Gözde Hatunoğlu

Gözde Hatunoğlu

ghatunoglu@hurriyet.com.tr

Haftanın vizyonu | Odyssey: Yıkılan Batı medeniyetine bir ağıt

Filmin çekileceğini öğrendiğimiz günden başlayan tartışmalar oyuncu kadrosu belli olunca yeniden alevlenmiş, merakla beklenen bu yeni Christopher Nolan yapımının çekildiği format gereği perdede hakkıyla görülebilmesini sağlayabilecek sadece 40 civarı sinema salonu olduğu bilgisiyle birlikte tartışmalar başka bir boyuta taşınmıştı.

Haberin Devamı

Beklenen gün nihayet geldi ve 2026’nın şimdilik en çok ses getiren filmi olan Odyssey sonunda izleyicisiyle buluştu. Filmin yarattığı fırtına biraz olsun dinsin, daha çok kişi filmi izlesin, zihnimde de biraz dinlensin diye bu satırları bir hafta geciktirmek istemiştim.

Ancak sadece ülkemizde değil başta ABD olmak üzere dünyanın birçok yerinde IMAX salonlarda hâlâ bilet bulmak zor, kimileri Odyssey biletlerinin karaborsaya düştüğünü söylüyor hatta…

The Following ve Memento gibi daha “küçük” ilk filmlerinin ardından Hollywood’un görsel olarak çok güçlü, kurduğu evrenlerle izleyiciyi kendi dünyasına hapseden, görkemli, çok konuşan ve çok gösteren, hal böyle olunca da çok tartışılan filmlerinin yönetmeni Christopher Nolan bir kez daha bir “meydan okumayla” karşımızda.

Haberin Devamı

Haftanın vizyonu | Odyssey: Yıkılan Batı medeniyetine bir ağıt

Filmle ilgili bitmeyen format ve bütçe anlatısı, hangi salonda nasıl izleneceği kavgaları, Nolan’ın bunu yaparken seçkinci bir tavır alıp almadığı sorunsalı, kimi roller için seçilen oyuncuların ırkları ve fizikleri konusundaki fikir ayrılıkları derken filmin kendisini konuşmaya sıra çok geç geliyor…

Özellikle sosyal medyada yoğunlaşan bu tür taraflarını geride bırakarak bakmak istiyorum filme. Christopher Nolan’ın her parçası giderek yapaylaşan dev Hollywood stüdyo sistemi içinde analog filme, bilgisayar ve yapay zeka desteği olmadan kurmaya çalıştığı görsel dünyaya, perdeye yansıyanların doğallığına gösterdiği özene söz söylemeye pek gerek yok. Yukarıdaki meydan okuma bahsi tam da böyle bir şey.

Haftanın vizyonu | Odyssey: Yıkılan Batı medeniyetine bir ağıt

Ben Nolan’ın neden 3 bin yıldır var olan, bütün Batı medeniyetinin ve kültürünün temeli sayılan, filmi izleyecek hemen herkesin bildiği bir hikâyeyi merkezine aldığı, yaptığı zorlu yolculuk bu tür zorlu yolculukları tanımlamak için bir terim haline getirilmiş Odysseus’u yeni filminin kahramanı olarak seçtiği kısmıyla ilgileniyorum.

Haberin Devamı

Christopher Nolan’ın Odyssey’i ve Odysseus’u, Homeros’unkinden bir hayli farklı. Mesele bu değil; bu film bir uyarlama ve uyarlamalar aslına körü körüne bağlı olmak zorunda değil. Nolan hepimizin bildiğini hepimize bir kez daha anlatırken kendisi bir söz söylemek için yapıyor bunu. Tıpkı bir önceki filmi Oppenheimer’da olduğu gibi.

Filmin bizi gerçekten de devlerin, tepegözlerin, büyücülerin, cadıların, perilerin, kahraman savaşçıların, büyük yıkımlar getiren, çağlar açıp kapayan savaşların ve tüm bunların ardında her şeyi planlayan tanrıların yaşadığı bir dünyaya ikna edebildiği gerçeğini cebimize koyalım.

