Gözde Hatunoğlu

Gözde Hatunoğlu

ghatunoglu@hurriyet.com.tr

Haftanın vizyonu | Sarı Zarflar… Politik soslu ilişki açmazları

Yolu akademiden geçmiş ya da akademisyen yakınları olanların daha önce duymuş olduğu bir şeydir “sarı zarf” terimi. Ben de çok uzun olmayan okutmanlık tecrübemde öğrenmiştim. Akademik uyarı ya da daha kötüsü çıkar bu sarı zarfların içinden. Ben almadım ancak alındığına şahit oldum…

Haberin Devamı

Öğretmenler Odası filmiyle büyük ses getiren yönetmen İlker Çatak’ın yeni filmi Sarı Zarflar, Berlin Film Festivali’nin en büyük ödülü olan Altın Ayı’yı kazandıktan kısa bir süre sonra gösterime girdi ve Türkiye’de de seyirciyle buluştu.

Biri bir devlet üniversitesinde hoca biri de devlet tiyatrolarında oyuncu olan bir karı kocanın politik gerekçelerle görevlerinden uzaklaştırmaları ve işlerini kaybettikten sonra yüzleşmek zorunda kaldıkları gerçekleri anlatıyor filmimiz…

Aziz birçok kitaba ve oyuna da imza etmiş bir tiyatro hocası, eşi Derya da onun yazdığı birçok oyunun da başrolünde oynayan başarılı bir tiyatro sanatçısı. Aziz’in yazdığı ve Derya’nın başrolünü oynadığı bir oyunun prömiyeriyle açılıyor Sarı Zarflar.

İzleyicinin ayakta alkışladığı ancak politik metni nedeniyle rahatsızlık yarattığını anladığımız oyun hemen ertesi gün kaldırılıyor, Derya dahil oyunu sahneleyen ekip sert uyarılar alıyor ve hemen yerine başka bir temsil konuyor.

Haberin Devamı

Haftanın vizyonu | Sarı Zarflar… Politik soslu ilişki açmazları

Bunlar olup biterken Aziz ve onunla birlikte bir grup hocanın, yazının girişinde bahsettiğimiz sarı zarflarla birlikte görevlerinden uzaklaştırılmasını izliyoruz hemen akabinde. Film bize yaşananların tarihini vermiyor, bu soruşturmaya bir isim koymuyor ancak hafızalarımız henüz taze ve bizler seyirciler olarak bu hocaların Barış Akademisyenleri olduğunu bir çırpıda anlıyoruz.

Ortalık bu görevden almalar, oyunu gösterimden çekmelerle çalkalanırken biz filmin ilerleyen kısmında Derya ve Aziz’in bu krizle birlikte değişen hayatına odaklanıyoruz. Lise giriş sınavlarına hazırlanan kızlarıyla birlikte artık iyiden iyiye dışlandıkları ve zorlandıkları Ankara’dan İstanbul’a göçüyorlar ve Aziz’in annesinin evine yerleşmek zorunda kalıyorlar.

Ülkede onların durumuna düşen birçokları gibi kendilerine yeni bir yol çizmek zorundalar. Ancak her şeyden önce geçim kaygısı, kızlarının geleceğiyle ilgili endişelerle doluyorlar ve bu yolda Derya’nın muhafazakâr, siyaseten onların çok uzağında duran ağabeyinden yardım istemek durumunda kalıyorlar.

Haberin Devamı

Haftanın vizyonu | Sarı Zarflar… Politik soslu ilişki açmazları

Bir yandan mesleklerini de icra etmek istiyorlar. Bu konuda da kendilerine zorlukla küçücük de olsa bir alan inşa edebilmiş, az seyircili özel tiyatrolarında kendi yazdıkları oyunları sahneleyen arkadaşları yardımcı oluyor. Aile kendi yolunu bulmaya çalışırken Ankara’da görülmeye başlayan dava Aziz ve hoca arkadaşlarını, böylece de izlediğimiz aileyi iyice çıkışsız bir yere sürüklüyor.

Filmin hikâyesi kâğıt üzerinde son derece politik görünse de aslında karşımızda bir ilişki ve aile draması var naçizane fikrime göre. İlker Çatak kendi de verdiği röportajlarda filmin ortaya çıkış öyküsünü anlatırken bunu kafasında hep bir aile/ilişki filmi gibi kurguladığını söylüyor.

Haberin Devamı

Haftanın vizyonu | Sarı Zarflar… Politik soslu ilişki açmazları

İlker Çatak filminin söylemek istediklerini muhalif seslerin boğulduğu, nefes aldırılmadığı günümüzde muhalif sesleri olanlar nasıl hayatta kalır, aileler nasıl dayanışarak ayakta durur, böylesi bir duruma düşünce tercihlerini nasıl, ne uğruna, neleri gözden çıkararak yapar sorusunu sorarak anlatıyor.

