GeriFuat KARS O anlayıştan kurtulmalıyız...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

O anlayıştan kurtulmalıyız...

Bursa, gerçekten huzurlu bir şehir...Konumu, sanayisi ve İstanbul’a yakınlığı dikkate alındığında, nüfusu 3 milyonu aşan Bursa’da, diğer kentlerle mukayese edilmeyecek kadar az olay meydana geliyor...

Yaşanan, kavga, yaralama ve cinayet gibi olayları da abartmamak gerekiyor...Bu gibi adli olaylar her yerde yaşanıyor...
Bursa’nın yaşanabilir şehir olmasında, Vali Yakup Canbolat’ın gecenin ilerleyen saatine kadar görevinin başında olması, İl Emniyet Müdürü Tacettin Aslan ile İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Recep Yalçınkaya’nın önceden bu şehirde çalışmış olmaları önemli bir etken...
En büyük sorun ise vatandaşların, olası hırsızlık olaylarına karşı önlemlerini almaması...
“Amaan, bir şey olmaz” anlayışından, kurtulamaması...
Şöyle ki... Nilüfer İlçesi Barış Mahallesi’nde, evinde 500 bin liralık para ve ziynet eşyası olan bir kişi, markete, kapıyı üzerine çekerek gitti... Döndüğünde, para ve ziynet eşyalarının çalındığını anlayınca, derinden bir, “Eyvahhh” çekti...
Sonra da, herkes gibi o da polise koştu....

SUÇLUNUN ŞANSI YOK...

Evde inceleme yapan polis, parmak izi bulamadı... Görgü tanıklarına da ulaşamadı... Binada, güvenlik kamerası da yoktu... İş yerlerinde olan bazı kameralar ise şüphelileri görüntülememişti... Sonunda, hırsızların kimliklerini nasıl belirlediler biliyor musunuz? Olayın yaşandığı dakikalarda, yoldan geçmekte olan halk otobüslerinin plakalarını belirleyip, araçların üzerindeki kameraları inceleyerek... Polis, o görüntülerden 2’si kadın üç kişiyi yakaladı... Üstelik, çaldıkları para ve ziynet eşyalarıyla... Fazla değil bir kaç saat daha geç kalsaydı, 500 bin lira tutarındaki para ve ziynet eşyalarına ulaşılamayacaktı...

İHMALİN BEDELİ...

Ev sahibi, para ve ziynet eşyalarını bankaya koysaydı veya sokak kapısını kilitlemiş olsaydı bu olay yaşanmayacaktı...
Poliste, uğraşmayacaktı... Bu, ev ve iş yerlerinde yaşanan sıradan bir hırsızlık olayı... Şimdi gelelim, yolumun üzerinde olduğu için, işe gidip gelirken günde iki kez gördüğüm ihmale... Bir başka deyimle, yaşanabilecek hırsızlık olayına... Balat Mahallesi’nde iki ay önce bir kurum tarafından, altyapı çalışması gerçekleştirildi..
Eskiyen kablolar, yenileriyle değiştirildi...
Buraya kadar sorun yok.... Problem, ihtiyaç fazlası kabloların, çalışma sonrası haftalardır alınmaması.. Bunlar çalınırsa ne olacak? Kablolar akıllarına gelince şikayetçi olacaklar.. Üzerlerine zimmetli olduğunu belirtip, bulunmasını isteyecekler... “ihmallerinden” hiç bahsetmeyecekler... Sonuç olarak... Gerekli önlemleri almıyoruz... Canımız yanınca, “keşke” diyoruz...İlginçtir; “Amann bir şey olmaz” anlayışından bir türlü vazgeçmiyoruz... Kendimize zarar verirken, güvenlik güçlerini de zor durumda bırakıyoruz... Çaresiz kalınca da kendimizi aklamak için günah çıkartıyoruz...
Haksızlık yapıyoruz...

X

Uludağ’da, 1 araçtan 2 ücret krizi

Bursa’nın, var olan değerlerini, göz göre göre kaybetmesini bir türlü kabul edemiyorum.Çok üzülüyorum.

Bizim “umursamadığımız” değerler, başka şehirleri adeta uçuruyor.
Marka kent yapıyor.
Biz de yitirdiğimiz değerlerin kıymetini, o şehirdeki canlılığı görünce anlıyoruz…
“Biz, neyi kaçırmışız?” diyoruz.
Her zaman olduğu gibi mazeretlere sığınıyoruz..
Fazla detaya girmeyeceğim.
Yakın zamana kadar, Bursa denince akla, kaplıcaları gelirdi.

Yazının Devamını Oku

Uludağ’ın ağır misafirleri…

Uludağ, gerçekten sıra dışı bir dağ.Doğal güzelliği, bitki örtüsü ve kayak merkeziyle Bursa için bir şans.

Gel gör ki, kıymetini bilmiyoruz.
Böyle bir değeri yok sayıyoruz.
Bunun da tek nedeni, geçmişten son yıllara kadar devam eden, “Biz Uludağ’ız”, “Türkiye’nin ilk ve tek kayak merkeziyiz”, “kayak yapmak isteyenler mecbur bize gelecekler” anlayışı.
Anlamsız olan bu ego yüzünden, sezonluk düşünülüp, minnetsiz davranılınca, Uludağ’a zarar verildi.
Mesela.

Ek yataklarla birlikte, 6 bin 500 kişiyi ağırlayacak kapasiteye sahip olan otel ve tesisleri, sadece kayak sezonunda açtılar, diğer aylarda kapalı kaldılar.
Uludağ’da var olan problemleri, sezon yaklaşınca gündeme getirip, kapanınca unuttular.

Yazının Devamını Oku

‘Barış’ bunu yaparsa ‘Savaş’ı’ düşünemiyorum

Futbol sahalarında meydana gelen istenmeyen olaylar, artık mide bulandırıyor.Tehlikeli de oluyor.

Tutku haline gelen güzelim futbol, centilmence oynanan spor olmaktan çıktı.
Taraftar takımını, “Vur, kır parçala, bu maçı kazan” tezahüratlarıyla maça hazırlıyor.
Futbolcular rakiplerini, düşman olarak görüyor.
Kaybedince de, “günah çıkarmak” için tribünlere oynuyorlar.
Antrenörler, oyuncularını karşılaşmaya, “Bu maçı alacağız başka yolu yok” psikolojisiyle sahaya gönderiyorlar.
Yenilince de, kendilerinden başka herkesi suçluyorlar.
Kulüp başkanları da başarısızlıklarını, hakemleri, rakip takımlarının yöneticilerini suçlayarak geçiştirmeye çalışıyor.

Yazının Devamını Oku

Yanıtı olmayan sorular...

Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri, “Nemelazımcılık.”Buna, “Umursamazlık da” diyebilirsiniz.

Sadece kamuda değil, özel sektörde görev yapan birçok kişi, maalesef böyle düşünüyor.
İlginçtir, bu kişiler, işini en güzel şekilde yaparken, gördükleri eksiklik ve aksaklıkları gidermek isteyen kişilere de, kötü örnek oluyor.
Onların da kendileri gibi düşünmesini istiyorlar.
Ama her kurumda başarılı olamıyorlar...
*
Mesela, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Tıp ve mühendislik fakülteleri ile Teknoloji Transfer Ofisi iş birliğiyle ilginç bir projeye imza attı.
Ülkemizin, sağlık sektöründe, dışa bağımlılığını ortadan kaldırmak için, cerrahi zımba olarak bilinen stapler ile diyaliz hastalarının tedavilerinde kullanılan biyolojik membran üretimi için çalışma başlattı.

Yazının Devamını Oku

Kabahat değil ceza gerek

Uludağ’ın şakası olmuyor...Diğer dağlara da hiç benzemiyor....İhmalin bedelini bir şekilde ödetiyor...Gerekirse can alıyor.

Bakmayın, “Beyaz Cennet” denmesine....
Bu benzetme, otellerde dinlenip, pistlerde kayak yapanlar için geçerli...
Uludağ’ın bir de oteller bölgesi dışında gerçeği var...
Onun adına, “Beyaz kabus” da diyebilirsiniz, “Beyaz ölüm” de...

ÖNCE KABUSU ANLATAYIM....

Bundan 25 yıl önce, AKUT’un efsane başkanı Kar Leoparı Nasuh Mahriki’nin, Uludağ’da mahsur kalanları kurtardıktan sonra dönüş yolunda yaşadığı kabus dolu saatleri dün gibi hatırlıyorum...
O olayda, AKUT ekibi değil de sıradan dağcılar olsaydı, ölü sayısını düşünemiyorum..

Yazının Devamını Oku

Karaoğlu’nun sıra dışı özelliği

Bursa’nın, daha doğrusu tüm şehir ve ilçelerin ilginç bir özelliği vardır.Bu kentlere atanan yöneticiler, görev yerlerini çok sever.

Mahrumiyet bölgesi olsa da anlata anlata bitiremezler.
Buraları, dünyanın en güzel yerleşim yerine benzetirler.
“iyi ki burada çalışıyorum” derler.
Var olan sorunların giderilmesi içinde kendilerini kurtarıcı görürler.
Ne zaman ki, bir başka şehre atanır veya görevden alınırlar, dillerinden düşürmedikleri o kentleri unuturlar.
Zorunlu olmadıktan sonra da gelmek istemezler.
Görev yaptıkları şehirleri, unutmayan yöneticiler var mı?

Yazının Devamını Oku

O algıyı yıkarken bu gerçeği unutmayalım

Diyarbakır’ı çok merak etmiş fırsat bulup bir türlü de gidememişimdir...Hayal dünyamda bu şehri, terör olayları nedeniyle geniş güvenlik önlemleri alınan, ticari yaşamı olmayan, sıradan bir kent olarak düşünmüşümdür...

Başkanlığını İbrahim Burkay’ın yaptığı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa’da da valilik yapan Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu’nun daveti üzerine, iş insanlarıyla Diyarbakır’a adeta çıkarma yaptı...
Şehri tanıtıp, yatırım yapmaları için...
Gazeteciler olarak biz de bu yolculuktaydık.
Yolculuk sırasında ilk şaşkınlığı, uçağımız Diyarbakır semalarındayken yaşadım..
Ekili arazileri ve modern binaları görünce şaşırdım...
“Acaba, başka bir yere mi gidiyoruz?” diyerek, espri yaptım…

MÜTHİŞ İLGİ

Sonunda Diyarbakır’a inip, gezmeye başladık…

Yazının Devamını Oku

Canları yanmadığı için böyle düşünüyorlar

Koronavirüs ile mücadelede, aşının önemini anlatmaya gerek yok...Sağlık Bakanlığı ve bilim insanları, uyarılarla, vatandaşları aşı olmaya davet ediyor...Konuyu gündemde tutuyorlar...

Yaşanan tehlikenin farkında olanlar, maske ve mesafeye dikkat edip, aşılarını oluyor...
Onlarda sorun yok...
Problem, aşı karşıtlarının oluşturdukları algı...
Bu kişilerin çağrıları, artık tehlikeli olmaya başladı...
Hem de ciddi şekilde....
Aşı konusunda, son aylarda yaşanan azalmanın nedenlerinden biri de, aşı karşıtlarının yüksek sesle konuşmaları...
Sosyal medyayı kullanmaları...

Yazının Devamını Oku

Onların çığlığı ve biz...

Her yıl, özel gün ve haftalar için, resmi olarak 117 etkinlik düzenliyoruz...Bunların 48’ini hafta, diğerlerini gün olarak kutluyoruz...


Yapılması zorunlu olan etkinlikler arasında, “Cüzzamla mücadele” ve “Veremle Savaşö gibi özelliğini yitirmiş gün ve haftalarda var, devam etmekte olan, “Lösemili Çocuklar Haftası” gibi çok özel olanlarda...
Lösemiye yakalanmış olan çocuklara karşı ne kadar duyarlıyız, o tartışılır...
Bence, yeterli değiliz!...

Neyse...

Lösemiyle mücadelede, tartışılmayan tek gerçek, insanları bu konuda yardıma çağıran LÖSEV’in, Bursa İl Koordinatörü Füsun Emecan Özcan’ın çalışma arkadaşlarıyla yaptıkları mücadele....

Yazının Devamını Oku

Tıpçı olmayanlar da rektörlükte başarılıymış

Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ahmet Saim Kılavuz, başarılı bir yönetici.Tekrar rektör seçilme gibi beklentisi olmadığı için de rahat çalışıyor.

Üniversitede, taş üstüne taş koymanın hesabını yapıyor.
Doğru bildiklerinden taviz vermiyor.
Liyakate önem verip, her görüşe saygı duyuyor.
Bunda da başarılı oluyor.
Rektör Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz, hafta içinde basın toplantısı düzenleyip, görev yaptığı 2.5 yılı değerlendirdi.
O toplantıya ben de katıldım.
Söylediklerini dikkatle dinledim.

Yazının Devamını Oku

Mustafa Dündar’ın bu projesi yaşama geçirilmeli...

Osmangazi’de belediye başkanlığı yapmak kolay değil... Sonuçta, 900 bine ulaşan nüfusuyla, 56 ilden büyük olan ilçeden bahsediyoruz..Ziyaretime gelen Mustafa Dündar ile belediye başkanlığını yaptığı Osmangazi’yi konuştuk...


Özellikle, Kavaklı Mahallesi’nde Üftade Hazretleri’nin kabristanında bulunduğu Üftade Sokak üzerinde yaşanan heyelan ile Bursa gibi bir şehrin, turizm açısından yaşadığı hayal kırıklığını..
Öncelikle Kavaklı’da yaşanan toprak kayması ve mağduriyeti konuştuk..
Çünkü, bu bölge gerçekten çok riskli...
Ve tehlikeli...
*
Mustafa Dündar, bölgenin, Bursa Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, AFAD ve Çevre Şehircilik Müdürlüğü’nün yaptığı inceleme sonrası, riskli bölge ilan edilip, yıkılma kararı alındığındı belirtip, bu sürecin yürütülüp, kamulaştırma görevinin ise kendilerine verildiğini hatırlattı...

Yazının Devamını Oku

Bursa’ya 1 milyon içimlik uyuşturucu satacaklardı....

Tacettin Aslan’ın il Emniyet Müdürlüğü’nü yaptığı Bursa Polisi, geçtiğimiz hafta, belki de Türkiye’de yapılan en büyük uyuşturucu operasyonuna imza attı..Bursa’da başlayan takibi, İstanbul’da düzenlenen büyük bir operasyonla sonlandırdılar...

Halk arasında, “MET” olarak bilinen 250 kilo metamfetamin ele geçirdiler..
Kendilerinden emin olan şüphelileri, adreslerinden teker teker alıp, yargıya teslim ettiler...
Bursa polisinin bu performansı, sıradan bir çalışma değil...
Bunu, öncelikle belirteyim...
Yakalanan uyuşturucunun, kaynağına ulaşılması açısından çok önemli...
Şöyle ki:
Narkotik polisi MET sattığını düşündükleri bazı kişileri, savcılıktan alınan izin sonrası takip etmeye başladı..

Yazının Devamını Oku

Bursa’ya yapılan atamamalar örnek olmalı

Bursa’da, polis ile jandarma, suçlu ve suç örgütlerine göz açtırmıyor.

Yapanın, yanına bırakmıyorlar.
Adeta, kabusları oluyorlar.
Kelepçeyi taktıkları gibi yargıya teslim ediyorlar.
Güvenlik güçlerinin aldıkları önlemleri görmek için hafta içersinde gerçekleştirdikleri bazı icraatlara bakmak yeterli olacak.
Tacettin Arslan’ın yönettiği Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, cuma gecesi Yıldırım ilçesinde, 13 kilo esrar yakaladı.
Uyuştucu eğitimi alan köpeğin, esrarı saklandığı yerden çıkarttırması inanılır gibi değildi.
Aynı gece 250 polisle gerçekleştirilen asayiş uygulamasında, bin 700 kişinin GBT’sini sorgulayıp, 300 aracı kontrol edip, bazı sürücülere, 19 bin lira para cezası kestiler.

Hijyeni yok sayan 21 işletme hakkında ise yasal işlem başlattılar.

Yazının Devamını Oku

O güne hazırlık tatbikatı.

Beklenen depremi bir şekilde yaşayacağız. Depremin, sıradan bir sarsıntı olmayacağı kesin.

Binalar yıkılacak, canlar yanacak, insanlar ağlayacak.
Peki, o güne ne kadar hazırız?
Belediyeleri bilmiyorum ama AFAD bu işi sıkı tutuyor.
Kendini, sürekli yeniliyor.
Bu ay içinde, 19-21 Ekim tarihleri arasında, gerçeği aratmayacak tatbikat düzenleyecekler.
Aldıkları önlemleri, sanki deprem olmuşçasına yaşama geçirecekler.

Yazının Devamını Oku

Bursa’da sokaklar, 213 bin lamba ile aydınlanıyor

Toplumun, dikkatini çekmeyen ilginç detayları araştırmaya bayılırım.Sonucunu paylaşmaktan da mutlu olurum.

Hafta içinde düşündüm, taşındım.
Sokak lambalarını yazmaya karar verdim.
Sakın, ‘ne alaka’ demeyin.
İlginç konulara duyduğum ilgiyi söylemiştim.
Son günlerde, yabancı sermayeye satışı gündemden düşmeyen, hatta, -satıldığı- da ciddi şekilde söylenen merkezi Bursa’da olan UEDAŞ’ı hepimiz biliriz.
Biliriz çünkü; her ay ev ve iş yerlerinin aydınlatma bedeli olan faturaları ödüyoruz.
UEDAŞ’ı sadece Bursalılar değil, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’de yaşayanlar da tanır.

