Paylaş
CUMHURİYET FİKRİ İLK NE ZAMAN DOĞDU
- Ulu önderin kafasında Cumhuriyet fikri ne zaman oluşmaya başlamıştı sizce?
“28 Ekim gecesi artık son safha. O noktaya elbette tek gecede gelinmedi. Ata’nın Cumhuriyet ile yönetilen bir ülke hayali, 1908’e, Harbiye’deki öğrencilik yıllarına dayanıyor. Ki o dönem saltanat ile yönetilen bir ülkede yaşıyor olmasına rağmen, çıkardıkları gazetede cumhuriyeti anlattıkları yazılar yazılıyor. Dolayısıyla bu, çok eski ve büyük bir hayal. Ki o dönem, Atatürk’ün 1908’de üyesi olduğu İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Hatap toplantıları (odunlukta yapılan gizli toplantılar) da büyük bir gizlilikle devam etmekteydi.”

BALKAN SAVAŞI SONRASI YEŞEREN BİR DÜŞÜNCE
“Genç Mustafa Kemal, daha sonra binbaşı rütbesiyle 1912–1913 yıllarında Balkan Savaşı’na katıldı. Ama ordunun Balkan mağlubiyeti ve Hasan Tahsin Paşa’nın tek bir kurşun dahi sıkmadan Selanik’i teslim etmesi, Mustafa Kemal’de derin hayal kırıklığı yarattı. Bu, Mustafa Kemal için ‘yeni bir düzen’ gerektiğinin ilk işaretiydi. Zira, ordunun eski yapısını kaybettiği, bazı teşkilatlanmalara terk edildiği, eğitim zafiyeti yaşandığı ve komutanların yetersiz kaldığını 1914’te kaleme aldığı ‘Zabit ve Kumandanla Hasbihal’ isimli eserinde de ayrıntılı anlatmıştır.”
CUMHURİYETİN TEMELİ KÜLTÜR-SANAT DEVRİMİDİR
“Cumhuriyet’in kazanımlarında bahsedeceğim ama yeri gelmişken not düşelim. Gazi’nin kafasında Cumhuriyet fikri, 1913-1915 yılları arası Sofya’da ataşelik yaptığı dönem, Varna Milletvekili Şakir Zümre ile Carmen Operası’nı izlemesiyle daha da olgunlaştı. Opera sonrası şöyle der: ‘Şakir, kim ne derse desin, Balkan Savaşı’nda neden yenildiğimizi şimdi daha iyi anlıyorum. Ben bunları çoban bilirdim... Oysa baksana operaları dahi var. Operada oynayacak sahne sanatçıları, müzisyenleri, dekoratörleri, hepsi yetişmiş; opera binası bile yapmışlar!’ Aklına kendi vatanı düşer, kendi ülkesinin geri kalmış olmasına üzülür. İşte Cumhuriyet’in en büyük kazanımlarından biri de budur; kültür ve sanat devrimi. Türkiye Cumhuriyeti’nin temelidir.
O operayı izledikten 10 yıl sonra, ‘Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir!’ diyecektir.”
‘GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER’
“Çanakkale Savaşı’nın ardından, 1916’da Edirne’deki 16. Kolordu Komutanlığı’na, 1917’de ise Halep’te kurulması kararlaştırılan 7. Ordu’nun başına getirilir Mustafa Kemal. Ancak Yıldırım Ordular Grubu’nun lav edilmesiyle İstanbul’a gelir. Öyle ki Haydarpaşa Tren Garı’na geldiğinde işgal altındaki İstanbul ile karşılaşır. Düşman gemileri Boğaz’da demirlidir. Yaveri Cevat Abbas’a döner ve bu elim manzara karşısında, ‘Geldikleri gibi giderler’ der.”
ŞİŞLİ GÜNLERİ İLE BÜYÜYEN CUMHURİYET ÜLKÜSÜ
“Milli moralin dip olduğu bir anda, soğukkanlılıkla düşmanın ‘gideceği’ tespitini yapabilmek iyimserlikten öte bir yaklaşımdır. Ki 16 Mayıs 1919’a kadar kaldığı, 5-6 ay sürecek Şişli günleri de bu ülküsünün peşinde koştuğu ve düşüncelerinin kesinleştiği bir dönemdir. Büyük bir strateji değişikliği ile kurtuluşun İstanbul’da değil de Anadolu’da aranması gerektiği sonucuna ulaşmış, Anadolu ve Millî Mücadele günleri de böylelikle başlamıştır.”

ATATÜRK ÖYLE İYİ BİR KURMAY Kİ KADEME KADEME İLERLEDİ
- Bildiğimiz kadarıyla o dönem Meclis’te herkes Cumhuriyet taraftarı değil. Konvansiyonel bir Meclis olmasına rağmen ciddi bir muhalefet var, öyle değil mi?
“Öyle. Saltanatı koruma tavrı hâkim. Muhafazakâr bir Meclis. Atatürk ve bazı arkadaşlarının fikrinde var. Fakat kimseye açmıyorlar mevzuyu. Öte yandan kimseyi susturmuyorlar da. Dinliyorlar. Herkesin fikrini söyleyebildiği, savaşın buradan yönetildiği, her yasanın millet iradesinden geçtiği, ekonomik anlamda hesap veren bir Meclis. Milletin iradesinin hâkim olduğu bir sistem var ancak Cumhuriyet’in adı konmamış henüz. Öyle iyi bir kurmay ki buradan kademe kademe ilerliyor.
Erzurum Kongresi ile ülkenin bağımsızlığa giden yolunu açıyor. Kongrenin sabahında ise Mazhar Müfit’i çağırıyor ve ‘Sonuna kadar saklı kalacak. Bir ben, bir Süreyya, bir sen bileceksin...’ diyerek şunları yazdırıyor:
1)- “Zaferden sonra hükümet şekli Cumhuriyet olacaktır.
2)- Padişah ve hanedan hakkında zaman gelince icap eden muamele yapılacaktır.
3)- Tesettür kalkacaktır.
4)- Fes kalkacak, medeni milletler gibi şapka giyilecektir.
5)- Latin harfleri kabul edilecektir.
Cumhuriyet bir idare şeklidir. Rejimler değişir, irade değişebilir. Şunu söylemem mümkün ki Cumhuriyet’in en büyük kazanımı halkın egemenliğinin kabulü ve başka hiçbir ülkede görülmeyen şekilde bir kültür devrimi yapılmış olmasıdır.”

Atatürk, Cumhuriyet’in ilanını, 28 Ekim akşamı Çankaya Köşkü’nde, çalışma arkadaşlarıyla yemek yediği bu masada açıkladı.
Paylaş