Paylaş
Birinci merhalede İran’daki iç karışıklığa bel bağlayarak, İran’ın dini liderini ve üst düzey yöneticilerini öldürüp, başsız bıraktıkları ülkede iç savaş çıkarmak istediler.
Bekledikleri bu savaş esnasında, elleri altındaki vekalet güçlerini (PKK, YPG, DAEŞ) harekete geçirip, tıpkı vaktiyle Irak’a yaptıkları gibi, paramparça olmuş bir İran’ı rahatlıkla işgal etmeyi hesap etmişlerdi.
Yaptıkları bu denli aşağılık eylemler, onların istedikleri sonucu vermediği gibi tam tersi oldu. Yani İran halkı yekvücut oldu, rejim ve yönetimin etrafında kenetlenerek düşmanla savaşmaya başladı.
Karşılıklı füzeler savaşında, savaşa taraf olanlarla birlikte, taraf olmayan komşu ülkelerde de yıkımlar ve insani kayıplar oldu ve olmaya devam ediyor.
Bu durumu fırsat bilen İblis’in iki oğlu (Trump-Netanyahu) bölgemizdeki en şeytani oyunu tezgahlıyorlar. Sünni-Şii mezhep çatışması için, yangına körükle gidiyorlar.
Türkiye’mizi bile müteaddit kereler atılan füzelerle aynı oyunun içine çekmek istiyorlar.
Allah saklasın; böyle bir durumda İslam ülkeleri birbirleriyle boğuşup kan gövdeyi götürdüğünde, İsrail ile ABD ellerini ovuşturup zaferlerini ilan edecekler!
Dikkat edin; ABD ve İsrail ve hatta batılı müttefikleri on yıllar boyu, bu durumun gerçekleşmesini, yani Sünni-Şii savaşını istiyor. İran’ın önünü bunun için açtılar; çeşitli vekalet güçleri kurdurarak, bölgedeki bütün ülkelerin içlerine kadar nüfuz ettirdiler.
Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da, Körfez ülkelerinde ve Yemen’de konuşlu, İran’ın bu vekalet güçlerine şimdi terör örgütü diyorlar ve bu bahane ile oralarla da savaşıyorlar. Bu cümleden olarak, kimi ülkeleri güdümlerine alıyor, kimilerini de işgale yelteniyorlar.
Allahü Teâlâ Müslüman ülkelerin yöneticilerine feraset versin!
En ufak bir gaflet halleri, düşmanın ekmeğine yağ süreceği gibi, kendilerinin de yakacakları bu ateşle yanıp kül olmalarına sebep olur.
Vekalet güçlerinden Kürt oluşumlar, bu oyuna gelmeyeceklerini ilan ettiler. ‘Artık bizi mayın eşeği olarak kullanamayacaksınız!’ diyerek direttiler.
İran da attığı füzelerle bölge ülkelerini değil, bölge ülkelerindeki ABD üslerini vurduğunu açıkladı. Türkiye’ye atılan füzeler için de biz (İran) atmadık diyorlar.
Bunlar, İran’daki FETÖ’vari yapılanmaların işi olabilir; aman dikkat!
İki şeytandan Netanyahu’nun hedefi Arz-ı Mev’ud, Trump’ın hedefi ise petrol ve petro-doların yeniden ikame olmasıdır.
Her iki şeytanın da hezimete uğraması, Müslüman ülkelerin yöneticilerinin basiretli kararlarına bağlıdır. Yani oyuna gelmeyip, birbirlerine düşmemesine bağlıdır.
Şimdiye kadar bu basireti gösteremediler, bakalım şimdi ve bundan sonra gösterebilecekler mi?
Osmanlının yıkılışı ve Halifeliğin kaldırılmasından sonra başsız ve sahipsiz kalan bütün bir İslam alemi, imamesi kopmuş tespih taneleri gibi, her tarafa dağılmış ve savrulmuş durumdadır.
Daha da önemlisi, Müslümanlar, birlik ve ümmet olma şuurunu kaybetti; ya akıllarını başlarına devşirip bir ve beraber olacaklar ya da birer birer yutulup yok olup gidecekler!
Paylaş