Gözde Hatunoğlu

Gözde Hatunoğlu

ghatunoglu@hurriyet.com.tr

Haftanın vizyonu | Kurtuluş: Hepimiz aynı kâbusun içinde…

İlk gösterimi Berlin Film Festivali’nde yapılan ve buradan Gümüş Ayı ödülüyle dönerek büyük bir başarı elde eden Emin Alper’in son filmi Kurtuluş, ödülün üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra, sıcağı sıcağına gösterime girerek izleyiciyle buluştu.

Haberin Devamı

Berlin’de festivalin meşruiyetinin sorgulanmasına neden olan Filistin meselesiyle başlayan tartışmalar bir yana Kurtuluş, ülkemizde de gerçek bir olaydan yola çıkan hikâyesi ve bu hikâyeyi ele alış tercihleriyle yeni tartışmalara gebe gibi görünüyor.

Kurtuluş, 2009’da yaşanan Bilge köyü katliamından yola çıkan, benzer bir katliamı dönemin koşullarını da gözler önüne sererek kurgu bir hikâyeyle ele alan bir psikolojik gerilim filmi olarak tarif edilebilir.

Haftanın vizyonu | Kurtuluş: Hepimiz aynı kâbusun içinde…

Hazeran ve Bezari adındaki iki komşu aşireti merceğine alan Kurtuluş, mülkiyet meselesi üzerinden dinin ve inançların toplumsal yapıyı şekillendirişini, iktidar mücadelesi içindeki toplulukların düşmanlaşmasını ve kollektif bir paranoyanın korkunç bir kâbusa ve en sonunda da bir katliama dönüşmesini anlatıyor.

Haberin Devamı

Biri tepede diğeri aşağıda ve daha verimli bir yerde kurulan iki komşu köyün önünde filmin geçtiği dönemde iki seçenek var: Korucu köy olmak, silahlanmak ve devletle birlikte çatışmalara taraf olmak ya da doğup büyüdüğü toprakları terk etmek…

Konumsal olarak daha dezavantajlı olan Hazeran köyü silahlanıp korucu olmayı seçerken aşağı köy Bezari’de yaşayanlar şehre gidiyorlar ve burada topraklarını bırakıp ticaret yoluyla zenginleşmeye başlıyorlar.

Haftanın vizyonu | Kurtuluş: Hepimiz aynı kâbusun içinde…

Terörün bitmeye yüz tuttuğu, çatışmaların sonlanmaya yaklaştığı süreçte Bezari aşireti topraklarına geri dönmeye karar veriyorlar. Ancak aradan geçen sürede bu daha verimli topraklar çoktan Hazeran aşireti tarafından ele geçirilmiş.

Hazeran aşiretinin başında yer alan ve topluluğun aynı zamanda dini lideri de olan Şeyh Ferit (Feyyaz Duman) konuyu ılımlı şekilde çözmek istiyor. Kardeşi Mesut (Caner Cindoruk) ise onaylanmayan bir evlilik yaptığı için aslında şeyh olması gerekirken geriye çekilmiş ancak hâlâ saygınlığını koruyan ve sözü dinlenen bir figür.

Haberin Devamı

Haftanın vizyonu | Kurtuluş: Hepimiz aynı kâbusun içinde…

Hazeran aşiretinin eli silahlı ve bu toprak işini de şiddetle bile olsa çözmeye kararlı iki üyesi Yılmaz (Berkay Ateş) ve Fatma (Naz Göktan), Mesut’a çeşitli şekillerde yanaşarak Ferit’i devirmek ve yerine Mesut’u geçirmek istiyor.

Köy içindeki bu iktidar çatışması dedikodular, kulaklara fısıldanan zehirli sözler, dini yönlendirmeler ve nihayetinde rüyalar ve kâbuslar yoluyla şiddetleniyor ve bu gerçeküstü soslara bulanan soyut şiddet nihayetinde şiddetin en somut ve gerçek halini; bir katliamı doğuruyor.

Kağıt üzerinde iki aşiret arasında yaşanan bu iktidar mücadelesi ve değişimi büyük ölçekte bakıldığında Emin Alper sinemasında, onun daha önceki filmlerinde de gördüğümüz temaları barındırıyor.

