"Fuat Bol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fuat Bol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fuat Bol

Devlet planlar ve denetler ama...

Devleti asli fonksiyonlarından soyutlarsanız ve üzerine vazife olmayan işlerle meşgul ederseniz, meydan yeri kapanın elinde kalır.

İktisat (ekonomi), ‘Bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak için kıt olan kaynakları kullanarak fayda sağlamaktır’ şeklinde tanımlanır.

Bireyin ihtiyaçları beslenme, barınma, ulaşım, adalet, güvenlik, sağlık, iletişim ve eğitimdir.

Aşırılıkta üzerimize yok, eskilerin tabiriyle ifratla tefrit arasında gelip gidiyoruz.

Ya aşırı devletçiyiz ya da aşırı derecede serbest ve kontrolsüzüz.

Bizim devletimiz, aynı anda (üzerine vazife olsun olmasın) tüm tavşanların peşinde koştuğundan, hiçbirisini tam anlamıyla yakalayabilmiş değil.

Bunların başında da eğitim gelmektedir. Önceleri eğitimin her kademesinde devlet vardı. Daha sonraları, özel girişimcilerin önü açıldı ve anaokulundan üniversiteye kadar her kademedeki eğitim için, özel girişimcilere müsaade edildi.

Devlet deyince asık suratlı, ceberut ve katılığı, özel girişim deyince de hoyratlığı, başıboşluğu anladık ve uyguladık maalesef.

Dikkat edecek olursanız eğitimin daha başında, içeriğine (mazruf) gelmeden zarfında kaybetmişiz. Bu yüzden dershaneciliği başımıza bela ettik.

Çocuklarımızı da, sınavdan sınava koşan yarış atları yaptık.

Devletin asli görevi olan planlama ve kontrol ise tek kelime ile hak getire!

Sağlıklı, bilimsel planlama yapılsaydı, bu denli bir diplomalı işsiz ordusu oluşur muydu?

Devletin bu aymazlığı FETÖ gibi art niyetli yapıların işine yaradı. Devletin kontrol etmekten kaçındığı eğitimi (ve tabii diğer tüm kurumları) A’dan Z’ye kontrol eder hale geldiler.

Sınav sorularını kendileri hazırlayıp kendi yandaşlarına verdi ve böylece devletin en ücra köşelerine kadar nüfuz ettiler.

Şimdi de ayıklayın bakalım pirincin taşını! Hemen her gün onlarcası hakkında yakalama emri çıkarılıyor, dipsiz bir kuyuya dalan hâkim ve savcılarımız akla karayı seçiyor!

Devlet en büyük yanlışı başına ‘milli’ ifadesini koyduğu kurumlara sahip çıkamamakla yaptı. Oysa millilik her devletin olmazsa olmazıdır. Millilik, milleti millet yapan değerler bütünüdür.

Bundan dolayıdır ki milli eğitim ve milli savunma o veya bu partinin keyfine terk edilemez.

Dikkat ederseniz milli eğitim diyor, öğretim bu eğitimin içinde yalnızca bir şubeden ibarettir. Çünkü bu bakanlığın eski ismi Maarif Nezareti idi. Maarifin kökü irfandır, yani bilginin yanında kültür de vardır.

Milli eğitim sürecini tamamlayan kişi, bilgili oluşunun yanı sıra, aynı zamanda arif (bilge) olur.

Hani nerede?

Osmanlının son döneminde Maarif Nazırı (Milli Eğitim Bakanı), haklı olarak “Şu okullar olmasa maarifi ne güzel idare ederdim” diye yakınıyordu. Zira ‘okullar’ dediği, kendine bağlı olmayan, sefaretlerin etrafında oluşan ve kontrol edilemeyen eğitim kurumlarıdır.

Biz, bu sözü bile amacından saptırıp aklımız sıra alay konusu yaptık.

İbret alınmadığı için tarih tekerrür etti ve biz yine okullarımızı (sivil ve askeri) FETÖ denilen ihanet şebekesinin emrine verdik ve üstelik maarifi çok iyi idare ettiğimizi zannettik.

Sonuç ortada!       

X