Paylaş
Her zaman söylüyoruz lakin kimi nasipsizlere bir türlü anlatamıyoruz, Kürtler farklıdır, sözde Kürtler adına dağa çıkan Marksist-Leninist, imansız terör örgütü (PKK-PYD-SDG) farklıdır.
Kürtler de ve hatta diğer Müslüman gruplar gibi (Laz, Çerkez, Abaza, Arnavut, Boşnak, Gürcü, Arap, Roman vb.) tıpkı Türkler gibi bu aziz vatanın asli unsurlarıdır. Kurtuluş Savaşı’nı birlikte verdiler, vatan, din ve millet uğruna birlikte şehit oldular, muhtelif şehitliklerde koyun koyuna birlikte yatmaktadırlar.
Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, rejim değişikliğine gidilerek Cumhuriyet ilan edildi. Yeni rejim rüştünü ispat etmek ve benimsediği devrimlerini halka dikte etmek isterken, davranış biçimlerinde aşırılığa kaçtı. Millete karşı yapılan bu denli zulümlerden nasibini almayan yalnızca bir avuç CHP’li seçkinci güruhudur.
Bunun dışındaki bütün gruplar (Aleviler, Sünniler, Kürtler, Komünistler, sağcılar, solcular, milliyetçiler vb.) fazlasıyla nasiplerini aldılar ve kimi demokratik ve hatta insan hakları ellerinden alınarak mağdur edildiler.
İç barışı sarsan bu durumları bir maden gibi işleten düşman içimizdeki kimi gafilleri avlayarak, bunları fırsata çevirdi ve milli birliğimizi tehlikeye düşürecek boyutlara taşıdı. Bu amaçla PKK terör örgütünü kurdu.
Bize kefen biçen düşmanın asıl gayesi bu ülkenin asla güçlenmemesi ve dizleri üzerinde doğrulup ayağa kalkmamasıdır. Zira yeni bir Osmanlı ruhunun canlanmasından ödleri kopuyor!
Bunun için de ellerinden geleni artlarına koymadılar ve çeşitli vesilelerle (Kürt-Türk, Alevi-Sünni, sağcı- solcu vb.) kardeşi kardeşe kırdırdılar.
Tabir caizse, Türkiye’de yaşayan insanları ‘deli’ addedip, onları meşguliyetle, sözde tedaviye tabi tuttular. Böylece yurdum insanı enerjisini boşa harcayıp, toprağa verecek ve maddede ve manada kalkınma adına en ufak bir adım atamayacaktır.
Demokrasiye geçtiğimiz 1950’den sonra ise, NATO ile birlikte büsbütün içimize girdiler ve maddi ve manevi kalkınma adına yapılan her hamleyi askeri darbelerle akamete uğrattılar.
Yukarıda zikredilen fitne dosyalarını açıp kardeşi kardeşe boğazlattılar; bu iğrençliklerini de bahane edip darbe yapıp, demokrasiyi askıya aldılar.
Yarım asırlık demokrasi tarihimizde her on yılda bir darbe yapılarak ülkemiz, değil hamle yapıp kalkınmak, onlarca yıl geriye götürüldü.
Başta ABD ve AB’nin belli başlı ülkeleri olmak üzere, komşularımızdan Suriye, Irak, İran, Sovyetler Birliği ve ardından Rusya, Bulgaristan, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve yarı komşumuz sayılan İsrail aleyhimizdeki terör örgütlerini besleyip üzerimize saldı.
Akılları sıra alçakça yürüttükleri bu vesayet savaşıyla ülkemizi paramparça edecek ve her birisi kendi kirli emellerine ulaşacaklardı.
Ünlü Türk şairi Fuzuli’nin şu tespiti, bizi, bizim halimizi anlatıyordu:
‘Dost bivefa, felek birahm, devran bisükun; Dert çok, hemdert yok, düşman kavi, tali’ zebun!’
Yani: Dostlar vefasız, zaman ve dünya merhametsiz, acımasız, dönem kaotik; Dert çok, dert paylaşan yok, düşman güçlü ve talih esir, baht kapalı!
Böyle bir kuşatmadan çıkmanın tek bir yolu vardı o da bunca kavi ve kahpe düşmanın karşısında en az onlar kadar güçlü olmaktı.
Zira zor oyunu bozardı!
NOT: Aynı konuyu işlemeye devam edeceğiz F.B.
Paylaş