Davos 2016: Kriz ekonomisi hoş geldin

Dünya ekonomisine yön veren isimlerin buluştuğu Davos’ta bu yıl en gözde sözcükler “Karmaşa, karmaşıklık ve belirsizlik” oldu.

Haberin Devamı

CEO’ların bu yılki karamsarlığını en iyi Wall Street Journal’ın özel Davos ekinin başlığı yansıttı: “Küresel ekonomi tıkanıyor.”

 

Davos 2016: Kriz ekonomisi hoş geldin

 

DAVOS’ta her yıl aynı şeye alıştım.

 

Oturum maratonundan önceki gün yani karlı dağlara ulaştığımız günün akşamı Kongre Merkezi’nde Kristal Küre ödül törenini ve açılış konserini mutlaka kaçırıyorum.


Nedeni şu:


Aynı saatlerde PwC geleneksel CEO araştırmasını açıklıyor ve CEO’ların 2016 yılı öngörüleri ne yazık ki sanat ve kültüre üstün geliyor.

Haberin Devamı


Dolayısıyla 18 yıl önce kurduğu vakıf aracılığıyla ekosistemin korunması için 30 milyon dolar harcayan ünlü oyuncu Leonardo DiCaprio Kristal Küre ödülünü alırken göremedim.


İstanbul Modern’de harika bir işi sergilenmiş olan, günümüz en gözde sanatçılarından Olafur Eliasson’u da, müzisyen Yo-Yo Ma’yı da sahnede izleyemedim.


Ama CEO’ların üç yıl, iki yıl öncesine oranla çok daha karamsar olduklarını öğrendim.


Koşa koşa Pwc’nin toplantısına gitmeye gerek yokmuş bu arada zira Hürriyet ekonomi sayfalarında geniş yer vermiş meğer.


Sadece PwC Başkanı Dannis Nally’nin şu sözlerinin altını çizeyim: “Hiç kuşku yok ki, CEO’ların, hem küresel ekonominin, hem kendi şirketlerinin büyümesi umutları iyi bir darbe aldı” diyor.


CEO’ların bu yılki karamsarlığını en iyi Wall Street Journal’ın özel Davos ekinin başlığı yansıtıyor:


“Küresel ekonomi tıkanıyor.”


Davos ekinde yazan Stephen Fidler ise “Karmaşanın hüküm sürdüğü kriz ekonomisi hoş geldin” diyor.


Karmaşa ve belirsizliklerin nedenleri biliyoruz hepimiz:


Çin ekonomisinin eski gücünü kaybetmesi, ABD’nin faizleri yükseltmesi, petrol fiyatlarının düşmesi, Ortadoğu’daki çatışmalar, Avrupa’daki mülteci krizi. Yani 2010 yılında Euro krizi gibi ya da 2014 yılında Rusya’nın Ukrayna’ya girmesi gibi tek bir kez yok bu yıl Davos’ta.

Haberin Devamı


Davos’ta bu yıl en gözde sözcükler: Karmaşa, karmaşıklık belirsizlik.


Bunlar her yerde ve küresel ekonomiyi etkiliyor.

 

Davos 2016: Kriz ekonomisi hoş geldin

 


İşe tam bu noktada IMF Başkanı Christine Lagarde’ın şu sözleri önem kazanıyor:


“Küresel ekonomideki belirsizlikler karşısında hükümetlerin talepleri karşılamak için daha kaliteli politikalar uygulamalarını, finansal istikrarı korumalarını ve yapısal reformlarda ilerleme sağlamaları arzu ederdim.”


Lagarde’a göre, gelişmiş piyasalar ve gelişmekte olan piyasalar birbirlerine eskisine oranla daha bağımlı.

 

 

 

 

Hanzade Doğan Boyner bu cümleyi sarf edince alkış koptu:


Erkek CEO’lar çocukların yükünü paylaşsın

 

Davos 2016: Kriz ekonomisi hoş geldin
 

CİNSİYET uçurumu bu yıl da Davos’un en sıcak konularından biri.

