Paylaş
İyi haber, yalnız değilsiniz.
Kötü haber, hepimiz aptallaşıyoruz.
Birkaç gün önce The Guardian Weekly’de “Aptallığın altın çağına hoş geldiniz” başlıklı geniş bir araştırma yayımlandı.
Buna göre farklı bilimsel çalışmalar gösteriyor ki yapay zekâ ve teknoloji kullanımı arttıkça ortalama zekâ düşüyor.
Çok şaşırtıcı değil ama biraz ürkütücü.
Tıpkı telefon örneğinde olduğu gibi beyin, kestirmeden sonuca gitmeyi seviyor ve teknoloji beynin daha az çabayla sonuca varmasını sağlıyor. Ama bu hayati bir şeye engel oluyor: Öğrenmeye!

Haberde bahsedilen bilimsel çalışmalara bakınca ortaya şöyle bir tablo çıkıyor:
Dünya çapında ortalama IQ düşüyor.
‘Beyin çürümesi’ olarak tanımlanan düşünce tembelliği alıp yürümüş.
Eğitimde teknoloji kullanımı arttıkça öğrenme düzeyi başarısızlığa uğruyor.
Burada temel sebebin insanlığın yüzyıllardır elde ettiği öğrenme şeklini hızlıca terk etmesi gösteriliyor.
Bugün eğitimde de iş hayatında da temel hedef ‘doğru bilgiye’ kestirmeden en hızlı biçimde ulaşmak.
Oysa beynimiz bir şeyi öğrenirken geçmişten gelen analog sisteme, yani okumaya, konsantre olmaya ve düşünmeye programlı.
Ancak modern teknoloji bu üç unsura da düşman. Bunun aksine iki temel prensip üzerine kurulu: Hız ve tüketim.
Bu yüzden birçok insan fatura yatırmak için telefonunu açtığında kendini sosyal medyada yemek tarifi izlerken buluyor.
İdeal dünyada akıllı teknoloji ve akıllı insan birlikteliğinin çözümsüz gibi görünen birçok meseleyi sonlandırması hayal ediliyor.
Ama bugünkü en büyük tehlikenin insanın aklını henüz yeterince akıllı olmayan bir yapay zekâya devretmesi olduğu düşünülüyor.
Özetle, ‘aptallığın altın çağında’ bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay ama öğrenmek her zamankinden daha zor.
FRANSIZLARIN YENİ KÂBUSU
BUGÜNLERDE Fransa’da en az Louvre soygunu ve Macron’un sallanan iktidarı kadar konuşulan bir isim daha var: Gabriel Zucman.
Zucman, 39 yaşında genç bir ekonomist. Son dönemde Fransız milyarderlerin korkulu rüyası.
Bütçe açığı dolayısıyla IMF tartışmalarının yaşandığı, bir yılda üç başbakanın değiştiği Fransa’da radikal fikirleriyle çok konuşuluyor.
Zucman, ultra zenginlerden yüzde 2’lik bir servet vergisi alınırsa Fransız ekonomisinin düzlüğe çıkacağını ileri sürüyor.
Ülkedeki siyasi kriz merkez partileri erittiği için Zucman’ın görüşleri sol-sosyalist blok içinde büyük destek görüyor.
Bu blok, mevcut anketlere göre Marine Le Pen’in Ulusal Birlik Partisi’nin hemen ardında ikinci parti durumunda.
Yani bugün Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimi yapılsa Zucman’ın fikirleri rahatlıkla iktidara gelebilir.
Tam da bu yüzden Fransa’nın en zenginleri Zucman’a ateş püskürüyor.

Louis Vuitton’un sahibi dünyanın beşinci, Fransa’nın en zengin ismi Bernard Arnault geçenlerde ‘aşırı solcu militan’ diyerek Zucman’ı hedef alıp böyle bir verginin “liberal ekonomiyi çökerteceğ ini” söyledi.
Eğer servet vergisi uygulanırsa 186 milyar dolarlık malvarlığına sahip olan Arnault, tek başına yaklaşık 3,8 milyar dolar vergi borcuyla karşı karşıya kalacak.
Ama Zucman’a destek Fransızların son yıllarda dünya çapındaki en ünlü ekonomisti Thomas Pikkety’den geldi.
‘21. Yüzyıl İçin Kapital’in yazarı Pikkety, Arnault’nun eleştirileri için “saçmalık” dedi.
Şimdi Fransız iş dünyası ve akademisi karşı karşıya gelirken, sosyalist blok 2026 bütçesinde “Zucman Vergisi” için bastırıyor ve zor zamanlar yaşayan Macron’un kucağına yeni bir kriz daha bırakıyor.
BİR CİSİM YAKLAŞIYOR
BU aralar bilim dünyasını heyecanlandıran hatta ortalığı karıştıran bir gelişme yaşanıyor. Gora’daki meşhur replik ile söyleyecek olursak Dünyamıza doğru “bir cisim yaklaşıyor!”
Cismin adı 3I/Atlas.
Temmuz ayında Şili’deki NASA’ya ait Atlas teleskobuyla keşfedilmiş.
Güneş sisteminin dışından gelen, yıldızlararası dolaşan bir gök cismi, yani kuyruklu yıldız olduğu düşünülüyor.
Saatte yaklaşık 210 bin kilometre hızla ilerliyor. Komşumuz Mars’ın yörüngesinden geçip Dünya’ya yaklaşırken 30 Ekim’de Güneş’e en yakın noktaya ulaşıp yoluna devam edecek.

En azından NASA durumu böyle anlatıyor.
Fakat bu konuda kafaları karıştıran bir bilim insanı var.
Harvard Üniversitesi Astronomi bölümünden Avi Loeb, kabaca özetlersek “Bu bir uzay gemisi olabilir” diyor.
İddiası şu: “Gök cisminin kütlesinde nikel, demirden çok daha fazla. Bu da doğal değil, teknolojik bir cisim olabileceğini gösteriyor.”
İddiaların sahibi Loeb, bilim dünyasında tartışmalı bir isim.
Kısa süre önce okyanus yüzeyinde bulunan bir mikro maddenin dünya dışından geldiğini, bunun da “uzaylıların” kanıtı olduğunu öne sürmüştü.
Şimdi de 3I/Atlas’ın yörüngesine ve hızına bakıldığında bunun bir Ana Uzay Gemisi olabileceğini söylüyor.
Tabii Loeb’ü her fırsatta ‘uzaylıların geldiğini’ müjdeleyen UFO’culardan ayıran iki özellik var: Bir bilim insanı olması ve Harvard’da akademisyen olarak görev yapması.
Buna rağmen onu bilimsel verileri eğip bükmekle suçlayan çok sayıda bilim insanı var.
Sansasyonel bir şekilde şöhret peşinde koştuğunu düşünüyorlar.
Ama gerçekten de bir cisim yaklaşıyor. NASA mı haklı, Avi Loeb mü?
Biz faniler için ise durum özetle şu: Yaşlı dünyada insanın derdi kendine yetiyor. Bir de başımıza uzay gemisi filan çıkarmayın lütfen.
Paylaş