Taksim Camisi

Taksim (Pera), ta Osmanlı’nın gününden beri, İman ve İslam noktainazarından mahzun kalmış bir beldedir. Dışarıdan bakıldığında ‘Vur patlasın, çal oynasın!’ dünyasıdır Pera. Lakin içine girildiğinde, derunları harap, kalpleri sızlayan, gözleri nemli yığınla insanla karşılaşırsınız.

Haberin Devamı

Böylesi zıtlıkları bir arada tutan ilahi güce, tüm hayretinizle bir kez daha tanık olursunuz.

Geçen asrın başlarında yıkılan imparatorluğumuzla birlikte İstanbul’umuz da işgal edilmişti. Koca şehir, maddesiyle ve manasıyla mateme bürünmüştü. Her sokağında hüzün, her hanesinde yangın vardı.

Pera’nın gözbebeği Ağa Camii’nin mahzun halini, ünlü şair Nâzım Hikmet, şu dizeleriyle terennüm eder:

*

‘Ağa Camii

Havsalam almıyordu bu hazin hali önce

Ah, ey zavallı cami, seni böyle görünce

Dertli bir çocuk gibi imanıma bağlandım;

Allah’ımın ismini daha çok candan andım.

Ne kadar yabancısın böyle sokaklarda sen!

Böyle sokaklarda ki, anası can verirken,

Işıklı kahvelerde kendi öz evladı var...

Böyle sokaklardaki çamurlu kaldırımlar,

En kirlenmiş bayrağın taşıyor gölgesini,

Haberin Devamı

Üstünde o...lar yükseltiyor sesini.

Burda bütün gözleri bir siyah el bağlıyor,

Yalnız senin göğsünde büyük ruhun ağlıyor.

Kendi elemim gibi anlıyorum ben bunu,

Anlıyorum bir yerde azap çeken ruhunu.

Bu imansız muhitte öyle yalnızsın ki sen

Bir teselli bulurdun ruhumu görebilsen!

Ey bu caminin ruhu; bize mucize göster

Mukaddes huzurunda el bağlamayan bu yer

Bir gün harap olmazsa Türk’ün kılıç kınıyla,

Baştan başa tutuşsun göklerin yangınıyla!’

*

Simsiyah karanlığın ortasında yer alan Ağa Camii, içinde zıtlığı haykıran ve yeryüzünden arşa yükselen bir nur halesi barındırır. Beyninin her zerresi bir güneş olan son devrin büyük İslam âlimi, Seyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri, Ağa Camii’ndeki sohbetleriyle, bitap, biçare kalplerin çaresi, kimsesizlerin kimsesi olur.

Ağa Camii madde ve manasıyla ikindi vaktini andırır; kendisi küçük (zamanı en kısa) lakin yankısı feza çapında büyük (gölgesi en uzun) sırlarla dolu bir mabettir o.

19.asrın üçüncü çeyreğinde Osmanlı, Hersek ve Bulgar isyanlarıyla boğuşurken, biz içeride sultan boğazlamakla meşguldük (Sultan Abdülaziz’in hunharca katli, 1876). Bunun hemen akabinde (1876-77) başlayan Osmanlı-Rusya savaşını kaybederiz. Ruslar Yeşilköy’e (Ayastefanos) kadar gelir.

Ruslar, Pera’da (Taksim) 1876’da temelini atıp, 1880’de bitirilen görkemli bir Ortodoks kilisesi inşa ederler. Edilsin elbette lakin bu İslam diyarında, Müslümana yakışan bir cami de elzemdi. Zira sular idaresinin arkasında teneke minareli, derme-çatma bir mescit; ne Taksim’e, ne Müslüman Türk halkına yakışıyordu. Millet, sokaklarda gazete kâğıtları üzerinde namaz kılıyordu.

Haberin Devamı

Yedi tepeli İstanbul’un her tepesi fetihten nasibini alıp camilerle süslenirken, Pera, onca gerçeğiyle öksüz ve garip kalmıştı.

O gün bugündür, onca iyi niyet ve girişime rağmen, Taksim’e cami kuvveden fiile çıkamaz. Menderes, Demirel, Özal, Erbakan uğraşır ama bir sonuç elde edemezler. Arsa tahsisi yapılıp Bakanlar Kurulu kararı alınmasına rağmen, CHP’li belediyenin ve 12 Eylül darbecilerinin engellemeleriyle cami bir türlü yapılamaz.

Taksim’e cami projesi 1991 yılında işadamı İbrahim Arslan başkanlığında kurulan Taksim Cami Kültür ve Sanat Vakfı ile yeniden gündeme geldi. İçinde bu fakirin de yer aldığı, 86 kişilik vakıf meclisinde kimler yoktu ki: R. Tayyip Erdoğan, Enver Ören, İbrahim Bodur, Mim Kemal Öke, Hüseyin Bayraktar, Vehbi Koç, Sabri Ülker, Sakıp Sabancı, Şarık Tara, Asım Kocabıyık, Kemal Ilıcak, Prof. Dr. Esat Coşan, Ahmet Kabaklı vb...

Haberin Devamı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanı iken Erdoğan’ın ve başbakanken Erbakan’ın yaptığı tüm girişimler sonuçsuz kaldı.

Sonunda bu hayırlı iş, bir ömür bunun mücadelesini veren Sayın Erdoğan’a nasip oldu. 2017’de temelini attı, 2021’de açılışını yaptı. İnşaatın maliyetini Sur Yapı’nın sahibi Elmas Ailesi üstlendi.

Sayın Erdoğan, Ayasofya’dan sonra Taksim’e de İslam’ın mührünü vurdu ve şöyle dedi: ‘Taksim Camisi’ni bir süre önce yeniden ibadete açtığımız Ayasofya Camii Kebir’ine verdiğimiz bir selam, İstanbul’un fethinin 568’inci yıldönümüne bir hediye olarak görüyorum.’

Tevbe Suresi, 18. Ayet meali: ‘Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet (doğru yol) üzere oldukları umulanlar bunlardır.’

Yazarın Tüm Yazıları