Yazının Devamını Oku

'İyi ki varsınız'

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde, dünyanın, ‘insanlık dersi’ olarak kabul etmesi gereken müthiş bir başarıya imza atıldı.Başarı dediğim hastalıkların tedavisinde uygulanacak yeni bir buluş değil.

Suriyeli ailenin dünyaya getirip, “yaşamaz” diyerek, fakülteye getirdikleri çocuklarının, hayata döndürülmesi.
Onların hikayesi, ulusal basında geniş şekilde yer aldığı için fazla detaya girmeyeceğim.
Yaşananları hatırlatıp, bu konuyu köşeme neden taşıdığımı anlatacağım…
Suriyeli aile, Tamer adını verdikleri sekiz aylık çocuklarını, geçtiğimiz aralık ayında muayene ettirmek için Tıp Fakültesi’ne getirdi…
Muayene sonucu Tamer’e, akut karaciğer yetmezliği tanısı konuldu.
Hastanın yaşaması için, karaciğer naklinin şart olduğu aileye söylendi.

Yazının Devamını Oku

Ölüm ile yaşam arasındaki kırmızı çizgi bu olsa gerek

Bursa, ilginç bir şehir. Sanayisi, ekonomisi, tarihi özelliği ve her bölgeden gelen insanlara yaptığı ev sahipliği nedeniyle farklı da bir kent.O yüzden, Bursa’da İl Emniyet Müdürlüğü yapmak kolay değildir.

Şehri tanımayan, toplumun nabzını tutmayan ve onları dinlemeyen emniyet müdürünün, Bursa’da başarılı olma şansı yok denecek kadar azdır.
Geçmiş dönemlerde, hayal kırıklığı yaşatan müdürler, bu yüzden görevden alınmışlardır.
Bursa bu dönemde, polis açısından çok şanslı.
Nedeni, Tacettin Aslan gibi bir Emniyet Müdürü’nün olması.
Önceden de kaleme almıştım.

*
Tacettin Aslan’ın en büyük özelliği, geçmiş yıllarda Bursa’da, uzun yıllar şube müdürü ve müdür yardımcısı olarak görev yapması.

Yazının Devamını Oku

Bursa’nın sıradışı milletvekili

Hafta içersinde, İyi Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kamil Erozan, ziyaretime geldi...

 


İyi Parti’de, milletvekili olan İsmail Tatlıoğlu’nu, İl Başkanını Selçuk Türkoğlu’nu, yönetimindeki yol arkadaşlarının bir çoğunu iyi tanımama rağmen, Ahmet Kamil Erozan ile tanışmamıştım. O fırsatı, bu ziyarette buldum.
Kendisiyle, uzun uzadıya sohbet ettim.
Böylece, Ahmet Bey’i, yakından tanıma fırsatı buldum.
Dışişleri Bakanlığında yurtiçi ve yurtdışında 43 yıl çalışan, bu süre içinde 4 ayrı görevde Büyükelçi sıfatıyla bulunan, merkez teşkilatında Müsteşar Yardımcısı olarak görev alan Ahmet Kamil Erozan, mesleki bilgi ve birikiminin yanı sıra sıra dışı da bir siyasetçi...
Onun bu özelliğinin, partisinin, kurucular kurulu ve genel idare kurulu üyesi olup, Uluslararası İlişkiler ve Türk Dünyası’ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olmasında etkili olduğuna inanıyorum...

*

Yazının Devamını Oku

Bunları artık kaldırın...

Bursa’nın en büyük sorunları arasında, her ne kadar trafikte yaşanan sıkışıklık ilk sıralarda yer alsa da kent içersinde bulunan geri dönüşüm tesisleri ve atıkların toplandığı depolar, tehlikeli olmaya başladı

Dahası, trafikte yaşanan yoğunluğun da önüne geçti.
Trafikte yaşanan sinir harbine, istesek de istemesek de bir şekilde alıştık.
Komşumuz olan geri dönüşüm tesisleri ve depolarını kabul etmekse çok zor.
Gün geçmiyor ki, bu tesislerin birinde yangın çıkmasın...
Yanan, kağıt ve plastik olduğu için alevlerin kontrol altına alınması da kolay değil.
Buradan çıkan duman şehri kaplıyor.
İnsanlar, yazın bu sıcağında pencerelerini kapatmak zorunda kalıyor.

Yazının Devamını Oku