Paylaş
Ülke olarak asrın felaketiyle karşı karşıya idik, adeta küçük kıyameti yaşamıştık.
Yaklaşık çeyrek asır önce de (1999) Marmara bölgemizde benzer bir deprem yaşamış ve yönetim olarak depremin enkazının altında kalmıştık. Ülkemizin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Başbakanımız Bülent Ecevit, 48 saat boyunca telefonla bile olay mahallerine ulaşamamışlardı.
Ne demiş atalarımız; at binenin, kılıç kuşananın.
Sayın Erdoğan’ın yönetimde olduğu zamanlarda da ülkemizde depremler oldu: Bingöl depremi (2003), Van depremi (2011), İzmir depremi (2020), Elâzığ depremi (2020), Kahramanmaraş merkezli asrın felaketi (2023).
Sayın Erdoğan yönetimindeki devlet, meydana gelen bütün depremlerde devletliğini gösterdi; süratle olay mahallerine intikal edildi, enkaz çalışmaları başlatılarak vatandaşlar çadırlara ve konteynerlere yerleştirildi.
Hiçbir depremzede aç ve açıkta bırakılmadı; devlet bütün birimleriyle günün 24 saatinde vatandaşının yanında oldu.
Van depremi de büyük hasarlıydı, sadece bir yılda Van yeniden kurulup ayağa kaldırıldı.
Asrın felaketinde de başta Hatay olmak üzere yerle yeksan şehirlerin on yıllar boyu sürer denilen enkazlarının kaldırılması yalnızca bir yıl içinde tamamlandı.
Ve takip eden iki yıl içinde de asrın başarısına imza atılarak 11 ilimizde yapımı tamamlanan 455 bininci afet konutu hak sahiplerine teslim edildi.
Yıkılan şehirlerin altyapılarıyla birlikte sosyal donatı alanları da ikmal edilerek hizmete sunuldu. Yıkılan bütün köy evleri, en modern şekilde inşa edilerek hak sahiplerine teslim edildi. Bütün bu başarıların arkasındaki iki isim Sayın Bahçeli’nin tarifiyle ‘Süleyman’ ile ‘Sinan’ vardı: Sayın R. Tayyip Erdoğan ile Sayın Murat Kurum.
Hani şu İstanbul halkının Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na layık görmeyip seçmediği Çevre Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum!
İstanbul’un hali ise ortada; ne diyelim eden kendine eder!
Diğer CHP’li belediyelerin de halleri ortada! Deprem bölgesine çivi çakmadılar. CHP’li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı yalnızca Hatay’daki Ulu Camii’nin yapımını üstlenmişti; onu da yapmadan Hatay’ı terk etti. 14 ilin büyükşehir belediye başkanlığını elinde bulunduran CHP, asrın felaketinin giderilmesinde değil katkı sunmak, turist olarak bile deprem bölgesinde gözükmediler.
Sayın Erdoğan’ın diğer liderlerden farkı sözünün eri olması ve dur durak bilmeksizin çalışmasıdır.
Nitekim Sayın Erdoğan felaketin hemen akabinde, “Şehirlerimizi, konutuyla, işyerleriyle, sanayisiyle, tarımıyla, tarihi ve kültürel dokusuyla en ufak bir ihmale yer bırakmadan ayağa kaldıracağız” demişti.
Ayağa kaldırdı mı?
Kaldırdı.
Aynı Erdoğan, 1994 yılında da yerlerde sürünen, susuz, havasız, her yanı çöp dağlarıyla kaplanmış, yolları çamur deryasına dönmüş İstanbul’u ayağa kaldırmıştı. Aynı imkânlar ve hatta çok daha fazlası bunlarda da var, neden yapamıyorlar?
Demek ki at sahibine göre kişner!
Paylaş