Paylaş
Zira uluslararası hukukun olmadığı bugünkü dünyamızda ne kadar güçlü iseniz o kadar haklısınızdır!
Yani artık haklının hukuku değil, güçlünün hukuku egemendir. Bu durum, bizim ceddimiz olan ve dünya üzerinde adaleti temsil eden Osmanlı’nın, devletler sahnesinden çekilmesinden sonra başlamıştır. Osmanlı’dan sonra meydan yeri, insan görünümlü sırtlanlara kalmıştır.
Emperyalistler denilen bu sırtlan sürüsü, geçen asırda dünyayı iki kez parselleyip paylaştı. Dünyanın hemen her yanında kan ve gözyaşı akıtarak insanları kitleler halinde öldürdüler, güçsüz ülkelere çökerek onları olabildiğince sömürdüler.
Kana, gözyaşına, gasp ettikleri mallarla doydular mı?
Asla!
Dünyamız yeni asırla birlikte yeni bir paylaşımın sancılarını yaşıyor.
Bugünkü paylaşımdaki ülkeler yine ağırlıklı olarak İslam ülkeleridir. İslam ülkeleri ellerindeki nimetlerin özellikle de petrol nimetinin kıymetini bilemediler. Bunca nimetin şükrünü eda etmek şöyle dursun bilakis nankörlük ettiler.
Allahütealâ da mahut nimetleri onların başına bela etti. Malum, bu ülkeler düşmanın hedef tahtasına kondu. Petrol kuyusunun başındaki Arap (onlar için Müslüman) kıyafetli adam ‘terörist’ ilan edildi.
Emperyalistler için sömürecekleri ülkelerin yönetim şekillerinin hiçbir önemi yoktur. Nitekim Suudi Arabistan’ın krallığı da İran’ın sözde İslami rejimi de kırk yılı aşkın süredir Suriye’deki Esed ailesinin zalim rejimi de onların umurlarında değildir; onlar, hangi yönetim olursa olsun onları kullanmaya ve sahip olduğu kaynakları sömürmeye bakarlar.
İran’ın, Irak’ın, Suriye’nin durumları ortada; ellerindeki nimetleri kendi halkları için kullanmadılar, halkları kendi yönetimlerine düşman ettiler.
Neyse ki Türkiye’nin gayretleriyle Suriye’deki baskıcı rejim yıkıldı, onun yerine yönünü Ankara’ya çeviren Ahmed Şara yönetimi işbaşına geldi. Türkiye, Şara’ya insan haklarına dayalı demokratik adımlar atması gerektiğini söyledi; o da bu adımları attı, atıyor.
Esed döneminde kimlik kartları bile bulunmayan Kürtlere eşit vatandaşlık ve yönetimde söz hakkı vereceğini deklare etti.
Suriye’de konuşlu terör örgütü PKK/YPG/PYD’nin Mazlum Abdi yönetimindeki kısmı iki kez yapılan anlaşmalara uymadı; en son 30 Ocak’ta yapılan anlaşmaya uyacağını ifade ettiler. Lakin, Kandil’e bağlı kısımları direniyor. Onlara da son bir şans tanındı ya teslim olurlar ya da merkezi yönetimin güçleri tarafından teslim alınırlar.
Zira hiçbir terör örgütünün meydan muharebesi yapacak gücü yoktur. Onlar ancak kahpece arkadan vurmayı, masumların arasında bomba patlatmayı, suikastlar yapmayı, intihar saldırısı yapmak gibi alçakça eylemleri yapmasını bilirler.
İşte gördük; dünyanın en donanımlı, eğitimli ve en güçlü terör örgütü olan PKK/YPG/PYD güçleri, merkezi Suriye ordusunun karşısında en ufak bir varlık gösteremeyip çil yavrusu gibi dağıldılar.
Daha da kaçacak ve saklanabilecekleri in bulamayacaklar!
Paylaş