Paylaş
TÜMÖRÜN ÇEŞİDİNE GÖRE TEDAVİLER YAYGINLAŞIYOR
50. yılını kutlayan ESMO’da bu yıl en öne çıkan başlık “tümöre göre tedavi” şekilleri oldu. Ne demek bu? Cevabını Tıbbi Onkolog Prof. Dr. Özlem Er verdi:
“Her insanın genetik yapısı, yaşam tarzı ve çevresi birbirinden farklıdır. Yani aynı tür kanseri iki farklı kişi taşısa bile, tümörlerinin moleküler özellikleri birbirinden farklı olabilir. Dolayısıyla ‘precision medicine’ yani ‘kanserin türüne değil; hastanın, hastalığının özelliklerine uygun tedavi’ yaklaşımları artık çok daha kıymetli.”

Türkiye’den Genç Birikim Derneği Başkanı Salih Yüce de “Hasta Hakları Savunucusu” olarak kongredeydi.
Neden kıymetli? “Çünkü;
- Tedavinin başarı şansı artar.
- Gereksiz veya etkisiz tedavilerden kaçınılır.
- Daha az yan etki olur.
- Hastaların yaşam kalitesi yükselir.
Yani doktorlar artık sadece mikroskopla hücreye bakmakla kalmıyor, tümörden alınan örnek, genetik düzeyde de inceleniyor. DNA’daki mutasyon, protein düzeyindeki değişiklik ve biyo-belirteçler analiz ediliyor. Tümörlerin, bir nevi ‘moleküler kimlik kartı’ çıkarılıyor yani.”
HERKESE ULAŞILABİLİR DEĞİL
Ya zorlukları? “Genetik testler her yerde ulaşılabilir değil, maliyet ve altyapı sorunu var. (Türkiye’de bazı özel merkezlerde, ücretli yapılabiliyor) Ayrıca tümörler zamanla değişebilir; bir süre sonra yeni mutasyonlar gelişebilir. Her hasta için uygun hedef bulunamayabilir. Veri gizliliği- paylaşımı da etik tartışma konusu.”

MESANE KANSERİ TEDAVİSİNDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR
Ankara Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Anabilim Dalı profesörlerinden Yüksel Ürün ise “ürolojik tümörler” üzerine ESMO kürsüsündeydi. Sonrasında buluştuk. Tüm bu gelişmeler kanser özelinde ne anlatıyor bize? Yanıtı şu:
“10 yıl öncesine göre kanserin tedavisinde artık daha iyi bir yerdeyiz. Fakat, bir tedavinin etkili olması artık tek başına yeterli değil. O tedavi, hastanın hayat kalitesini de bozmamalı. Yani tıp camiasının etkinlik parametreleri değişiyor. Bir kez hastanın hayatta kalmasını sağlayabildikten sonra hastaneye bağımlı olmadan geçirdiği, ‘kaliteli’ süre çok önemli.”
AYAKTA ALKIŞLANAN ÖRNEK ÇALIŞMA
“Kasa invaziv mesane kanseri, üro-onkolojinin en zorlu alanlarındandır. Tedavisi de yıllardır standart bir yaklaşım ile yapılır. Ancak bu kongrede ilk kez, ‘tedavi edilemez’ kabul edilen bir hasta grubunda, ameliyat öncesi ve sonrası dönemde kombine sistemik tedaviyle yaşam süresinin uzadığı kanıtlandı. Devrim niteliğinde... Bu çalışmada üniversite olarak biz de vardık. Ama şu da bir gerçek; bu tedaviler her hastada aynı derece etkili olmayabilir. Dolayısıyla gerçek fayda görecek hastaları saptamak, böylece kaynakları hem rasyonel kullanmak hem de tedavilerin işe yaramayacağı hastaları olası yan etkilerden korumak gereken bir aşamadayız.”
BİLİMSEL DEVRİM TEDAVİLERİNHASTAYA ULAŞMASI İLE OLUR
Peki tüm bu yeni tedavilerin Türkiye’de klinik kullanımı var mı? Prof. Dr. Ürün, tedavilerin Avrupa ya da ABD’de klinik kullanıma girdikten sonra Türkiye’de SGK geri ödemesi kapsamına alınmasının daha geç olduğunu belirterek, “Gerçek bir bilimsel devrim, sadece bilimin değil, bu tedavilerin hastaya ulaşması ile olur” diyor ve bir parantez açıyor: “Klinik çalışma anlamında Türkiye iyi bir yerde. Ki bu sayede tedavi ve ilaçlar bize daha erken geliyor. Fakat hastalar, bu çalışmalara girmeyi pek istemiyor, ‘denek’ olduklarını düşünüyorlar. Oysa klinik çalışmalara ulaşabilmek bir ayrıcalıktır. Hastalar, kendilerine uygun bir klinik çalışma olup, olmadığını muhakkak sormalıdır.”

MAMOGRAFİ ERKEN TANIDAKİ EN ÖNEMLİ SİLAH
Son bir aydır dolaşımda olan sosyal medya paylaşımları, kansere yakalanma riskini artırdığı iddiasıyla İsviçre’nin meme kanseri taramalarını yasakladığını öne sürüyor. Doğruluk payı nedir?
Zürih Üniversitesi, Tıbbi Onkolog, Camille Glaus: “Hayır. Böyle bir yasak yok! 50 yaş ve üstü kadınlara mamografi, devlet tarafından ücretsiz. Sosyal medyadaki iddiaların sebebi ise 2014’teki bir tartışmanın yanlış anlaşılmasından kaynaklı. O dönem, İsviçre Tıbbi İnceleme Kurulu mamografi taramalarının meme kanserine bağlı yaşam kaybı oranlarını azaltmadaki etkisinin sınırlı fakat yüksek maliyetli olduğu, aşırı tanı ve gereksiz tedaviye yol açabileceğini tartışmaya açtı. Ama kabul edilmedi. İsviçre’de 26 kanton var ve kantonlar arası pratikler farklı. Bazı kantonlarda rutin, bazılarında ‘oportünist’ yani doktor tavsiyesi ile dediğimiz ‘fırsatçı’ taramalar devam ediyor.”
Cenevre Kanser Enstitüsü, Dr. Robin Schaffer: “Komik bir iddia! Böyle bir yasak olmadığı gibi tavsiye edilen protokoller sıkı takip edilirse, doz çok düşük. Mamografinin yaydığı radyasyondan- ki bir uçak yolculuğunda bile daha çok radyasyon alırsınız- dolayı kansere yakalanma riskiniz yoktur.
Locarno Kantonu Patoloji Enstitüsü, Dr. Andrea Bordoni: “Yanlış pozitif sonuçlar, maalesef tarama sürecinin bir parçası. Ama bu 100 kişide ya 1 ya 2’dir. Öte yandan mamografi, erken tanıdaki en önemli silah. Erken teşhiste agresif tedavi gereksiniminin daha düşük, kanserin iyileşme olasılığının daha yüksek olduğu unutulmamalı.”

Paylaş