Haftanın vizyonu | Odyssey: Yıkılan Batı medeniyetine bir ağıt

Odyssey, 10 yıllık kuşatmanın ardından yıkılan Truva’yı, savaşın ardından evine dönmeye çalışan ancak bunu bir 10 yılını daha denizlerde, ayak bastığı adalarda, canavarlarla savaşarak ve tüm adamlarını bu yola kurban vererek perişan hale gelen kahramanımız Odysseus’u, onun evine, karısı Penelope’ye ve ailesine kavuşmaya çalışmasını anlatıyor.

Haberin Devamı

Zaman atlamalı, parçalı ve oyuncaklı kurguları çok seven Nolan bu kez Homeros’un da bu kahramanlık hikâyesini geri dönüşlerle ve Odysseus’un hatıralarının kalıntıları arasında gezinerek yapması sayesinde zorlanmıyor. Bunu yaparken de takibi zor bu destansı anlatının hızlı bir kurguyla seyirciye kolayca geçirilebilmesi 3 saatlik bu filmi kolay izlenir kılıyor.

Odysseus, Homeros’un anlatısının temel alan Yunan tragedyalarının kahramanlarının hepsinin vücut bulmuş hali: Bir kral olarak başladığı hikâyesi onu bir dilenciye dönüştürerek ilerliyor. Ancak filmin bu tragedyalardan büyük bir farkı var.

Haftanın vizyonu | Odyssey: Yıkılan Batı medeniyetine bir ağıt

Tıpkı insanlığın bu büyük külliyatında olduğu gibi filmde de Odysseus’u da bir kraldan dilenciye dönüştüren süreç bir yandan tanrılara ve onların müesses nizamına karşı gelmek bir yandan da kendi kibrine yenik düşmesi. Nolan’ın Odysseus’u da savaşta yaptıkları ve evine dönebilmek uğruna yolda kurban verdikleri yüzünden büyük bir vicdan azabıyla dolu.

Haberin Devamı

Filmin eserden ayrıldığı nokta ise tam burada düğümlü: Nolan’ın Odysseus’u, Homeros’unkinden farklı olarak iyi bir kral, komutan, eş ve baba iken Truva savaşı sonrasında salt vicdan azabına indirgenmiş, yorgun, kendi gerçeğiyle yüzleşmekten ve bu yüzden çok istese de eve dönmekten bile kaçan “düşmüş” bir adam.

Haftanın vizyonu | Odyssey: Yıkılan Batı medeniyetine bir ağıt

Odysseus bir eser olarak elbette tanrılara kafa tutan insanlığın, savaşta tanrıların kurallarını çiğnemelerinden sonra gördükleri yıkımı, kurdukları medeniyeti kendi elleriyle yıkarken geçtikleri feleğin o meşhur çemberinin bir alegorisi. Klasik edebiyatın bu epik şiiri doğduğu koşulların ve medeniyetin mirasını gelecek kuşaklara aktarırken kıssa da olabilmek için katı, didaktik ve ahlakçı bir yapıya bürünüyor.

Haberin Devamı

Nolan bu eseri günümüze uyarlarken daha ilerici, şimdilerde moda tabiriyle “progresif” olmak için esere çok sayıda müdahale yapıyor. Tıpkı Oppenheimer’da olduğu gibi kahramanını bazı özelliklerinden arındırarak onu günümüz insanının bir yansıması haline getiriyor.

Haftanın vizyonu | Odyssey: Yıkılan Batı medeniyetine bir ağıt

Savaşlara, savaşın çirkin yüzünün insanı ve kurduğu medeniyeti getirdiği noktaya (yani günümüze) dönen bu anlatı bize bizi, kurduğumuz medeniyetin temellerinin ilk kez sarsılışına maruz bırakarak “Bakın aslında bin yıllardır aynı hataları tekrarlamaktan vazgeçemiyoruz” söylemini sunuyor. Bunu yaparken perdede gördüğümüz Odysseus insanlığın tüm günahlarını sırtına alan bir temsile indirgeniyor.

Odysseus kitapta kurnaz, hilebaz, oyunbaz, kibirli, sert… Yolculuğu Kalipso ve Kirke’yle yaşadığı ilişkilerle dolu. Çok güçlü bir kahraman, bir savaş kahramanı olmaktan çok zekasıyla öne çıkan ve o zekayı kimi zaman kibrine yenik düşerek kullanan bir adam. Filmdeki Odysseus ise Odysseus’dan çok Matt Damon’a benziyor.

