Paylaş
Sinema öldü mü kaldı mı soruları devam ederken serinin son halkası, daha doğrusu Tom Holland’ın karşımıza tekrar Örümcek-Adam olarak çıkacağı yeni üçlemenin ilk filmi Spider-Man: Brand New Day / Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün 31 Temmuz itibarıyla vizyon yolculuğuna rekor kırarak başladı.

Film ilk haftasında 1 milyar 155 milyon dolar hasılat elde ederek Avengers: Endgame'in ardından sinema tarihinin küresel çaptaki en büyük ikinci açılışını yaptı ve 2026’nın en çok izlenen filmi oldu. Odyssey filminin üç haftalık performansını üç günde geçen yeni Örümcek-Adam “sinemayı kurtaran” filmler arasına adını çabucak yazdırmış oldu.
Marvel külliyatının en sevilen ve bu külliyattan bağımsız şekilde en çok fanı olduğuna inanılan “ergen” kahramanı Örümcek-Adam’ın MCU olarak anılan Marvel Sinematik Evreni içindeki yerini koruduğu ancak ilk üç filmde burada konumlandığı pozisyondan biraz uzaklaştığı bir yapım var karşımızda.

Bu film karmaşık paralel evren kurgularından ibaret, her köşesinden farklı bir kötünün ya da evrenden tanıdık simaların fırladığı bir film değil. Peter Parker’ın yalnızlaşarak dönüşmesine odaklanmış daha sade bir hikâye ve bu hikâyeyle paralel daha sade bir anlatıyla baş başayız…
Tom Holland’lı Örümcek-Adam üçlemesinin ilk bölümünün yani üçüncü filminin sonunda herkesin hafızasından Peter Parker olduğu silinmiş, en yakınlarını kaybetmiş, yalnızlığa mahkûm olmuş bir Peter Parker ve Örümcek-Adam’la karşı karşıyayız bu yeni filmde.

Serinin bir önceki filmi Spider-Man: No Way Home’da Dr. Strange tarafından yapılan büyü yerli yerinde ve tüm dünyanın ve elbette sevgilisi MJ ve en yakın dostu Ned’in, kimliğini unuttuğu Peter Parker, Örümcek-Adam olmayı tam zamanlı bir iş gibi görmeye başlamış ve New York sokaklarında yapayalnız bir adam ve bir suç savaşçısı olmaya adanmış halde.
Bir yandan MJ ve Ned’i uzaktan izlemeye, onların hasretiyle başa çıkmaya çalışan kahramanımız bir yandan da bu yalnızlık ve izolasyonun getirdiği ruhsal buhranla çevrili. Ve artık büyümek zorunda!

Zeki ve başarılı lise öğrencisinden New York şehrinin umudu haline gelen bir kahramana dönüşümü Peter Parker’ın büyüme hikâyesi aslında. Ve Tobey Maguire ve Andrew Garfield’lı serilerde de kahramanımızı ve gizli kimliği Örümcek-Adam’ı hep benzer bir dönüşüm içinde izliyoruz.
Burada Peter Parker’ın DNA’sındaki “örümcekli” kısım baskınlığını giderek artırıp onu kendini kontrol edemez bir noktaya getirince büyüme sancılarına fiziksel bir boyut daha katılıyor. Aslında çocukluktan ergenliğe, ergenlikten de yetişkinliğe geçerken hepimiz benzer bedensel değişimler yaşıyoruz; hayatlarımız Marvel evreninde geçmediği için bu değişimler bizi süper kahraman haline getirmemiş oluyor sadece. Sancı kısmı ise benzer.

Örümcek-Adam’ın eski dostları Punisher ve Dr. Burce Banner/Hulk’la maceralara atıldığı bu filmin kötüsü ise kimliğini ancak ikinci yarısında açık ediyor. Bu kötüye kötü demek de ne kadar mümkün tartışılır elbet. Fragmanlarda yer almadığı için sürpriz bozan olmasın diye kim olduğunu açık etmemiş olalım…

Örümcek-Adam: Yepyeni Bir Gün serinin birçok hayranı tarafından Sam Raimi imzalı Örümcek-Adam 2’ye benzetildi. Peter Parker’ın ikili hayatı konusunda yaşadığı bocalama ve taşıdığı duygusal yük bakımından buna doğru bir benzetme diyebiliriz. Yine de bu yeni film Sam Raimi’nin yaptığı ustaca yönetmenlik dokunuşlarından mahrum bir yapım olarak karşımıza çıkıyor.
Filmi izleyenlerin yorumlarına bakılırsa Tom Holland’ın artık Örümcek-Adam’lığı iyice sindirdiğini ve gölünde hep Tobey Maguire’ın Örümcek-Adam’ını taşıyan fanları bile kendine alıştırdığını söylemek mümkün. Holland, Örümcek-Adam’ken bile yüzünün en çok göründüğü bu filmde kahramanın yaşadığı sancılı geçişi iyi bir performansla perdeye yansıtmayı başarıyor.

Hem kimlik bunalımı yaşayan hem de aşk acısı çeken bu yetişkinlik yolundaki Örümcek-Adam’ın hikâyesi oldukça duygu yüklü. Film izleyicisini bu noktadan yakalasa da Örümcek-Adam’ın süper kahraman evreninde alıştığımız türden bir kötüsünün ve çatışmasının olmaması, büyük bir kırılma noktasının yani kreşendosunun eksikliği göze batıyor.
Paylaş