Derya ve Aziz’in etrafını saran olaylar son yıllarda yaşadığımız politik iklim tarafından şekillendiriliyor evet. Hatta film burada çok güzel bir numara yaparak anlattığı şeyleri Almanya üzerinden Avrupa’ya ve oradan da daha evrensel bir noktaya taşıyor.

Jenerikte oyuncuların ismini gördükten kısa bir süre sonra “Ankara rolünde Berlin”, “İstanbul rolünde Hamburg” yazdığını görüyoruz. Film önce Ankara’da sonra da İstanbul’da geçiyor ancak Ankara ve İstanbul’u filmde sırasıyla Berlin ve Hamburg temsil ediyor.

Haberin Devamı

Berlin’de, festivalde yükselen protesto seslerinin, Gazze katliamının görmezden gelinişinin, Avrupa’da ve tüm dünyada faşizmin yükselişinin, aşırı sağın ve otoriterleşmenin temsili Sarı Zarflar’da birer oyuncu gibi birbirini “oynayan” şehirlerin performansı haline geliyor.

Filmin temposu yüksek, şehirlerin ve mekanların hikâyeyi geliştirir şekilde eşlikçilikleri çok yerinde, yönetmenlik konusunda İlker Çatak zaten Öğretmenler Odası’nda yükseğe koyduğu çıtayı yerinde tutmayı başarıyor.

Haftanın vizyonu | Sarı Zarflar… Politik soslu ilişki açmazları

Özgü Namal, Tansu Biçer, İpek Bilgin ve diğer tüm yardımcı oyuncular filmi ayağa kaldıran ve izleyiciyi filmde tutan çok iyi performanslar sergiliyor. Filmin asıl meselesi ise zor seçimler yapmak zorunda bıraktığı karakterlerine olan bakışı, mesafesi ve onları bize nasıl gösterdiği.

Haberin Devamı

Politik tutarlılık, onurlu bir yaşam mücadelesi, bu mücadelede yan yana yürüdüklerimizle birlikte kalabilmemiz asıl mesele. Aziz yoldaşlarıyla ayrı düşüyor; onlar eylemdeyken kendisi kızına iyi bir gelecek sağlama isteğinin peşinde geceleri taksiye çıkıyor. Oysa eylemdeki hocaların da belli ki bir ailesi var… Peki aile herkeste varsa kim, ne şekilde, hangi değerinden vazgeçecek? Kim ailesini bir kenarda bekletip önce mücadelesini verecek?

Aynı seçim elbette Derya’nın karşısına da çıkıyor. Derya da oyunculuğa devam ederken ya onlara yardım eli uzatan dostları gibi küçük bir mücadele alanında kalacak ya da kendi ilkelerini çiğneyip ana akıma göz kırpacak, görünürlük ve para kazanmak ve böylece güçlenip ailesini ve en başta da kızının geleceğini garanti altına alacak bir yola girecek.

Haftanın vizyonu | Sarı Zarflar… Politik soslu ilişki açmazları

Sarı Zarflar bu seçimleri bize sunarken karakterleri arasında bir seçim yapmamaya, onlara eşit mesafede durmaya çalışıyor. Olanı olduğu gibi ortaya koymaya; Derya ve Aziz arasındaki çözülme ve kopuşa belli bir mesafeden bakmamızı sağlamaya çalışıyor.

Bu noktada filmin gerilimli ve çatışmalı atmosferinin duygudan bir nebze yoksun kaldığını, kahramanlarını biraz tek boyutlu bıraktığını söyleyebiliriz. Türkiye’nin mevcut politik ikliminde savrulduğumuz iki uç yönü temsil eden Aziz’in annesi ve Derya’nın ağabeyi karakterleri de tam bu noktada derinlikli olamayıp karikatürleşiyor.

Filmin final bloğu, arabadaki yüzleşme ve final sahnesinde karşılaştıklarımız anlattığı hikâyeyi sonlandırma konusunda gayet yerinde bir tercih olarak görünüyor. Karşımızda hem seyir zevki hem de oyunculuk performansları açısından gayet iyi bir film var.

Haftanın vizyonu | Sarı Zarflar… Politik soslu ilişki açmazları

Filmin Türkiye’ye “dışarıdan” bakmak ve bu yüzden de ele aldığı meseleleri yüzeysel/klişe bir noktadan görmek yönünde aldığı eleştiriler de var ve bunlar anlaşılabilir eleştiriler. Son tahlilde ise karşımızda yakın, çok yakın geçmişimize bakan, bunu da bir meselesi, sözü olarak yapabilen önemli ve izlenmeyi hak eden; sinemacıların kalıplaşmış deyimiyle “eli yüzü” düzgün, ilgiyi hak eden bir film var. Yolu açık, seyircisi bol olsun diyelim…

  

Yazarın Tüm Yazıları