Haberin Devamı


Dünya Ekonomik Forumu’nun başlattığı Cinsiyet Uçurumu raporundan sonra dalga dalga yayılan kadın-erkek eşitliği girişimleri sayesinde şunu iyice öğrendik:


Kadın ve erkek evde, siyasette, iş hayatında eşit konuma gelmediği sürece refah herkese ulaşmayacak.


Dün sabah saat 07.00’de Morosani Otel’de Amerikalı danışmanlık şirketi Mercer Grubu’nun 3.1 milyon kadınla yaptığı bir araştırma masaya yatırıldı.


“Kadın Gelişirse, İşler Gelişir” araştırmasının en çarpıcı sonuçlarından biri şu:


Kadın-erkek arasındaki maaş farkı ancak 118 yıl sonra eşitlenecek. Şirketlerde üst düzey yöneticilerde kadın oranı yüzde 26.


Ve ne yazık ki kadınların çoğu üst mevkilere ulaşmadan işi bırakıyor.

Haberin Devamı


Araştırmanın sonuçlarından sonra EBay, UBS, Cisco gibi dev şirketlerin CEO’ları kadın yöneticiler nasıl kolladıklarını anlattılar ancak panelin en dikkat çeken ismi aynı zamanda tek kadın konuşmacısı Hanzade Doğan Boyner oldu. En fazla alkışı da o topladı.


“Burada toplanan erkek CEO’lar evde ne yapıyor” deyince salondaki tezahürat görülmeye değerdi.


“Kadınlara mentorluk yapmak, maaşları eşitlemeye çalışmak sorunu çözmeyecek. Sorunun en temeline inmek gerek” diyen Hanzade Doğan Boyner en can alıcı soruyu soruyor:


“Salondaki CEO’ların kaçı çocuğunu okuldan alıyor, yüzme kursuna ya da piyano dersine götürüyor, evde derslerine yardım ediyor? Benim mükemmel bir eşim var, her konuda bana destek oluyor. Kadınların yükselmesini destekleyen tüm erkek CEO’lar da eşlerine destek olmalı.”

Haberin Devamı


Erkek CEO’lar ve üst düzey yöneticiler Hanzade Doğan Boyner’in dediği gibi çocukların yükünü kadınla yarı yarıya üstlenmediği sürece sorun devam edecek.


Sorunun esas çözümü erkeklerde.

 

 


Sabancı belirsiz dönemlerde şirketleri anlattı

 

Davos 2016: Kriz ekonomisi hoş geldin


DAVOS’un müdavimlerinden olan Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı bu yıl nihayet Klaus Schwab’ı kıramayarak bir panelde konuşmacı oldu.

 

Dow Chemical, Credit Suisse, McKinsey CEO’larıyla aynı sahneyi paylaşan Güler Sabancı bu ortamda tüm CEO’ların duymak istediği deneyimler aktarıyor.

 

Belirsizlik ve kargaşa dönemlerde şirketleri için nasıl doğru kararlar alacaklarını kendi deneyimlerinden yola çıkarak anlatıyor.

 

Güler Sabancı, “Şirketler uzun vadede ayakta kalabilmek için kritik başarı faktörlerinde uzun vadeye yer vermeli, stratejik planlamada uzun vade odağı olmalı.

 

Aile kontrolü ve sahiplik kültürü uzun vadeli bakışı destekliyor.

 

Yönetişimde ortak ve çabuk karar alabilmek artık teknolojiyle mümkün” dedi.

 

Güler Sabancı, “Bizim Sabancı’da yaptığımız hissedarlar ile yönetim ekibi arasındaki mesafeyi iyi belirlemek. Bunun başarıya ulaşması, öncelikle çok esnek ve çevik bir yönetim sistemi gerektiriyor.

