Paylaş
Alaska’daki fırsatı usta bir manevrayla değerlendiren Putin şimdi Trump’ın masaya dizdiği Avrupalıların kendi aralarında yaptığı ‘güvenlik garantisi’ pazarlıklarını izliyor.
İki lider masaya oturuncaya kadar bir Zelenski-Putin zirvesinden emin olamayacağız.
Öte yandan Ukrayna için kurulması planlanan güvenlik garantisi mekanizmasında birkaç gündür Türkiye’nin de adı geçiyor.
Konunun ilk kez İngiltere, Almanya, Fransa’nın öncülüğünü yaptığı Gönüllüler İttifakı’nın toplantısında Macron tarafından gündeme getirildiği söyleniyor.
Türkiye hem Ukrayna hem de Rusya’yla olan özel ilişkisi nedeniyle diğer ülkelerden farklı bir pozisyonda.
Üstelik hem NATO içinde hem BM çerçevesinde Türkiye’nin barış misyonlarındaki tecrübesi ve katkısı iyi biliniyor.
Son 30 yılda Balkanlardan Somali’ye, Lübnan’dan Afganistan’a kadar farklı coğrafyalarda Türkiye bu misyonların en etkili uygulayıcılarından biri oldu.
Dolayısıyla Türkiye’nin burada rol alması şaşırtıcı olmaz. Üstelik her iki ülke de bunu destekleyebilir.
Ancak en önemli nokta, Türkiye’nin de masada onayını alan uygulanabilir bir mekanizma yaratabilmek. Bu konuda sorumluluk çokça Avrupalılara düşüyor.
Sahadaki gerçeklik ve tecrübeyi Avrupa snopluğunun üzerinde tutacak mantıklı bir bakış açısına ihtiyaç var.
Yoksa Ukrayna-Rusya savaşı yine döner dolaşır aynı kördüğüme saplanır.

NETANYAHU’NUN Z KUŞAĞI PLANI!
İSRAİL ordusunun resmi rakamlarına göre Gazze’deki sivil ölümler yüzde 83’e ulaşmış.
BM’ye göre ölenlerin sayısı 60 bini geçti.
Gözümüzün önünde artık resmi rakamların bile yalanlayamadığı yeni bir Ruanda, yeni bir Srebrenitsa duruyor.
Hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından tutuklama kararı verilmiş katliamın baş sorumlusu Netanyahu, iki gün önce İngiltere’de yayınlanan bir podcast’a katıldı.
Önce bildik söylemlerini tekrarladı. Dünyayla dalga geçercesine “Gazze’de soykırım yapmak isteseydik bunu bir günde yapabilirdik” dedi.
Filistin’i tanımaya karar veren devletler için “Batı protestoculara teslim oluyor, zayıflık gösteriyor” dedi.
Sonra bir soru üzerine konu döndü dolaştı Z kuşağına geldi.
Araştırma şirketi Gallup’un çalışmasına göre ABD’deki genç nesil arasında Netanyahu’nun fikirlerine karşı çıkanların oranı yüzde 94’e ulaşmış.
Aynı yaş diliminde İsrail’in Gazze operasyonlarına karşı çıkanların oranı da yüzde 91 civarında.
Programda Netanyahu’ya “Z kuşağı iktidara gelince İsrail arkasındaki Batı desteğini kaybeder mi” diye soruldu.
Netanyahu “Tüm Batı’da Z kuşağı hakkında yapmamız gereken işler var” cevabını verdi.
Hangisi daha trajik bilmiyorum. Netanyahu’nun hâlâ Z kuşağını ikna edebileceğine inanması mı? Yoksa başka planları mı var; ikna edemediklerini imha etmek gibi...

EN YAŞLIMIZ EN BİLGEMİZ Mİ?
İKİ gün önce 116’ncı yaş gününü kutlayan Britanyalı Ethel Caterham, yerküremizde bilinen en yaşlı insan.
Sadece dünyada geçirilen süreye dayalı bilgelik anlayışını pek kabul etmem. Fakat Ethel Hanım farklı bir örnek.
21 Ağustos 1909’da yani Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından 5 yıl önce doğmuş. Ömrü boyunca kabaca tanımlamak gerekirse iki dünya savaşı, bir soğuk savaş, nükleer kriz, sayısız katliam ve iki büyük pandemiye tanıklık etmiş.
2020’de COVID’e yakalanmış. Virüsü alt edebilen en yaşlı insan olmuş.
Sıradan bir insanın sıradan olmayan bir hayatını yaşamış. Ailesinin işi dolayısıyla Hindistan’da, Hong Kong’da bulunmuş. Kendi işini kurup çalışmış.
Birkaç yıl önce verdiği bir söyleşide uzun yaşam için bir sırrının olmadığını belirterek hayata bakış açısını anlatmış: “Her şeyi akışına bırakmak, inişleri ve çıkışları kabullenmek, kimseyle tartışmamak... Herkesi dinlerim ama canım ne isterse onu yaparım.”
Tahmin edileceği gibi Britanya’nın en önemli gerontoloji ekibi Ethel Hanım’ın sırrına vakıf olabilmek için harıl harıl çalışıyor.
Fakat “yaşlılık şöhreti” de onun pek umurunda değil. 116’ncı yaş gününü, kimseye söyleşi vermeden torunları ve torunlarının torunlarıyla birlikte basına kapalı şekilde kendi temposunda kutlamış. Sadece bir önceki sene olduğu gibi kendisini arayan Kral Charles’ın telefonuna çıkmış.
Uzun yaşamın sırrını bilmem ama Ethel Caterham’ın hayatı, mutlu olmak için hep güzel kalıp hiç yaşlanmamayı zorunlu kılan ‘Saçmalıklar Çağı’na esaslı bir cevap gibi.

KOŞARAK KAÇARIM ACROYOGA’DAN KARYOPRAKTİKTEN TEDTALKS’TAN
SPORLA aram hiç fena değildir. Dönemin pek çok çocuğu gibi 4-5 yaşında misafir çocuklarıyla halı üzerinde serbest stil güreşle başladığım amatör sporculuk kariyerimde birçok farklı sporu denedim.
Buna rağmen bu zamana kadar Acroyoga diye bir disiplinden haberim yoktu. Bazen insan cehaletiyle mutlu olabiliyor.
Acroyoga’yı biraz araştırayım dedim. Bilmediğimiz kadim bir Doğu kültürü mü bu, yoksa Batı’nın yeni teknik bir numarası mı?
Tam da beklediğim şekilde karşıma Kaliforniya menşeili yeni bir beyaz yaka sporu çıktı.

Biraz Doğu’dan biraz Batı’dan. Biraz spor, biraz masaj ve bolca kişisel gelişim.
Acroyoga’nın son dönemin alternatif tıp üfürmelerinden kayropraktik ile aynı zamanda yükselmesine şaşmamalı. “Bunu alan bunu da aldı” gibi bir paket programla başlıyorsunuz sanırım.
Yaratıcılarının Tedtalks konuşmaları var. İzlemedim.
Bir konudan ışık hızıyla uzaklaşmam için onun hakkında bir Tedtalks olması yeterli. Acroyoga maceram böylece başlamadan sona erdi.
Paylaş