Paylaş
Siyonist kafa, kendisinin dışındaki insanları, insan görünümlü adi yaratıklar olarak görür ve onların köklerini kurutup yeryüzünden silinmelerini ister. Bu aşağılık durumu da sözde ilahi buyruk olarak beller ve bunun gereğini yaparlar, yapıyorlar.
Zira bu kafanın yaratılış ve dolayısıyla yaşayış gayesi bellidir: Yeryüzünde fesat-bozgunculuk çıkarmak ve kan akıtmaktır, kendilerinin dışında hiçbir canlı bırakmamaktır.
İşte Trump, böyle bir kafanın emrindedir ve inanın, kendisi bile ne yaptığını, hangi bataklığa saplandığını bilmemektedir, bilememektedir.
Trump, İran bataklığında adeta Nasrettin Hoca’nın hırsızı gibi yakalandı, getir dersen gelmiyor, bırak gitsin dersen gitmiyor!
Trump’a, Venezuela ile bir oyun oynadılar; başındaki insanı alırsak, ülkeye, ülkenin petrolüne çökeriz dediler ve dediklerini aynen yaptılar. Koca bir ülkeye böylesine kolay çökülebileceğini gören Trump da şaşırdı ve ne oldum delisi oldu!
Venezuela oltasıyla zokayı yutan Trump, bu haleti ruhiye içerisinde neredeyse Mesih olduğunu ilan edecekti! Beyaz Saray’da ayin düzenleyerek, kendisine kutsallık atfetti.
Ziya Paşa’nın dediği gibi, Trump, artık ‘Herkesi kör, alemi sersem zannederek’ İran bataklığına bodoslama daldı. Çırpındıkça batıyor ve başında bulunduğu ülkeyi de temellerinden sarsıyor!
Belli ki, ABD’deki devlet aklı da Siyonistlerce teslim alınmış; Pentagon, Trump’ı durdurmak yerine ateşe doğru sürüklüyor.
Sular, bulanmadan durulmaz; dünya üzerindeki bütün yapılar ve düzenler (!) temellerinden sarsılarak yıkılıyor; böylesi gidişe Süleyman Demirel ‘sath-ı mail’ (eğik yüzey, kaygan zemin, bayır aşağı giden süreç) derdi. Bu kopan selin, neleri götüreceği ve nerede duracağı belli olmaz.
Her iki taraf da kazın öyle olmadığını gördüler ve şimdilik, on beş günlük geçici ateşkes konusunda anlaştılar. İsrail, bu durumu bile fırsata çevirerek, Lübnan’da taş üstünde taş bırakmıyor.
On beş gün sonra ne olacağını ABD de İran da bilmiyor!
Belli olan tek şey, dünya üzerindeki hayat, devam edecekse, bu durum, mutlaka yeni bir dünya düzeni ile devam edecektir.
Zira eski düzen (gerçekte düzensizlik), bütün kurum ve kuruluşlarıyla fonksiyonlarını yitirdi, işlevsiz kaldılar. Mesela NATO’yu kimse yıkmadı; en ufak bir caydırıcılık fonksiyonu ifa etmeden, kendi kapısına kilit vurdu-vuruyor!
Fransa Devlet Başkanı Macron, geçen sene, ‘NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti’ derken, bu gerçeği işaret ediyordu lakin kimi ülkeler bilerek, kimileri de bilmeyerek buna inanmadılar.
Trump, ‘NATO’dan çekileceğiz’ deyip iş başa düşünce, Avrupa ülkelerinin paçaları tutuştu.
Allah’tan bizim başımızda, bugünleri gören, ebed-müddet devlet aklına sahip, milletine sevdalı Sayın Erdoğan ve ona şartsız destek veren Sayın Bahçeli var.
Dikkat edin; bu günler, tıpkı geçen asrın başındaki netameli yılları andırıyor. O zaman da dünya bir kaosa sürükleniyordu; başımızdaki Sultan Abdülhamit, uyguladığı üstün siyaseti ile İmparatorluğumuzu savaşa sokmadı ve ülkenin ömrünü, tahtta kaldığı müddetçe (33 yıl) uzattı.
Onu indirip yerine gelen İttihat ve Terakki maceraperestleri ise, akılsızsa ülkeyi savaşa soktular ve koca imparatorluğu on sene içinde paramparça edip düşmana teslim ettiler.
Yalan söyleyen tarihe bakın ki, ülkesinin üzerine titreyen o koca sultan ‘kızıl sultan’ biliniyor ve ülkelerini paramparça edip düşmana teslim eden mahut sergerdeler ise ‘hürriyet kahramanı’ addediliyor!
Görelim Mevla’m neyler?
Paylaş