Fuat Bol

Fuat Bol

fbol@hurriyet.com.tr

Türkiye’nin Erdoğan’a ihtiyacı var! -5-

Türkiye’miz, dünyadaki hiçbir ülkenin olmadığı kadar tuhaf bir ülkedir.

Haberin Devamı

Bu ülkede insanların idaresine talip olmak, ateşten gömleği giymektir.

Merhum Turgut Özal’ın işaret ettiği gibi ‘Siyasetçinin iki gömleği vardır, biri bayramlık, diğeri idamlık!’ 

Yönetimden altı kez gidip, yedi kez gelen Süleyman Demirel de “Başbakanlık makamına oturup başımı kaldırdığımda, karşımda merhum Menderes’in idam sahnesini görürüm!” derdi.

Zira bu ülkede, Galata Kulesi’ni bostan kuyusu olarak gösteren ve bunda ısrar eden; hiçbir hayırlı işte olmayan ve bütün yanlış işleri şiar edinen bir CHP muhalefeti vardır. Duran saat bile günde iki kez doğuyu gösterirken CHP’de bunu bile göremezsiniz.

Sayın Erdoğan, Beştepe’de Cumhurbaşkanlığı Külliyesi yaptı diye CHP yeri göğü inletti; sanki o yeri görevi bittikten sonra evine götürecekmiş gibi bir türlü kabullenemediler. Utanmadan ‘saray’ kelimesini dillerine pelesenk ettiler. Mahkemelerin (hâkimlerin, savcıların vb.) bulunduğu yerlere adliye sarayı diyorlar ama Cumhurbaşkanlığı’nın bulunduğu yere tesmiye ettikleri ‘saray’ı dillerine doluyorlar.

Haberin Devamı

O ‘saray’ denilen yerde Sayın Erdoğan yalnızca dört saat uyuyabiliyor, kalan on sekiz saatte nasıl çalıştığı cümle alemin malumudur.

Sayın Erdoğan’ın başarısının altında bu denli uzun süreli ve hummalı çalışmanın yanında hiçbir liderde olmayan bir özelliği yatar.

Diğer liderler, muhataplarına emirlerini verip geçerler; Sayın Erdoğan ise verdiği emri ve sonucunun ne vakit alınacağını not eder, gerçekleşirse ne âlâ, aksi halde çağırıp hesabını sorar.

Bu durumu bilen muhatapları (bakan ya da bürokrat) yüklendikleri işleri bir an önce yerine getirmek için adeta yarışırlar.

Ülkemizin geri kalmışlığı su götürmez bir realitedir. Bunun da birinci sebebi siyasi istikrarsızlıktır. (Ortalama ömürleri 18 ay olan hükümetlerle bir adım ileriye gidemezsiniz, nitekim gidilemedi, sürekli patinaj yapıp yerinde saydı.)

Buna rağmen Sayın Erdoğan, mahut sistemi (parlamenter) denedi, partiyi (bizzat kurup, büyüttüğü AK Parti’yi) Ahmet Davutoğlu’na emanet etti. Davutoğlu geldiği yeri ve şekli unutarak, iki başlı ve hatta tek başlı (kendinin hâkim olduğu, Erdoğan’ın dışlandığı) bir yönetim tarzı benimsedi; sonuçta kendi başını yedi ve parlamenter sistemden vazgeçildi, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçildi.

Haberin Devamı

Her bakımdan geri kalmış Türkiye’nin arayı kapatması ve hatta geçmesi için bir saniye kaybedecek vakti yoktu; bundan dolayı işlerin süratle ve tek elden sürdürülmesi için mahut başkanlık sistemi benimsendi.

Sayın Erdoğan hem devletin hem de partinin yükünü yüklendi; tarihteki bütün gerçek liderler gibi onca kalabalıklar içinde yalnızlığı yaşadı, yaşamaya devam ediyor.

Düşünebiliyor musunuz; çeyrek asır boyunca altına girmediği (devlet ve parti) yük kalmadı ve hepsinden yüzünün akıyla muzaffer olarak çıktı.

Üstad Necip Fazıl’ın ‘Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz? Güneşe göç var da kalan biz miyiz?’ dizelerinde ifade ettiği şekliyle tek adam, gerektiğinde bir millet ve hatta bir ümmet olabiliyor. Diğer bir deyişle bütün bunların sorumluluğunu yüklenebiliyor.

Haberin Devamı

Mistik ifadesiyle de Allahüteala dağına göre kar veriyor!

Yazarın Tüm Yazıları