Haftanın vizyonu | Odyssey: Yıkılan Batı medeniyetine bir ağıt

Yani onun Hollywood’da temsil ettiği imajla boyanmış: Özel hayatında da efendiliği ve aile babalığıyla tanınan ünlü oyuncu, canlandırdığı tüm rollerin süzülmesiyle savaşçı bir kraldan çok Odysseus’un zırhını ve miğferini giymiş bir Matt Damon’a dönüşüyor sanki.

3 saat boyunca Truva’da katledilen bir genç kızın suretiyle yanında gezen tanrıça Athena, onun çektiği vicdan azabını temsil ediyor etmesine ama filmdeki Odysseus kitaptaki Odysseus’un özelliklerinden o kadar arındırılmış ki bu vicdan azabının yoğunluğu boşa düşüyor ister istemez.

Haftanın vizyonu | Odyssey: Yıkılan Batı medeniyetine bir ağıt

Christopher Nolan filmde sık sık bahsi geçen denizden gelen insanların yani medeniyeti yıkan barbarların aslında kim olduğunu filmin sonunda söylerken Oppenheimer’da yaptığını yine yapıyor: Filminin kalbine yıkılan Batı medeniyetini koyuyor. Ama bundan çok korktuğu, bu yıkımın yeni ve daha “doğru” bir medeniyeti doğurmayıp toptan yok oluşu getireceğine inandığını sezdiriyor.

Batı medeniyeti bir gün yıkılacak. Medeniyetler insan eliyle kurulan ve insan eliyle yıkılan şeyler. Tarih bize bunu gösteriyor. İnsan olmak böyle bir şey, insanlık toptan iyi ya da toptan kötü değil. Homeros da bize bunu söylüyor. İnsan suretindeki, insan kusurlarına sahip tanrılar, yarı tanrılar, periler, kudretli büyücüler de tam böyle zaten destanda.

Haftanın vizyonu | Odyssey: Yıkılan Batı medeniyetine bir ağıt

Nolan ise bu tanrıları ya da Odyssey’deki diğer insan üstü ögeleri fantastik taraflarını törpüleyerek, giderek insanlaştırarak sunuyor bize. Kahramanı Odysseus’u da tanrıların dünyasından çıkarıp sanki travma sonrası bozukluk (PTSD) yaşayan bir Vietnam savaşı gazisine ya da yaratabileceği yıkımı öngörememiş gibi atom bombasından sonra sudan çıkmış balığa dönen Oppenheimer’a benzetiyor.

Kalipso’yu kurbanlarına cennet gibi bir adada ölümsüzlük sunan manipülatif bir deniz perisi yerine Odysseus’a doğru yolu göstermeye çalışan gösterişsiz bir karaktere dönüştürmek de biraz bundan.

 Haftanın vizyonu | Odyssey: Yıkılan Batı medeniyetine bir ağıt

Kirke, filmde yaptıklarını kitapta da yapıyor. Ama Kirke çok daha derinlikli bir karakter olması bir yana, açgözlü, şiddetten keyif alan erkekleri gerçekten cezalandırırken bir yandan Odysseus’la uzun süre aşk yaşayan, son derece çekici ve dişiliği yoğun bir büyücü ve bir tanrıça. Ama onu da bu görkeminden sıyrılmış halde, intikamcı bir orta çağ cadısı gibi görebiliyoruz sadece.

Çünkü Homeros’un Odyssey’indeki her detay Nolan’ın Odyssey’inde araçsallaşıyor. Bu da filmi tüm görkemi bir yana hem söylemsel hem de duygusal düzlemde daha mekanik ve kuru hale getiriyor.

Haftanın vizyonu | Odyssey: Yıkılan Batı medeniyetine bir ağıt

Ezcümle karşımızda daha uzun süre konuşulacak ve tartışılacak bir film var. Ve evet eleştiriler bir yana sinemada görülmeyi sonuna kadar hak eden bir filmle karşı karşıyayız. İzlerken kendinizi filme temsil edip, bize ne söylediğini ardından bolca düşüneceğimiz bir film…

Yazarın Tüm Yazıları