"Fuat Bol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fuat Bol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fuat Bol

Demokrasiyi sindirememek! (1)

1946’daki ilk demokrasi girişimimiz, o günkü tek parti iktidarının adı ‘halk’ olmasına rağmen halka güvenmemesinden olacak ki yüz karası bir kanunla yapılan seçimlerle akamete uğradı.

O seçimler için çıkarılan mahut rezil kanuna göre, oylar açıktan verilip gizli sayılacak ve tutanaklara öyle geçirilecekti. Bu yüzden demokratik ilk doğum ‘düşük’ gerçekleşti.

Buna rağmen halk, kelle koltukta oyunu CHP’nin rakibi olan partiye (DP) verdi. Halk için CHP’den ‘başka’ bir parti olması yeterliydi. Zira maddi ve manevi olarak ezilen halkın tek isteği, CHP’den kurtulmaktı. (Bunda 2. Dünya Savaşı’nın sebep olduğu yokluk ve kıtlık da tesirli olmuştur.)

Bu öylesine büyük bir öfkeydi ki, o günden beri (74 yıl) CHP bir daha tek başına iktidar yüzü görmedi.

Bugün dahi hâlâ yüzde 25’lerde sürünen CHP’nin “Ben ne yaptım?”, “Benim ne yapmam lazım?”, “Cumhuriyet’in kurucu kadrosu olmamıza rağmen, bu halk ne ara bizden bu kadar nefret etti?”, “Nerede yanlış yaptık ve hâlâ bu yanlışı neden sürdürüyoruz?” deyip bir muhasebe yapması gerekmez mi?

CHP bu tavrını (jakoben, baskıcı, tepeden inmeci) ta Osmanlı günündeki ilk kadrolarından (İttihat ve Terakki) devşirdi.

Onlara göre her şeyin doğrusunu kendileri bilir. Onlar yaptıysa, yanlış olsa bile doğrudur!

Bu zihniyete göre her şeyde tekseslilik esas alındı, oysa demokrasi yapısı itibarıyla çok sesli olmak zorundadır.

Eğitimden medyaya kadar her şeyimizi kuşatan ve fikri yapımızı körelten ‘tek’çi modelle bizim demokrasiyi hazmetmemiz mümkün değildir. Nitekim edemedik ve bu yüzden hep demokrasicilik oynadık.

Demokrasinin ilk adımı olan düşünce ve ifade özgürlüğünde bile anlaşamıyoruz. Bizden olmayan, bizim gibi düşünmeyen her fikri ve hareketi aşağılama ve hatta hakaret etme gibi bir alışkanlığımız var.

Her fırsatta özgürlük güzellemeleri yapmamıza karşın, her ideoloji sahibi yalnızca kendi mahallesi için özgürlük ve demokrasi istiyor.

Yalnızca kendilerini ve yaptıklarını beğenen bu zevat, ölçü/değer olarak kendilerini görüyor ve herkesin kendileri gibi düşünüp hareket etmesini ve hatta kendileri gibi giyinmesini istiyor.

Onların mahallesindeki kadının giyim tarzı ölçüdür, ‘diğer’ kadınlar da onlar gibi giyinmeli. Bunun aksi olduğunda, sözde kadın hakları savunuculuğu yapan ‘mor’ dernekler ölü taklidi yapar, nedense kendilerinden olmayan kadınların kadınlığı görülmez.

Siyasette de böyle değil mi?

Bizim parti kazanmışsa yaşasın, demokrasi ne güzel şey! Kaybettiyse, “Göbeğini kaşıyan, kıllı adamlar hangi partiye oy vermek gerektiğini nereden bilecek? İşte yine yanlış yaptılar, bunlar cezalandırılmalıdır” derler.

“Doğruyu yalnız ben bilirim” diyen tepeden inmeci bu anlayış milliyetçidir, halkçıdır, cumhuriyetçidir, laiktir, devletçidir, inkılapçıdır.

Bu ilkeleri başkalarının kısmen veya tamamen benimsemesi mümkün değildir. Zira onların CHP’li olmamaları, bu ilkeleri benimsememelerinin gerçek ve yeter nedenidir.

Kendileri vatan kurtaran, dolayısıyla vatansever, rakipleri ise vatanın öksüzüdür!

‘Acaba’sı olmayan bu düşünce tarzı dogmatiktir ve tarihin dehlizlerinde kalmıştır.

Hâlâ bizde revaçta olmasının sebebi işte bu kafadır!

Bu ‘kafa’ değişmedikçe de bu ülkede, hak ve hakikat namına hiçbir oluşa imkân yoktur.

Zira bu kafa demokrasinin önündeki en büyük engeldir.

Demokrasiye darbe yapan veya yapılmak istenen darbelere çanak tutan da bu kafadır.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI