"Fuat Bol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fuat Bol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fuat Bol

Yeni dünyaya doğru!

Üzerinde yaşamakta olduğumuz dünyamız zaten yaşlanmış ve sahip olduğu, sözde uluslararası kurum ve kuruluşlar ve bunların temsil ettikleri değerler manzumesi de yalnızca kâğıt üzerinde kalmıştı.

Zira tüm bu kurum ve kuruluşlar, güçlünün hukukuna göre dizayn edilmişti.

Onlar da ellerindeki güçlerini, tüm güçsüzlere karşı, kan ve gözyaşı akıtarak sergiliyordu.

Mazlumların kanı, gözyaşları ve Arş’ı titreten feryatlarından başka bir şeyleri yoktu ama buna karşın zalimler her şeye malikti. Zahiren öyle görünüyordu.

Zalimler yeryüzünün kâşanelerine, şaşaa ve debdebesine sahipken, mazlumlara, yurtlarındaki mütevazı evlerini bile çok görüyor, başlarına yağdırdıkları bombalarla onları öldürüyor, sağ kalabilenlerini ise çoluk çocuk, yalınayak, aç biilaç göçe zorluyordu.

Belli ki zalim yığdığı servetine ve ölüm kusan silahlarına güveniyordu. Oysa bunların hepsini, mazlumları sömürerek elde etmişti.

Batı, sözde bir medeniyet inşa etmişti. Mazlum kanı üzerine inşa ettiği sözde medeniyetini de ölü yüzüne pudra misali makyajla örtmüştü.

Görünüşte tüm medeni değerleri kendinde toplamış ve bunların cakasını satmakla meşguldü.

Görünmeyen bir virüs, yalancının mumunu yatsı olmadan söndürdü. Makyajı döküldü ve altından gerçek yüzü tüm iğrençliğiyle ortaya çıktı.

AB dediler, zora düşen ortaklarına yardım edeceklerine, birbirlerinin sağlık malzemelerini çaldılar ve daha önemlisi huzurevindeki yaşlılarını ölüme terk edip kaçtılar.

AB ülkeleri, NATO ülkeleri olmalarına karşın, İtalya’nın sokaklarında Rus askerleri dolaşıyordu. İtalyanlara da AB bayrağını yakmak kalıyordu.

Dost kötü günde belli olur, Batı’nınki iyi gün dostluğu ve hatta menfaat birlikteliğiydi.

İşte gördük, öküz ölünce ortaklık bozuldu. Güya, AB ülkeleri arasında mal ve hizmetlerin aktarımında sınırlar kalkmıştı.

Birlik ve yardımlaşmaya en muhtaç olunan günde, aralarında neredeyse ‘Berlin duvarı’nı ördüler.

Görünmez bir virüs tüm dünyanın ufkunu tuttu. Tüm ülkeler evlerine kapandı, daha da kapanacak.

Bundan böyle artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Altı ay, bilemediniz bir yıl sonra insanlık yepyeni bir dünyaya uyanacak.

Dünya üzerindeki güç dengeleri değişecek, ülkesel, bölgesel ve küresel eksenler 180 derece kayacak.

Bütün bunları yapan, süper güçlerin orduları, nükleer silahları ve güçlü ekonomileri olmayacak.

Yalnızca görünmeyen küçücük bir virüs bunları yapacak ve hepsinden önemlisi, azgınlaşan ve ilahlık iddiasında bulunan (üstelik bu, batıl dinlerdeki kötülük tanrısı) insana da haddini bildirecektir.

Zira mazlumların ahı, zalimlerin burnundan fitil fitil gelecektir.

Dünya kurulalı beri, insanoğlu azgınlaşıp her haddini aştığında, bu denli elim ikazlarla kendisine getirilmiş ve lakin zaman geçtikçe, başına gelen musibetleri unutup yeniden gaflete dalmıştır.

Uyanılacak yeni dünyada, ölenler mi kurtulmuş olacak kalanlar mı, işte sorulmayan ve cevabı düşünülmeyen yakıcı sual bu olsa gerektir!

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI