Paylaş
Bu sözler İngiliz Ordusu’nun bir önceki genelkurmay başkanı Patrick Sanders’a ait. Hafta sonu The Telegraph’a verdiği söyleşide Sanders, savaşa hazırlık çağrısı yaparak “Bir an önce ülkenin her yerine sığınaklar yapmalı, hava savunmamızı güçlendirmeli ve asker sayımızı artırmalıyız” dedi.
Sanders’ın korku ve paniğe yol açan sözleri aslında bütün Avrupa kıtasının Rusya karşısındaki pozisyonunu özetliyor.
Geçen hafta Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve İngiltere Başbakanı Starmer arasında tam da bu korkudan doğan bir anlaşma imzalandı.
Birleşik Krallık ve Fransa bir tehdit geldiğinde nükleer silahlarını birleştirme taahhüdünde bulundular.
Tehdidin Rusya olduğu aşikâr.
İngiltere nükleer silah taşıyan denizaltıların yanı sıra ay başında envanterine nükleer bomba taşıyabilen 12 adet F35 jeti ekleyeceğini duyurdu.
Fransa ise nükleer konusunda karma hava-deniz caydırıcılığına sahip.
Avrupa’nın iki nükleer gücü, Soğuk Savaş dönemindeki korkuları hatırlatırcasına bir işbirliği içine girdi.
Aynı günlerde Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un Kuzey Kore Lideri Kim Jong Un ile sarmaş dolaş görüntülerinin yayınlanması ve dünyaya nükleer mesaj vermeleri pek tabii ki tesadüf değil.
Ve tabii Atlantik’in diğer ucunda Rusya’ya 50 gün mühlet verip “ne yapacağının belli olmamasıyla” övünen Trump yönetiminin dünyanın en büyük nükleer gücünü elinde bulundurduğunu unutmayalım.
Yeni, tehlikeli bir nükleer tırmanış tarihi korkuları yeniden tedavüle sokuyor. Galiba çanlar bu kez hepimiz için çalıyor.

TONY BLAİR İŞİNİ BİLEYIR
İngiltere’nin eski başkanlarından Tony Blair modern dönem İngiliz siyasetinin en tartışmalı isimlerinden biri.
Göreve gelmesinden bir yıl sonra Kuzey İrlanda-IRA çatışmasını bitiren Hayırlı Cuma Anlaşması’nı imzalaması Blair’in yıldızının parladığı andı.
Fakat ABD Başkanı Bush’un peşine takılıp “Irak’a demokrasi getirmeye” çalıştığında bu yıldız bir süpernova gibi patlayıp sönmüştü.
Savaş suçlusu ithamlarına maruz kaldı, hakkındaki suçlamalardan kamuoyunu tatmin etmeyen bir şekilde aklanınca adı “Teflon Tony”e çıktı...
Ama Blair, başbakanlıktan sonra da kendine alternatif alanlar açmasını bildi.
Koltuğu bırakmasının hemen ardından ABD, Rusya, AB ve BM’nin oluşturduğu Ortadoğu Dörtlüsü’nün Özel Temsilcisi olarak atandı.
İddialıydı. İsrail-Filistin meselesine çözüm bulacaktı.
Fakat çözümü yanlış yerlerde aramış olacak ki kendisinden bir süre haber alınamadı.
Bu iddialı pozisyonda 8 yıl kalıp hemen hiçbir şey yapamayınca, “statükocu” eleştirileri eşliğinde istifa etti.
Ardından, Batı’da para kazanmak isteyen eski siyasetçilerin sıklıkla yaptığı gibi bir düşünce kuruluşu kurdu.
Düşünce kuruluşunun ismi “statükocu” eleştirilerine yanıt verircesine iddialıydı: Tony Blair Küresel Değişim Enstitüsü (TBI).
Ama bir süre sonra Blair ve enstitüsü haber radarından çıktı. Belli ki derin düşüncelere dalmışlardı. Ta ki geçen haftaya kadar...
İngiliz Financial Times gazetesi, Blair’in düşünce kuruluşunun Trump’ın şu meşhur “Gazze Riviera” projesine dahil olduğunu ortaya çıkardı.
Fantastik proje için Blair’in ekibinin, “Gazze’nin ekonomik yol haritasını” hazırladığını iddia etti.
Blair’in ofisi, “Bu bizim planımız değil, Gazze için birçok planı olan grupla çalışıyoruz” minvalinde orta sahada top çeviren bir açıklama yaptı.
Ama Blair her golü VAR’da ofsayta takılan forvet gibi.
Oyuna katkısı olmasa da hiçbir transfer dönemini boş geçmiyor.

