Paylaş
ELİMDE ÇEKİÇ SAHA SAHA DOLAŞTIM SADECE MAKALE YAZMAKLA OLMAZ BU İŞ
JEOLOG, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy: “Simav fay hattı kuzeyden güneye doğru geliyor, buraya gelince de Sındırgı’dan dönüp, Simav Dağları doğusunda kayboluyordu. Simav ve Gördes Dağı kayaları ve minarellerinin uzayıp, koparak, nasıl yön değiştirdiğini 40 yıl önce -1999 depreminin çok öncesinde- elimde çekiç, karlı havada, üzerim çıplak şekilde tespit ettim. Nasıl tahmin ettin deniliyor ya... Bu iş emekle olur, makale yazmakla değil. Ki 2011’de Simav’da 5.9 büyüklüğünde bir deprem oldu, bu fay 20. kilometreye kadar kırılınca Simav Dağ’ı yükseldi ve önündeki alan çöktü. Çöktüğü alan da kuzeye kadar giderek, Simav ve Emet ile birleşti. Aynı şekilde 1928’de Emet’te 6.2, 1944’te Şaphane’de 6.2, 1970’te Çavdarhisar’da 5.9 büyüklüğünde bölgede büyük hasara yol açan depremler oldu. Burada kırılmayan tek fay Sındırgı’da olduğu için ‘kırılabilir’ diye bir uyarı yaptım. Yılların tecrübesidir bu. Bir piyano gibi düşün. Tuşları ayrı ayrı. O tuşların hepsi de ayrı ayrı bir ses çıkarıyor. Depremler de öyle. Farklı farklı yerlerden kırılıyor faylar. Yani Do-Re-Mi diyor. Sen Fa geleceğini biliyorsun.”

ELEŞTİRİLERE CEVABI TABİATIN KENDİSİ VERİYOR
“99 depreminde de bir benzeri oldu. Arka arkaya 5 fay kırıldı. Altıncısı Düzce fayına yedincisi ise Çınarcık ve Esenköy’e bir stres yüklemişti. Herkes adalarda bir deprem beklerken, ben bu tabloya bakarak, ‘Düzce’de olacak’ demiştim. Öyle de oldu. Yani elimdeki notalara, resme baktım. Fayları segmentlere ayırmak, nereden, nasıl kırıldığını bilmek önemli. ‘Ama Japonya’da olan depremde kimse ölmüyor’ deniyor. Böyle bir türkü tutturulmuş, gidiyor. İyi de orada olan depremler Japon adalarından 300 km. uzakta oluyor. Oysa Japonya’nın içinde, Kobe’de olan depremde en az 1000 kişi öldü. Depremin olduğu nokta ile şehir arasındaki mesafe çok önemli. Bizim burada, depremler 20- 30 km’lik mesafelerde. Bu da en fazla 6.5’lik bir deprem yapar. 7.5- 7.6- 7.8’lik depremler için en az 400 km’lik mesafe gerekir. Bunlar göz ardı ediliyor. Beni eleştirenlere ise cevabı tabiatın kendisi veriyor.”

ÖNLEM ALMADIKTAN SONRA DEPREM TAHMİNİ YAPMANIN HİÇBİR ÖNEMİ YOK
DEPREM tahmin uzmanı, İstanbul 911 Arama Kurtarma Araştırma Derneği kurucusu Oksal Erev: “Yorumlarımı, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde 2000’de, araştırmacı Lütfi Canyaran tarafından bulunan ve sahaya uygulanan bir sisteme göre yapıyorum. Sistemin özelliği şu; kayaçlar yani fay kırıkları arasında kuvars kristalleri vardır. Depremden önce faylarda bir baskı oluşur. Bu baskı kuvarsa da baskı bindirir. Baskı gören kuvars ise elektromanyetik dalga yayar. Bu cihazlar bu sinyali yakalar. Böylelikle bu normal dışı durumu günler öncesinden tespit edebiliriz. Gelen sinyalleri de bir veri ve grafiğe dönüştürerek, ‘Kuvarz sıkışmaya başladı, şu bölgeye dikkat’ diyoruz.
PROJE RAFA KALKTI
Proje ilk uygulamaya konduğunda 30’dan fazla istasyon vardı, o istasyonların kurulumunda görevliydim. Ancak Canyaran’ın vefatından sonra üniversiteler ve hocalar arası hırslar, yarışlar ve sorunlar sebebiyle bu proje rafa kalktı, bilim insanları bu işi götüremedi. Zaman içinde bu cihazlar ya bozuldu ya kırıldı ya da kimileri tarafından denek edildi ve sonunda 1 adet Hava Harp Okulu, bir adet Sakarya Üniversitesi, bir adet Marmara Ereğli’sinde istasyon kaldı. Hâlâ kalan bu istasyonların verilerini takip edip, yorum yapıyorum. Ancak bundan sonra o da pek mümkün olmayacak çünkü elde kalanların da vadesi dolmak üzere. Bu sebeple tahmin yapmayı 17 Ağustos’un 25. yıldönümünde bırakacağım.”
Bu ya da benzeri sistemlerle deprem tahmini yapmak mümkün mü soruma ise yanıtı şu: “Deprem tahmini yapmanın aslında çok da önemi yok. Yarın 7 büyüklüğünde İstanbul’da bir deprem olacak desek... Ne olacak? Ne değişecek? Tahliyeden, arama kurtarma hatta kentsel dönüşüme kadar bir eylem planımız yok ki! Deprem tahmini yapmak aksine insanları korkutuyor, panik yaratıyor. Yaptığımız yorumlar aslında daha çok devletin önlem alması içindi. Ama dinleyen yok. 2010 yılında Elâzığ Depremi olmadan 5 gün önce uyardım da ne değişti o günden bugüne. Ne devletten ne de kurumlardan tahminlere bakıp, ‘Bilgi ver’ diyen yok ki.
DEPREMLER BELİRLENEMEZ AMA TAHMİN EDİLEBİLİR
“STRASBOURG Kararları’na göre deprem tahmini de yasak aslında. Çünkü deprem olacak derseniz, biri kendini balkondan atabilir, yağmalama olayları başlayabilir. Bunun sorumluluğunu almak çok zor.”
Araya giriyorum; “Sizin yaptığınız ne peki, tahmin değil mi? Bazı hocalar, tahmin yapılamaz diyorlar...”
“Burada bir kafa karışıklığı var. Doğrusu şu; ‘Deprem belirlenemez.’ ‘Yarın şu saatte, şurada, şu büyüklükte bir deprem olacak’ dediğinizde bu bir ‘belirlemedir.’ Bizim yaptığımız ise tahmindir. ‘Marmara’nın kuzeybatısında, orta vadede, büyüklüğü 4 üzeri bir deprem bekliyoruz’ dersen bu bir ‘tahmin’ olur. Tam yerini, saatini ve büyüklüğünü belirlemeye daha çok var. O da olacak... Ama çok ileride. Bahsettiğim sistemlere önem verirsek, bu buluşları yapanları da ‘küçümsemesek’ aslında bu alanda pekâlâ dünya lideri olabiliriz.”

Paylaş