diye eski bir terim vardır.

Haberin Devamı

İsmi gibi, isminin hakkını veren anlamında.

Bence siyasi partilerden şu an en acil ihtiyacımız, bu özellik.
En önemli vaatleri bir yerde kendilerine koydukları ad değil midir? Bir zahmet buna uysunlar.
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin döneminde ülkedeki adalet sistemi ve duygusu yerle bir oldu. Cumhuriyet Halk Partisi bir türlü gerçekten halka inemiyor, iletişim kuramıyor.
Halkların Demokratik Partisi ne yazık ki gücünü demokrasiden değil silahtan alan otoriter bir örgütün etkisinde. Ve bence en dramatiği:
Milliyetçi Hareket Partisi. Evet “hareket”!
Milliyetçi Hareket Partisi’nin son yıllarda, özellikle son aylarda bırakın bir hareketini, kıpırdadığını bile görmedik!
MHP duruyor. Devlet Bahçeli adeta Gezi direnişinden hatırladığımız “Duran Adam” eylemini yapıyor... Hiç hareket etmeden, aksiyona girmeden, teklifleri kabul etmeden, sadece ve öylece duruyor! Diğer partilerin de acilen isimlerinin hakkını vermesi gerek. Ama seçim sonuçlarından görünen o ki, en acili Milliyetçi Hareket Partisi’nin artık “Hareket” etmesi!

 

Haberin Devamı

Başkanlık sistemi istenmeyen damat gibi!

 

BAŞKANLIK sistemi genç kızın ümitsizce âşık olduğu, ama ailede kimsenin sevmediği hayırsız damat adayı gibi. Bir kişi hariç kimse pek istemiyor ama bu konu da kapanmıyor!
Geçen seçimin kampanyası sırasında bu konuda tek kelime edilmedi. Sorular “Kem küm, yani şu an gündemde yok” filan gibi yarım ağız geçiştirildi.
Muhtemelen AK Parti’ye oy verenlerin çoğu da bu işten vazgeçildi sanıp rahatladı. Ve fakat ne görelim? Genç kız bu karambolde gizli gizli damat adayıyla görüşmeye, aşkını yaşamaya devam etmiş! Ortalık durulur durulmaz, ertesi gün yine damat adayı sürpriz yumurtadan çıkar gibi çıktı, evin kapısına el öpmeye dayandı, iyi mi?
Davutoğlu “Birinci gündem maddesi değil, önce gerilimin düşürülmesi, her şeyin sükûnetle tartışılması lazım” diyor. Yani terör ve gerilim bittiği anda ikinci gündem maddesi başkanlık sistemi mi? Bunu mu anlamalıyız?
“Şu an Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında her an problem çıkarmaya yönelik bir sistem var” diyor Başbakan. Aslında sağlam güçler ayrılığı olan ülkelerde zaten her an fikir ve görüş problemleri çıkabilir! Kurumlar, kişiler, birbirlerinden farklı düşünebilir, çatışabilir.
Esas korkulan zaten devlet ve hükümette her kişi ve kurumun aynı ağızla konuşması, tek tip görüş ve tek yerden talimat alınması.
AK Parti’nin yüksek oy oranıyla birinci parti çıkmasının temel sebebi, vatandaşın güven, istikrar, “huzurumuz kaçmasın” hissiydi. Oysa rejimin değişmesi, aniden farklı, dünyada eşi olmayan, meçhul ve muhtemelen otoriter bir sisteme geçmek fikri, tam da bu güvensizlik, istikrarsızlık, huzursuzluk duygusunun tillahını hissettiriyor.
Hâlâ bütün anketler bu “damat adayının” hiç popüler olmadığını gösteriyor. Ama her gün en az bir kez gündeme getirmeler, bitmeyen ısrarlar, “Bir tanısan sen de seveceksin”ler gırla gidiyor...

 

Haberin Devamı


Masadaki el heykeli

 

CUMHURBAŞKANI’nın bir fotoğrafı yayımlandı dün. Masasında oturmuş, Obama’yla telefon aracılığıyla görüşme yapıyor. Masada bilgisayar, kalemler, telefon vs. var. Bir de tuhaf biçimde büyük duran, (sanatçısı kusura bakmasın ama) acemice yapılmış, parmakları Rabia işareti pozisyonunda bir el heykeli.
Bu dört parmakla yapılan işaret Cumhurbaşkanı tarafından söylenen “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet”i simgeliyor ya da simgelemesi isteniyor olabilir. İşaretin orijinali aslında Mısır’daki darbeye tepki olarak ortaya çıktı. Kimileri bu heykelin masada bulunmasının, Obama’nın elinde beyzbol sopası, Erdoğan’la Suriye’yi konuşurken çekilen fotoğrafına nazire olduğunu söyledi. Hepsine eyvallah.
Ama madem işaretin bir sembol olarak heykeli yapılacak ve bu Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın masasını süsleyecek, estetik bir obje olamaz mıydı? El normal insan elinden geniş ve parmaklar abartılı şekilde kenarlara doğru açılmış. “Heykel”, sanki bir güzel sanatlar birinci sınıf öğrencisinin elinden çıkma gibi.
Mimari, resim, plastik sanatlar... AK Parti bu konularda hep yaya kalıyor.

Yazarın Tüm Yazıları