Hak, hukuk, adalet mi dediniz?

Hak, hukuk ve adalet kavramları yalnızca sözcüklerde kaldı, zira bunların hakikatlerinin, işlevsel yansımalarının sırra kadem bastığı, onlarca ve hatta yüzlerce yıl oldu.

Haberin Devamı

Bugün gelinen noktada, güçlü konumda olan dünyanın sözde en medeni(!) ülkeleri -ki bunların hiçbirisi Müslüman değildir- başta Türkler olmak üzere tüm Müslümanlara insan gözüyle bakmamaktadırlar.

Ne demek istediğimizi, İsrail’in ve Ermenistan’ın çoluk çocuk demeden işlemekte olduğu sivil katliamlarında görebilirsiniz. Bir hayvan katli için ayağa kalkan insanlığın, bunca Müslüman katliamları karşısındaki sessizliğini başka ne ile izah edebiliriz?

Bu denli bir düşmanlık, Müslümanların şahıslarından ziyade inanç sistemleri olan İslam dininedir. Bunu da saklamıyorlar; kimileri TV ekranlarından bu durumu dünyaya haykırmakta, kimi soysuzlar da bu dinin kutsal kitabı olan Kuran-ı Kerim’i meydan yerinde yakmakta bir beis görmüyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un İslamiyet’i dizayn etme küstahlığını hayretle izliyoruz.

Haberin Devamı

Almanya’daki camiye saldırı, İslam düşmanlığı değil de nedir?

Siz hiç İncil’i veya Tevrat’ı yakan veya bunlara dil uzatan bir Müslüman gördünüz mü?

Peki kutsal kitap yakan mı, yoksa kutsal kitaplara saygılı olan mı daha medeni?

Bilmeliyiz ki onları razı edebilmenin tek bir şartı var: Onlardan olmak, İslamiyet’i bırakıp Yahudi veya Hıristiyanlık dinine girmek.

Bu hali Allahü Teala da bildirmektedir: “Sen onların dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da senden asla memnun (razı) kalmayacaklardır.” (Bakara suresi, 120. ayet meali)

Bakınız Bulgarlar ve Macarlar aslen Türk olmalarına rağmen Hıristiyanlığı seçtiklerinden dolayı kabul görüyorlar.

O yüzden diyoruz ki, Türkiye olarak AB’nin kapısında boşuna oyalanıyoruz. Onlardan olmadıkça bizi almazlar.

Ve adeta bizimle alay ediyorlar.

AB’ye üye tek bir devlet bile istemese oraya giremeyiz. dün Yunanistan’ı kullanıyorlardı, bugünse G. Kıbrıs Rum yönetimini kullanıyorlar.

Kıbrıs’ta barış ve çözüm için onca uğraşıldı, Türkiye ve Kıbrıslı Türkler Annan Planını kabul etti. Rum yönetimi ise reddetti. Buna rağmen ve AB müktesebatına aykırı olarak Güney Kıbrıs’ı birliğe aldılar.

Türkiye’nin birliğe girişini de onun eline verdiler.

Haberin Devamı

Bunca yanlıştan, bunca hukuksuzluk ve adaletsizlikten sonra gelin de AB’ye girin ve Kıbrıs’ta çözüm üretin!

Kıbrıslı Rumlardan ve Yunanistan’dan anlayış beklemek beyhudedir. AB üyeleri olarak tüm kozları ellerinde bulunduruyorlar ve asla çözüme yanaşmıyorlar.

Yanaşmazlar da...

Bu saatten sonra yapılması gereken şey, KKTC’yi uluslararası tanımaya açmaktır.

Tarihe not düşmesi için bu durumu bir kez üzülerek burada yazıyoruz: KKTC’nin tanımasını vaktiyle Türkiye engellemişti. Bunu bana bizzat Rauf Denktaş söylemişti. “Pakistan, KKTC’yi tanıyacaktı, Türkiye mani oldu” dedi.

Ama Türkiye, artık o eski Türkiye değildir.

Boşuna akıntıya kürek çekmenin de manası yok; oynamakta oldukları oyunlarda oyalanmanın manası da yoktur.

Haberin Devamı

Onların anlayacağı dil budur ve o dil, zorla kabullendirmektir.

Zira zor, oyunu bozar!

 

Yazarın Tüm Yazıları