 

İkinci önemli konu ise, Kritik Başarı Göstergeleri. Sabancı’da olan üçüncü konu ise uzun dönemli stratejik planlama döngümüz.

 

Şirketlerimizin yönetim ekiplerini, bundan on yıl sonrasına odaklanmaya teşvik ediyoruz.

 

Duruma göre davranabilecek beceriye sahip bir yönetim takımınız olmalı.”

 

 

Araştırmaların, kadının üst yönetimde daha çok söz sahibi olduğu şirketlerde, uzun vadeli bakış açısında daha başarılı olduğunu gösterdiğini dile getiren Güler Sabancı, bu sözleriyle paneli izleyenlerden büyük alkış aldı.

 

 

AÇIK KAPI POLİTİKASINA DEVAM EDECEĞİZ

 

Davos 2016: Kriz ekonomisi hoş geldin


SURİYELİ mülteci krizinden en fazla etkilenen iki ülke Ürdün ve Türkiye Davos’ta aynı platformda bir araya geldi.


“Mülteci krizine küresel, bölgesel cevap ve iş dünyasının bakışı” başlıkta oturumunda önce Ürdün’ün zarif Kraliçesi Raina’yı dinledik.


Ürdün, Türkiye ve Lübnan’ın yanı sıra Suriyeli mülteci akınından en fazla etkilenen ülke.


Bu küçücük ülkenin nüfusunun yüzde 20’si Suriyeli mülteci.


Kraliçe Raina “Mülteci krizi ekonomiye, toplumsal yapıya baskı yapıyor” diyor.


Ürdün yabancı yatırım çekerek, yeni istihdam alanları yaratarak çareler üretmeye çalışıyor.


Çobani’nin kurucusu Hamdi Ulukaya’yı dinleyince çözüm anlamında iş dünyasının çok şey yapabileceğini anlıyor insan.


Hamdi Ulukaya, Suriye mülteci krizine bizzat alanda şahit olmuş. “Alanda çalışan kahramanlar var ve iş dünyası bunlara el uzatmak zorunda” diyor


Midilli Adası’ndaki koşulların örneğin iş dünyasının katkısıyla iyileşebileceğini söylüyor.


İş dünyasına sesini duyurmaya çalışıyor.


İkea örneğin 3 yıllık çabaları sonucu mültecilerin barınabileceği elle kurulan, güneş enerjisiyle çalışan çadırlar yapmış.


İşid’in elinden kurtulan bir Yezidi kızının fotoğrafını cep telefonunda taşıyan Hamdi Ulukaya Tent adını verdiği “kişisel vakıfla” mültecilere el uzatıyor.


Tent aracılığıyla “The Giving Pledge” oluşumuna servetinin büyük bölümünü bağışlamış.


Başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek “Karşılaştığımız sorun küresel bir sorundur ve bu küresel çözümler gerektirir” diyor.


Şimşek, ağırladığı 2,5 milyon Suriyeli mülteci nedeniyle Türkiye ile gurur duyduğunu belirterek, sayıları 700 binin üzerinde olan Suriyeli göçmen çocuklarına eğitim verilmesi gerektiğini vurguluyor.


2. Dünya Savaşı’ndan bu yana dünyanın karşı karşıya kaldığı bu büyük mülteci krizinde sorunun temeline inilmesi gerektiğini belirten Şimşek şöyle konuşuyor:


“Açık kapı politikasına devam edeceğiz. Birincisi uluslararası camia şimdiye kadar yaptığından fazlasını yapmalıdır. İkincisi yeni mülteci akınları olmasın diye için bombalamayı durdurmak, üçüncüsü mültecilere oldukları yerde rahat ettirtmek gerekir”.


Şimşek uluslararası camianın Halep gibi tamamen harap olmuş bir şehrin yeniden ayağa kalkmasına da el vermesi gerektiğini söylüyor.

 

Yazarın Tüm Yazıları