BU NASIL GASTRONOMİ SAVAŞI
Londra’da Michelin yıldızlı Hide isimli bir restoran var. Kentin en pahalı bölgelerinden Piccadilly’de.
Mönüsünde şişesi 100 bin sterlinlik (540 bin TL) bir Burgonya şarabı bile bulunuyor. Fakat Hide’ı bugünlerde gündeme taşıyan Michelin yıldızlı lezzetleri ve aşırı pahalı mönüsü değil, Rusya - Ukrayna savaşı.
Rusya’ya bağlı paramiliter Wagner grubunun İngiliz bir çeteyle anlaşıp restoranı ateşe verme operasyonu İngiliz gizli servisi tarafından son anda önlenmiş.
Olay biraz Guy Ritchie filmleri gibi absürt sayılır:
Wagner grubunun bir süredir İngiltere’de Ukrayna’ya destek veren Rus sermayesini hedef aldığı biliniyor.
Wagnercilerin akıllı telefon mesaj uygulaması Telegram’ı kullanarak İngiltere’deki suç örgütleriyle kundaklama, adam kaçırma gibi eylemler düzenledikleri iddia ediliyor.
Michelin yıldızlı Hide’ın sahibi 2008’de İngiltere’ye sığınan Rus milyoner Evgeny Chichvarkin. Rus muhalif, Ukrayna’ya yaptığı yardımlarla da tanınıyor.
Hide’ın bu yüzden hedef seçildiği düşünülüyor. Geçen hafta, olaya karışan 5 İngiliz vatandaşı 2023’te kabul edilen yeni terör yasasından hüküm giydi.
Mahkeme tutanaklarına giren mesaj kayıtlarından Wagner’in 20’li yaşlardaki çete üyelerine çeşitli kundaklama ve adam kaçırma talimatları verdiği ortaya çıktı.
Genç İngilizler birkaç başarılı depo kundaklamasının ardından Chichvarkin’i kaçırıp restoranı ateşe veremeden enselenmişler.
Tabii ki Wagnercilerden haber yok. Gastronomi savaşını yeni bir seviyeye taşıyan İngiliz 5’li ise mahkemede suçlarını itiraf ederken Guy Ritchie’nin bir sonraki filmine ilham vermiş olabilirler.
Hide adlı restoranın bir Michelin yıldızı var. - Evgeny Chichvarkin
BİR ‘JURASSİC PARK’ EKSİKTİ
Bu kadar felaketten bahsetmişken bir bilimsel distopyaya değinmeden geçmeyelim.
Geçenlerde insan ömrünü 150 yıla kadar çıkartabileceği iddia edilen genom terziliği konusundan bahsetmiştim.
Benzer bir girişim soyu tükenen hayvanları yeniden diriltmek için de yapılıyor.
Amerikalı bir biyo-bilim girişimi Colossal Biosciences geçen hafta yeryüzünde yaşamış en büyük kuş olan 3.5 metre uzunluğundaki dev moa kuşunu “diriltmeye çalıştıklarını” açıkladı.
Bu ilk değil. Şirket bir süredir sadece müzelerdeki iskeletlerinden bildiğimiz tüylü mamut, dodo kuşu ve Tazmanya kaplanını da hayata döndürmeye çalışıyor.
Teksaslı girişimin piyasa değeri 10 milyar doların üzerinde. Projenin destekçilerinden biri de Yüzüklerin Efendisi filmlerinin yönetmeni Peter Jackson.
Jackson soyu tükenen hayvanları tekrar üretmeye çalışan girişime 15 milyon dolar yatırmış.
Şirket nisan ayında, soyu 13 bin yıl önce tükenen bir kurt türünü hayata döndürdüğünü açıkladı.
Fakat bu girişime bilim çevrelerinden tepki de yoğun.
Genetik terzilikle ortaya çıkan hayvanların, soyu tükenen türler değil yeni hibrit türler olacağı düşünülüyor.
Bilim insanları bu yeni türlerin doğaya vereceği potansiyel zarardan korkuyor.
Bazıları ise projeyi “Başarı şansı düşük bir Jurassic Park” girişimi olarak görüyor.
Ama bu girişim sadece bir yılda 200 milyon doların üzerinde bağış almış, şirket değeri 10 milyar doları aşmış... Durmaya pek niyetli değiller.
Eğer bu arkadaşlar Titanvari bir girişim gibi başarısız olurlarsa olan zenginlerin parasına olur. Yok eğer ciddilerse o zaman hepimiz yandık!
Colossal’ın CEO’su Ben Lamm (sağda) ve yönetmen Peter Jackson (solda) moa kuşunun kemiklerini tutuyor.
Paylaş