Paylaş
Herhalde biz de dahil IMF ile macerası olan hiçbir ülke, bugüne kadar Uluslararası Para Fonu’nu hayırla yad etmemiştir.
Büyük şair Louis Aragon’un “Mutlu aşk yoktur” şiirindeki gibi “Mutlu Stand-by yoktur” diyebiliriz.
Bu durum Britanya için de geçerli.
İngilizler, 1976’da yaşadıkları borç krizini aşmak için tarihinde bir kez büyük çaplı IMF kredisi almak zorunda kaldı.
Dönemin Başbakanı James Callaghan ve Maliye Bakanı Denis Healey yönetimindeki İşçi Partisi hükümeti 3.9 milyar dolarlık bir kredi aldı.
Tabii bu kredi, İngiliz vatandaşlarına yol, su, elektrik olarak dönmedi. Daha çok vergi, kesinti ve hayat pahalılığı olarak karşılık buldu.
Britanya siyaseti İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük krizini yaşadı. Devlet destekli büyüme modeli rafa kalktı. IMF anlaşmasını imzalayan İşçi Partisi hükümeti üç yıl sonunda iktidarı Demir Leydi Margaret Thatcher’a kaptırdı.
O dönemi yaşayan orta yaş üzerindeki İngilizleri kızdırmak için IMF’den bahsetmeniz yeterli. Ülkede IMF hâlâ ‘öcü’ olarak görülüyor.
Fakat bugünlerde Britanya’da IMF tartışması tozlu raflardan inip tekrar siyasete girdi.
Geçen hafta Muhafazakâr Parti’ye yakınlığı ile bilinen Telegraph gazetesi borçlanma maliyetleri ve kamu açığındaki artış nedeniyle ülkenin IMF desteğine muhtaç kalma ihtimali olduğuna ilişkin bir analiz yayımladı.
Buna göre kamu maliyesinde 50 milyar sterlinlik kara deliğin nasıl giderileceği muallak. Vergilerin daha fazla artırılması, zaten yükselişte olan enflasyon için bir katalizör olacak. Böylece İngiliz hükümeti IMF ile anlaşmak zorunda kalacak.
İktidar ise ekonomideki kara deliği kabul ediyor ancak ülkenin 1976’dan çok daha iyi bir durumda olduğunu vurguluyor.
Önceki gün İngiliz Başbakanı Starmer, benzer bir ‘IMF krizini’ önlemek için kabinede ve ekonomi yönetiminde önemli değişiklikler yaptı.
Vergi politikasında çizdiği zikzaklarla tepki çeken Hazine Bakanı Reeves’i baypas ederek ekonomi yönetimi için özel bir ekip kurdu. Bu hamleyi ‘krizden önce son çıkış’ olarak yorumlayanlar oldu.
IMF ile anlaşma şimdilik İngiltere’nin gündeminde olmasa da geçmişin hayaleti siyasetin üzerinde dolaşıyor.

FRANSA’DA DA İŞLER KARIŞIK
İngiltere’dekine benzer bir IMF tartışması Fransa’da da yaşanıyor. Hatta Telegraph, Fransa’nın İngiltere’den daha önce IMF’ye başvuracağını iddia etti.
Fransa’nın kamu borcu GSYH’nin yüzde 114’üne, bütçe açığı ise yüzde 5.8’e ulaşmış durumda. Buna rağmen kamu harcamaları ve vergiler Avrupa’nın en yüksekleri arasında.
Fransız hükümeti bütçe açığı için44 milyar Euro’luk tasarruf planlıyor ama bu plan zaten buz üzerinde yürümeye çalışan hükümetin düşmesine neden olabilir.
IMF tartışması da tam bu noktada alevlendi.
Fransa Maliye Bakanı Eric Lombard, hükümetin çökmesi halinde IMF müdahalesi gelebileceğini söyledi.
Yani Lombard, hükümetin düşmemesi için parlamentoyu ve Fransızları IMF’yle tehdit etti.
Önceki gün bu tartışmaya Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde da dahil oldu. Fransa’nın IMF’den borçlanmayı gerektirecek bir borç krizinde olmadığını söyleyen Lagarde şuna da dikkat çekti: “Fransa kamu maliyesini acilen düzene sokmalı.”
İşin enteresan boyutu İngiltere’de IMF tartışması muhalefet tarafından alevlendirilirken Fransa’da bizzat hükümet cephesi ‘IMF korkusunu’ pompalıyor.
Fakat iki ülkede de değişmeyen şey, IMF’yi kimsenin istememesi.
YAPAY ZEKÂYA TRUMP’IN GAZZE PLANINI SORDUM
AMERİKAN gazetesi Washington Post, pazar günü Trump’ın Gazze’yi Riviera yapma planına ilişkin resmi bir belge yayımladı.
Belge 38 sayfalık bir sunumdan oluşuyor. Sunumu hazırlayanlar belli ki ABD Başkanı’nın ilgisini çekebilmek için yapay zekâdan faydalanarak bol görselli, basit grafikli bir plan tercih etmiş.
Konuyu bilmeyip sadece görsellere baksanız bunun resimli bir çocuk kitabı ya da bir video oyunu tanıtımı olduğunu düşünebilirsiniz.
Keşke öyle olsa...
Planın resmi adı “Gazze Yeniden Yapılanma, Ekonomik Hızlandırma ve Dönüşüm Vakfı”. İngilizce kısaltması GREAT, yani Trump’ın en sevdiği kelime ‘harika’.

Harika planın içeriği şöyle:
- Gazze’nin yaklaşık 10 yıl boyunca ABD vesayeti altında tutulması ve “Gaza Riviera” adıyla turizm–teknoloji merkezine dönüştürülmesi.
- 2 milyon Filistinlinin “gönüllü” göçü ya da güvenlik bölgelerine hapsedilmesi.
- Yatırımcılar için 100 milyar dolarlık mega projeler yapay zekâ destekli 6–8 “akıllı şehir”, lüks sahil köyleri, bir “Elon Musk üretim parkı”.
- Gazze’nin yaklaşık yüzde 30’unun “kamu arazisi” adıyla güvenceye alınıp arazi sahiplerine dijital token verilmesi.
Yapımında ve işletilmesinde övgüyle yapay zekâdan faydalanıldığı söylenen planı yapay zekâya sordum. Washington Post’un yayınladığı PDF belgesini yapay zekâ programına yükleyip sadece uluslararası hukuk bakımından olası suçları değerlendirmesini istedim.
Yapay zekâ şunları yazdı:
Zorunlu nüfus nakli: Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’ne göre (Madde 7/1(d)), sivillerin zorla başka bölge veya ülkelere nakledilmesi insanlığa karşı suçtur. ‘Gönüllü’ göç söylemine rağmen, silahlı çatışma, abluka ve güvenlik tehditleri altında ‘seçme özgürlüğü’ yoktur; yani pratikte bu ‘zorunlu’ transfer sayılır.

Etnik temizlik: Plan, Gazze’nin tüm nüfusunu geçici ya da kalıcı olarak çıkarmayı hedeflediği için bu kapsamda değerlendirilir. BM ve Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi içtihadında, bir halkın sistematik şekilde zorla uzaklaştırılması anlamında kullanılır.
İnsanlığa karşı suçlar: Roma Statüsü Madde 7’ye göre, nüfusun geniş çaplı ve sistematik şekilde yerinden edilmesi, ayrımcılık, mülkiyetin gaspı, aç bırakma vb. uygulamalar insanlığa karşı suç kategorisine girer. Plan, ‘kolektif cezalandırma’ niteliği taşıdığından bu kapsamda da sorumlu tutulabilir.
Özetle: ‘GREAT Trust’ planı, zorunlu nüfus transferi, savaş suçları, hatta koşullara bağlı olarak soykırım niyetini kapsayan uluslararası suçlar kategorisine sokulabilir.”
Ben demiyorum, sizin yapay zekâ söylüyor.
Paylaş