Paylaş
Dinamik ve bilgili Bakan, zihinleri de ‘aydınlattı’.
Türkiye enerji konusunda ‘darlık’ ve endişe çekme dönemini geride bıraktı.
Üstelik arama çalışmalarında ulaştığı altyapı henüz sınırlı sonuç vermesine, üretim kapasitesi ile ‘kendine yeterli’ bir ülke haline dönüşmemesine rağmen ulaşılan ‘rahatlık’ çok ümit vericidir. Bugün Türkiye, ülke topraklarında 3.729 km petrol, 6.662 km doğalgaz olmak üzere toplam 10.391 km petrol ve doğalgaz nakil hattına ulaştı.
Irak, Rusya, İran ve Azerbaycan kaynaklı olarak da tedarik çeşitliliğine kavuşuldu. Depolama kapasiteleri sıfırdan gerçekleşti.
Türkiye’nin ‘yenilenebilir enerji’deki hamleleri, enerji tedariğindeki çeşitlendirme ve bunları nakil hatları ile sürdürülebilir kılması, arama çalışmalarında yoğunlaşması sonuçlar vermeye başladı. Sakarya doğalgaz ve Gabar bunun ilk işaret fişekleri oldu.
En önemli sonuç Ukrayna-Rusya savaşı başladığında panik olan Avrupa’nın ve 2000’ler öncesi Türkiye’sinin ‘enerjisiz’ kalma endişesi yaşanmamasıdır.
İkinci sonuç ise Türkiye’nin bu nakil hatları ve eklenmekte olan ‘depolama tesisleri’ ile enerji ihracatçısı olmaya başlamasıdır. Örneğin zeytinyağımızda ‘dökme’ ürünümüzü alıp şişeleyen ve markasıyla büyük kazanç sağlayarak satan ülkeleri sıralar ve hayıflanırken bugün ülkemiz Rus, İran ve Azerbaycan doğalgazlarını harmanlamakta, ‘Turkish Blend’ olarak da yakın ülkelere satmaktadır.
Bulgaristan’ın Botaş’a bağımlı hale gelmesi ülke içinde siyasi tartışmaları körüklemektedir.
Yıllar önce ‘Mavi Akım’ı yaparken Mesut Yılmaz ne gibi suçlamalara muhatap kalmıştı?
Oysa, 1980’ler ve öncesinde ısınmasını kömürle yapan başta İstanbul ve Ankara’nın hava kirliliği ile boğuştuğu, hastalıkların tetiklendiği bir gerçekti.
O dönemde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile ticaret hacmini artırmak isteyen ‘devlet aklı’ arayış içine girmişti.
Daha sonra Turgut Özal hükümetlerinde Dışişleri Bakanı olacak olan Vahit Halefoğlu’nun Moskova Büyükelçiliği görevi esnasında ‘doğalgaz’ alımı anlaşmaları yolu açılmış, Botaş şebekesi projelendirilmiş, önce Ankara ve İstanbul’un bugünkü doğalgaz altyapısına kavuşması planlanmıştı.
Bugün, Türkiye’de doğalgaz ticareti ve dağıtımı konusunda uzmanlaşmış dev özel sektörler hep bu vizyonun sonucu olarak hayat bulmuşlardır. Ülke içindeki dağıtım şebekesi artık köylere kadar ulaşmıştır.
Türkiye’nin petrol ve doğalgaz nakil hatları ve ülke içindeki dağıtım şebekeleri, depolama tesis ve yeni projeleri, tedarik çeşitliliği milli güvenlik açısından da düşünmedikçe değerini tam anlayamadığımız bir anahtardır.
Bugün Akkuyu’da Ruslar ile başlayan nükleer enerji süreci Sinop’ta Güney Kore ile artarak devam edecektir.
Devlet aklının son 50 yılda kurguladığı ve farklı hükümetler eliyle ilerleyen yapılandırma son 20 yılda etkinleşmiş ve küreselleşecek boyut eşiğine varacak derecede yükselmiştir. Sadece Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu çatısı altındaki her düzey yönetici ve uzmanın bilgili, bilinçli ve aynı yöne bakan mevcudiyeti gelinen bu ‘bağımsızlaştırıcı’ noktanın önümüzdeki yıllarda hangi aşamaya ulaşacağını da anlatmaktadır.
Apartman toplantısı yapar gibi kurultaykolik olanların bunları anlama ihtimali var mıdır sizce?
Paylaş