Haberin Devamı

Haftanın vizyonu | Kurtuluş: Hepimiz aynı kâbusun içinde…

Emin Alper kendisi de verdiği çeşitli röportajlarda bunun iki düşman köy üzerinden anlatılan bir hikâye olsa da evrensel şekilde başka coğrafyalara, başka iktidar mücadelelerine ve buradan doğan korkunç katliamlara uzanan alegorik bir anlatı olduğu söylüyor.

Kurtuluş, adı gibi olumlu bir söylem içermeyen, kapalı toplumlarda inanç sistemlerinin sömürülmesiyle ortaya çıkacak güç mücadelelerinin nasıl toplumsal histerilere ya da paranoyalara yol açabileceğini ortaya koymaya çalışan bir kâbus gibi gerçekten de.

Haftanın vizyonu | Kurtuluş: Hepimiz aynı kâbusun içinde…

Filmde bolca yer kaplayan, filmi fantastik bir yere sürükleyerek tekrarlanan rüya sekansları, Mesut’un dini liderliği ve haliyle iktidarı tümden ele geçirirken söylediği “Bundan böyle hepimiz aynı rüyayı göreceğiz” cümlesi sadece ülkemiz için değil tarihte iz bırakmış birçok mücadelenin, savaşın, katliamın da yolunu açan çok kritik ve bir o kadar da tehlikeli bir söylemin temsili.

Haberin Devamı

Kurtuluş, Emin Alper sinemasında sıkça karşımıza çıkan temaların tekrarlandığı ancak şimdiye kadar hiç bu kadar sert ve karanlık işlenmemiş bir anlatıya sahip. Filmi sinemasal olarak ele aldığımızda Emin Alper’in artık atmosfer yaratma, anlatısını görselleştirme konusunda giderek ustalaştığını söylemek mümkün.

Haftanın vizyonu | Kurtuluş: Hepimiz aynı kâbusun içinde…

Alper, filmi bu şekilde tanımlamasa da hikâyenin evrildiği nokta ve bunun rüya kısımları, karanlık atmosferi, köyün fiziki koşullarıyla desteklenmesine yani setin klostrofobik şekilde kullanımına bakılınca karşımızda bir politik gerilim kadar bir korku filmine de benzeyen bir eser var diyebiliriz.

Başta Caner Cindoruk olmak üzere Feyyaz Duman, Berkay Ateş ve Naz Göktan performanslarıyla filmi sırtlıyor. Kurtuluş’un oyunculuk ve diğer teknik konularda eksiğinden çok fazlası var.

Haberin Devamı

Emin Alper’in Kurtuluş’u çekerken göstermeyi tercih ettiği ya da etmediği kısımları ise tartışmaya açık. Yönetmen filmin hikâyesinin neden bu noktaya geldiğini, bu iki aşiretin kavgasını ve çatışmasını yaratan koşulları tümden anlatmıyor; izleyicisinin yakın geçmişimize dair hafızasına güveniyor.

Ancak bu tercihiyle ele alınan coğrafyayla ilgili kültürel ve bireysel temsillerin geçerliliği / doğruluğu konusunda muğlak bir alan yaratmış oluyor. Filmde her şey olup biterken devletin varlığı ya da tam tersi yokluğu, ne şekilde konumlandırıldığı sorgulanmaya açık.

Haftanın vizyonu | Kurtuluş: Hepimiz aynı kâbusun içinde…

Emin Alper’in yola bu tartışmaları göze alarak çıktığı açık. İlk filmi Tepenin Ardı’ndan beri ilgiyle takip ettiğim Emin Alper’in ödüllü filmi Kurtuluş’un çok izlenmesini ve ele aldığı meselelerin de yapıcı tartışmalarla ele alınmasını canı gönülden isterim.

İzlemesi ve yüzleşmesi zor bir film olduğu açık. Kurtuluş, kurtuluş yolunu kendisi açıkça söylemeyen, finalinde de izleyicisini “rahat” bir noktada bırakmayan, bir arınma, bir katarsis sunmayan, “Gelin gayrısını siz düşünün” diyen bir film. Seyircisi bol, yolu açık olsun…

 

Yazarın Tüm Yazıları