Fuat Bol

Fuat Bol

fbol@hurriyet.com.tr

Suriye ve terör gerçeği -2-

Başta PKK olmak üzere bütün terör örgütleri tek kelime ile maşadırlar, emperyalist güçlerin maşasıdırlar. Hiçbir terör örgütünün kendi başına, kendi imkânlarıyla yaşamak şansı yoktur. Maşası oldukları devletin ya da devletlerin her türlü destekleriyle ayakta durur ve varlıklarını sürdürürler.

Haberin Devamı

Türkiye, 40 yıldır bu terör örgütü (PKK) ile boğuşuyor. Bir yandan hayatlarının baharında olan ana kuzusu fidanlarını toprağa verirken diğer yandan zaten kıt olan ülke kaynakları terör belası yüzünden heba edildi.

Sayın Erdoğan’ın yönetime gelmesiyle Türkiye devletinin çehresi değişti; zorba, baskıcı ve daha önemlisi halktan kopuk, halkına rağmen iş gören devleti demokratik, müşfik, halkı için iş gören devlete çevirdi. Süryanilerden Ermenilere, Rumlardan Alevilere, Kürtlerden Müslümanlara kadar ne kadar mağdur kesim varsa hepsinin maddi ve manevi haklarını teslim etti.

Diğer bir deyişle; o güne kadar birbirlerine ters bakan devletle milleti, milletin mağdur ve mazlum kesimlerini devletiyle barıştırdı.

PKK terör örgütü esas itibarıyla Marksist-Leninist, yani dinsiz bir yapılanmaydı. Sözde Kürtlük davasını savunmak üzere kurulmuştu. Oysa Kürtlerin büyük çoğunluğu mütedeyyin, dindar insanlardı.

Haberin Devamı

Örgütü kurup geliştiren ve kullanan dış güçlerin hedefi ile örgütün hedefi taban tabana zıttı. Dış güçler, kullandıkları bu maşayla bir yandan zayıflattığı ülkelerin iplerini elinde tutarken diğer yandan da o ülkelerdeki kaynakları kendi ülkelerine akıtırlar.

Aynı oyunlarla dün ve bugün İran’ın, Irak’ın ve Suriye’nin petrollerine çöktüler.

Terör örgütleri, kullanıldıklarını ve işleri bitince limon gibi sıkılıp atıldıklarını, ağababalarının kendilerine en lazım oldukları anda yüzüstü bıraktıklarında görüp anlarlar ama iş işten çoktan geçmiş olur.

Bu durumun tipik örneğini son olarak Suriye’de, PKK-SDG-YPG’de görmekteyiz.

ABD, kendilerinin yem olarak kurduğu DAEŞ bahanesiyle PKK-SDG-YPG’ye TIR’lar dolusu silah ve mühimmat verdi. Kendi uzman askerlerini gönderip örgütün elemanlarını eğitti. Suriye’nin petrol ve su kaynağı olan bölgelerini mahut örgütün kullanımına verdi.

ABD’nin bölgedeki uzantısı olan İsrail de devreye girerek örgütü/örgütleri paraya ve silaha boğdu.

Örgüt iki şeyi hesap edemedi; birincisi özellikle savunma sanayisinde ülkeyi şaha kaldıran Erdoğan yönetimindeki Türkiye’yi, ikincisi işleri bitince ve de zoru gördüklerinde kendilerini yalnız bırakacak ağababaları olan ABD’yi.

Haberin Devamı

Örgüt gerçekte ABD’nin gözünde ‘metres’ iken, onlar ABD’nin kedileriyle ‘Katolik nikâhı’ yaptığını zannediyor!

Bu durum dün de böyleydi, bugün de böyledir. Ama gelin görün ki onca yüzüstü bırakmaların hiçbirisinden ibret alınmadı.

Türkiye, birinci açılım sürecinde ağzı yandığı için adımlarını çok dikkatli atıyor, tabiri caizse yoğurdu üfleyerek yiyordu!

Erdoğan, savunma sanayisinde savaş konseptini değiştirecek hamleler yaparak Türkiye’yi bölgesel ve hatta küresel bir güce eriştirdi.
Onlar ambargo uyguladıkça, kötü komşunun mal sahibi yapması misali Türkiye kendi modern makineli tüfeğini, füzelerini, SİHA’larını, tankını, tanksavar silahını, toplarını, çelik kubbe hava savunma sistemini, roketlerini, yazılımlarını, elektronik savaş sistemlerini, görünmez radar sistemlerini, deniz araçlarını (denizaltı dahil), entegre güvenlik sistemlerini, havacılık ve uzay sistemlerini, helikopterlerini, eğitim ve hafif taarruz uçağı HÜRJET’i (savaş uçağı, eli kulağında), akıllı mühimmatlarını, torpidolarını, lazer güdümlü mühimmatlarını ve daha burada sayamayacağım onlarca en modern silahı ve sistemi üretti ve envanterine ekledi.

Haberin Devamı

Artık Türkiye denilince en güçlü ülkelerin bile bir durup düşünmeleri gerekiyor.

Dünya yeniden kurulurken Türkiye, kurucular masasının murahhas üyeleri arasında yer alıyor.

Daha önceki (1919 ve 1945) her iki paylaşımdaki gibi masada mönü değil!

Yazarın Tüm Yazıları