Gökçe Aytulu

Gökçe Aytulu

gokcea@hurriyet.com.tr

Vicdan sahibi İsrailliler sırada: Bu bir soykırım

“Yıllarca ‘soykırım’ kelimesini kullanmayı reddettim. Ama şimdi gazetelerde okuduklarımdan, gördüklerimden ve orada bulunmuş insanlarla konuştuktan sonra buna ‘soykırım’ demekten kendimi alamıyorum.”

Haberin Devamı

Dünyaca ünlü İsrailli yazar David Grossman, birkaç gün önce İtalyan gazetesi La Repubblica’da yayımlanan söyleşisinde Gazze için bunları söyledi.

Grosmann sıradan bir isim değil. Eserleri Türkçe dahil kırkın üzerinde dile çevrilmiş bir yazar.

2006’daki Lübnan-İsrail savaşı sırasında oğlunu kaybetti. Üstelik çatışmaların durdurulması için iki İsrailli yazarla birlikte “Barış” çağrısı yaptıktan kısa bir süre sonra.
Grossman İtalyan gazetesine bütün içtenliğiyle konuşmuş: “İsrail’e soykırımcı bir devlet dememek için elinden gelen her şeyi yapmış biri olarak konuşmak istiyorum. Şimdi, sonsuz bir acı ve kırık bir kalple, soykırımın gözlerimin önünde gerçekleştiğini söylemek zorundayım.”

İsrailli yazar, artık soykırımdan bahsetmek konusunda ahlaki bir sorumluluk hissettiğini söylemiş.

Haberin Devamı

Grossman’la birlikte 2006’daki barış çağrısına katılan dünyaca ünlü iki yazar Amos Oz ve A.B Yehoshua bugün hayatta değil.

Yaşasaydılar Gazze için “soykırım” derler miydi bilmiyorum. Ama Grossman bunu dile getiren tek İsrailli değil.

İki hafta önce Brown Üniversitesi’nde Holokost ve soykırım çalışmalarıyla tanınan İsrailli profesör Ömer Bartov, New York Times’da “Ben bir soykırım uzmanıyım. Gördüğümde anlarım” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Bartov da tıpkı Grossman gibi uzun süre kendini Gazze’de yaşananların bir çatışma olduğuna ikna etmeye çalışmış. Ama yazısında şöyle diyor:

“Nihai çıkarımım, İsrail‘in Filistin halkına karşı soykırım işlediği oldu. Siyonist bir evde büyümüş, İsrail Savunma Kuvvetleri’nde subay olarak görev yapmış, kariyerinin çoğunu savaş suçları ve Holokost üzerine çalışarak geçirmiş biri olarak, bu sonuca varmak acı vericiydi ve elimden geldiğince direndim. Ama çeyrek asırdır soykırım dersleri veriyorum. Bunu gördüğümde tanırım.”

Gazze’de çocukları açlığa mahkûm eden, katliamdan vazgeçmeyen İsrail yönetimi uluslararası arenada giderek sıkışıyor.

Vicdani sorumlulukla seslerini yükselten İsrailliler, sonuna kadar katliam planları yapan Netanyahu’nun işi daha da zorlaştıracak.

Vicdan sahibi İsrailliler sırada: Bu bir soykırım

Haberin Devamı

ENTERESAN ELÇİLER DÖNEMİ

GEÇEN hafta ABD Başkanı Trump’ın İskoçya ziyareti sırasında diplomatik teamülleri altüst eden ev sahipliğinden bahsetmiştim. Trump usulü diplomasinin, diplomatları da farklı.

Milyarder iş insanlığından ABD’nin Türkiye Büyükelçiliği ve Suriye Özel Temsilciği görevine atanan Tom Barrack bu alandaki en dikkat çeken isim.

Bir diğeri ise ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee... Barrack gibi o da kariyer diplomatı değil. Eski Arkansas Valisi, Evanjelist bir din görevlisi. İsrail’in güvenliğini “kutsal bir görev” olarak görüyor. 

Şu dönemde İsrail hükümetinin son ve en ateşli savunucularından biri olarak öne çıkıyor.

Geçenlerde bir mülakatında “Müslüman ülkeler çok istiyorlarsa Filistin devleti için toprak verebilirler” dedi.

Haberin Devamı

Sonra “ABD artık bağımsız bir Filistin devleti arzulamıyor” buyurdu. Bu lafına ABD Dışişleri’nden düzeltme geldi: “Büyükelçi kendi adına konuşmuş. Ortadoğu politikasını Başkan belirler.”

Son olarak rüşvet davasından yargılanan Netanyahu için duruşma salonuna gelip “Geçiyordum, uğradım” diyerek açık destek verdi. Elinde Netanyahu destekçilerinin davanın kurgu olduğunu ima etmek için kullandığı oyuncak bir tavşan tutuyordu. Mahkeme heyetine “Hukuk filan dinlemem, Bibi’nin arkasındayız” mesajı daha açık verilemezdi sanırım.

Vicdan sahibi İsrailliler sırada: Bu bir soykırım

CHOBANİ’NİN İRRASYONEL KARARI

FENERBAHÇE futbol takımına sponsor olan Hamdi Ulukaya’yı uzun yıllardır uzaktan takip ederim.

Sıfırdan kurduğu yoğurt markasıyla ABD pazarını şekillendiren, klasik yönetici profilinin dışında, Amerikan talk showcularının bile ilgisini çekebilen bir isimdir.

Haberin Devamı

Yıllar önce Chobani’nin yüzde 10 hissesini çalışanlarıyla paylaştı. Mültecilere yönelik kurduğu yardım vakfı Tent’le önemli işlere imza attı.

Kendi ticari yeteneğinin yanı sıra ABD’deki sistemin yardımıyla “Amerikan rüyasını” gerçekleştirebilen az sayıda isim arasına girdi.

Gerçi aynı imkânlarla ve öğrenci vizesiyle Chobani’yi bu günlerde kurmaya çalışsaydı belki de çoktan ICE ekiplerince sınır dışı edilmek üzere yakalanmış, kendini El Salvador’daki gözetim merkezinde bulabilirdi.

Ama Amerikan ekonomisi bugün bulunduğu noktaya mültecilerin yarattığı markalarla geldi. Kennedy bu yüzden ABD için “Mültecilerin Ulusu” diyordu.

Burada Türk-Türkiyeli tartışmasına girmeyeceğim.

Haberin Devamı

Fakat bir Fenerbahçe taraftarı olarak bu sponsorluğun Ulukaya’nın en riskli ticari kararlarından biri olduğunu söyleyebilirim.

Bir kere Türk futbol dünyasıyla biraz ilgilenen herkes nasıl vahşi bir ormanda bulunduğunun farkındadır. Bu saatten sonra ne Ulukaya ne de Chobani için işler eskisi gibi olacaktır. Mesela, İlber Ortaylı’ya söylediği iddia edilen laflar gibi sosyal medya dezenformasyonlarıyla mücadele etmek zorunda kalacaktır.

İkincisi ABD’de benzerine rastlayamayacağı bir taraftarlık kutuplaşması içinde beklemediği tartışmaların içine çekilecektir. Türkiye pazarına girmeye hazırlanan yoğurt markasının önündeki zorluklardan biri de bu olacak.

Üçüncüsü ise Ulukaya’nın basın toplantısında sponsorluk için sarf ettiği “Dünyada yaptığım en irrasyonel şey” cümlesinde saklı... Ulukaya statta çektiği duygusal videoda üniversite döneminde Kadıköy’de kale arkasında izlediği ilk maçta nasıl büyülendiğini nefis anlatmış.

Her taraftar benzer yollardan geçmiştir. Büyükbabam elimden tutup Kadıköy’de ilk kez maça götürdüğünde ilkokuldaydım. Kale arkasından Oğuzlu, Aykutlu efsane kadroyu çocuk gözlerimle gördüğümde dizlerim titremişti. Sonra liseye kadar hiç şampiyonluk göremedim o ayrı. Ama üniversite döneminden itibaren uzun yıllar boyunca sadık bir tribün taraftarı oldum.

Bugün dünya çapında tanınan bir marka sahibi olsam ticari bakış açısıyla futbol takımı yerine muhtemelen Fenerbahçe’nin erkek basketbol takımı ya da kadın voleybol takımına sponsorluk yapmayı tercih ederdim. 

Ulukaya’nın futbol tercihi ise sadece duygusal değil aynı zamanda kendi deyişiyle mantıkdışı duruyor. Ama futbol taraftarlığı böyledir, pek mantık aranmaz.  

Bununla beraber Chobani’nin irrasyonel hareketi sadece Fenerbahçe için değil Türk futbolu adına önemli ve güzel bir gelişmedir. Hayırlı olsun.  

Vicdan sahibi İsrailliler sırada: Bu bir soykırım

DOKTOR HANNİBAL, ESTETİĞE KARŞI

MODERN zamanlar kadınlara güzellik ve estetik adına etmedik işkence bırakmıyor. Sanırım bu işkence herkesin yüzü tamamen yuvarlak olup dudakları şişene kadar devam edecek.

Bu akımın öncülerinden Kim Kardashian’ın ne işe yaradığı meçhul güzellik ürünlerini sattığı bir markası var. Teşbihte hata olmaz. Güzellik ürünlerinden biri Anadolu geleneğinde her cenazeye yapılan çene bağına benzeyen bir maske.

Bu ürünü Oscarlı aktör Anthony Hopkins’in kafasında görene kadar olaydan habersizdim. Allah gecinden versin Hopkins 87 yaşında ve hâlâ sağlam bir formda. Kardashian’ın maskesini de gıdısını düzeltmek için değil dalga geçmek için kullanmış. Kuzuların Sessizliği filmindeki meşhur katil Hannibal’ın maskesine benzetip dalga geçen bir video çekmiş. “Selam Kim, şimdiden 10 yıl gençleştiğimi hissediyorum” deyip Kim’i yemeğe çağırmış.

Tebrikler Doktor Hannibal, bu kez korkutmadın, güldürdün.

Vicdan sahibi İsrailliler sırada: Bu bir soykırım

 

Yazarın Tüm Yazıları