Paylaş
Pagan inancına sahip Romalılardan kaçan Hıristiyanlar, bu bölgedeki beldeleri yurt edinmiş ve inşa ettikleri yeraltı ve yerüstü şehirlerinde medeniyetlerinin derin izlerini bırakmışlar.
Midyat’ın tarihine baktığımızda Sümer, Hurri, Subarri, Asur, Urartu, İskit, Arami, Med, Pers, Makedon, Seleukos, Part, Roma-Bizans, Sasani, Abbasi, Mervani, Selçuklu, Artuklu, Eyyubi, Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safevi ve Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliğini yapmış olduğunu görürüz.
Dolayısıyla Midyat kelimenin tam anlamıyla dinler ve diller (İslam, Hıristiyan, Ezidi; Türkçe, Kürtçe, Süryanice, Arapça) şehridir.
Midyat’ın en büyük şansı, Veysi Şahin gibi gece gündüz demeden hummalı bir çalışma ile kendini hizmete adamış bir Belediye Başkanı’na sahip olmasıdır. Evet, Midyat bugün parlayan bir şehirdir ve onu bu parlaklığa eriştiren de tarih, kültür ve sanat âşığı Sayın Veysi Şahin’dir.
Bu gibi kadim beldelerde işkolik ve işinin ehli belediye başkanları ve onun oluşturduğu aynı duyarlılığa sahip ekipler gerekmektedir.
Sayın Veysi Şahin ve ekibi sayesinde Midyat herkesin gıpta ile baktığı ‘marka şehir’ olmuştur.
Bağrında onlarca medeniyetin izlerini taşıyan kadim Midyat kenti, otantik yapısı ve tarihi taş konakları ile kelimenin tam anlamıyla açık hava müzesi görünümündedir.
Malum Hazreti İsa Aleyhisselam, Yahudiler tarafından Romalılara ihbar edilip yakalanıp idam edilecek iken Cenabıhak kendisini göğe kaldırdı ve şikâyet eden kişiyi Hazreti İsa suretine çevirdi. Romalılar, İsa diye bu kişiyi çarmıha gerdi.
Hazreti İsa bağlıları (havariler) sıkı takip edildiği için on yıllar boyu Hıristiyanlık yeraltından gizlice yayılmaya çalıştı. İlk kez Mezopotamya ve Antakya’da gün yüzüne çıkıp kiliseler inşa ettiler ve dinlerini açıktan yaşamaya başladılar.
Dünyanın en eski kilise, manastır ve katedralleri Midyat’tadır: Mor Gabriel Manastırı (397), Meryem Ana Kilisesi (449), Mor Sobo Kadedrali (6. yüzyıl başları), Mor Yakup Manastırı (420), Mor kuryakos Kilisesi (794), Mor Lozoor Manastırı (5. Yüzyıl), Mor İzozoel Kilisesi (6.yüzyıl)
Midyat Belediyesi’nin keşfi ve girişimleri sonucu Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni ile devam eden kazı çalışmaları gün yüzüne çıkarılmaya çalışılan Matiate yeraltı şehri, dehliz (tünel-geçit), işlik, depolama alanları, nekropol, toplanma, barınma ve ibadet gibi çeşitli mekânlardan oluşmaktadır.
Midyat, zengin tarihi mirası yüzünden bütün dünyanın ilgisini çekiyor ve bu yüzden birçok uluslararası toplantılara ev sahipliği yapıyor.
Yine malum Anadolu insanımızın en önemli vasıflarından biri de misafirperverliğidir.
Veysi Şahin, Midyat’a gelecek misafirleri rahat ettirmek ve onları kendi evlerindeki gibi huzurlu kılabilmek için gerekli bütün alt ve üstyapıları hazır hale getirdi.
Ve hepsinden önemlisi Midyat’a gelen herkesi Anadolu insanının tatlı dili, güler yüzü ile karşıladı ve hepsine “Sizleri ve bu kadim toprakları asla unutmayız, unutamayız” dedirtti.
Midyat demişken; Mardin’i atlamak olmaz. Eski Mardin’de sevgili Peygamberimiz (Aleyhisselam) vaktiyle yaşamakta olan Süryani krallarına da tıpkı Bizans kralına, Fars kayzerine, Mısır hükümdarına vb. elçi gönderip İslamiyet’e davet ettiği gibi, bu beldeye de Hazreti Abdullah bin Enes el-Cüheyni’yi (Radıyallahü anh) elçi olarak göndermişti.
Bu zatın medfun yere Akkoyunlu Sultanı, bu mübarek elçinin künyesine izafeten Şeyh Çabuk Cami’ni yaptırmıştır. (Kabir caminin ortasında bulunmaktadır.)
Paylaş